SAĞLIK - 28 Mart 2020 Cumartesi 13:22

Koronadan korunmak isterken gözünüzden olmayın

A
A
A
Koronadan korunmak isterken gözünüzden olmayın

Prof.

Prof. Dr. Yakup Budak, merdiven altı üretim yapılan kolonyaların körlüğe neden olabileceğini ifade ederek, “Vatandaşlarımıza tavsiyem merdiven altı kolonyaları almamaları" dedi.


Tüm dünyayı etkisi altına alan ve binlerce kişinin ölümüne neden olan yeni tip korona virüs nedeniyle Türkiye’de kolonya fiyatları yüzde yüz arttı. Bunu fırsat bilen sahte üreticiler merdiven altı üretim yaparak insanların sağlığı ile oynayama başladı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Budak, kolonya üretiminde kullanılan etonol fiyatlarının artması nedeniyle sahte kolonya üreticilerinin insan sağlığına zararlı olan metanolle kolonya üretimi yaptığına dikkat çekerek, “Yapılan çalışmalara göre yüzde 70 üzerindeki tüm etenol kolonyaları bu virüsü öldürmektedir. Etanol fiyatlarını da bu ihtiyaç nezrinde üçe dörde katlandı. Fiyatlarını artması neticesinde merdiven altı üretimlerde artmıştır. Herkes kolonya üretimine başladı. Özellikle de etanolü bulamayan fırsatçılar merdiven altında ne olduğunu bilmeden ucuza mal ettikleri için metanol kullanıyor. Metanolün üzerindeki etkilerden de anlaşılacağı gibi insan sağlığına zararlı etkisi var. Vatandaşlarımıza tavsiyem merdiven altı kolonyaları almamaları. Markası bilinmeyen etiketsiz veya rast gele satılan kolonyaları almamalarını tavsiye ediyorum. Çünkü metanolün kör yapma ve zehirli olduğu için öldürme özelliği mevcut. Dolayısı ile sağlıklarını koruyacağım diye canlarından olmasınlar” dedi.


Sahte kolonya kör ediyor


Budak, içeriğinde metanol maddesi kullanılarak yapılan kolonyaların göz körlüğüne neden olmakta olduğunu ifade ederek, “Şu anda kolonya ihtiyacı olduğu için metanol maddesi de ucuz olduğu için birçok merdiven altı üretimler metanolden yapılmaktadır. Bu nedenle özellikle markası belli ürünleri tercih etmelerini öneriyorum. Geçmişte baktığımız zaman metanol zehirlenmeleri ortada. Özellikle metanol insan metabolizmasına zararlı. Etil alkolden yapılması gerekiyor. Etanol pahalı, şu ortamda daha da az bulunduğu için fiyatları aşırı derecede arttı. Bu nedenle ihtiyacı giderebilmek için metanol kullanan firmalar var. Bunlar özellikle firma demeyeceğim merdiven altında üretip ticaret yapan kişiler. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.