GENEL - 08 Nisan 2020 Çarşamba 12:12

Taburcu olan sağlık çalışanı mahallesinde alkışlarla karşılandı

A
A
A
Taburcu olan sağlık çalışanı mahallesinde alkışlarla karşılandı

Tokat’ta koronavirüs tedavisi tamamlanarak taburcu olan hemşire, 14 gün boyunca izole kalacağı evine geldiğinde mahalle sakinleri tarafından alkışlarla karşılandı.

Tokat’ta koronavirüs tedavisi tamamlanarak taburcu olan hemşire, 14 gün boyunca izole kalacağı evine geldiğinde mahalle sakinleri tarafından alkışlarla karşılandı.


Tokat’ta Turhal Devlet Hastanesi Acil Servisinde çalışırken enfekte olan hemşire Özlem Şirinyaşar, yapılan testlerinin pozitif çıkması sonrasında tedavi görmeye başladı. Tokat’a Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesinde tedavi gören evli ve 2 çocuk annesi Şirinyaşar tedaviye kısa sürede yanıt verdi. 10 günlük bir tedavinin ardından alkışlarla hastaneden uğurlanan 32 yaşındaki genç hemşireyi mahalle sakinleri de alkışlarla karşıladı. 14 günlük ev izolasyonunun 2’inci gününde olan Özlem Şirinyaşar’ın evinin kapısına apartmandaki çocuklar çizdikleri resimleri asarak O’na moral verdi.



Enfekte olabileceği güvenlik kameralarıyla tespit edildi


Turhal Devlet Hastanesi Aciline gelen ve testleri pozitif çıkan bir hastanın kimlerle temas ettiğinin tespiti için güvenlik kameraları incelendi. Özlem Şirinyaşar’ın hasta ile olan temasını riskli gören hastane yönetimi Şirinyaşar’ı takibe aldı. Evinde geçen bu takip sürecinde hastalık belirtileri göstermeye başlayan Özlem Hemşire’ye yapılan testler pozitif çıkınca, tedaviye başlandı. Şirinyaşar: “Ben kendini ve ailesini tehlikeye atma pahasına da olsa fedakarca çalışan sağlık camiasının bir üyesiyim. Maalesef çok dikkat etmeme rağmen Covid -19 vak’alarından biri de ben oldum. Benim şanslı olduğum nokta çok dikkatli insanlarla çalışıyor olmamdı. Enfekte bir hastanın acil servise başvurması sonucu hasta ile yakın temasım söz konusu oldu. Tabi biz bu arada hastanın pozitif olduğunu bilmiyorduk. Dikkatle hastaları izleyen doktorlara sahibiz biz. Pozitif olduğu öğrenilince acaba bu hasta nereleri gezdi, hangi personelimize temas etti? Bunu takip adına görüntüleri izliyorlar. Hastanın hastaneye geliş saatine, girdiği alanları izliyorlar. Hastanın benimle çok yakın temasta bulunduğunu görüyorlar ve risk altında olduğumu söylüyorlar. Beni aradılar, öksürüğün filan var mı dediler. Evet bende de gerçekten 3 gündür devam eden bir kuru öksürük vardı. Ama beni rahatsız edici boyutta değildi. Acaba psikolojik mi değil mi diye kendimce düşüncelerdeydim. Çağırdılar beni, gittik, test yapıldı. Testim pozitif çıktı” diye konuştu.



“Toplumun bize ihtiyacı var”


Evinde çocuklarından ve eşinden ayrı bir odada kalan Şirinyaşar’ın 14 günlük izolasyon süreci 12 gün sonra tamamlanacak. Bu süre içerisinde evde vakit geçiren Şirinyaşar, süre sonunda yeniden sağlık çalışanları ile birlikte virüs salgınına karşı mücadele etmeyi istediğini söyleyerek; “Ben gerçekten tüm sağlık çalışanlarına söylüyorum, Covid-19 vak’alarına. Umut! Umudu kesmemek lazım. Bize çok ihtiyaç var. Şu aşamada toplumun bize çok ihtiyacı var. Bir an önce iyi olup mesleğe dönmek istiyorum. Gerçekten o kadar çok özledim ki onlarla beraber mücadeleye devam etmeyi. Bir an öne toparlanıp onların arasında olmayı istiyorum” ifadelerinde bulundu.



Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya teşekkür


Bu süreçte başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğü, çalıştığı hastane yönetimi ve mesai arkadaşlarıyla, tedavisiyle bizzat ilgilenen sağlıkçılar ve izole boyunca her gün kendisini kontrol eden sağlıkçılara da teşekkür eden Özlem Şirinyaşar, alkışlarla uğurlandığı kadar, mahallesinde alkışlarla karşılanmış olmanın da kendisini çok mutlu ettiğini söyledi. Şirinyaşar: “Eve geldiğimde komşuların beni alkışlarla karşılaması gerçekten takdire şayandı. Tabi hastaneden taburcu olduğumda ki o alkışlar, o ilgi gerçekten herkese çok teşekkür ederim. Bizzat bakan beyin ilgisi, müdürlerimin ilgisi, hastanemizde çalışan her kişinin, ilgileri yani herkese çok teşekkür ederim. Onların ilgisiyle de ben ayaktayım” şeklinde konuştu.


Özlem Şirinyaşar’ın izole süresi 12 gün sonra tamamlanacak. Şirinyaşar’ın bu süre sonucunda yapılan testlerin olumlu çıkması halinde yeniden virüs salgını ile mücadele için görev yaptığı Turhal Devlet Hastanesinde görevine dönecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."