GÜNDEM - 18 Ocak 2026 Pazar 10:16

Davaların gölgesinde kalan kent mirası

A
A
A
Davaların gölgesinde kalan kent mirası

Karadeniz’e hakim konumu, yüzyıllara uzanan tarihi ve kentin belleğindeki yeriyle Trabzon’un en özel alanlarından biri olan Güzelhisar Kalesi ve çevresi, bugün çok başlı hukuki süreçlerin gölgesinde geleceğini arıyor. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan ve yaklaşık bin 300 dönümlük alanı kapsayan bölge, bugün işlevsiz bir görünüm sergiliyor.


Trabzon’un limana hakim yamaçlarında, Karadeniz’e karşı kenti seyreden Güzelhisar Kalesi ve çevresi, doğal dokusu ve tarihsel birikimiyle kentin en dikkat çekici alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan ve yaklaşık bin 300 dönümlük bir alanı kapsayan Güzelhisar Kalesi, uzun yıllardır süren hukuki süreçlerin gölgesinde kaldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, hazine ve farklı kurumlar arasında devam eden davalar, kamuoyunda "kent balkonu" olarak nitelendirilen alanın geleceğini belirsizliğe sürüklerken, bölgenin kamusal kullanımı da yıllardır mümkün olamadı. Ganita mevkiinde yer alan ve halen askeri bölge statüsünde bulunan alan, geçmişte Trabzon Belediyesi mülkiyetindeyken 1960 darbesinin ardından orduya devredildi. Bu süreçten sonra başlayan mülkiyet tartışmaları ve davalar, Güzelhisar Kalesi ve çevresinin uzun süredir işlevsiz kalmasına yol açtı. Bir dönem askeri gazino olarak kullanılan tarihi kale ve çevresi, bugün aktif bir kamusal işleve sahip değil. Alanın büyük bölümü askeri personel ve ailelerinin otoparkı olarak kullanılırken, Trabzon’un merkezinde yer alan bu değerli bölge kamuoyunda "atıl bırakılan tarihi miras" olarak anılıyor.



Venedik ve Cenevizlilerden uzanan tarih


Güzelhisar Kalesi’nin bulunduğu alan, Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlilerin imtiyaz alanları arasında yer aldı. Tarihi kaynaklara göre, bölgede Venediklilere ait yapılar bulunuyordu. Osmanlı döneminde ise Trabzon Valisi Üçüncüzade Ömer Paşa burada bir saray inşa ettirdi. Osmanlı yapı geleneğinde kalıcı konut yapma yetkisinin devlete ait olması nedeniyle bu yapı merkezi yönetimin tepkisini çekti. Hakkında padişaha giden söylentilerin ardından Üçüncüzade Ömer Paşa, yaptırdığı sarayın bahçesinde idam edildi. Bu olaydan sonra alan Osmanlı Devleti’ne geçti ancak uzun süre kullanılmadı.


İdamın ardından bölgenin halk arasında "lanetli" olarak anıldığı, bu nedenle uzun yıllar tercih edilmediği ifade ediliyor. Rus saldırıları döneminde askeri tabyaların yer aldığı alan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeniden halkın kullanımına açıldı. 1960 darbesi sonrası ise tekrar askeri bölge haline geldi.



Üçüncüoğlu ailesi de kaleyi istiyor


Bölgeyle ilgili davalar yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değil. Osmanlı döneminde Trabzon Valiliği yapan Gümüşhaneli Üçüncüzade Ömer Paşa’nın mirasına dayanan bir hukuki süreç de yargı gündeminde bulunuyor. Üçüncüzade Ömer Paşa’nın torunları, söz konusu arazinin aile mirası olduğu iddiasıyla varisliklerinin tescili ve tapu kaydının üyesi oldukları Üçüncüoğlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına yapılması talebiyle dava açtı. Bu dava, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasında süren mülkiyet davalarıyla birlikte Güzelhisar Kalesi ve çevresinin geleceğini belirsizlikte bırakan hukuki başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.



Mecliste ‘kent balkonu’ çağrısı


Ortahisar Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi olan mimar Ufuk Hoş, belediye meclisi toplantısında yaptığı konuşmada Güzelhisar Kalesi ve çevresinin Trabzon için taşıdığı öneme dikkat çekti. Hoş, alanı "Trabzon’un kent balkonu" olarak tanımlayarak, halkın bu bölgeden mahrum bırakıldığını söyledi.


Kent merkezindeki bu alanın, denizcilik temalı bir müze, açık hava etkinlik alanları ve tamamen yeşil bir kent parkı olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulayan Ufuk Hoş, "Kale park tarihsel geçmişi ile Trabzon kentinin ismini aldığı yer öyle düşünüyoruz. Tarih boyunca Trabzon kentinin temaşe alanı olarak kullanılmış halkın üzerine piknik yaptığı, bir dönem tenis kortlarının olduğu, kentin kültür sanatının etkilendiği bir bölge. Şu anda kullanılmıyor. Kullanılmadığı için atıl durumda. İyi değerlendirilerek tekrar Trabzon halkının kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. İçerisinde Trabzon kent sembolü olan denizlikle alakalı bir müze de olabilir. Ama çok fazla dokunulmadan üzerinde bulunan ağaçlarda tescillenerek tamamen yeşil bırakılarak halkın kullanıma açılmalıdır. Askeri bölge ama kullanılmıyor. Önceden askeriyenin gazinosu vardı içerisinde ama şu anda kullanmıyor. Onlar içinde bir külfet olduğunu düşünüyorum. Mülk zaten geçmiş dönemlerde Trabzon Belediyesi’nin mülküydü. Daha sonra askeri darbe sonucu ordumuz alana yerleşti. O yerleşmeden dolayı bazı davalar oluştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasındaki davalar devam ediyor. Hangisi kazanırsa kazansın mülkiyet onlarda kalmak şartıyla kullanım Trabzon halkına açılması şartıyla belediyelere verilebilir" dedi.



"Kent kültürüne geri kazandırmamız lazım"


"Mülkiyet kimde olursa olsun halkın kullanımına açılmalı" diyen Ufuk Hoş, "Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlerin imtiyaz alanlarından bir tanesi orasıdır. Üzerinde Venediklerin sarayları var. Daha sonra Üçüncüoğullarından Trabzon Valisi Ömer Paşa orada bir saray yaptırıyor. Osmanlı’nın yapı geleneğinde kalıcı konut yapmak sadece devlete ait bir şeydir. Padişahlar bile kalıcı konutları yapamazlar. Orada bir kalıcı konutu yapınca Osmanlı idaresi tarafından uyarılıyor. Osmanlı’nın merkezi yönetiminin zayıflamasından dolayı Ömer Paşa’nın burada kendine ait bir devlet oluşturacağı yönelik padişah 1. Mahmut’a dedikodular gidiyor. En nihayetinde Üçüncüoğlu Ömer Paşa kendi yaptığı sarayın bahçesinde idam ediliyor. Ömer Paşa’nın malları paylaştırılıyor. Devlet evlatlarına bakmak için vakıf senedi oluşturuluyor. Şuanda onun davası var. Ömer Paşa idamından sonra mülk Osmanlı devletine geçiyor ama atıl kalıyor kimse kullanmıyor. Ömer Paşa’nın idamından sonra Trabzon halkı orayı lanetli bir alan olarak görüyor ve girmiyor. Sonra Rus saldırıları sırasında Osmanlı’nın koruma amacı tabyalarının olduğu bir alana dönüşüyor. Osmanlı Devleti yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra alan halkın kullanımına açılıyor. 1960 yılındaki darbenin ardından tekrar orduya geçiyor. Oranın belediye tarafından çoktan alınıp halkın kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. Burada bir hukuki süreç devam edebilir. Mülkiyet kime geçerse geçsin hiç problem değil. Ortahisar Belediyesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Üçüncüoğlu ailesi veya hazinenin kimin mülkiyetine geçerse geçsin bütün birimler mutlaka bunu halkın kullanımına verir. Çünkü orada bir mülkiyet oluşmaz. Zaten tescilli bir alan oraya getirip bir yapı yapamazsınız böyle bir şeye kimse izin vermez. Bunun gibi Trabzon’un çok değerli alanları arazileri var. Buraları kent kültürüne geri kazandırmamız lazım" ifadelerini kullandı.



Davaların gölgesinde kalan kent mirası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta ilk kez 60 yaşında hastaya izsiz ameliyat yapıldı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, tıp dünyasında son yılların en dikkat çeken cerrahi yöntemlerinden biri olan V-NOTES teknolojisini kente taşıdı. Karın bölgesinde hiçbir kesi ve iz bırakmadan gerçekleştirilen yöntemle sağlığına kavuşan 60 yaşındaki Melahat Sıbıç, ameliyatın ertesi günü taburcu edildi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, tıp literatüründe yeni ve teknolojik bir devrim olarak kabul edilen V-NOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) yöntemini başarıyla uygulamaya başladı. Dünyada ve Türkiye’de son 5 yılda yaygınlaşan bu yöntem sayesinde, hastalar cerrahi operasyon sonrası aynı gün ayağa kalkabiliyor. "Vücutta hiçbir iz bırakmıyor" Yöntem hakkında bilgiler veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müge Harma, V-NOTES cerrahisinin en büyük avantajının estetik ve konfor olduğunu belirtti. Prof. Dr. Harma, "Bu ameliyat, uygun olan vakalarda vücudun doğal boşlukları kullanılarak yapılıyor. Dolayısıyla karın bölgesinde herhangi bir delik veya kesi izi kalmıyor. Teknolojik ve bilimsel açıdan oldukça yeni olan bu yöntemi, ZBEÜ Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı bünyesindeki tüm öğretim üyelerimizle birlikte başarıyla uygulayabiliyoruz" dedi. Bir saatte ameliyat, 24 saatte taburcu 60 yaşındaki Melahat Sıbıç’ın rahim ve yumurtalıklarının bu yöntemle alındığını kaydeden Harma, operasyon sürecine ilişkin şunları söyledi: "Hastamızın ameliyatı yaklaşık 1 saat sürdü. Bilimsel yayınlar da bu yöntemin ameliyat sürelerini kısalttığını ve operasyon sonrası konforu artırdığını kanıtlıyor. Hastamız bugün birinci gününde olmasına rağmen kendini çok iyi hissediyor ve bugün taburcu ediyoruz. Bu yöntem, uygun vakalarda komplikasyon riskini azaltırken iyileşme sürecini de maksimum hıza ulaştırıyor. Teknolojik ve bilimsel konularda bizlere desteğini esirgemeyen Rektörümüz Sayın Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e teşekkür ediyoruz." Kadın hastalıkları şikayetiyle hastaneye başvuran ve Zonguldak’ta bu yöntemle ameliyat edilen ilk hastalardan biri olan 60 yaşındaki Melahat Sıbıç ise mutluluğunu şu sözlerle dile getirdi: "Hocamıza tavsiye üzerine geldim. Allah’ın izniyle ameliyatım çok başarılı geçti. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Hocamızın tavsiyesiyle bu yöntemi kabul ettim, iyi ki de etmişim." V-NOTES tedavisi Dünyada ve Türkiye’de yeni yeni uygulanmaya başlanan modern bir kapalı ameliyat yöntemi olan V-NOTES; kadın hastalıkları cerrahisinde karından kesi yapılmadan, tamamen vajinal yoldan doğal boşluklar kullanılarak gerçekleştiriliyor. Ameliyat sonrası ağrının minimal olması, hastanede kalış süresinin kısalması ve vücutta dikiş izi kalmaması yöntemin en temel özellikleri arasında yer alıyor.