GENEL - 05 Ekim 2018 Cuma 11:34

Başkan Özcan’dan ZİÇEV’e destek

A
A
A
Başkan Özcan’dan ZİÇEV’e destek

Niksar Belediye Başkanı Özdilek Özcan, geçtiğimiz günlerde çıkan yangın nedeniyle zarar gören Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV) Niksar Şubesi’ni ziyaret ederek destek sözü verdi.

Niksar Belediye Başkanı Özdilek Özcan, geçtiğimiz günlerde çıkan yangın nedeniyle zarar gören Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV) Niksar Şubesi’ni ziyaret ederek destek sözü verdi.


Geçtiğimiz Pazar günü çıkan yangın neticesinde zarar gören ZİÇEV Niksar Şubesi’ni ziyaret eden Niksar Belediye Başkanı Özdilek Özcan, kuruma geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Kurum müdürü Seray Kaynar’dan yangın hakkında bilgiler alan Başkan Özcan Niksar Belediyesi olarak gereken desteğin sağlanacağını belirtti. Niksar Belediyesi Temizlik İşleri Personelinin çalışmalarını sürdürdüğü ZİÇEV’de açıklamada bulunan Niksar Belediye Başkanı Özdilek Özcan; “Hafta sonu çıkan yangın bizleri ziyadesiyle üzdü. Merkezimizin eski haline gelmesi için ekiplerimizle seferber olduk. Tüm hemşerilerimizden merkezimize destek olmalarını rica ediyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir On yıl önce öldürülen çiftin yakınları: "On yıldır cehennemi yaşadık" Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mazı köyünde 10 yıl önce öldürülen İbrahim Tiryaki ve Fatma Tiryaki’nin yakınları, olayla ilgili yaptıkları açıklamada yaşadıkları acının tarif edilemez olduğunu belirtti. "10 yıldır cehennemi yaşadık" diyen aile fertleri, yıllardır büyük bir travma içerisinde yaşadıklarını ifade ederek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların en ağır cezayı almasını istedi. Merhum çiftin kızı Fevziye Öğüç, ailesi adına yaptığı açıklamada, "10 yıldır adeta cehennemi yaşadık. Sadece biz değil, bütün sülalemiz bu olayın acısıyla yaşadı. Annemle babamın üzerine atılan iftiraların tamamının yalan olduğunu düşünüyoruz. Bunların tamamen daha az ceza almak ve kendilerini kurtarmak amacıyla ortaya atıldığına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Aile, olay sırasında evde bulunan Nimet Tiryaki’nin yalnızca ev hapsiyle değil, tutuklu yargılanmasını istediklerini belirterek, "Ortada iki insanın vahşice öldürülmesi var. Biz yıllardır bunun acısını yaşarken verilen ev hapsi kararını kabul edemiyoruz" dedi. Açıklamada, olayın aydınlatılması için başta Adalet Bakanı olmak üzere yıllarca çalışan savcılar, jandarma ekipleri ve tüm görevlilere teşekkür edildi. Aile üyeleri, "Biz yerimizde uyurken onlar sabahlara kadar çalıştı. Bu olayın aydınlatılması için emeği geçen herkese minnettarız" ifadelerine yer verdi. Ailenin avukatı Mehmet Zahit Tırkız ise sanıkların bazı ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savunduklarını, cinayetin para nedeniyle işlendiği yönünde kanaatleri olduğunu söyledi. Avukat Tırkız açıklamasında, "2021 yılında Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılamayı katılan vekili sıfatıyla takip ettim. Ocak 2016 tarihinde meydana gelen olayda, daha önce yargılanan sanık delil yetersizliğinden beraat etmişti. Ancak olayın üzerine yeniden gidildi ve yapılan çalışmalar sonucunda Özkan Tiryaki’nin olayı gerçekleştirdiği tespit edildi. Sanığın ifadelerinde annesine yönelik cinsel istismar iddiasında bulunduğu görülüyor. Ancak biz aile avukatı olarak bu iddiaları kesinlikle kabul etmiyoruz. Çünkü Özkan Tiryaki’nin bahsettiği dönemde evde yaşayan başka gelinler ve kız çocukları da vardı. Bu iddiaların tamamen suçtan ve cezadan kurtulmaya, daha az ceza almaya yönelik verildiğini düşünüyoruz" dedi. Cinayetin para nedeniyle işlendiğini düşündüklerini ifade eden Tırkız, "Sanığın dosyada tanık sıfatıyla verdiği ifadede, odada bir kasa bulunduğunu ve bu kasanın içerisinde dedesine ait borç-alacak defterlerinin olduğunu söylediği görülüyor. Olaydan yaklaşık bir buçuk ay önce askerden geldiği ve maddi sıkıntı içerisinde olduğu değerlendirildiğinde, cinayetin ekonomik nedenlerle işlendiği kanaatindeyiz" diye konuştu. Tırkız ayrıca, olay sırasında evde bulunduğunu kabul eden Nimet Tiryaki’nin yalnızca delilleri gizleme veya yok etme suçundan değil, cinayet suçundan da yargılanması gerektiğini savunduklarını belirterek, ev hapsi kararının kaldırılarak tutuklanmasını talep ettiklerini söyledi. Avukat Tırkız açıklamasının sonunda, başta Adalet Bakanı olmak üzere, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma birimlerinde görev yapan ekiplere, Nevşehir ve Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılıklarına, Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı’na ve emeği geçen tüm kolluk kuvvetlerine teşekkür etti.
Ankara Kızılcahamam’da üreticilere 1 milyon 748 bin sebze fidesi dağıtıldı Ankara’nın tarım ve kırsal kalkınma alanında dikkat çeken ilçelerinden Kızılcahamam’da üreticilere bu yıl da yüzde 50 hibeli sebze fidesi desteği sağlandı. Kızılcahamam Belediyesi’nce sürdürülen proje kapsamında bugüne kadar toplam 1 milyon 748 bin 752 fide çiftçilerle buluşturuldu. Programda konuşan Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, tarımsal üretimi destekleyen projeleri göreve geldikleri ilk günden itibaren öncelikli gördüklerini belirterek, kırsal kalkınmanın güçlü bir üretim anlayışıyla mümkün olacağını ifade etti. Başkan Acar, "Bugün burada sadece fide dağıtımı yapmak için değil, toprağa emek veren, alın teriyle üretimi büyüten çiftçilerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek için bir araya geldik. Çünkü biliyoruz ki üreten çiftçi güçlü olursa kırsal kalkınır, kırsal kalkınırsa Kızılcahamam büyür ve geleceğe daha güçlü yürür" ifadelerini kullandı. Kızılcahamam Belediyesi’nin son yıllarda tarım alanında önemli projelere imza attığını belirten Başkan Acar, çilek üretimini yaygınlaştırmak amacıyla fide, malç, sulama sistemi ve teknik destek sağladıklarını, ilçede yaklaşık 55 dönüm çilek tarlasının üretime kazandırıldığını söyledi. Alternatif üretim modelleri üzerine de çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Acar, aronya, frenk üzümü, Bektaşi üzümü ve bal yemişi gibi tıbbi ve aromatik bitkilerin ilçede yaygınlaştırılması için destek verdiklerini kaydetti. Yaklaşık 40 yıl aradan sonra "çeltikçi pirinci"nin yeniden Kızılcahamam topraklarında üretilmeye başlandığını vurgulayan Başkan Acar, 2026 yılı itibarıyla çeltik ekim alanının 60 dönüme çıkarıldığını ve modern tarım uygulamaları kapsamında damlama sulama sistemlerinin kullanılmaya başlandığını belirtti. Karabuğday ve nohut üretimine yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade eden Acar, ilçede 50 dönüm alanda nohut ekimi gerçekleştirilerek, üretim çeşitliliğinin artırıldığını söyledi. Başkan Acar, "Toprağa atılan her fide, geleceğe bırakılan bir umuttur" sözleriyle üretime ve çiftçiye verdikleri desteğin artarak devam edeceğini kaydetti. Kızılcahamam Kaymakamı Nuri Mehmetbeyoğlu da yaptığı konuşmada, tarıma ve üreticiye verdiği desteklerden dolayı Kızılcahamam Belediyesi’ne teşekkür ederek, dağıtımı gerçekleştirilen fidelerin çiftçilere hayırlı, bereketli ve bol kazançlı bir sezon getirmesini temenni etti. Programa katılan çiftçiler ve vatandaşlar üretime yönelik desteklerinden dolayı Kızılcahamam Belediyesi’ne teşekkür ederken, dağıtılan fidelerin ilçedeki tarımsal üretime ve kırsal ekonomiye önemli katkı sağlaması bekleniyor. Kızılcahamam Belediyesi’nin üretici odaklı projeleriyle hem kırsal kalkınmayı desteklemeyi hem de genç nüfusun tarıma yönelmesini teşvik etmeyi amaçladığı belirtildi. Fide dağıtım törenine Kızılcahamam Kaymakamı Nuri Mehmetbeyoğlu, Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, ilçe protokolü, mahalle muhtarları, çiftçiler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kocaeli Dilovası’ndaki kozmetik fabrikası yangını davasının ikinci duruşması başladı Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde kozmetik dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın ikinci duruşması başladı. Duruşma öncesinde bir araya gelen mağdur aileler, gözyaşları içinde açıklamalarda bulundu. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen dava öncesinde cezaevi önünde toplanan aileler, adaletin tecelli etmesini beklediklerini ifade etti. Hayatını kaybeden Songül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut, "Buraya adalet için geldik. İnşallah adalet yerini bulur. İnsanlarımız için yas tutacağımız yerde onlar için adalet arayışına düştük. Kandıra Cezaevi’ne sürülüyoruz. Biz nasıl yakınlarımızı kömür olarak aldıysak, sanıkların da içerde çürüyerek yaşamalarını istiyorum. Çürüsünler, içerde kalsınlar. Gerekirse idam edilsinler" dedi. "Bilmiyordu ki ateşin içine girecek ve kömür olacak" Nisa’nın annesi Altun Taşdemir de adalet istediklerini vurgulayarak, "Kızımızın hakkını istiyorum. Kızımı yaktılar. Kızım daha gençti, yandı, toprak altına girdi. Bile bile çocuklarımızı yaktılar. Hayalleri vardı, daha evleneceklerdi. Çocuklarımızın hakkı yerde kalmasın. Nisan’ın babası kanser, ona destek vermek için çalışmak istemişti. Bilmiyordu ki ateşin içine girecek ve kömür olacak. Çocuklarımızı kömür olarak yerden topladık, çöp poşetine koyup getirdik. Kefensiz toprağa gömüldü kızım, çöp poşeti ile gömdük" diye konuştu. Baba Vedat Taşdemir ise "Adalet bekliyoruz. Sanıkların cezaevinden çıkmasını istemiyoruz. Hamileymiş, kansermiş gibi bahanelerle tahliye istemesinler. Ben de kanserim, tedavi görüyorum. Benim evladımı yakanlar da yansın, cezaevinden çıkmasınlar" şeklinde konuştu. Hayatını kaybeden Tuğba’nın anne ve babası Şahin ile Saliha Taşdemir çifti de, "İçimiz tanıyor, ateş düştüğü yeri yakıyor. En ağır cezayı alsınlar. Sanıklar hapishanede çürüsünler. Bayram geldi, kızım nerede? Her gün ölüyorum, onlarda ölsün" ifadelerini kullandı. "Her bir yetkili yargılanmalıdır" Aileler adına ortak basın açıklamasını okuyan Tuğba Gülek ise 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen olayda, fabrikada 3’ü çocuk, 6’sı kadın 7 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. İlk duruşmada sanıkların sorumluluk üstlenmediğini ve suçu hayatını kaybeden işçilere atmaya çalıştıklarını söyleyen Gülek, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savundu. Sadece tutuklu bulunan firma sahipleri ve iş güvenliği uzmanlarının yargılanmasının yeterli olmadığını belirten Gülek, fabrikanın iş yaptığı diğer ortak şirketlerin yöneticilerinin ve denetim görevini ihmal ettiği öne sürülen kamu ve belediye görevlilerinin de yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Gülek ayrıca, duruşmanın Gebze Adliyesi yerine Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ne alınmasının, hasta ve çalışmak zorunda olan mağdur aileler açısından ciddi ulaşım zorlukları ve mağduriyet oluşturulduğunu kaydetti. Gülek, "Hapishane bizim geleceğimiz yer değil, canlarımızı hayattan koparan patronlar ve kamu görevlilerinin cezalarını çekmeleri gereken yerdir. Talebimiz nettir. Tehlikeli kimyasallarla çalışan ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır. Bu yıkım kararını uygulamayan belediye başkanlarından zabıtalara ve denetim görevini yapmayan bakanlık yetkililerinden şirket ortaklarına kadar herkes yargı önüne çıkartılmalıdır. Birlikte kazandınız, ihmallere göz yumdunuz bu nedenle birlikte sorumlu olacaksınız" ifadelerini kullandı. Olayın geçmişi Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman A., Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve firari Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ’suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Heyet, tutuksuz sanık Ömer A.’nın adli kontrol tedbirlerini kaldırırken, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vermişti.
Gaziantep GİBTÜ mutfağında minik şeflerin Gastronomi yolculuğu Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, bugün kapılarını çok özel bir misafir grubuna açtı. Gaziantep Üniversitesi Kreş ve Anaokulu’nun 4 yaş grubu öğrencileri, üniversite mutfağının profesyonel atmosferinde unutulmaz bir gün geçirdi. Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ), sadece yükseköğretimde değil, toplumsal katkı ve iş birliklerinde de öncü rol üstlenmeye devam ediyor. GİBTÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, kapılarını bu kez geleceğin şef adaylarına açarak üniversitenin modern ve profesyonel mutfak altyapısını minik adımlarla buluşturdu. Gaziantep Üniversitesi Kreş ve Anaokulu’nun 4 yaş grubu öğrencilerini ağırlayan GİBTÜ, çocukların yerel kültürle tanışmasını ve uygulamalı eğitimle yeteneklerini keşfetmesini sağlayan vizyoner bir etkinliğe imza attı. Üniversitenin uzman akademik kadrosunun rehberliğinde profesyonel mutfak ortamını deneyimleyen minikler, unutmaları imkansız bir gastronomi yolculuğuna çıktı. "Kültürel miras mutfağa dokunarak başlar" Etkinliğin ev sahipliğini yapan GİBTÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Erol Taşkın, "Bugün mutfağımızda sadece yemek pişirmedik, aynı zamanda kültürel mirasımızı geleceğin nesilleriyle paylaştık. 4 yaşındaki minik şeflerimizin hamura ve malzemelere dokunurken gözlerindeki o parıltıyı görmek bizler için paha biçilemez. Amacımız, çocuklarımıza mutfağın sadece bir yemek hazırlama alanı değil, aynı zamanda ve yerel değerlerin harmanlandığı bir keşif dünyası olduğunu hissettirmekti" dedi. "Uygulamalı eğitim çocukların gelişiminde kritik rol oynuyor" Gaziantep Üniversitesi Kreş ve Anaokulu Müdürü Dr. Ramazan Merk ise bu tür iş birliklerinin okul öncesi eğitimdeki önemine dikkat çekerek, "Okul dışı öğrenme ortamları, çocuklarımızın çok yönlü gelişimi için vazgeçilmezdir. Bugün burada GİBTÜ’nün profesyonel mutfağında gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik, çocuklarımızın hem ince motor becerilerini destekliyor hem de onlara kendi yöresel kültürlerini yaparak ve yaşayarak öğrenme fırsatı sunuyor. Üniversitelerimiz arasındaki bu güçlü bağın, minik öğrencilerimizin vizyonuna büyük katkı sağladığına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Geleneksel miras GİBTÜ çatısı altında geleceğe taşınıyor Çocuklara erken yaşta özgüven kazandıran, yerel gastronomiyi sevdiren ve el becerilerini geliştiren bu anlamlı etkinlik, GİBTÜ’nün toplumsal gelişimdeki yapıcı rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Günün sonunda çekilen hatıra fotoğraflarındaki neşeli yüzler, GİBTÜ mutfağının sadece lezzet değil, aynı zamanda mutluluk ve vizyon üreten bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Geleceğin dünyaca ünlü şef adayları, gastronomi dünyasına ilk büyük ve profesyonel adımlarını GİBTÜ çatısı altında atmanın ayrıcalığını yaşadı.