GÜNDEM - 02 Ağustos 2023 Çarşamba 10:38

43 yıllık eşi için 67 yaşında ehliyet sınavına girdi

A
A
A

Tokat’ta yaşayan Sevim Buray, 43 yıldır evli olduğu eşinin hastalıklarının artmasıyla birlikte artık otomobil kullanamaması üzerine 67 yaşında sınava gidip ehliyet aldı.

Tokat’ta yaşayan emekli öğretmen Sevim Buray, 43 yıldır evli olduğu eşi kalp rahatsızlığından dolayı araç kullanmakta zorluk yaşayınca ehliyet alabilmek için kolları sıvadı. Ehliyet almak için kursa yazılan Buray azmiyle dikkatleri üzerine çekerken, ilerleyen yaşına rağmen başarılı olması örnek teşkil etti. Eşini hastaneye götürmek ve hobi bahçelerinde zaman geçirmek için araç kullanacağını belirten Buray, başarmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. 

43 yıllık eşi için 67 yaşında ehliyet sınavına girdi

"Her gün bayrama gider gibi sevinçli gittim"

Ehliyet alma sürecinde eşinden destek aldığını belirten Sevim Buray, "Ehliyet almayı yıllardır istiyordum, eşim her zaman araba sürdüğü için ihtiyaç duymuyorduk. Eşin rahatsızlandı ve ben de ehliyet almaya karar verdim. Eşim kalbinden rahatsızlık yaşıyor, sürekli bahçeye gidip geliyoruz, otobüs gibi taşımalarda zorluklar yaşıyorduk. Ben de önce ehliyet, sonra da araba almaya karar verdim. Ehliyet alma sürecindeki zorluklara katlandım, sadece eşim beni ders için parkur alanına getirdiğinde ona üzülüyordum, yoruluyordu. Her gün bayrama gider gibi sevinçli gittim, istekli oldum. İlk yazıldığımda oğlum bu işin kolay olmadığını söyledi. Ben de reflekslerim ve aklımın yerinde olduğunu, benim neden yapmayacağımı söyledim. Bahçemizin, evimizin, gelen misafirlerin bütün işleri bende ve hiçbir aksaklık olmadan devam ediyor. Ben bunları yapabiliyorsam bunu da yapabilirim dedim. Kendimize güveneceğiz, yapmak istediğimizden emin olacağız ve buna bağlı olarak çalışacağız.

43 yıllık eşi için 67 yaşında ehliyet sınavına girdi

Şu an ben ehliyet aldım ancak daha dikkatli olmam gerekiyor, sonuçta arabada can taşıyoruz. Arabayı sürdüğümde mutlu oluyorum, başarmak insanı mutlu ediyor. Ben bazı insanlar gibi diğer insanlara bağlı kalmayı, onlara sürekli iş yaptırmayı sevmiyorum. Ben hizmet etmeyi seviyorum, yaşın yüksek olmasına rağmen misafirime ve çocuklarıma ben hizmet ederim. Eşimin ehliyet almamda desteği çok oldu, pes etmemem gerektiğini söyledi. Her zaman yanımda oldu ve hasta bile olsa beni derslerime o getirdi. Kurs hocalarım da bana çok destek oldu, bana nasıl yapmam gerektiğini nazik bir şekilde söylediler. Kimse benim öğrencim değil demedi, herkes bana yardım etti" şeklinde konuştu.

Mustafa Kurtulan - Yunus Çiftci

 

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.