SAĞLIK - 04 Nisan 2020 Cumartesi 10:33

Evde kalanlar, ruh sağlığınız için sosyal medyaya dikkat

A
A
A
Evde kalanlar, ruh sağlığınız için sosyal medyaya dikkat

Türkiye’de, uzmanlar korona virüsü salgınına karşı evde kalanların beden sağlının yanı sıra tuh sağlığını da koruyabilmeleri için sosyal medyadan uzak durmasını öneriyor.

Türkiye’de, uzmanlar korona virüsü salgınına karşı evde kalanların beden sağlının yanı sıra tuh sağlığını da koruyabilmeleri için sosyal medyadan uzak durmasını öneriyor.


Korona virüsü dolayısı ile evlerinden çıkamayan öğrenciler ve vatandaşların psikolojik sağlamlığı artırmak amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi tarafından çalışma başlatıldı. Üniversitenin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Anabilim dalı öğretim üyelerinin katkılarıyla merkezin sosyal medya hesabından canlı yayın yapılacak. Her hafta pazartesi günleri saat 21.00’de farklı uzmanların katılımı ile konular işlenecek. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin İlhan, bu proje sayesinde evlerinden çıkamayan vatandaşlara danışmanlık hizmeti vereceklerini kaydetti. İlhan, korona virüs salgını kadar tehlikeli olanın asılsız haberler olduğuna dikkat çekerek, “Evde kalmak beden sağlığımızı korumakla ile birlikte ruh sağlığımızı tam olarak korumuyor. Bunun için ek tedbirler gerekiyor. Halkımız bilgileri alırken her türlü bilgiyi ihtiyacı olmadığı halde almaktan ziyade doğru kaynaktan ve doğru kanaldan alması gerekiyor. Bu konuda ben sadece şunu söyleyebilirim. Sağlıkla ilgili bilgileri lütfen sadece sağlık bakanımız ve bilim kurumdan öğrenin. Eğitimle ilgili bilgileri milli eğitim bakanlığımızdan öğrenin. Üniversite öğrencileri bu bilgileri sadece YÖK’ten öğrensin. Sosyal medya araçlarını kullanırken çok dikkatli olsunlar. Virüs kadar bulaşıcı olan şey aslında bu haberler, aynı zamanda haberlerin getirdiği kaygı korku ve panik hali. Peki biz burada bunlardan uzak kalırken başka ne yapacağız? Geçmişteki pandemiler geçti, bu da geçecek. O zaman umudunuzu ve iyimserliğimizi koruyacağız. İyimserlik derken kastettiğim şey bugünü bir fırsat gün olarak değerlendirmek gerekiyor. Ben ne yapıyorum? Kendine örnek verirsem daha iyi anlaşılabilir. Mümkün olduğu kadar evimde kalıyorum. Eşimle, aileme elimden geldiği kadar psikolojik destek sağlamaya çalışıyorum. Karşılıklı olarak ertelediğimiz, yapamadığı şeyleri yapmaya çalışıyoruz. Okuyamadım kitapları okumaya çalışıyorum. Kitap projelerim vardı onları yürütmeye çalışıyorum. Eğlenceli şeyler izlemeye ve paylaşmaya çalışıyorum. Onun dışında kendime daha çok zaman ayırmaya çalışıyorum. İhmal ettiğim şeyleri tekrar telafi etmeye çalışıyorum ve sevdiklerimle de görüşmeye online şekilde devam ediyorum" dedi.



Fazla bilgi ruh sağlığını bozuyor


Korona virüs salgını dolayısı ile insanlarda ’hasta mıyım?’ endişesi oluştuğuna dikkat çeken İlhan, "Bu tür konularda endişelerimizi kendi kendimize test etmeyelim. İnternet doktorculuğu yapmayalım, internet bilgileri sağdan soldan arayarak kendimize bir tanı koymaya çalışmayalım. Doktorlar zaten özellikle bilim kurulu ve Sağlık Bakanı çok önemli bilgiler, kriterler söylüyor. Bu kriterlerin dışında kendimize etiket koymayalım. Zaten dışarı çıkmıyorsak ve hijyenimize çok dikkat ediyorsak bunun bulaşma ihtimali çok düşük olduğu uzmanlar zaten bize söylüyor. Dışarı zorunlu olarak çıkıyorsak bu durumda da yine hijyen kriterlerine dikkat ediyoruz. Karşı tarafa bulaştırmamaya çalışıyoruz. Burada kontrol duygusu çok önemli. Lütfen şöyle bir şey yapsınlar. 2 daire çizsinler. Dairenin bir tanesine kontrol edebildikleri yazsınlar. Diğer tarafa kontrol edemeyeceklerini yazsınlar. Aslında zihnimizin ne kadar da çok kontrol edemeyeceği şeylerle meşgul olduğunu görecekler. Kontrol edeceğimiz şeyler virüsü bulaştırmamak, yiyeceğimizi korumak, evde kalmak, ruh sağlığımızı korumak. Bilgimizin fazla olması bizi hastalıktan korumuyor. Kaygımızı artırıyor ve bu bilginin fazlalığı aslında bizim ruh sağlığımızı da bozuyor ve bir süre sonra ne oluyor? Bağışlık sistemimizi düşürüyor ve virüslere daha açık hale geliyor. O yüzden yeteri kadar bilgi diyorum ben" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.