GÜNDEM - 09 Kasım 2025 Pazar 09:42

102 yaşında yeni kimliğine kavuştu

A
A
A

Trabzon’un Hayrat ilçesi Yeniköy Mahallesi’nde yaşayan 102 yaşındaki Meryem Koç, seyahat engeli ve ileri yaşı nedeniyle İlçe Nüfus Müdürlüğüne gidemeyince evde kimlik yenileme hizmetinden yararlandı.

Meryem nine, Kaymakam Selçuk Baş ve İlçe Nüfus Müdürü Ümit Kalaycı tarafından evinde ziyaret edilerek yeni kimlik kartına kavuştu. Cumhuriyetle yaşıt olan 01.03.1923 Meryem Koç’un kimlik yenileme işlemi, aynı zamanda devletin yaşlı ve hareket kısıtlılığı bulunan vatandaşlara sunduğu insani hizmetin anlamlı bir örneği oldu.

Kaymakam Selçuk Baş, yaşlı ve seyahat engeli olan vatandaşlara yönelik kimlik yenileme hizmetinin Türkiye genelinde başarıyla yürütüldüğünü belirterek, "Yaşı ilerlemiş ve seyahat engeli bulunan vatandaşlarımıza evlerinde bu hizmeti veriyoruz. Bu vesileyle onları ziyaret edip hal hatırlarını soruyoruz. Hem kimlik değişimlerini gerçekleştiriyoruz hem de kendilerini mutlu ediyoruz. Cumhuriyetle yaşıt Meryem teyzemizin kimliğini yenilemek bizim için de ayrı bir mutluluk oldu" dedi.

İlçe Nüfus Müdürü Ümit Kalaycı da, Meryem Koç’un çocuklarının annelerinin evden çıkamayacağını bildirmesi üzerine Kaymakamlık onayıyla ev ziyareti gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Teyzemiz için başvuru çocukları tarafından yapıldı. Biz de evine giderek işlemini tamamladık. Bu hizmet, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğümüzün ’hayatın her anında vatandaşın yanında’ anlayışı doğrultusunda yürütülüyor. Hayrat’ta yeni kimlik almayan vatandaş kalmaması için çalışmalarımız sürüyor" diye konuştu.

İlçe Nüfus Müdürü Kalaycı, Hayrat’ta yeni kimlik kartını henüz almamış 4 vatandaş bulunduğunu, bunlardan en yaşlısının Meryem Koç olduğunu diğer vatandaşların da kısa sürede kimlik yenileme sürecinin tamamlanacağı bildirildi.

1923 doğumlu Meryem Koç, Cumhuriyet’le aynı yaşı paylaşan ender isimlerden biri. 18 yaşında evlendiğini, hayatı boyunca büyük zorluklarla karşılaşmadığını belirten Koç, "İyi yaşadım, Allah razı olsun" diyerek memnuniyetini dile getirdi. Eşi yaklaşık 40 yıl önce vefat eden Meryem Koç’un dokuz sağ çocuğu (beş kız, dört erkek), elliden fazla torunu ve torunlarının çocukları bulunuyor.

"Allah devletimizden razı olsun"

Devletin hizmetinden dolayı büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Meryem Koç, "Allah razı olsun, devletimiz sağ olsun, Allah başımızdan eksik etmesin" sözleriyle duygularını ifade etti.

"Cumhurbaşkanımız başımızdan eksik olmasın"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da dua ettiğini belirten Koç, "Cumhurbaşkanımız adamlarını bana yolladı, sağ olsun, çok yaşasın, başımızdan eksik olmasın" dedi.

Oğlu Resul Koç, annesinin 102 yaşına rağmen sağlığının iyi olduğunu, yalnızca tansiyon ve şeker gibi küçük rahatsızlıkları bulunduğunu söyledi. Beslenmesinde doğal ürünlere önem veren Meryem Koç’un, "İneğimiz vardı, yoğurt, süt, yağ hep kendi evimizdendi" sözleriyle geçmiş yaşamına duyduğu özlemi dile getirdiği belirtildi.

Kenan Akyüz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği elçisi Stefan Bredohl Erzurum’da Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği elçisi Stefan Bredohl, Erzurum Valiliğini ziyaret etti. Ziyarette elçi Bredohl, Vali Vekili Mustafa Berk Çelik tarafından karşılandı. Vali Vekili Çelik tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bilgilendirmede; Erzurum’un köklü tarihi, zengin kültürel mirası ve medeniyet birikimi ele alındı. Şehrin geçmişten günümüze bölgesel merkez olma özelliğini koruduğu vurgulandı. Erzurum’un kış turizmi potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde özellikle Palandöken Kayak Merkezi’nin pist uzunlukları, teknik altyapısı ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesi aktarıldı. Ayrıca Konaklı Kayak Merkezi ile uluslararası standartlardaki spor salonları hakkında bilgi paylaşıldı. Şehrin geniş yüzölçümü, mera ve yayla varlığı, büyükbaş hayvan varlığı, süt üretimi ve yem bitkisi üretim kapasitesi hakkında değerlendirmelerde bulunularak Erzurum’un hayvancılıkta bölgesel lider konumda olduğu ifade edildi. Soğuk zincir lojistik merkezi ile 1. ve 2. Organize Sanayi Bölgelerindeki üretim kapasitesi hakkında bilgi verilerek sanayi yatırımlarının artırılmasına yönelik hedefler paylaşıldı. Erzurum’un eğitim altyapısı, üniversiteleri ve bilimsel potansiyeline ilişkin bilgiler aktarılarak şehrimizin güçlü bir eğitim kimliğine sahip olduğu vurgulandı. Ziyaret kapsamında değerlendirmelerde bulunan Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği Elçisi Sayın Stefan Bredohl ise Erzurum’un kadim ve köklü geçmişe sahip, bölgenin en büyük ve stratejik şehirlerinden biri olduğunu ifade etti. Transit yollar üzerinde bulunması ve Rize limanına açılan bir kapı konumunda olması nedeniyle sanayileşme açısından önemli bir potansiyel taşıdığını belirtti. Erzurum’un büyükbaş hayvancılıkta bölgenin önde gelen merkezlerinden biri olduğunu, yaklaşık 750 bin nüfusa sahip bulunduğunu ve milattan önce 5000’li yıllara uzanan tarihi geçmişiyle önemli arkeolojik alanlara ev sahipliği yaptığını vurguladı. Şehirde iki üniversite bulunduğunu, bunlardan biri olan Atatürk Üniversitesi’nin bölgenin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri olduğunu belirterek Erzurum’un güçlü bir eğitim şehri kimliği taşıdığını ifade etti. Yaklaşık bin 900 metre rakımı sayesinde kış ve kayak turizminde Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olduğunu dile getiren Elçi, beş yıllık hedefler doğrultusunda hayvancılıkta Türkiye’nin bir numaralı şehri olma vizyonunu ve organize besi ile sanayi bölgelerinde üretim ve istihdamı artırmaya yönelik çalışmaları memnuniyetle karşıladığını belirtti. Ekonomik yapıda tarım ve hayvancılığın ağırlıklı olduğunu, sanayide son yıllarda önemli bir atılım yaşandığını ifade eden Elçi Bredohl; yüksek rakım ve geniş mera alanları sayesinde iklim değişikliği açısından avantajlı bir konumda bulunan Erzurum’un, güvenlik bakımından da huzurlu ve asayiş olaylarının düşük olduğu bir şehir olduğunu kaydetti.
Ankara Uzmanından uyarı: "Ramazan, bağışıklığı zayıflatan değil metabolik dengeyi destekleyen bir döneme dönüşebilir" Uzm. Dr. Burak Bilbay, "Doğru planlanmış bir beslenme ve yaşam düzeniyle Ramazan, bağışıklığı zayıflatan değil, metabolik dengeyi destekleyen bir döneme dönüşebilir" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Burak Bilbay, kış mevsimine denk gelen Ramazan ayında bağışıklık sisteminin korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Oruç sürecinde vücutta bazı fizyolojik değişimlerin meydana geldiğini belirten Bilbay, "Metabolizma hızı yavaşlayabilir, kan şekeri dengesi farklılaşabilir ve uzun süreli susuzluk hücresel stresi artırabilir. Bu nedenle bağışıklık sistemi, metabolizma, vitamin düzeyleri (özellikle D vitamini, B12, demir) ve kronik hastalıklarla birlikte değerlendirilmelidir. Söz konusu vitamin ve minerallerin eksikliği halsizlik, enfeksiyonlara yatkınlık ve konsantrasyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Ramazan, bağışıklığı zayıflatan değil metabolik dengeyi destekleyen bir döneme dönüşebilir" Kış aylarında enfeksiyon riskinin arttığına dikkati çeken Bilbay, bağışıklık sistemini desteklemek için protein ağırlıklı ve dengeli beslenmenin, yeterli sıvı tüketiminin, mevsim sebze ve meyvelerinin tercih edilmesinin ve düzenli uyku alışkanlığının önem taşıdığını kaydetti. Özellikle diyabet, hipertansiyon veya tiroid hastalığı bulunan bireylerin Ramazan öncesinde hekim kontrolünden geçmesinin önerildiğini belirten Bilbay, "Doğru planlanmış bir beslenme ve yaşam düzeniyle Ramazan, bağışıklığı zayıflatan değil metabolik dengeyi destekleyen bir döneme dönüşebilir" açıklamasında bulundu.
İstanbul Maltepe’de patlama sesleri sonrası atölye alevlere teslim oldu Maltepe’de atölye olarak kullanılan iş yerinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık bir saat süren çalışmasının ardından söndürüldü. Yangında bitişikteki binada oturan bir kişi dumandan etkilendi. Yanan atölye havadan görüntülendi. Yangın, saat 10.00 sıralarında Zümrütevler Mahallesi Heves Sokak üzerinde bulunan ve atölye olarak kullanılan iş yerinde henüz bilinmeyen bir nedenle çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çevrede paniğe neden olurken, ihbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri sokakta güvenlik önlemi alırken, itfaiyenin müdahalesi sonucu yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangın sırasında iş yerinin bitişiğindeki binada bulunan bir kişi dumandan etkilendi. Sağlık ekipleri dumandan etkilenen kadına ambulansta müdahale etti. Öte yandan yangın ve ekiplerin çalışması havadan görüntülendi. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı. "Damperden taş düşer gibi sesler geldi" Yangınla ilgili konuşan Rıdvan Dink, "Önce biraz ses geldi. Sanki damperden taşlar düşer gibi patlamalar oldu. Ardından alevler çıktı. Ben yangını birebir görmedim, sesleri duydum" dedi. Cem Dikmeci ise, "Bir anda buradan bir patlama sesi geldi, ondan sonra alevler bir anda yükseldi. O arada itfaiyeye haber verdik, geldi. İçerisi atölye, boya ve tiner gibi yanıcı maddeler var. Yan tarafta marangoz var ama bir anda sardı orayı" şeklinde konuştu. Yangının çıkış nedenine ilişkin incelemenin sürdüğü öğrenildi.
İzmir Süper Lig’de istikrarın adı: Okan Buruk ve Stanimir Stoilov Uzun süredir aynı teknik direktörle yoluna devam eden Galatasaray ve Göztepe, bunun karşılığını başarılı sonuçlarla alıyor. Okan Buruk 2022, Stanimir Stoilov da 2023 yılından beri takımının başında bulunuyor. Galatasaray ile Göztepe, teknik direktör istikrarıyla öne çıkan iki kulüp oldu. Ligde birçok takım teknik adam değişikliğine giderken, bu iki takım aynı isimlerle yola devam ederek, farklı bir tablo ortaya koydu. Son iki sezonda Süper Lig’de en az 20 takım, teknik direktörünü değiştirirken, bu süreçte 50’den fazla isim görev aldı. Sürekli teknik adam değişikliğiyle başarı yakalamaya çalışan kulüplerin aksine, Göztepe ve Galatasaray bu konuda daha istikrarlı oldu. Sarı-kırmızılılar, 2022 yılının temmuz ayında takımın başına getirdiği Okan Buruk ile Süper Lig’de üst üste 3 şampiyonluk yaşarken, bu sezon ligde ve Avrupa’da da başarılı sonuçlar elde ediyor. İzmir ekibi ise 2023 yılının kasım ayında emanet ettiği Bulgar çalıştırıcı Stanimir Stoilov ile ilk olarak 1. Lig’den, Süper Lig’e çıktı. Göztepe, Stoilov yönetiminde Süper Lig’de de istikrarlı sonuçlar alarak zirveyi zorlayan ekip oldu. Okan Buruk ve Stanimir Stoilov dışında Süper Lig’de bu sezon; Fatih Tekke, Selçuk İnan ve Joao Pereira da sezona başladıkları takımlarla yollarına devam ediyor. 13 takım değişikliğe gitti Bu sezon Süper Lig’de mücadelede eden 18 takımın 13’ünü teknik direktörleriyle yollarını ayırdı. Fenerbahçe, Jose Mourinho sonrası Domenico Tedesco anlaştı. Beşiktaş’ta ise Ole Gunnar Solskjaer’in ardından Sergen Yalçın takımın başına geçti. Samsunspor da Thomas Reis’in yerine Thorsten Fink’i göreve getirdi. Başakşehir, Çağdaş Atan’dan sonra Nuri Şahin ile sözleşme imzaladı. 2025-2026 sezonunda şu ana kadar en çok Gençlerbirliği teknik adam değişikliği yaşadı. Ankara temsilcisi; sezona Hüseyin Eroğlu ile başlarken, Volkan Demirel, Metin Diyadin ve son olarak Levent Şahin’i takımın başına getirdi. Ayrıca Konyaspor; Recep Uçar, Çağdaş Atan ve İlhan Palut, Antalyaspor; Emre Belözoğlu, Erol Bulut ve Sami Uğurlu, Fatih Karagümrük; Marcel Licka, Onur Can Korkmaz ve Aleksander Stanojevic ile çalıştı.
İstanbul Jinekolojik cerrahide yeni yaklaşımlar: Kesisiz ve ağrısız ameliyatlar Türkiye’de yaygınlaşıyor Kadın hastalıkları ve kanser cerrahisinde "kapalı" yöntemler, hastalar için ameliyat korkusunu geride bırakıyor. İstanbul’da düzenlenen 8. Minimal İnvaziv Jinekolojik Cerrahi Kongresi kapsamında bir araya gelen uzmanlar, en ileri teknolojilerin kullanıldığı "izsiz" ameliyat tekniklerini canlı cerrahi yayınlarıyla meslektaşlarına aktardı. Özellikle yeni nesil ameliyatlarda kullanılan robotik ve laparoskopik sistemler sayesinde hastalar büyük kesiler olmadan, çok daha az ağrıyla sağlığına kavuşabiliyor. Sıklıkla kanser vakalarında kullanılan özel boyama teknikleriyle sadece riskli bölgelerin hedeflendiği bu yöntemler, hastaların ameliyattan yalnızca birkaç saat sonra ayağa kalkmasına ve günlük hayatlarına hızla dönmesine imkan tanıyor. "Bu çok avantajlı cerrahi tüm Türkiye’de yaygınlaşıyor" 8. Minimal İnvaziv Jinekolojik Cerrahi Kongresi kapsamında açıklamalarda bulunan Kongre Başkanı Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Taşkın, şu ifadelere yer verdi: "Canlı cerrahileri 12-14 Şubat’ta İstanbul’da yapılan 8. Minimal İnvaziv Jinekolojik Cerrahi Kongresi kapsamında yapıyoruz. Özellikle jinekolojik cerrahide kesisiz veyahut da çok ufak kesilerle yapılan, üst düzey teknolojilerle yapılan cerrahileri meslektaşlarımıza anlatıyor ve öğretiyoruz. Bu kapsamda gerçekten Türkiye’de bu eğitimler sayesinde hem hekimlerimize hem hastalarımıza bu çok avantajlı cerrahinin avantajlarını meslektaşlarımıza sunmuş oluyoruz ve bu cerrahi tüm Türkiye’de yaygınlaşıyor. Robotik cerrahi, laparoskopik cerrahiyle jinekolojik kanser hastalarını büyük kesilere sebep olmadan, büyük kesiler yapmadan çok etkin bir şekilde tedavi edebiliyoruz. Bazı özel boyalarla, bu sistemlerin gördüğü özel boyalarla sadece ilgili lenf bezlerini alarak hastalara gereksiz yük getirmeden, en yüksek tanı doğruluğunu sağlayarak en doğru tedaviyi yapabiliyoruz. Bu kongre kapsamında, kongrenin tümünde 20 adet canlı cerrahi gerçekleştirilecek. Çok deneyimli meslektaşlarımız yine bu işin eğitimini alan meslektaşlarımıza bunları aktaracaklar. Biz de birazdan bir canlı cerrahiyle bir kanser hastasının ameliyatını özel boyalar kullanarak laparoskopik sistemle gerçekleştireceğiz. Rahmini alacağız, daha sonra yumurtalıklarını değerlendireceğiz ve lenf bezini en ince ayrıntısına kadar boyayan boyaları kullanarak, özel boyalarla belirleyip sadece o en riskli lenf bezini alarak hastamızın tedavisini yapmış olacağız." "Hastalar ayağa hızlıca kalkabiliyor, işlerine çok hızlı bir şekilde dönebiliyor" Prof. Dr. Taşkın, bu yöntemler sayesinde hastaların gündelik yaşamlarına çok daha rahat ve az ağrılı şekilde döndüklerini ifade ederek, "Bu cerrahiler özellikle hastalarda küçük insizyonlar nedeniyle çok daha az ağrı yapıyor ve çok daha az ağrı kesici ihtiyacı gerekiyor bu hastalarda. Çok rahat bir şekilde ayağa hızlıca kalkabiliyorlar, işlerine çok hızlı bir şekilde dönebiliyorlar ve bütün onkolojik sonuçlar da aynı şekilde çok iyi bir şekilde gidebiliyor. Dolayısıyla hiçbir kesi olmadan çok hızlı bir iyileşme sağlıyor bu hastalarda kapalı cerrahiler. Kongremiz kapsamında yine her sene olduğu gibi yurt dışından da uluslararası cerrahlardan da yine katkı sağlıyoruz. Bu sene yine tek portlu robotik cerrahi olacak. Aynı zamanda Hindistan’dan çok deneyimli bir cerrahımız yine laparoskopik miyomektomi yapacaklar. Her sene uluslararası deneyimi de yine meslektaşlarımıza bu şekilde aktarmaya çalışıyoruz. Minimal invaziv cerrahiler; robotik cerrahi, V-NOTES dediğimiz yeni izsiz cerrahiler veya laparoskopik cerrahiler tabii hastalarda herhangi bir iz kalmamasını veya çok minimal miktarda bir iz kalmasını sağladığı gibi özellikle hastaların çok ciddi konforlu olmasını sağlayan ameliyatlar. Hastalarımızın çok büyük bir kısmı ameliyattan birkaç saat sonra hiç ameliyat olmamış gibi ayağa kalkıp ağrı kesici ihtiyaçları da son derece az bir şekilde olarak yürüyebiliyorlar. Çok kısa sürede, genelde bir gece veyahut tek gün bile günübirlik işlemlerle bile işlemlerini bitirmiş olabiliyoruz" dedi.