GENEL - 30 Mart 2020 Pazartesi 14:53

Yerli ve milli enzimle, Korona virüs tanısında başarı yakalanacak

A
A
A
Yerli ve milli enzimle, Korona virüs tanısında başarı yakalanacak

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümünde, Korona virüsü tanı kitinde kullanılmak üzere olan yerli ve milli enzim üretildi.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümünde, Korona virüsü tanı kitinde kullanılmak üzere olan yerli ve milli enzim üretildi.


TOGÜ Rektör Yardımcısı ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsa Gökçe, Çin’den gelen Korona virüs kitlerde yüzde 30-40 yanılma payı olduğunu, yerli ve milli üretimle yapılan enzimlerle hazırlanacak olan kitlerde ise başarı oranının yüzde 99.99 olacağını söyledi.


Üretilen enzimler, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) gönderilerek yerli kitlerde kullanılması sağlanacak. Prof. Dr. İsa Gökçe, Korona virüs tanı kitinde kullanılacak Revers Transkriptaz ve DNA Polimeraz enzimlerinin, rekombinant DNA teknolojisi kullanılarak üretildiğini kaydetti.


Üretilen enzimlerin yaklaşık iki hafta içinde kitlerde kullanılmaya başlayacağını belirten Gökçe, “Yaklaşık üç hafta içerisinde üniversitemizde enzimlerden ikisi birden üretildi. Bu enzimlerden bir tanesini TÜBİTAK MAM’a gönderdik. Diğerini de bugün göndereceğiz. Oradaki arkadaşlar bunun kitini oluşturmak için çalışmaya başlayacaklar. Bizden ne kadar enzim istenirse o kadar üretebiliriz. Şu anda on binlerce kiti yapabilecek enzimi 3 günde üretebiliyoruz. Ama istenirse bir hafta içerisinde şaka değil 1 milyon kiti üretebilecek enzimleri burada laboratuvarda üretebiliriz. Tabii ki malzeme desteği de lazım” dedi.



İki enzim sayesinde Korona virüs kiti oluşturuluyor


Gökçe, iki enzim sayesinde Korona virüs kitinin oluşturulduğunu ifade ederek, “Enzimlerden birisi, Korona virüs adını vermiş olduğumuz retro ve RNA virüsünün RNA’sini DNA’ya çeviriyor ki bunun adı Revers Transkriptaz. Diğer enzimimiz DNA polimeraz da, bu DNA’yı çoğaltarak hatta viral yüklü bile gösterebileceğimiz sistemde bize bilgileri veriyor. Yani bu iki enzimin sayesinde bu kit oluşuyor” diye konuştu.



Yerli ve milli enzimlerle üretilecek olan Korona virüs kitlerinde tanıda başarı yakalanacak


Prof. Dr.Gökçe, Çin’nden gelen kitlerde yanılma oranın yüksek olduğunu ileri sürerek, “Çin’den gelen en son 15-20 dakikada yarım saatte sonuç verecek olan kitler aslında normalde aynen hamilelik testi gibi çalışmakta. Ama bunun hassasiyeti sıkıntılı. Yüzde 30-40 hata verebiliyor. Genelde yok diye hata veriyor. Niye çünkü yeteri kadar hastada antikor oluşmadığından yanlış çalışmakta. Ama bizim çalıştığımız sistem tamamen RNA ve DNA temeli olduğundan dolayı yüzde 99.99 doğrulukta. Bunu yaparken de daha önce de söylediğimiz gibi kendi ürettiğimiz yerli ve milli olarak Türkiye’de bildiğim kadarıyla bu iki enzimi bir arada üreten yok. Tek tek bu enzimin farklı şekillerin üretenler olabilir. Genelde firmalarımız bunları Çin’den, Rusya’dan, Avrupa’dan farklı yerlerden satın almaktalar. Şu anda da biliyorsunuz dışarıdan dışarıdan malzeme girişi sıkıntı olduğundan bu firmaların böyle bir enzimlerde tedarik etme sıkıntıları büyük” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.