TEKNOLOJİ
BTK Başkanı Karagözoğlu: "6. nesil haberleşme kuantuma karşı tedbirleri de içinde barındıracak" 08 Mayıs 2026 Cuma - 18:58:03 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, kuantum bilgisayarlarının oluşturduğu güvenlik risklerine karşı 6. nesil haberleşme (6G) sisteminde tedbirlerin olacağını ifade etti. Kastamonu Üniversitesi’nin kuruluşunun 20. yılı etkinlikleri kapsamında Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörlüğü tarafından "Kariyer Zirvesi" düzenlendi. Zirveye Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı (BTK) Ömer Abdullah Karagözoğlu konuşmacı olarak katıldı. Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezinde gerçekleştirilen zirvede konuşan Karagözoğlu, Türkiye’nin veri ve iletişim alanında yürüttüğü çalışmalarla ilgili öğrencilerle bilgiler paylaştı. "5G’de yerli ürün yükümlülüğünü yüzde 60’lara çektik" 4.5G altyapısında şebekenin yüzde 52’sinin yerli ürünlerle sağlandığını ifade eden Karagözoğlu, "Şu an kullanmaya başladığımız 5G ile birlikte bu yükümlülüğü değiştirdik. Yerli ürün yükümlülüğünü yüzde 60’lara çektik, ’milli ürün’ diye de yeni bir tanım getirdik. Bu yeni milli ürün tanımında fikri, mülki ve sınai hakları bize ait olan ürün. Burada da yüzde 30 oranında yükümlülük getirdik. İlk başta yüzde 15 ama sektörde bunun bulunması durumunda da yüzde 30’a kadar çıkartılabilme yükümlülüğünü getirdik" dedi. "6. nesil haberleşme kuantuma karşı tedbirlerini de içinde barındıracak" Türkiye’nin kuantum bilgisayar çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Karagözoğlu, "Bugün bizim kuantum bilgisayarımız var mı, çalışmalarımız var. Şu anda ARF, kuantum bilgisayar veya süper bilgisayar, kuantuma dönüştürebilecek süper bilgisayarlar üzerinde biz de çalışıyoruz. Peki, bunlar geldiği zaman ne olacak? Bu konuyla ilgili korku, bugüne kullandığımız kripto altyapılar, şifreleme algoritmalarını bu kuantum bilgisayarların kırabileceği kaygısı var. Bunun tedbiri var mı? Bunun da tedbiri var. Siz de o algoritmalarınızı değiştireceksiniz, algoritmaların kullanım sürelerini değiştireceksiniz. Örnek veriyorum; bugün 3 yıldır kullanıyorsam bir sertifikayı, belki 1 aylık, belki 1 yıllık gibi sürelerini tahdit edeceksiniz. Bunun kırılma risklerine karşı farklı önlem alacağız. 6. nesil haberleşme kuantuma karşı tedbirleri de içinde barındıracak" diye konuştu. "Veri merkezi hizmetini 81 ilde yaygınlaştırmak için altyapı yatırımlarımız sürüyor" 6. nesil iletişim ile birlikte ‘bulut bilişimi’nde değişim yaşanacağını ifade eden Karagözoğlu, bunun için Türkiye’deki veri merkezlerinin yagınlaştırılacağını kaydederek, "Böylelikle bilhassa bulut bilişiminin önünü inşallah veri merkezlerimizle açacağız. Peki, gelecekte veri merkezlerinin bu haberleşme alanı için ehemmiyeti nedir? Örneğin; ben Kastamonu’dayım, burada bir veri merkezi varsa, benim talep ettiğim bilgi de Kastamonu’daki veri merkezinde varsa, oradan gelecektir. İstanbul’dan gelen ile Kastamonu’dan gelen arasındaki milisaniyeler belki günün sonunda sizin yapacağınız hesaplama, yapacağınız yapay zeka çalışmalarının hepsine etki edecek. Onun için altyapı yatırımlarımızı da gün geçtikçe yaygınlaştırıyoruz ve 81 ilimizde bu hizmetleri yaygınlaştırmakla ilgili de çalışmalar sürüyor" şeklinde konuştu. "Yerli ve milli bir yapay zekamız olsun" Türkiye’de 16 üniversite bünyesinde kurulan yapak zeka koordinatörlüklerini BTK olarak desteklerini söyleyen Karagözoğlu, yerli ve milli bir yapay zekanın yapılmasının önemine değinerek, "Böyle bir modelin hangisi çıkıyorsa onu, üniversitelerimizi de bu işin içine dahil ederek büyütsek, yerli ve milli bir yapay zekamız olsa. Çünkü destek vermezsek o söner. Destek vereceğiz, yapılarımızı kullanacağız" ifadelerini kullandı "Sadece teknoloji üretmeyeceğiz, teknolojiye yön veren bireylerde yetiştireceğiz" Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan ise, "Üniversite olarak bizler de teknoloji odaklı bir üniversite olma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. Yapay zekanın konuşulduğu, üretildiği, araştırıldığı ve günlük akademik yaşamın bir parçası haline geldiği bir kampüs iklimi oluşturma gayreti içerisindeyiz. Çünkü artık mesele yalnızca teknolojiyi tüketmek değil, teknoloji üreten, geliştiren ve yön veren bireyler yetiştirebilmektir. Bu noktada öğrencilerimizin yalnızca teorik bilgiyle değil, proje üretme kültürüyle de yetişmesini çok önemsiyoruz" dedi. Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Tunay Kamer de yapay zekayı eğitim, araştırma, projel, kampüs yaşamı başta olmak üzere her alanda etkin biçimde kullanan bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. Programın ardından BTK Akademi eğitimlerini tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 18:43 Ordu’da ortaokul öğrencilerinden 19 bilim projesi Ordu’nun Ünye ilçesinde, Şehit Taner Kart Ortaokulu tarafından düzenlenen bilim şenliğinde 19 farklı proje görücüye çıktı. "Şehit Taner Kart Ortaokulunda Bilim Var" sloganıyla yola çıkan okul, 4006-B Bilim Fuarı kapsamında hazırladığı projelerle ziyaretçilerden tam not aldı. Proje Koordinatörü ve Matematik Öğretmeni Fatih Yaylı, toplamda 38 öğrenci ve 16 öğretmenle birlikte 19 farklı çalışmayı hayata geçirdiklerini belirterek ilerleyen zamanlarda her bir projenin geliştirilerek TEKNOFEST’e taşınacağını belirtti. "İlçelerden çok yoğun katılım sağlandı" Bilim fuarının gördüğü ilgiden memnuniyetini dile getiren Proje Koordinatörü ve Matematik Öğretmeni Fatih Yaylı, "Bizler 4006-B bilim projesine ‘Şehit Taner Kart Ortaokulunda Bilim Var’ sloganıyla katıldık. Bu sloganla birlikte projemiz olan 4006-B destek gördü. 38 öğrencimiz ve 16 öğretmenimizle birlikte 19 projeyle birlikte katılım sağladık. Bunlardan 9 tanesi araştırma, 10 tanesi ise tasarım projesi olmak kaydıyla toplam 19 projemiz yer aldı. Projemizde yenilenebilir enerji ve aynı zamanda sürdürülebilir enerjiyi desteklemeyi amaçladık. Projelerimiz bu yönde oldu. Bilim şenliğimize çok fazla katılım oldu. İlçelerle katılımlarla birlikte projelerimizin çok beğenildiği söylenildi" dedi. "Hedefimiz 2204-B ve TEKNOFEST" Şenliğin sadece bir sergi değil, öğrenciler için bir gelişim süreci olduğunu vurgulayarak hem sosyal hem de becerilerinin geliştiğini belirten Yaylı, "Öğrencilerimizin hazırladığı projelerle, onların bilim dünyasını ve bu alandaki eşsiz bilgileri keşfetmelerini amaçladık. Öğrencilerimiz, sunumları aracılığıyla projelerini ziyaretçilere başarıyla aktardılar. Hazırladığımız 19 projenin 17’sinden detaylı geri dönüşler aldık. Bu geri bildirimler doğrultusunda çalışmalarımızı geliştirerek, önümüzdeki yıl 2204-B projelerine katılmayı hedefliyoruz. Özellikle kokarca ile ilgili projemiz 79 puan alarak, sadece 1 puan farkla elenmişti. Bu çalışmamızı daha da iyileştirip seneye 2204-B bölge sergisine dahil olmayı planlıyoruz. Ayrıca, 19 projemizin tamamıyla TEKNOFEST’e katılarak büyük başarılar elde etmeyi düşünüyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 14:37 Yılın ilk dört ayında 10 bin saati aşkın eğitim verildi Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini destekleyen uygulamaları eğitim, teknoloji ve sürekli gelişim anlayışıyla sürdürüyor. 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla şirketten yapılan açıklamaya göre 2025 yılında OEDAŞ çalışanlarına 40 bin 139 saat, bu yılın ilk dört ayında ise 10 bin 87 saat eğitim verildi. OEDAŞ ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği operasyonel risklerinin minimize edilmesine yönelik uydudan sayaç okuma, dron ile arıza tespiti gibi projeler de yürütüyor. Elektrik dağıtım hizmetini Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta sürdürülebilir ve kaliteli hizmet anlayışıyla sürdüren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), yaklaşık bin 200 çalışanının sağlığı ve güvenliği için eğitimden Ar-Ge’ye uzanan bir dizi çalışma yürütüyor. Şirket, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla bu alandaki çalışmaları hakkında bilgi verdi. Açıklamaya göre, faaliyet gösterdikleri iş kolu gereği enerji nakil hatları, yol kenarı, engebeli araziler gibi riskli alanlarda çalışmalar yürüten OEDAŞ, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kapsamında yüksek standartlar geliştiriyor. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuatın yanı sıra ek eğitimler de düzenleyen şirketin açıklamasında, "Geçtiğimiz yıl yaklaşık bin 200 çalışanımız farklı konularda toplam 40 bin 139 saat eğitim aldı. Bu yılın ilk dört ayında da temel İSG eğitimleri, yüksekte çalışma, mesleki teknik eğitimler, sürdürülebilirliği de kapsayan pek çok alanda toplam 10 bin 87 saat eğitim verdik. Bu eğitimlerimiz şirket çalışanlarımızın yanı sıra yüklenici ve tedarikçilerimiz başta olmak üzere tüm paydaşlarımızı da kapsıyor" denildi. İş güvenliği performansı teknoloji desteğiyle artırılıyor İş sağlığı ve güvenliğinde teknolojinin önemine vurgu yapılan açıklama şöyle devam etti: "Arıza tespiti ve önleyici bakım çalışmalarını mümkün olduğunca uzaktan müdahale ederek gerçekleştiriyor, bu sayede çalışma arkadaşlarımızın zorlu saha işlerini azaltıyoruz. Engebeli alanlarda dron kullanımı, arızalara uzaktan müdahale ettiğimiz SCADA, saha denetimlerini canlı ve uzaktan gerçekleştirdiğimiz Görüntülü Haberleşme Sistemi, risk değerlendirmesi ve denetim planı için kullandığımız diğer dijital çözümler ve yazılımlarla süreçleri daha güvenli ve kontrollü hale getiriyoruz. Öte yandan uydu destekli projemizle arıza tespiti, aydınlatma takibi ve sayaç okuma gibi süreçleri uzaktan yürütebiliyoruz. Ekiplerimizin zorlu saha ve yol şartlarında bulunma ihtiyacını azaltan bu projemiz de iş güvenliği açısından kritik bir fayda sağlıyor." İSG süreçleri yazılımdan takip edilecek OEDAŞ, tüm İSG süreçlerinin anlık izlenmesi ve takibi, risklerin belirlenmesi ile eğitimlerin sistem üzerinden yönetilmesi amacıyla bu yıl itibarıyla Pincident İSG yazılım programını kullanmaya başladıklarını da açıkladı. Yazılım, tüm çalışanların İSG süreçlerine katılımını artırarak risklere yönelik aksiyonların daha hızlı ve etkin alınması ve bunlara yönelik eğitimlerin düzenlenmesine imkan tanıyor.
Sakarya Üniversitesinde yapay zekanın etik boyutları tartışıldı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 16:46 Sakarya Üniversitesinde yapay zekanın etik boyutları tartışıldı Sakarya Üniversitesinde düzenlenen 14. InTraders Uluslararası Disiplinlerarası Çalışmalar Konferansında, farklı ülkelerden akademisyenler yapay zekanın etik, hukuki ve toplumsal etkilerini tartıştı. Katılımcılar, yapay zekanın gelişiminin insani değerlerin yerini alamayacağına dikkat çekti. Sakarya Üniversitesinde 14. InTraders International Conference on Multidisciplinary Studies, bu yıl "Yapay Zekanın Etik Boyutları" temasıyla düzenlendi. Türkiye, Romanya, Hindistan, Kuzey Makedonya ve Irak’tan akademisyenlerin katıldığı konferansın ilk oturumu gerçekleşti. Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Fatma Fidan, konferansın yıllar içinde yalnızca akademik bir platform olmanın ötesine geçerek bilgi paylaşımı ve kültürel etkileşim açısından önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Fidan, yapay zekanın etik sorumluluklar bağlamında değerlendirilmesinin, akademik üretim kadar toplumsal gelişim için de büyük önem taşıdığını vurguladı. Konferans ortaklarından Dr. Liza Alili Sulejmani ve Dr. Mihaela Pop, dijitalleşme, hukuk ve fikri mülkiyet alanındaki dönüşümleri değerlendirdi. Dijital çağın sınır ötesi hukuk sorunlarını beraberinde getirdiğini belirten konuşmacılar, etik ilkelerin bu süreçte yol gösterici olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Rashmi Gujrati konuşmasında dijital dönüşüm ve yapay zekanın eğitim üzerindeki etkilerine değindi. Pandemiyle hız kazanan dijitalleşmenin kalıcı bir değişim oluşturduğunu söyleyen Gujrati, yapay zekanın insanı ortadan kaldırmayacağını, çünkü ortaya çıkarıcısının insan olduğunu ifade etti. Dr. Ruxandra Paraschiv ise EEG teknolojisini kullanarak dikkat ve duygu analizine dayalı çalışmalarını paylaştı. Paraschiv, teknolojinin eğitim ve terapi alanlarında etik bir şekilde kullanıldığında insan davranışlarını anlamaya katkı sunduğunu belirtti. Sosyolog Oya Özer konuşmasında yapay zekanın toplumsal ilişkilere etkisini sosyolojik bir perspektifle ele aldı. Teknolojinin iletişimi kolaylaştırdığı kadar yüzeyselleştirdiğini ifade eden Özer, empati ve samimiyetin dijital çağda korunması gerektiğini vurguladı. Konferansta ayrıca yönetim ve liderlik konularına değinen Sharaf Goldberg, organizasyonların başarısında planlama, ekip çalışması ve liderliğin önemine dikkat çekti. Katılımcılar, yapay zekanın etik, hukuki, psikolojik ve sosyal etkileri gibi farklı disiplinler çerçevesinde tartışarak, yeni akademik iş birliklerinin temelini attıklarını ifade etti. Bu konuşmalarla ilk oturum sona erdi.
ASAT işlemleri dijital ortama taşıdı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:14 ASAT işlemleri dijital ortama taşıdı Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürlüğü, suyla ilgili tüm işlemleri dijital ortama taşıyarak vatandaşların hayatını kolaylaştırdı. Artık aboneler, şubeye gitmeye gerek kalmadan online.asat.gov.tr adresi üzerinden tüm işlemlerini hızlı, kolay ve güvenli şekilde yapabiliyor. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında "vatandaş odaklı hizmet" anlayışını güçlendiren yeni çevrimiçi platformunu hayata geçirdi. Online İşlemler Portalı üzerinden aboneler; fatura sorgulama ve online ödeme, endeks (sayaç) bildirimi, bilgi güncelleme ve işlem takibi gibi birçok hizmete 7 gün 24 saat ulaşabiliyor. Vatandaşlar, sistem üzerinden sayaç endeksini ve fotoğrafını yükleyerek kendi sayaç bildirimini yapabiliyor. Bu sayede okuma personeli beklemeden güncel endekslerle işlem oluşturulabiliyor. Evden çıkmadan, sıra beklemeden ASAT hizmeti Yeni dijital sistem, özellikle yoğun iş temposu veya uzak yerleşimlerde yaşayan vatandaşlar için büyük kolaylık sağlıyor. Kullanıcı dostu arayüz sayesinde işlemler hem bilgisayarlardan hem de mobil cihazlardan birkaç dakika içinde tamamlanabiliyor. Hem zaman hem çevre tasarrufu Yeni dijital altyapı sayesinde vatandaşlar artık belge taşımak, sıra beklemek veya işlem için şubeye gitmek zorunda kalmıyor. Ayrıca çevrimiçi işlem ve dijital fatura süreçleriyle kağıt kullanımının azaltılması, çevre dostu bir hizmet anlayışını da beraberinde getiriyor. ASAT, dijitalleşme çalışmalarıyla hem vatandaş memnuniyetini artırmayı hem de Antalya genelinde sürdürülebilir hizmet altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor.
Yüksek antioksidan kapasiteye sahip yeni domates geliştirilecek
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:09 Yüksek antioksidan kapasiteye sahip yeni domates geliştirilecek Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümünden Arş. Gör. Dr. Bayram Ali Yerlikaya yürütücülüğünde, Prof. Dr. Musa Kavas’ın araştırmacı olarak yer aldığı proje, TÜBİTAK 1002-A Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje kapsamında, CRISPR teknolojisi kullanılarak domates bitkisinde antosiyanin birikiminin artırılmasıyla, hem gen dönüşümünün hızlı ve düşük maliyetli biçimde görsel olarak tespiti hem de yüksek antioksidan kapasiteye sahip yeni domates hatlarının geliştirilmesi hedefleniyor. "CRISPR teknolojisiyle yerli ve yenilikçi bir belirteç sistemi" Proje kapsamında, antosiyanin biyosentezini baskılayan bir hedef genin CRISPR/Cas9 teknolojisi ile susturulması planlanıyor. Bu sayede, domates bitkisinde antosiyanin birikimi artırılarak hem transformasyon başarılarının hızlı ve düşük maliyetli biçimde görsel olarak tespiti hem de yüksek antioksidan kapasiteye sahip yeni domates hatlarının geliştirilmesi amaçlanıyor. Projeyle geliştirilecek sistem, klasik floresan belirteçlerin (GUS, GFP) aksine ekipman gerektirmeyen, çıplak gözle ayırt edilebilen yerli bir görsel marker oluşturmasıyla özgün bir nitelik taşıyor. Böylece, bitki ıslahı ve biyoteknoloji araştırmalarında zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan, sürdürülebilir ve yenilikçi bir tarım teknolojisi ortaya konmuş olacak. "Antosiyaninler hem bitki hem insan sağlığı için önemli" Proje yürütücüsü Arş. Gör. Dr. Bayram Ali Yerlikaya, antosiyaninlerin bitkilerde mor, kırmızı ve mavi renklenmeden sorumlu doğal bileşikler olduğunu belirterek, "Antosiyaninler yalnızca bitkilerde stres toleransını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda güçlü antioksidan özellikleri sayesinde insan sağlığı açısından da büyük önem taşıyor. Bu nedenle, domateste antosiyanin birikimini artırmak hem bilimsel hem de uygulamalı açıdan değerli bir hedef. Proje sonuçlarının, uluslararası hakemli dergilerde yayımlanması ve uluslararası bilimsel konferanslarda sunulması planlanıyor. Bu sayede, üniversitemizin tarımsal biyoteknoloji alanındaki uluslararası görünürlüğü ve bilimsel katkısı daha da güçlenecek. Üniversitemiz olarak, bilimsel üretkenlikleriyle önemli bir başarıya imza atan proje ekibini tebrik ediyor, araştırma faaliyetlerinde başarılarının devamını diliyoruz" dedi.
Türkiye’de yapay zekayı kullanan şirketlerin oranı yüzde 15’e çıktı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:38 Türkiye’de yapay zekayı kullanan şirketlerin oranı yüzde 15’e çıktı Kurumsal Yapay Zeka Araştırması’na göre Türkiye’de yapay zeka ekibi olan şirketlerin oranı yüzde 15.2 iken, beş ve üzeri sayıda yapay zeka projesi yürüten şirketlerin oranı yüzde 32.8 oldu. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) tarafından 126 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen Kurumsal Yapay Zeka Araştırması, yayımlandı. Rapor, Türkiye’nin yapay zeka yolculuğuna dair önemli bilgiler verdi. Raporda şu veriler yer aldı: Onaylanmış yapay zeka (YZ) stratejisine sahip olan şirketlerin oranı yüzde 37.6. Kurumların önemli bir bölümü yapay zekayı gündemlerine almış olsa da, hâlâ büyük kısmı net, kurumsallaşmış bir stratejiye sahip değil. 5 ve üzeri sayıda YZ projesi yürüten şirketlerin oranı yüzde 32.8. Kurumların büyük kısmı hâlihazırda bir veya birkaç yapay zeka projesi yürütüyor. Ancak çoğu proje henüz pilot veya deneme aşamasında. Odaklı yapay zeka ekibi olan şirketlerin oranı yüzde 15.2. Bazı şirketler yapay zeka için özel ekipler kurarak veya bu yetkinliği veri analitiği birimleriyle entegre ederek, daha sürdürülebilir bir yapı oluşturmaya başlamış durumda. Yapay zeka ekiplerinin yüzde 42’si 4 ile 10 kişiden oluşuyor. Üretken YZ’da en çok kullanılan dil modelleri sırasıyla; OpenAI (yüzde 80), MS Copilot (yüzde 44), Google Gemini (yüzde 42) YZ dönüşüm yolculuğunda en çok sorun yaşanan alanlar sırasıyla; yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kültür (yüzde 55) Desteğe en çok ihtiyaç duyulan konular ise; kullanım alanları (yüzde 31), geliştirme ve uygulama (yüzde 22), organizasyon ve kültür (yüzde 21) YZ Stratejisinde öne çıkan konular şöyle: YZ’nın yoğunlukla "operasyonel verimlilik artırma", "maliyet düşürme" ve "karar destek sistemlerini güçlendirme" amacıyla kullanıldığı görülüyor. Birçok kurum, "güvenli", "etik", "şeffaf" ve "uyumlu" yapay zeka ilkelerini stratejisinin merkezine yerleştiriyor. Klasik makine öğrenmesinden temsilci tabanlı YZ ajanlarına geçiş görülüyor. YZ farkındalığını artırmak ve çalışanları eğitmek sıkça vurgulanıyor. Kurumlar YZ stratejilerini "iş hedeflerine hizmet eden", "ciroyu artıran", "müşteri deneyimini iyileştiren" çerçeveler içinde tanımlıyor. En çok vurgulanan YZ proje alanları: Chatbotlar ve Dijital Asistanlar (Satış, kayıp, maliyet, ) tahminleme Görüntü işleme ve kalite kontrol Rol tabanlı görev icra eden YZ ajanları Üretken YZ araçlarının bireysel verimlilik aracı olarak konumlandırılması
OMÜ öğrencilerinden araştırma projelerine yoğun başvuru
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:07 OMÜ öğrencilerinden araştırma projelerine yoğun başvuru Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Araştırma ve Geliştirme Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve dört oturumdan oluşan "TÜBİTAK 2209 Proje Yazma Eğitimi" serisi yoğun ilgiyle tamamlandı. Lisans ve ön lisans öğrencilerinin bilimsel araştırma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla düzenlenen eğitimlere bin 300’ün üzerinde öğrenci başvurdu. Yoğun katılım, OMÜ öğrencilerinin proje tabanlı çalışmalara ve ulusal destek programlarına gösterdiği ilgiyi ortaya koydu. Etkinlik serisi, farklı fakülte ve birimlerden öğrencilere ulaşmak amacıyla dört oturum halinde planlandı. Eğitimler; 20 Ekim’de Mühendislik Fakültesi’nde, 21 Ekim’de İletişim Fakültesi’nde, 22 Ekim’de Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde, 24 Ekim’de yeniden Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleştirildi. Eğitimlerde, Araştırma ve Geliştirme Koordinatörlüğü Proje Destek Birimi Uzmanları Dr. Pınar Tağrıkulu ve Öğr. Gör. Kübra Ayaz, TÜBİTAK 2209-A (Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Desteği) ve 2209-B (Sanayiye Yönelik Araştırma Projeleri Desteği) programlarına ilişkin detaylı bilgiler paylaştı. Katılımcılara proje fikrinin geliştirilmesinden başvuru formunun doldurulmasına, bütçe planlamasından yürütme süreçlerine kadar pek çok konuda kapsamlı bilgi aktarıldı. İnteraktif soru-cevap bölümleriyle öğrencilerin proje hazırlık sürecine dair merak ettikleri konular yanıtlandı. Araştırma ve Geliştirme Koordinatörlüğü, öğrencilerin erken dönemde araştırma ekosistemine dahil olmalarının önemine vurgu yaparak, bin 300’ü aşan başvurunun bu doğrultuda önemli bir başarı olduğunu ifade etti. Yüz yüze eğitimlere katılamayan öğrenciler için 31 Ekim Cuma günü saat 14.00’te çevrim içi bir eğitim daha planlandığı bildirildi.
Bakan Kacır: "AR-GE harcamalarımız bir yılda 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldi"
26 Ekim 2025 Pazar - 16:23 Bakan Kacır: "AR-GE harcamalarımız bir yılda 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldi" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "AR-GE harcamalarımız bir yılda 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükselirken AR-GE insan kaynağımız 20 bin kişilik artışla 311 bine erişti" dedi. Bakan Kacır, sosyal medya hesabından Türkiye’nin AR-GE faaliyetlerindeki yükselişleri değerlendirdi. Kacır, Türkiye’de AR-GE harcamalarının bir yılda 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldiğini duyurdu. Aynı zamanda Kacır, AR-GE insan kaynağının 20 bin kişilik artışla 311 bine eriştiğini açıkladı. "AR-GE harcamalarımız bir yılda 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldi" AR-GE faaliyetlerinde geçen yıl rekorlar kırdıklarını vurgulayan Kacır, "AR-GE harcamalarımız bir yılda 16 milyar dolardan 20 milyar dolara yükselirken AR-GE insan kaynağımız 20 bin kişilik artışla 311 bine erişti. Toplam AR-GE harcamalarının yüzde 64,8’ini şirketler gerçekleştirdi. Özel sektörümüzün bu faaliyetlere yoğunlaşması doğru adımlar attığımızı teyit ediyor" bilgisini verdi. Bakan Kacır, AR-GE insan kaynağının yüzde 34,2’sinin kadınlardan oluştuğuna dikkati çekerek, yükseköğretimdeki AR-GE çalışanlarının ise yüzde 47,9’unun kadın olduğunu bildirdi. İmalat sanayisindeki AR-GE harcamalarının yüzde 46,9’unun yüksek teknoloji ve yüzde 40,2’sinin orta-yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren girişimlerce gerçekleştirildiğinin altını çizen Kacır, "Dolaylı AR-GE teşviklerimizin (kurumlar vergisi, gelir vergisi, KDV teşvikleri) şirketlerin AR-GE harcamalarındaki payı 2015’ten 2024’e, 10 puan artışla yüzde 25’e yükseldi. Türkiye, üniversiteleri, araştırma merkezleri, teknoparkları, yenilikçi girişimleri, AR-GE ve tasarım merkezleri, nitelikli araştırma ve geliştirme insan kaynağıyla küresel bir AR-GE üssüne dönüşüyor" ifadelerini kullandı.
Şahinbey’de bilim şenliği coşkusu
26 Ekim 2025 Pazar - 13:35 Şahinbey’de bilim şenliği coşkusu Şahinbey Belediyesi tarafından çocuklara yönelik düzenlenen Bilim Şenliği, birbirinden renkli görüntülere sahne oldu. "Bilim Şahinbey Bilim Şenlikleri Destekleme Programı" kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, çocuklar hem eğlendi hem öğrendi. Şahinbey Belediyesi bünyesindeki Bilim Şahinbey tarafından Yamaçtepe Tabiat Parkı içerisindeki Yamaçtepe Bilim Kampı’nda düzenlenen şenlik, bilimin eğlenceli dünyasını çocuklarla buluşturdu. Öğrencilerinin katıldığı etkinlikte, doğal ortamda gerçekleştirilen atölye çalışmaları ve bilimsel deneyler çocuklara unutulmaz anlar yaşattı. 20 farklı atölye çalışması Etkinlikte çocuklar, ışığın piramidi, mikrodan makroya keşif, sismograf, su roketi, gökyüzüne kanat aç, bitkilerle eğlenceli keşif ve akıllı damlama sistemi gibi 20 farklı atölyede bilimle iç içe bir gün geçirdi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan uygulamalarda minikler hem öğrendiklerini deneyimledi hem de kendi üretimlerini tanıtma fırsatı buldu. Bilim Şenliği’nin amacı, bilim ve teknolojiyi geniş kitlelere ulaştırmak, toplumda bilimsel bilinci artırmak, bilim iletişimini güçlendirmek ve üretkenliği teşvik etmek olarak açıklandı. "Çocuklarımızın geleceğine yatırım yapıyoruz" Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, bilimi sevdirmek adına bu tür etkinliklere büyük önem verdiklerini vurgulayarak, "Çocuklarımızın merak eden, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmesini istiyoruz. Şahinbey Belediyesi olarak onların geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz," dedi.
Türkiye’nin en çirkin robotları sahneye çıktı
26 Ekim 2025 Pazar - 10:01 Türkiye’nin en çirkin robotları sahneye çıktı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) gerçekleştirilen 4. Kötü Robot Yapma Yarışması’na Türkiye’nin dört bir yanından katılan 16 takım, en çirkin robotu yapmak için kıyasıya mücadele etti. HEBOCON 4. Kötü Robot Yapma Yarışması, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Engineering Society of Eskişehir (ESOES) tarafından düzenlendi. ESOGÜ Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen yarışmaya Türkiye’nin dört bir yanından 16 takım katılım sağladı. Yarışmacılar robotun iyisini değil, kötüsünü yapmak için birbirleriyle rekabet etti. Güzellik standartlarının aykırı olan ilginç teması ile dikkat çeken etkinlik, renkli görüntülere de sahne oldu. "Hayal gücünün ön planda olduğu bir etkinlik" Sosyal medyada ’Kayzer’ kullanıcı adıyla tanınan Şadi Kerim Bağlan, yarışmaya sunucu olarak katıldı. Katılımcıların en çirkin robotu yaparak yarışmayı kazanmaya çalıştıklarını anlatan Bağlan, "En çirkin robotu yapmak için önlerinde yapım sürecini gösteren bir şey yok. Sadece hayal güçlerini konuşturarak belirli bir çerçevede ilerlemeleri gerekiyor. Hem takım disiplini hem de hayal gücünün ön planda olduğu bir etkinlik içerisindeyiz" dedi. "Bir yandan en çirkini, bir yandan da en güçlüyü yapmaya çalışıyorlar" Yarışmanın ilginç temasına değinen Bağlan, "Günümüzdeki güzellik standartlarının tam tersinde bir robot olursa bence çirkin olur. Zaten çirkin olması dikkat çekiyor. Normalde insanlar en güzeli ve en güçlüyü yapmaya çalışırlar. Bu yarışmamızın içerisinde çirkinlik dışında ’Sumo’, yani robotların dövüştürüldüğü kısım da olacak. Yarışmacılarımız bir yandan en çirkini, bir yandan da en güçlüyü yapmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı. "Yarışmaya en çirkin robotu yapma hedefiyle geldik" Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) Uçak Mühendisliği 2’nci sınıf öğrencisi Emirhan Pınar, etkinlikte yarışmacı olarak yer aldı. Takımıyla birlikte en çirkin robotu ortaya çıkartmaya gayret gösteren Pınar, şunları söyledi: "Bugün buraya takım arkadaşlarımla beraber en çirkin robotu yapma hedefiyle geldik. Yarışmayı 1’inci olarak tamamlamak istiyoruz. Aslında takım arkadaşlarım bu yarışmaya önceden katılmışlar. Bu yıl ben ilk defa katıldım. O yüzden onlar benden daha tecrübeliler. Umarım ’çirkin’ şeyler ortaya çıkarmış oluruz." "Bu konsept beynimizi farklı şekilde kullanmaya zorluyor" Yarışmada çok keyifli zaman geçirdiğini dile getiren Pınar, "Burada estetik kaygılardan kurtulup, tam tersine bir şeyler yapmaya çalışmak gerçekten çok eğlenceli. Aynı zamanda yenilikçi bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bu konsept beynimizi çok daha farklı şekillerde kullanmaya, farklı örüntüleri işlemeye zorluyor. O yüzden faydalı olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.
DENEYAP teknoloji atölyeleri Muğla’da geleceğin üretken nesillerini yetiştiriyor
25 Ekim 2025 Cumartesi - 14:26 DENEYAP teknoloji atölyeleri Muğla’da geleceğin üretken nesillerini yetiştiriyor Muğla Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğüne bağlı Uluslararası Gençlik Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, uyguladığı yenilikçi eğitim modeliyle geleceğin teknoloji üreten bireylerini yetiştirmeye devam ediyor. Atölyelerde yürütülen eğitim programı, öğrencilerin 21. yüzyılın temel becerilerini kazanmalarını hedefliyor. Bu beceriler arasında girişimcilik ve eleştirel düşünme, karmaşık problemleri çözme, etkili iletişim ve takım çalışması yer alıyor. Öğrenciler, proje tabanlı öğrenme yaklaşımı sayesinde hem teorik bilgi ediniyor hem de uygulamalı çalışmalar yaparak üretkenliklerini artırıyor. Uluslararası Gençlik Merkezi koordinasyonunda sürdürülen bu program, gençlerin teknolojiyi sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten bireyler olmalarına katkı sağlıyor. DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, Muğla’da geleceğin mühendisleri, tasarımcıları ve yenilikçi girişimcilerinin yetişmesinde kritik bir rol üstleniyor. Eğitimlerde öğrencilere algoritma mantığı, blok tabanlı programlama, temel yazılım geliştirme ve problem çözme becerileri üzerine uygulamalı çalışmalar sunuluyor. Verilen kodlama eğitimleri aracılığıyla gençler, analitik düşünme, çözüm üretme ve dijital okuryazarlık becerilerini önemli ölçüde geliştiriyor. Uluslararası Gençlik Merkezi bünyesinde gençlerin teknolojiye olan ilgisini artırmayı ve onları üretken, yenilikçi bireyler haline getirmeyi amaçlayan bu eğitimler, bölgenin teknoloji ve inovasyon alanındaki potansiyelini güçlendirmeyi hedefliyor.
Türkiye’nin ilk uzay mühendisi MTÜ’de öğrencilerle buluştu
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:01 Türkiye’nin ilk uzay mühendisi MTÜ’de öğrencilerle buluştu Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ), Türkiye’nin ilk uzay mühendisi Turgay Karakaş’ı öğrencilerle buluşturdu. MTÜ Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonunda, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) ve "Türkiye Yüzyılı" vizyonu çerçevesinde düzenlenen "Tekno Kariyer" programı Battalgazi Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa MTÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, T3 Vakfı Eğitim ve Ar-Ge Koordinatörü Merve Koçoğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Recep Bentli, üniversitenin yenilikçi ve üretime dayalı vizyonuna dikkat çekerek, "Bu etkinlik sadece bir kariyer günü değil; bilgiyle ve üretimle birleşen bir gelecek vizyonudur" dedi. T3 Vakfı’ndan Merve Koçoğlu ise, milli teknoloji hamlesinin kalbinde gençlerin olduğunu vurgulayarak, "Türkiye’nin geleceğini teknoloji üreten gençler inşa edecek" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ilk uzay mühendisi Turgay Karakaş da azim dolu hayat hikayesini paylaşarak, "Hayatım boyunca önyargılarla mücadele ettim ama pes etmedim. Çalışmak, çalışmak, çalışmak... Bizim başka alternatifimiz yok." dedi. Karakaş, gençlere "Hayal edin, üretin, vazgeçmeyin" diye konuştu. Programda, Teknofest 2025’te başarı elde eden MTÜ öğrencilerine ve danışman akademisyenlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bakan Uraloğlu: "11 İlde faaliyet gösteren 13 hava kampüsümüzle sportif ve amatör havacılığın gelişimine katkı sağlıyoruz"
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:55 Bakan Uraloğlu: "11 İlde faaliyet gösteren 13 hava kampüsümüzle sportif ve amatör havacılığın gelişimine katkı sağlıyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "11 ilde faaliyet gösteren 13 hava kampüsümüzle sportif ve amatör havacılığın gelişimine katkı sağlıyoruz. Niğde, Aksaray, Gaziantep, Kocaeli ve Batı Antalya’ya da hava kampüs kazandırmayı planlıyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye genelinde sportif ve amatör havacılığın gelişmesi amacıyla tesis edilen hava kampüsler hakkında açıklamada bulundu. Hava kampüslerin Türkiye’de havacılık adına da yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Hava Kampüsler sportif ve amatör havacılık faaliyetlerine hizmet verecek şekilde planlandı. Bu adımla birlikte Türkiye’de amatör havacılıkta yeni bir dönemi başlatıyoruz. Artık havacılığa ilgi duyan vatandaşlarımız bu alanlarda daha profesyonel imkanlarla buluşacak. Burada kazanılacak deneyimler, amatör ve sportif havacılığın ülke genelinde yaygınlaşmasına öncülük edecek. Havaalanı veya heliport niteliğinde olmayan alanlarda azami kalkış ağırlığı 5 bin 700 kilograma kadar olan sabit kanatlı hava araçları başta olmak üzere, dikey iniş ve kalkış yapabilen (VTOL) insanlı veya insansız hava araçlarının pilot sorumluluğunda iniş kalkış yapabileceği alanları amatör ve sportif havacılarımızın hizmetine sunuyoruz." "13 Hava kampüsümüzle sportif ve amatör havacılığın gelişimine katkı sağlıyoruz" Türkiye’de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne kayıtlı hava kampüsler hakkında konuşan Bakan Uraloğlu, "Bugün 11 ilde faaliyet gösteren 13 hava kampüsümüzle sportif ve amatör havacılığın gelişimine katkı sağlıyoruz" ifadesini kullandı. "Niğde, Aksaray, Gaziantep, Kocaeli ve Batı Antalya’ya da Hava kampüs kazandırmayı planlıyoruz" Uraloğlu, uçak ve helikopterlerin kullanımına açık hava kampüslerinin Antalya Döşemealtı, Tekirdağ Süleymanpaşa, Eskişehir İnönü ve Sivrihisar ile Samsun 19 Mayıs, Konya Selçuklu, Sakarya Pamukova ve Çanakkale Bozcaada’da yer aldığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Bu hava kampüslerimize ek olarak Sivas Divriği’de de bir hava kampüsümüzü yakın zamanda hizmete açacağız. Her ilçeye bir hava kampüsü kazandırma vizyonu ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Niğde, Aksaray, Gaziantep, Kocaeli ve Batı Antalya’ya da hava kampüs kazandırmayı planlıyoruz" açıklamasında bulundu. Uraloğlu ayrıca, sadece helikopter inişi yapılabilen hava kampüslerin ise Muş, Denizli, İzmir Aliağa, Eskişehir Seyitgazi ile Ardahan’da bulunduğunu aktardı. "Deprem, sel ve orman yangını gibi afet riski yüksek bölgelerden gelen hava kampüs taleplerine öncelik veriyoruz" Hava kampüslerinin afet yönetimi açısından da stratejik önem taşıdığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Deprem, sel ve orman yangını gibi afet riski yüksek bölgelerden gelen hava kampüs taleplerine öncelik veriyoruz. Bu alanlar, gerektiğinde arama-kurtarma, sağlık nakli veya acil yardım ekiplerinin sevki için de değerlendirilebilir. Bu yönüyle hava kampüsleri, afet yönetiminde zaman ve erişim açısından avantaj sağlayacak altyapılardır. Bu yönüyle hava kampüslerinin ülkemizin sivil havacılık kapasitesine olduğu kadar, kriz anlarında hızlı müdahale imkanına da katkı sunmasını hedefliyoruz" dedi. "Bulundukları illerde havacılıkla ilgili sosyal ve kültürel etkinliklere de zemin hazırlıyor" Hava kampüslerinin aynı zamanda bulundukları il ve ilçelerde turizm hareketliliğini ve tanıtım faaliyetlerini destekleyebileceğini belirten Bakan Uraloğlu, "Hava kampüsler, bulundukları illerde havacılıkla ilgili sosyal ve kültürel etkinliklere de zemin hazırlıyor. Bu yönüyle, hava kampüsleri hem ekonomik gelişime katkı sağlayacak hem de havacılık kültürünün yaygınlaşmasına imkan tanıyacak" ifadelerinde bulundu.