TEKNOLOJİ
Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" 05 Mayıs 2026 Salı - 10:33:06 Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
05 Mayıs 2026 Salı - 09:51 Ordu’da imam hatip öğrencilerinden bilim fuarı Ordu’nun Ünye ilçesinde düzenlenen 4006 Bilim Fuarı ziyaretçilerden tam not aldı. Ünye İmam Hatip Ortaokulu, geleceğin bilim insanlarını ve teknoloji yıldızlarını ağırlayan görkemli bir bilim şenliğine ev sahipliği yaptı. Proje yürütücülüğünü okulun Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni Yeter Emiralioğlu’nun üstlendiği fuarda, 13 danışman öğretmen ve 50 öğrencinin aylar süren emeğiyle hazırlanan 19 farklı proje sergilendi. "Öğrencilerimizi her branşta destekliyoruz" Etkinliğin çocukların dünyasındaki önemine değinen Emiralioğlu, "Burada, 13 öğretmen ve 50 öğrencinin görev aldığı bir bilim fuarındayız. Çocuklarımız doğal olarak çok heyecanlılar; aralarında ilk kez böyle bir fuar deneyimi yaşayan ve ilk defa kendi projesini üreten öğrencilerimiz var. Fuarımızda 4006-B programının gerektirdiği belirli tematik alanlar doğrultusunda; oyun ve oyunlaştırma, yapay zekâ, robotik kodlama ve değerler eğitimi gibi beş farklı başlıkta çalışmalar yürüttük. Yeni nesil çocuklar teknolojiye zaten oldukça meraklı. Okulumuzdaki bilgisayar atölyesi, öğrencilerimizin bu merakını akademik bir zemine taşıyor. Velilerimiz de bu konuda oldukça bilinçli ve ilgili. Bizler de özellikle bilişim teknolojileri ile teknoloji ve tasarım derslerinde diğer branşlarda olduğu gibi öğrencilerimizi sonuna kadar destekliyoruz" dedi. "Hedefimiz TEKNOFEST" Okul olarak yeni hedeflerinin fuardaki bazı projeleri detaylandırarak TEKNOFEST’e başvuruda bulunmak olduğunu ifade eden Emiralioğlu, "Aktif olarak kullandıkları bir çalışma alanımız var; çocuklar istedikleri her an oraya giderek projeleri üzerinde çalışabiliyorlar. Şimdiki hedefimiz, bu projeleri daha da detaylandırıp geliştirerek TEKNOFEST’e başvuruda bulunmak. Çocuklar, faydalı bir şeyler üretmenin bilinciyle daha büyük bir şevkle çalışıyorlar. Özellikle fuarda görev alan öğrencilerimizin gözlerindeki heyecan görülmeye değerdi" diye konuştu. 4006-B Bilim Fuarı programı kapsamında hayata geçirilen etkinlikte oyunlaştırma, yapay zeka, robotik kodlama ve değerler eğitimi gibi 5 ana tematik alanda hazırlanan projeler dikkat çekti. Okul bahçesinde kurulan stantları gezen ziyaretçiler, öğrencilerin teknolojiye olan hakimiyetini ve ürettikleri yenilikçi çözümleri yakından inceleme fırsatı buldu. Fuar, gün boyu süren sunum ve etkinliklerin ardından sona erdi.
Alanya Teknokent’in yol haritası görüşüldü
07 Ocak 2026 Çarşamba - 16:27 Alanya Teknokent’in yol haritası görüşüldü Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi girişimleri ile Alanya’ya kazandırılan Teknokent AŞ için düzenlenen ikinci toplantıda yol haritası belirlendi. Alanya’nın teknoloji ve sanayi alanında daha hızlı ilerlemesi adına üniversiteler ile üretim sektörleri arasında iş birliği sağlanarak ülke sanayisine önemli katkılar sağlayacak Alanya Teknokent AŞ için ALKÜ ev sahipliğinde bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, Alanya’nın bilim, teknoloji ve girişimcilik ekosistemine katkı sunacak Teknokent yapılanmasının kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini görüşüldü. "Alanya teknokent, bölgenin geleceğine yön verecek" Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, Alanya Teknokent AŞ’nin yol haritasının belirlendiği toplantının, şehrin kalkınma vizyonu açısından son derece önemli olduğunu ifade etti. Kaymakam Öztürk, "Üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız ve iş dünyamızın ortak akılla ortaya koyduğu bu güçlü iş birliği, Alanya’nın bilim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında daha ileri bir noktaya taşınmasını sağlayacaktır. Alanya Teknokent AŞ’nin; yenilikçi fikirlerin ürüne dönüşmesine, nitelikli istihdamın artmasına ve bölgemizin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bu sürece katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" dedi. "Alanya Teknokent’i güçlü ve sürdürülebilir bir yapıyla ilerleteceğiz" Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Teknokent AŞ’nin kuruluş sürecinden sonra somut hedeflere odaklanılan önemli bir aşamaya geçildiğini belirtti. Rektör Türkdoğan, "Alanya Teknokent AŞ için gerçekleştirdiğimiz bu ikinci toplantıda, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimizi netleştirerek yol haritamızı ortaya koyduk. Amacımız, Teknokentimizi yalnızca fiziki bir alan değil; akademi, kamu ve sanayinin etkin biçimde buluştuğu güçlü ve sürdürülebilir bir inovasyon ekosistemi haline getirmektir" dedi. Alanya’nın sahip olduğu potansiyelin bilim ve teknolojiyle daha etkin değerlendirileceğini vurgulayan Rektör Türkdoğan, "Üniversitelerimizin bilgi birikimi ile üretim sektörlerinin tecrübesini bir araya getirerek, katma değeri yüksek projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Belirlenen yol haritası doğrultusunda, girişimcilerimizin Ar-Ge ve ticarileşme süreçlerine daha hızlı ve etkin destek sunan bir yapı inşa edeceğiz. Alanya Teknokent AŞ, şehrimizin kalkınma vizyonuna yön veren önemli bir merkez olacaktır" ifadelerini kullandı. Katkı veren kurumlara teşekkür edildi Alanya Teknokent AŞ’nin hem bölgeye hem de ülke ekonomisine uzun vadede önemli katkılar sağlayacağına inandığını dile getiren Rektör Türkdoğan, paydaş kurumlarla sağlanan iş birliğinin önemini vurgulayarak Alanya Teknokent AŞ’nin kurulmasına öncülük eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’a, Bakan Yardımcımız Muhammet Kasım Gönüllü’ye, Antalya Valimiz Hulusi Şahin’e, Önceki Dönem Dışişleri Bakanı Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’na, Antalya Vali Yardımcımız Mustafa Hulusi Arat’a, Alanya Kaymakamımız Şakir Öner Öztürk’e, Alanya Belediye Başkanımız Osman Tarık Özçelik’e, Alanya Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Turan Sağer’e, ALTSO Başkanımız Eray Erdem’e ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. "İş dünyasıyla daha güçlü bağlar kurulacak" Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer yaptığı konuşmada Alanya’nın büyük bir avantaj elde ettiğini dile getirdi. Rektör Sağer, konuşmasında, "Alanya Teknokent, üniversitelerimizin akademik birikimini iş dünyasının dinamizmiyle buluşturarak girişimcilik ve inovasyonun merkezi haline gelecektir. Bu yapı sayesinde öğrencilerimiz ve araştırmacılarımız, fikirlerini somut projelere dönüştürme fırsatı bulacak; iş dünyasıyla daha güçlü bağlar kurulacaktır. Alanya Teknokent’in, şehrimizin teknoloji üretim kapasitesini artırarak hem bölgesel kalkınmaya hem de ülke ekonomisine değer katacağına inanıyorum. Bu süreçte emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. "Teknokenti kalıcı ve sistematik zemine taşımak istiyoruz" "Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz Teknokent AŞ’nin yol haritasını belirlemek için ALKÜ Rektörümüz ev sahipliğinde istişare toplantısı düzenledik" diyerek açıklamada bulunan ALTSO Başkanımız Eray Erdem, "Toplantımızda, önümüzde süreçte yapacağımız çalışmaları ele alıp, yol haritamızı belirledik. Alanya Teknokent AŞ ile; üniversitelerimiz ile iş dünyası arasındaki iş birliğini daha güçlü, sistematik ve kalıcı bir zemine taşımayı amaçlıyoruz. Bu yapı sayesinde Ar-Ge, inovasyon ve katma değerli projelerin teşvik edilmesini, yerel işletmelerimizin teknolojik kapasitesinin yükseltilmesini ve bölgemize yeni yatırım ile istihdam alanlarının kazandırılmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Teknokent AŞ’in geliştirilmesine yönelik düzenlenen ikinci toplantıya Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer, ALTSO Başkanı Eray Erdem, ALKÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu ve Prof. Dr. Işık Bayraktar, Alanya Teknokent AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Salih Tellioğlu ve akademisyenler katıldı.
Kamudan toplanan hurdalar MKE tesislerinde silah ve mühimmata dönüştürülüyor
07 Ocak 2026 Çarşamba - 16:01 Kamudan toplanan hurdalar MKE tesislerinde silah ve mühimmata dönüştürülüyor Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), kamu kurum ve kuruluşlarından topladığı hurdaları Kırıkkale, İzmir Aliağa ve Kocaeli Seymen’deki geri dönüşüm tesislerinde işleyerek, silah ve mühimmat üretiminde değerlendiriyor. Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), kamu kurum ve kuruluşları ile piyasadan topladığı hurdaları savunma sanayiine kazandırarak, Mehmetçiğin ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmat üretiminde kullanıyor. Türkiye’nin en büyük savunma geri dönüşüm merkezlerinden biri MKE Geri Dönüşüm İşletmesi, Kırıkkale, İzmir Aliağa ve Kocaeli Seymen’de bulunan üç tesisinde yürüttüğü faaliyetlerle Türkiye’nin en yetkin savunma geri dönüşüm merkezleri arasında yer alıyor. Şirket, 2025 yılında kamu ve özel sektörden yaklaşık 300 bin ton hurda tedarik ederek hem kendi fabrikalarının ham madde ihtiyacını karşıladı hem de sivil piyasanın nitelikli atık ihtiyacına katkı sağladı. Hurda çelik silah ve mühimmata dönüşüyor Toplanan hurdalar, tesislerde uzman ekipler tarafından kimyasal ve fiziksel özelliklerine göre ayrıştırıldıktan sonra MKE Çelik ve Pirinç Fabrikası’nda işleniyor. Elektrikli ark ocaklarında 1250 derece sıcaklıkta ergitilen hurdalar, 3 bin tonluk preslerde şekillendirilerek vasıflı çeliğe dönüştürülüyor. Elde edilen çelik, 5,56 milimetre ile 155 milimetre arasındaki tüm silah sistemlerinde, hafif ve ağır silah namlularında, mühimmat gövdelerinde ve ileri savunma teknolojilerinde kullanılıyor. MKE, bu süreçle savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu stratejik ham madde tedarikinde dışa bağımlılığın azalmasına, maliyet verimliliği ve döngüsel üretim kapasitesinin artırılmasına katkı sağlıyor. Geri dönüşümden elde edilen gelir, aynı zamanda şirketin AR-GE yatırımları ve yeni nesil savunma projelerine kaynak oluşturuyor. Çevresel sürdürülebilirlik de destekleniyor Çevresel etkiler bakımından da önem taşıyan süreçte geri dönüşüm yoluyla enerji tüketimi ve karbon salımı azaltılıyor. Her bir ton metalin geri kazanımıyla doğaya yaklaşık 1,8 ton karbondioksit eşdeğeri emisyonun salınmasının engellendiği belirtiliyor. MKE, tehlikeli atıkların güvenli yönetimi ve çevre dostu üretim yaklaşımıyla hem ekosistemin korunmasına hem de gelecek nesillere daha güçlü bir savunma mirası bırakılmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
ASELSAN’dan modern muharebe sahasında ‘AESA’ radar projesi
07 Ocak 2026 Çarşamba - 12:27 ASELSAN’dan modern muharebe sahasında ‘AESA’ radar projesi ASELSAN’ın geliştirdiği AESA (Active Electronically Scanned Array) radarlar, binlerce alıcı-verici modülün tek bir anten üzerinden bir araya gelmesini sağlayarak, elektronik harbe karşı ileri seviye teknoloji sağlıyor. ASELSAN’ın geliştirdiği AESA radarlar, binlerce alıcı-verici modülün tek bir anten yüzeyinde bir araya gelmesiyle çalışan modern radar sistemleridir. Bu modüllerin her biri kendi başına sinyal gönderip alabilen küçük birer antendir. AESA’nın en önemli özelliği, sahip olduğu bu modüllerin her birine farklı faz kaydırma değerleri uygulayarak uzayda yayın yaptığı yönü elektronik olarak ayarlayabilmesi ile öne çıkıyor. Radar anteninin fiziksel olarak dönmesine gerek kalmadan yayın yönü milisaniyeler içinde değiştirilebiliyor. Bu özellik, radarın farklı arama bölgeleri içerisinde aynı anda arama yapabilmesine, farklı bölgelerdeki veya farklı tipteki hedefleri aynı anda takip edebilmesine ve böylelikle aynı anda farklı görevleri icra edebilmesine imkan sağlıyor. Ayrıca bu radarlar, mekanik radarlara göre çok daha esnek, hızlı ve güvenilir bir yapı sunuyor. AESA radarları elektronik harbe karşı ileri seviye teknoloji sağlıyor Günümüz hava muharebe ortamının esnek görev konseptinin gerektirdiği yüksek performans ve elektronik harbe karşı ileri seviye dayanıklılık gösteren AESA radarları, küçük ve düşük görünürlük özellikli hedefleri uzun menzilden tespit edebiliyor, daha çevik ve yüksek doğruluklu hedef takibini sağlayarak silah angajman başarısını artırıyor. Elektronik olarak tarama yapma kabiliyeti sayesinde hem hedef arama hem hedef takip işlemlerini eş zamanlı gerçekleştirebilen radar, angaje olunan hedeflere takibi koruyarak durumsal farkındalığı devam ettirebiliyor. AESA radarlar, ayrıca esnek planlama altyapısı ve saniyede 500 gigabit’in üzerinde veri işleme yeteneği ile radar görevlerinin yanı sıra iletişim, veri aktarma ve elektronik harp görevlerini de zaman paylaşımlı olarak icra edebiliyor. Bakım ve işletme avantajları ile de öne çıkan AESA radarlar, harbe hazırlık ve bakım kolaylığı anlamında operasyonel yetenek kazanımını da beraberinde getiriyor. Murad AESA Burun Radarı, Türkiye’nin AESA radar ihtiyacına cevap veriyor AESA radar sistemlerinin mekanik taramalı radarlara göre avantajları bulunuyor. Çip seviyesinden itibaren ASELSAN mühendisleri tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Murad AESA Burun Radar ailesinin Türkiye’nin bu alandaki son teknoloji AESA radar ihtiyacına cevap vermesi bekleniyor. Geliştirilen Murad AESA Burun Radarı’nın platformlara göre uyumlanabilen farklı alternatifleri ile bir yandan Türkiye’nin muharip savaş uçaklarına yeni kabiliyetler sağlarken, diğer yandan da insansız hava araçlarına (İHA) hava-hava angajman yeteneği sağlayarak hava muharebelerinin geleceğini şekillendireceği ifade edildi. Şu ana dek F-16 Özgür, Akıncı İHA ve Bayraktar Kızılelma gibi çeşitli platformlarda uçuşlar gerçekleştiren ve yeteneklerini sergileyen Murad 100-A AESA Burun Radarı’nın ANKA-III ve diğer çeşitli platformlara da entegrasyonu için çalışmaların süreceği öğrenildi.
İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi törenle hizmete açıldı
06 Ocak 2026 Salı - 19:08 İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi törenle hizmete açıldı İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (İBTAM) Bayram Kızılaslan Araştırma Laboratuvarı Ek Binası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Recep Bentli, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Genel Sekreter Yardımcıları Ömer Çelik ile Yaşar Kalkan, İBTAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdoğan, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşu İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Rektör Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, törene katılamayan hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mesajını okudu. Mesajında Kızılaslan şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi bünyesinde tamamlanan İBTAM’ın araştırma laboratuvarının açılışında sizlerle birlikte olmayı çok isterdim ancak iş yoğunluğum ve hava muhalefeti nedeniyle aranızda bulunamadım. Bu vesileyle mazeretimi saygıyla arz ediyor, anlayışınıza sığınıyorum. Bilimsel üretimin gelişmesi, nitelikli insan kaynağı kadar bunu destekleyen modern altyapı araştırma imkanları ile mümkündür. Bu laboratuvarın araştırmacılarımıza, öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacağına, üniversitemizin araştırma geliştirme kapasitesini daha da ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bu kıymetli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan, başta üniversite yönetimimiz olmak üzere tüm akademik idari kadroya, teknik ekiplere ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Laboratuvarımızın üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasının, burada yapılacak çalışmaların değerli sonuçlar üretmesini diliyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum." Törende ilk olarak konuşan İnönü Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mütevazı kişiliğine dikkat çekti. Kızılaslan’a teşekkür eden Kızılay, "Bugün açılışını yaptığımız bu yer sıradan bir öğrenci laboratuvarı değil; tümüyle ileri düzey bir araştırma laboratuvarıdır. Burası İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Merkezi’nin (İBTAM) bir devamı niteliğindedir. Bu kıymetli eseri üniversitemize, şehrimize ve bilim dünyasına kazandırdığı için kendisine şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Tesisle bilimsel üretkenlik artacaktır" Rektör Akpolat, deprem sonrası Fen Edebiyat Fakültesinin araştırma bloklarının yıkılmasıyla yaşanan bilimsel altyapı kaybına değindi. Bu yeni tesisin üniversitenin "Araştırma Üniversitesi" olma hedefi için hayati önem taşıdığını söyleyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Deprem bölgesinde umutlarımızın tükendiği anda Bayram Kızılaslan bizlere kapılarını açtı. Fen Edebiyat Fakültemizin 7 bloğunun yıkılmasıyla araştırma altyapımız yerle bir olmuştu. Bu 2 bin 400 metrekarelik modern binada fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilim dallarından yaklaşık 50 öğretim üyemiz 14 laboratuvar ve 14 ofiste bilimsel üretkenliklerini artıracaklar. Bu tesis hocalarımızın deprem sonrası hissettikleri akademik mutsuzluğu tamamen giderecektir." Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er de üniversite-şehir entegrasyonuna vurgu yaparak belediye olarak bilimsel projelere tam destek verdiklerini belirtti. Malatya’nın yeniden inşa sürecine ilişkin bilgiler paylaşan Er, "Malatya hızla toparlanıyor. Önümüzdeki yaza yepyeni bir şehirle buluşacağız. Üniversitelerimiz bizim göz bebeğimizdir. Sadece öğrenci yetiştirmekle kalmamalı; şehirle ve sanayiyle entegre çalışarak kente katkı sunmalıdırlar. Belediye olarak üniversitelerimizle sürekli irtibat halindeyiz ve hocalarımızın Malatya’nın geleceği için hazırlayacağı her türlü projeye kapımız sonuna kadar açıktır" diye konuştu. "Bilimsel yapıyı güçlendirmek gerekiyor" Törenin kapanış konuşmasını yapan Malatya Valisi Seddar Yavuz ise bilimin ve teknolojinin önemine değindi. Malatya’nın deprem sonrası toparlanma hızında Türkiye’nin en başarılı şehirlerinden biri olduğunu belirten Yavuz, şu ifadeleri kullandı: "Hür, bağımsız ve onurlu yaşamak istiyorsanız dünyayla rekabet etmeniz, bunun için de bilimsel yapınızı güçlendirmeniz gerekir. Ar-Ge, inovasyon ve dijital çağa yatırım yapmalıyız; aksi takdirde sanayi devrimini kaçırmaktan daha feci bir duruma düşeriz. Malatya, deprem bölgeleri içerisinde en geriden gelip en öne geçen şehirdir. Artık Malatya markasını parlatmaya ve kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Bu vesileyle nezaketi ve zarafetiyle örnek olan hayırseverimiz Bayram Kızılaslan’a teşekkür ediyorum." Konuşmaların akabinde protokol üyeleri merkezin açılışını gerçekleştirdi.
GUHEM 2025 yılında 1 milyon ziyaretçi ağırladı
06 Ocak 2026 Salı - 13:04 GUHEM 2025 yılında 1 milyon ziyaretçi ağırladı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde, kurulan Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM), 2025 yılında da Türkiye’nin uzay ve havacılık temalı en kapsamlı eğitim merkezi olma özelliğini pekiştirdi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerle birlikte GUHEM, yıl boyunca 1 milyona yakın ziyaretçiyi bilimle buluşturdu. Alanında Avrupa’da en büyük dünyada ise ilk 5 merkez arasında bulunan GUHEM; interaktif deney düzenekleri, profesyonel simülatörler, bilim iletişimcileri eşliğinde atölyeler, bilim gösterileri, söyleşiler, bilim kafe etkinlikleri ve aile katılımlı organizasyonlarla dopdolu bir yılı geride bırakıldı. Eğitim programları kapsamında okul öncesinden liseye kadar on binlerce öğrenci, Havacılık, Uzay Teknolojileri ve Astronomi başlıklarında uygulamalı eğitimlere katıldı. Türkiye’nin her köşesinden GUHEM’e bilim yolculuğu 2025 yılı boyunca Bursa başta olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Balıkesir, Mersin, Tekirdağ ve Şanlıurfa’nın da aralarında bulunduğu birçok ilden gelen 6 bine yakın okul grubu, GUHEM’de bilimle buluştu. Azerbaycan, Rusya, Hollanda ve Nijerya gibi ülkelerle yürütülen projeler kapsamında uluslararası öğrenciler de GUHEM’in eğitim programlarına katıldı. Bursa’daki meslek liseleri, fen liseleri ve köy okullarına yönelik projeler kapsamında 80’den fazla okulda 500’ün üzerinde eğitim gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından astronomlar eşliğinde teleskoplarla güneş ve gece gözlemleri yapıldı. Öğrencilere gök atlasları ve popüler bilim yayınları hediye edilerek bilimsel merakın kalıcı hale getirilmesi hedeflendi. Öğretmenlerden akademiye uzanan etki GUHEM Öğretmen Ağı, farklı branşlardan öğretmenleri aynı gökyüzü altında buluşturarak 10 bini aşkın üyeye ulaştı. 2025 yılında 174 çevrim içi ve yüz yüze eğitim ile binlerce öğretmenin uzay ve astronomi alanındaki bilgi ve deneyimleri desteklendi. Ayrıca IAU Office of Astronomy for Education tarafından fonlanan öğretmen eğitim programlarıyla ortaokul müfredatına yönelik çalışmalar yürütüldü. Dünya uzay haftasının koordinatörü GUHEM Dünya Uzay Haftası’nın Türkiye Ulusal Koordinatörü olan GUHEM öncülüğünde, ilkokuldan üniversiteye kadar geniş bir katılımla ülke genelinde 5 binden fazla etkinlik hayata geçirildi. International Astronautical Federation (IAF) üyesi olan GUHEM, 76. Uluslararası Astronotik Kongresi (IAC) kapsamında kabul edilen akademik çalışmaları ve NASA, CNES, Bahrain Space Agency gibi kurumların yer aldığı çok uluslu projelerdeki katkılarıyla uluslararası alandaki etkinliğini artırdı. TEKNOFEST, Gökyüzü Gözlem Etkinliği, Bilimfest, Türkiye İnovasyon Haftası ve Türkiye E-Ticaret Haftası gibi birçok organizasyonda kurulan uzay ve havacılık temalı deneyim alanlarıyla GUHEM, bilimi toplumun her kesimine taşımaya devam etti. Tam Ay Tutulması ve En Uzun Gece gibi özel günlerde ise ulusal ve uluslararası paydaşlarla ortak gözlem ve etkinlikler düzenlendi. Astronotlar, markalaşan etkinlikler ve erişilebilirlik Türkiye’nin astronotları Alper Gezeravcı, Tuva Cihangir Atasever ve Gökhan Erdem, yıl boyunca GUHEM’de öğrenciler ve ailelerle bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı. Perseid Meteor Yağmuru Etkinliği, Nocturne: Gece Gece, İnteraktif Bilim Tiyatrosu, sinema geceleri ve rol-play etkinlikleri GUHEM’in markalaşan organizasyonları arasında yer aldı. Engelsiz mimari düzenlemeler, görsel ve işitme destek sistemleri ile kapsayıcı rehberlik hizmetleri sayesinde GUHEM, Erişilebilir Merkez Unvanı alarak bilimi herkes için ulaşılabilir kıldığını bir kez daha ortaya koydu. "Her yaştan ziyaretçinin merakla takip ettiği bir merkez" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, GUHEM’in Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine hizmet eden stratejik bir vizyon projesi olduğunu belirterek, "GUHEM’i hayata geçirirken ortaya koyduğumuz temel vizyon; çocuklarımızı ve gençlerimizi hızla değişen dünyanın ve geleceğin mesleklerine hazırlamaktı. Uzay ve havacılık gibi yüksek katma değerli alanlarda erken yaşta farkındalık oluşturmak, merak duygusunu kalıcı bir öğrenme kültürüne dönüştürmek ve nitelikli insan kaynağının temellerini atmak, GUHEM’in en önemli misyonu. GUHEM, 2025 yılında her yaştan katılımcının merakla takip ettiği bir merkez oldu. 1 milyona yakın ziyaretçiyi GUHEM’de ağırlamamız, bu vizyonun toplumun her kesiminde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koyuyor." dedi. "Bursa’yı güçlü bir çekim merkezi haline getirdi" Bursa’nın dönüşüm sürecinde bilimin ve teknolojinin merkezi bir rol üstlendiğine dikkat çeken İbrahim Burkay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bursa, üretim gücünü bilgi, teknoloji ve inovasyonla bütünleştiren bir şehir vizyonuyla yoluna devam ediyor. GUHEM, bu dönüşüm vizyonunun en somut ve en stratejik adımlarından biri. Yerelden ulusala, ulusaldan küresele uzanan etki alanıyla GUHEM; Bursa’yı uzay, havacılık ve bilim eğitiminde güçlü bir çekim merkezi haline getirdi. Bursa’mızın ve ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. Yeni yılda da herkesi GUHEM’in sunduğu uzay, havacılık ve bilim yolculuğuna bekliyoruz."
Her maile izin vermeyin
06 Ocak 2026 Salı - 12:15 Her maile izin vermeyin Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, bilişim dünyasında son zamanlarda servis sağlayıcılarının altyapısı kullanılarak mail yoluyla virüs yollandığını söyleyerek, "Özellikle kurumsal mail hesapları tercih ediliyor" dedi. Siber dünyada güvenlikle ilgili sorunların hat safhaya ulaştığını söyleyen Hakan Topuzoğlu, "Ne yazık ki her geçen gün daha farklı olaylarla karşılaşıyoruz. Şimdi de özellikle Google, Yandex gibi bilinen firmaların altyapısı kullanılarak sanki onlardan gelen bir mail görünümünde mail bildirimleri geliyor. Aslında mail bildirimleri genelde dosya paylaşımı ya da dosya izin verme ses paylaşımı görünümünde. Ancak siz buna tıkladığınız anda ne yazık ki bilgisayarınıza virüs truva atı, trojen gibi zararlı yazılımları kabul etmiş oluyorsunuz. Aslında genelde şöyle yapılıyor. Nasıl anlaşılabilir ya da nasıl önlemleri almalıyız konusunda şu şekilde cevap verebiliriz. Mesela diyor ki ‘teklifiniz kabul edildi’ ‘şu ürünlerle ilgili teklif verebilirsiniz’ gibi biraz daha insanların ticari olarak da iştahını kabartacak mesaj gönderiliyor son dönemlerde. Bunlara karşı dikkatli olmalıyız. Hemen tabi tıklamamalıyız. Bununla birlikte bilgisayarımızda internet güvenlik duvarı, güvenlik yazılımları olması gerekiyor ve artık gerçekten de her zaman bahsettiğimiz bu siber savaşlar siber güvenlikle ilgili sıkıntılar hat safhaya gelmiş durumda. Her gün bunlarla da ne yazık ki karşılaşıyoruz" dedi. Topuzoğlu, her mail için izin verilmemesi gerektiğini söyleyerek, "Geçtiğimiz yılın Aralık ayında da ilk 14 günde 3 bin 200 civarında bu tarz olayla karşılaşılmış ve bunun da hiç az olmadığı görülmektedir. Genellikle kurumsal mail adresleri hedefleniyor ve bunu yapanlar da VPN kullandıkları ya da sahte mailler kullandıkları için ne yazık ki tespit edilemiyor. Hatta daha da acı bir durum var diyelim. Başka kurumların e-mail adresleri ele geçirilerek onların üzerinden gönderimi yapılıyor ve herhangi bir durumda da onlar zor durumda kalabiliyorlar. Bu yüzden bizim servis sağlayıcımızı seçerken de güvenlik unsurlarına dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatmak istiyoruz tekrardan. Her maile izin vermemeliyiz. Kurumsal gibi gözükse bile içeriğine bakmadan, İncelemeden ya da bizi cazip gibi görünse dahi daha dikkatli olarak da her maile izin vermemeliyiz" ifadelerini kullandı.
Vodafone’dan 5G’ye hazır Redbox
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:14 Vodafone’dan 5G’ye hazır Redbox Vodafone, fiber altyapısı olmayan bölgelerdeki yüksek hızlı internet talebini karşılamak üzere, tak çalıştır, kurulum gerektirmeyen ve SIM kart ile çalışan yeni nesil 5G Redbox ürününü pazara sundu. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, teknolojiyi insanların hayatına değer katacak şekilde sunmaya devam ediyor. Yapılan açıklamaya göre, yeni 5G Redbox ürününü pazara sunan şirket, 5G’ye sayılı günler kala, fiberin ulaşmadığı evlere, altyapı beklemeden, 5G teknolojisiyle fiber hızında ve anında internet hizmeti getiriyor. Sabit Kablosuz Erişim (FWA) teknolojisi sayesinde kablo ve kurulum gerektirmeyen ürün, "tak çalıştır" özelliğiyle dakikalar içinde internete bağlanmayı mümkün kılarken, fiber altyapı olmasa bile yüksek hız, stabil bağlantı ve güçlü Wi-Fi deneyimi sunuyor. 5G RedBox’ı Vodafone mağazalarından alan müşteriler, ürünü anında teslim alıp, evlerinde kolayca kullanmaya başlayabiliyor. Dijital kanaldan başvuru yapan müşteriler, ürünlerin hızlı teslimatla evlerine teslim edilmesini sağlayabiliyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, "5G’ye geçiş sadece teknik bir geçiş değil; aynı zamanda bir ekosistem dönüşümü. Şirket olarak, global deneyim ve vizyonumuzla bu dönüşümün öncüleri arasında yer alıyoruz. Bugün 5 kıtada edindiğimiz 5G tecrübesiyle Türkiye’yi ileri teknolojilerle buluşturuyor, yıllardır hem şebeke altyapısında hem de müşteri ve kanal hazırlıklarında titizlikle çalışıyoruz. Her geçen gün daha fazla müşterimizin 5G’ye hazır hale geldiğini görmek için büyük bir motivasyon kaynağı oluyor. Nisan 2026’da hayata geçecek 5G ile ev internetinde yeni bir dönem başlıyor. Yeni nesil 5G Redbox ürünümüzle, yalnızca bir modem ve SIM kartla fiber hızına yakın internet erişimi mümkün hale geliyor. Bu yenilik, özellikle fiber altyapının ulaşmadığı bölgelerde yaşayan müşterilerimiz için büyük bir avantaj sunuyor. Vodafone’un global gücü ve teknolojik liderliğiyle geliştirdiğimiz bu çözüm, yüksek hızlı interneti herkes için daha kolay ve erişilebilir kılıyor" dedi. Fiber olmayan bölgeler için alternatif Açıklamaya göre, Sabit Kablosuz Erişim (FWA) teknolojisine dayanan ve içine SIM kart takılan bir modemden oluşan 5G Redbox, mobil şebekedeki sinyali (4.5G, 5G) modem aracılığıyla alıyor ve bu sinyali evin içinde Wi-Fi ağına dönüştürüyor. Bu sayede, kablo çekmeye ve kuruluma gerek kalmadan yüksek hızlı ev interneti sağlıyor. Fiber altyapısı olmayan bölgeler için alternatif sunan ürün, bu bölgelerde fiber hızında internet sağlarken, DSL’den daha hızlı ve hotspot’tan daha stabil bir çözüm sunuyor. İlk aşamada 4.5G şebekesi üzerinden kullanılacak olan ürün, 5G’ye hazır altyapısı sayesinde Nisan 2026’da 5G hizmeti aktif olduğunda otomatik olarak 5G’ye geçişi mümkün kılacak. İnternet bağlantısını mobil SIM kart üzerinden sağlayan ürün, sabit hat gerektirmiyor. Kullanılacağı lokasyonda prize takılarak çalıştırılıyor ve herhangi bir kurulum gerektirmeksizin anında internete erişimi mümkün kılıyor. Aynı ev içinde taşınabilir olan ürün, kablo karmaşası oluşturmadığı gibi, estetik ve kompakt bir tasarıma da sahip bulunuyor.
Elektrik sayaçlarını uydudan okuma dönemi başladı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:04 Elektrik sayaçlarını uydudan okuma dönemi başladı Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, Eskişehir’in Sarıcakaya ilçe kırsalında bir alandaki tüm abonelerin sayaçlarını uydu üzerinden okuyan bir sistemi devreye aldı. Uydu ve uzay teknolojileri şirketi Plan-S iş birliğiyle geliştirilen proje sayesinde özellikle kış aylarında ulaşımı güçleşen bölgeye sayaç okuması için araçla gidilmesine artık gerek kalmayacak. Böylece süreç daha hızlı ve güvenli ilerlerken karbon ayak izi de azaltılacak. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), geçtiğimiz yıl uydu ve uzay teknolojileri şirketi Plan-S ile iş birliği yaparak elektrik şebekeleri ve aydınlatmalarda oluşabilecek arızaları uydu üzerinden takip edebileceği bir sistemi devreye aldı. Proje kapsamında Afyonkarahisar’daki kırsal bir bölgede yapılan pilot uygulamada başarılı sonuçlar elde edildi. Projenin ikinci fazında ise bu kez bir köydeki tüm abonelerin sayaçları uydu üzerinden okunmaya başlandı. Sayaç verileri modem aracılığıyla uyduya iletiliyor Proje kapsamında iklimi nedeniyle "Eskişehir’in Akdeniz’i" olarak bilinen, seracılık ve tarım faaliyetleriyle öne çıkan Sarıcakaya ilçesinin kırsal bir bölgesi pilot alan olarak belirlendi. Bölgedeki abonelerin sayaçlarına, elektrik kullanımı gerektirmeyen ve uzun ömürlü pillerle çalışan modemler takıldı. Plan-S uyduları bu modemler üzerinden günde 2 ila 3 kez veri alıyor. Veriler sayaçlardan otomatik olarak okunduğu için görevlilerin Eskişehir şehir merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki bölgeye gitmesine gerek kalmıyor. Özellikle kış aylarında ulaşımın zorlaştığı düşünüldüğünde yeni sistem iş güvenliği açısından da önemli bir avantaj sağlıyor. Araç kullanımının azalmasıyla birlikte karbon ayak izi de düşürülüyor. Proje kapsamında sayaçlara takılan modemler ve yürütülen çalışmaların maliyeti abonelere yansıtılmıyor. Proje 5 ile yayılacak OEDAŞ’ın hizmet verdiği beş ilde benzer özellikte bölgeler belirlenerek test çalışmalarına başlandı. Projenin ilerleyen aşamalarında, ekipler uydu üzerinden arızayı tespit ederek hızlı şekilde müdahale edebilecek. Sistem, herhangi bir afet durumunda da GSM şebekesinden bağımsız çalıştığı için iletişime katkı sağlayabilecek. Yalçın: "Akıllı, çevreci ve güvenli sistemler geliştiriyoruz" OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Enerji altyapısında dijitalleşme ve sürdürülebilirlik artık birbirini tamamlayan iki öncelik haline geldi. Biz de OEDAŞ olarak, uydu teknolojilerini elektrik dağıtım süreçlerimize entegre ederek hem hizmet kalitemizi hem de erişilebilirliğimizi artıran yenilikçi bir adım attık. Bu proje, teknolojiyi destekleyici bir unsur olmanın ötesine taşıyarak işimizin merkezine yerleştirdiğimiz yaklaşımın güncel bir örneğini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de enerji dağıtımında daha akıllı, çevreci ve güvenli sistemler geliştirmeyi sürdüreceğiz." Gümüşay: "Enerji altyapısının dijital dönüşümüne katkı sağlayan bir model" Plan-S Genel Müdürü Özdemir Gümüşay ise "OEDAŞ ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, uydu tabanlı IoT haberleşme teknolojilerinin artık bir gelecek vizyonu olmaktan çıkıp sahada somut değer üreten bir altyapı çözümüne dönüştüğünün en net göstergesi. Sayaçların uydularımız üzerinden okunması; erişimi güç, GSM kapsamasının zayıf olduğu bölgelerde dahi enerji dağıtım süreçlerinin daha kesintisiz, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilebileceğini ortaya koyuyor. Bu iş birliğini, ülkemizin enerji altyapısının dijital dönüşümüne katkı sağlayan ve karbon ayak izini azaltan ölçeklenebilir bir model olarak görüyoruz" dedi.