GÜNDEM - 04 Ocak 2026 Pazar 13:29

Büyükşehir ekipleri kapalı yol bırakmadı

A
A
A
Büyükşehir ekipleri kapalı yol bırakmadı

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde etkili olan kar yağışına karşı 18 ilçede eş zamanlı olarak yürüttüğü yoğun mücadeleyle vatandaşların mağduriyet yaşamasını önledi.


Trabzon Büyükşehir Belediyesi ekipleri, şehir genelinde etkili olan yoğun kar yağışına karşı 18 ilçede eş zamanlı yürüttüğü çalışmalarla ulaşımda aksama yaşanmasının önüne geçti. Yapılan müdahaleler sonucunda kent genelinde ulaşıma kapalı yol kalmadı.



Buzlanmaya karşı önlem alınıyor



Gece gündüz sahada görev yapan ekipler, yol açma, temizlik ve buzlanmaya karşı önleyici çalışmalarını sürdürürken; sahada 48 araç ve 68 personel görev yapıyor. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, muhtemel buzlanmalara karşı vatandaşların dikkatli olmalarını isterken, ekiplerin 7/24 esasına göre teyakkuz halinde çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.




Büyükşehir ekipleri kapalı yol bırakmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Paylaşımın ve kardeşliğin kenti Gürsu Gürsu Belediyesi, yardımlaşma ve dayanışmayı temsil eden sosyal belediyeciliğin gereğini Ramazan Ayı’nın manevi ikliminde yoğunlaştırdı. Yılın her ayında, her gününde bir yardım ağının içinde, ihtiyacı olan vatandaşların yardımına koşan Gürsu Belediyesi sıcak yemek dağıtımından, erzak dağıtımına, giysi dağıtımından, tekerlekli sandalye dağıtımına kadar bir çok farklı alanda vatandaşlara destek ve hizmet sağlanıyor. Gürsu Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ilçede sıcak yemeğe ulaşma imkanı olmayan vatandaşların evlerine, kapılarına kadar yemek ulaştırıyor. Gürsu’da sadece Ramazan ayında 16 bin haneye sıcak yemek dağıtılırken, yıllık 70 bin öğün yemek yine vatandaşların sofralarına kadar ulaştırılıyor. Gürsu Belediyesi’nin bu hizmeti ‘sürdürülebilir’ olması açısından oldukça önem taşıyor. Ramazan Ayı’nın en güzel yönü olan paylaşmanın güzelliği ve bereketi Gürsu’da en değerli hali ile yaşatılıyor. Bu kapsamda yine sıcak yemek dağıtımında olduğu gibi, erzak dağıtımında da ilçede sürdürülebilirlik hakim. Bunu daimi bir biçimde yapan ender belediyelerden birisi olan Gürsu Belediyesi, sadece Ramazan Ayı’nda 5 bin haneye erzak ulaştırıyor. Gürsu’da yaşayan başta çocuklar olmak üzere yeni ve temiz giysi ihtiyacı olan her vatandaş oluşturulan bir giysi marketine yönlendiriliyor. Burada bizzat kıyafetlerini kendileri seçen vatandaşlara özellikle Ramazan Ayı’nda 4 bin parça giysi dağıtılırken, bu rakam senede 15 bin parçaya kadar ulaşıyor. Mevcut yardımların dışında vatandaşın her türlü ihtiyacına anında müdahale eden Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü engelli bireyler için de düzenli olarak tekerlekli sandalye dağıtımı yapıyor. En modern sandalyeleri temin eden belediye, sadece ilçe içinden değil ilçe dışından da vatandaşların yardımına ulaşıyor. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Uzun yıllardır bireysel olarak da, siyasete ilk başladığım yıllarda aldığım görevler olarak da her daim sosyal yardımlaşma benim için bambaşka bir öneme sahip. Yardım değil aslında, bizim olanı paylaşıyoruz. Bu da desteğimizi ve kardeşliğimizi büyütüyor. Büyüdükçe de bağlarımız güçleniyor. En yakın zamanda giysi marketimizi yeniden oluşturup vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi.
Denizli İş adamı Cinkaya’dan iddialarla ilişkin açıklama; "Türk yargısına güveniyorum" Denizlili iş adamı Yavuz Cinkaya, avukatı aracılığıyla İstanbul merkezli savcılık soruşturmasıyla ilgili açıklama yaptı. Cinkaya, yönetici olduğu dönemin incelemesinde bahis oynamadığının belirlendiğini belirtti. Süreçten herhangi bir maddi kazanç elde etmediğini, "şike" gibi sporun ruhuna ve hukuka aykırı ağır ithamlarla adının yan yana getirilmesinden derin üzüntü duyduğunu vurgulayan Cinkaya, "Türk Yargısına inancım tamdır" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmaya adı karışan Denizlili iş adamı Yavuz Cinkaya, avukatı Harun Ümit Eren aracılığıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, soruşturma kapsamında müvekkili hakkında inceleme başlatıldığı belirtilerek, bilgi kirliliğinin önüne geçmek ve Cinkaya’nın şahsi, ailevi ve ticari itibarını korumak amacıyla bu açıklamanın yapıldığı vurgulandı. "Hayatın olağan akışına aykırıdır" Avukat Eren, müvekkilinin Denizli’nin köklü ve saygın ailelerinden birinin mensubu olduğunu, ülkenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan önemli bir şirketler grubunun yöneticisi ve hissedarı bulunduğunu hatırlattı. Cinkaya’nın şahsi mal varlığı ve temsil ettiği ticari yapının büyüklüğü dikkate alındığında, herhangi bir illegal faaliyetten veya bahis organizasyonundan maddi menfaat sağlama arayışı içerisinde olmasının hayatın olağan akışına ve sahip olduğu etik değerlere tamamen aykırı olduğu ifade edildi. "inceleme sonucu bahis yapmadığı tespit edildi" Açıklamada, yapılan incelemelerde müvekkilinin yönetici olduğu dönemde yasal ya da yasa dışı herhangi bir bahis yapmadığının tespit edildiği, bu konuda herhangi bir iddia dahi bulunmadığı belirtildi. Soruşturma sürecinin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile detaylı bilgi paylaşılacağı kaydedildi. Avukat Harun Ümit Eren, müvekkilinin süreçten herhangi bir maddi kazanç elde etmediğini, "şike" gibi sporun ruhuna ve hukuka aykırı ağır ithamlarla adının yan yana getirilmesinden derin üzüntü duyduğunu vurguladı. "Yargı ile tam işbirliğindedir" Cinkaya’nın yargı makamlarıyla tam iş birliği içerisinde hareket ettiği, gerekli tüm bilgi, belge ve beyanları ilgili mercilere sunduğunu belirten Eren, "Müvekkilimiz, yargı makamlarıyla tam bir iş birliği içerisinde hareket etmekte; gerekli tüm bilgi, belge ve beyanları ilgili mercilere sunmaktadır. Türk yargısının, müvekkilimizin şahsına yönelik bu haksız algıyı kısa sürede netleştireceğine ve adaletin tecelli edeceğine olan inancımız tamdır. Müvekkilimizin ve mensubu olduğu ailenin ticari itibarını zedelemeye yönelik asılsız haber ve yorumlara karşı tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu bildiririz. Henüz yargılama süreci devam ederken, masumiyet karinesini ihlal edecek her türlü dezenformasyona karşı kamuoyunun hassasiyet göstermesini rica ederiz" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı "futbolda bahis ve şike" soruşturması kapsamında, İstanbul merkezli 10 ilde iş adamı Yavuz Cinkaya’nın da aralarında bulunduğu 32 kişiyi gözaltına aldı.
Uşak Uşak Belediyesi 14 tane yeni hizmet aracını bünyesine katarak araç filosunu genişletti Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, belediyenin hizmet kapasitesini güçlendirmek ve vatandaşlara daha hızlı, etkin hizmetler sunabilmek amacıyla belediye araç filosuna 14 adet yeni hizmet aracını daha kazandırdıklarını duyurdu. Uşak Belediyesi’nin araç filosunu güçlendirme çalışmaları daha önce de kiralık-icralık araç kullanımının bitirilmesi ve belediyenin kendi araç filosunu oluşturma hedefiyle yapılan yatırımlarla dikkat çekmişti. Başkan Yalım’ın belediyenin bütçe disiplinini ve öz kaynaklarını koruyan bu stratejisi, yeni yatırımlar için bütçe oluşturma hamlesi olarak değerlendirilirken, vatandaşlardan da olumlu tepkiler alıyor. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Uşak Belediyesi’nin kullandığı araçların tamamının kiralama hizmeti olarak alındığını ve bunun belediye bütçesine çok ciddi bir yük getirdiğini ifade eden Başkan Yalım; göreve geldikleri günden bu yana yaptıkları çalışmalar sonucunda bu duruma son verdiklerini ve kiralama işini bitirip tüm araçları kendi bünyelerinde kattıklarını belirtti. Bu sayede belediyenin hizmet kalitesini yükselttiklerini anlatan Başkan Yalım, yeni araç takviyesiyle birlikte Uşak Belediyesi’nin kendi öz kaynaklarını daha verimli kullanarak hizmet üretme kapasitesinin artırdığını vurguladı. Başkan Yalım, "Göreve başlayalı 22 ay oldu. Geçen dönemde oluşan borçlardan, özellikle de UTAŞ’tan dolayı 300 aracımızın tamamı hacizliydi. Peki biz ne yaptık, 100’ün üzerinde yeni aracı belediyemiz bünyesine kazandırdık. Bu gün de hizmetlerimiz için kadromuza 14 araç daha katıyoruz. Araçlarımızı ihtiyacı olan vatandaşlarımıza destek olmak amacıyla sosyal yardım işlerimize tahsis edeceğiz. Böylece hasta ve engelli vatandaşlarımızın, dar gelirli vatandaşlarımızın ulaşımlarına yardımcı olmuş olacağız" ifadelerini kullandı. Öte yandan ihtiyaca yönelik hizmetler doğrultusunda iki yeni tam teşekküllü aracın daha sahalarda olacağını belirten Başkan Yalım; hasta, engelli ve yaşlıların hastane ve diğer sağlık kuruluşlarına ulaşımlarını sağlamak amacıyla belediye bünyesine iki yeni araç daha kattıklarını söyledi. Tam teşekküllü iki aracın da vatandaşın tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek donanımda olduğunu kaydeden Yalım, böylece halkın doğrudan konforlu bir hizmet almasını sağladıklarını vurguladı.
Kırıkkale Bir eğitimcinin unutamadığı 28 Şubat gerçeği: "Kütüphanede ‘Allah’ yazan kitap bile yasaktı" Kırıkkale’de okul müdürü olarak görev yapan Nurcan Şarlayan, 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında baskı gördüğünü söyledi. O dönemde kütüphanelerde Allah’ın isminin geçtiği kitaplar nedeniyle soruşturma açıldığını belirten Şarlayan, bugün o yıllarla kıyaslandığında "çağ atladık" diyerek çocukların daha özgür bir ortamda eğitim gördüğünü ifade etti. "Postmodern darbe" olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde Kırıkkale’de okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan Şehit Emre Güngör Anaokulu Müdürü Nurcan Şarlayan(57), başörtüsü nedeniyle baskı gördüğünü söyledi. Şarlayan, o dönemde yaşadığı zorlu süreci İHA muhabirine anlattı. 2 çocuk annesi Şarlayan, hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında çeşitli engellerle karşılaştığını söyledi. Üniversitede bazı derslere başörtüsü nedeniyle alınmadığını, yok yazıldığını ve başarısız gösterildiğini ifade eden Şarlayan, o dönemde eğitim hakkının kısıtlandığını dile getirdi. Göreve başladığı dönemde de benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını aktaran Şarlayan, başörtüsü ile mesleği arasında tercih yapmaya mecbur bırakıldığını ifade etti. "Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk" O dönem zorlu bir süreç yaşadığını anlatan Şarlayan, "Bu süreci hala hatırladığımızda içimiz sızlıyor. Hiç olmaması gereken bir acıyı hissettik. Bu sürecin iki ayağı var diye yorumluyorum. Öğrencilik kısmında bir de meslek hayatında. Öğrencilik zamanında da yaşadık. Ankara’nın güzel bir üniversitesinde bazı hocalarımız özellikle sınıfa, derse almak istememeleri, derse giremediğimiz için yok yazıldığımız ve başarısız görünmemiz. Sonuçta okulu bu şartlarda bitirdik. Ama önümüzde başka bir zorlu süreç vardı. Mesleğimizi ya başörtülü olarak sürdürmek isteyip bunun mücadelesini vermek ya da geri çekilip evde oturmak. Biz başörtülü olarak çalışabildiğimizi umduk, bir Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk. Ama meslek hayatına başladığımızda bunun mümkün olmadığı çok acı gerçeklerle bizim önümüze serildi" dedi. "Müfettişe, ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim" Okulu bu şartlarda tamamladığını belirten Şarlayan, meslek hayatında ise daha ağır baskılarla karşılaştığını kaydetti. Şarlayan, "Nelerdi bunlar; okulun kapısından içeriye bu şekilde giremezsin. Bir dönem yaşadığım, hala unutamadığım, müdür beyin okulun bahçe kapısında ’başını açacaksın’ demesi. Bize görevden alınma ya da istifa edeceksin seçeneği sunuldu. Görevden alınma yazısını yazmak için müfettiş geldiğinde ’bu görevden alınma yazınız, son kararınız bu mu?’ dedi. Ben de başka bir çarem olmadığını söyledim. ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim. İfadelerini aynen söylüyorum, ’iki haftaya kadar da görevden alınırsınız’ şeklinde söyledi. Dosyam bakanlığa gittikten sonra nasıl bir şeyse kaybolmuş. Ben bir ay bekledim, dosyam gelmedi" ifadelerini kullandı. "Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek istifa ettim" Yaşanan sürecin ailesini de derinden etkilediğini ifade eden Şarlayan, "Bebeğimiz dünyaya geldi. Sonra tabii yaşanan sıkıntıların etkisi var mı yok mu onu Allah bilir. Biz bebeğimiz doğduktan 3 ay sonra kaybettik bebeğimizi. Birçok arkadaşımız da inanır mısınız, benim bildiğim 3 arkadaşımız vefat etti bu süreci yaşamış olan. Muhakkak bedenen, ruhen etkilenmiş bir hayat yaşadık. İstifa etmek zorunda kaldım, görevden alınma yazısı da yazılmadığı için. İstifa dilekçeme de ’ailevi nedenler’ denildi. Sanki bina üzerinize yıkılmış gibi hissediyorsunuz. Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek görevimden istifa ettim bir 5 yıl kadar" diye konuştu. "O kitapları kütüphanede tutamıyordum" O dönem Allah’ın isminin geçtiği kitapların dahi soruşturma konusu yapıldığını ifade eden Şarlayan, "Şu anda o dönemle kıyaslarsak çağ atlamış durumdayız. Çocuklarımıza bakıyoruz gördüğünüz gibi. Güzel bir Ramazan ortamı. O dönem de benim birkaç tane kitabım vardı. Mesela Allah’ın esmalarını anlatan cümleler vardı. İnanır mısınız, o kitapları kütüphanede tutamıyordum. Çocuklarla o kitapları anlatıyorduk, konuşuyorduk, sohbet ediyorduk. Bunda da cezai işlem uygulanan arkadaşlarımız vardı. Allah’ın isminin geçtiği ifadeler bulunduğu için soruşturma açılmıştı" şeklinde konuştu.