ÇEVRE - 29 Ocak 2026 Perşembe 09:21

Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

A
A
A
Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Trabzon’un risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge olmadığını belirterek, "Önceki günkü deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak şehrimiz açısından daha da önemli olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ). Bu fay zonu çok büyük depremler üretme kapasitesine sahip. Deniz içerisindeki depremlerden çok KAFZ’da meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir" dedi.


Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre önceki gün saat 23.15’te Trabzon’un Ortahisar ilçesinin yaklaşık 28 kilometre açığında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, depremin şaşırtıcı olmadığını dile getirdi. Özellikle alüvyal zeminlerde, heyelanlı alanlarda bulunan yapıların mutlaka Türk Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılması, eğer yapılmadıysa kontrol ettirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akın, "Depremin büyüklük ve şiddet kavramını bilmemiz gerekiyor. Şiddet Romen rakamıyla gösteriliyor ve hissettiğimiz sarsıntı gücüne göre değişiyor. Örneğin dolaplar ve avize sallandıysa bunun şiddeti farklı adlandırılıyor. Deprem büyüklüğü ise cihazlarla ölçtüğümüz aletsel büyüklüktür. Farklı büyüklükteki depremler aynı şiddette olabilir, aynı şiddetteki depremler farklı büyüklükte de olabilir. Sağlam olmayan zeminlerde şiddet daha fazla olacaktır. Çünkü şiddet yerel zemin şartlarına göre değişiyor. Bu son 3.7 büyüklüğündeki depremde de sahile yakın alüvyal zeminler daha fazla sallandı. Depremin olması bizim için şaşırtıcı değildi. Biz senelerdir Karadeniz içerisindeki faylardan bahsediyoruz. Burada depremler meydana gelebilir, normaldir. Karadeniz’de yine daha önce Gürcistan açıklarında ve Bartın’da 5-6’dan büyük depremler meydana geldi. Bölgemiz aslında aktif bir bölge. Her ne kadar deprem tehlikesi haritasında en büyük yer ivmesi 0.2 g olarak ifade edilse de zeminin kaya olduğu varsayımına dayanarak yapılan bir harita. Tabii ki bu harita yanlış değil. Bu bize bölgesel anlamda, parsel bazında da çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor. Heyelan içerisindeki bir yapı tabii ki bunu 0.2 g olarak hissetmiyor, daha büyük hissediyor. Kahramanmaraş depremlerinde de gördük, çok yüksek ’g’ kuvvetlerine ulaştık. Deprem açısından bölgemiz oldukça aktif. Depremden zarar görmemek tamamen bizim elimizde olan bir şey. Yapılarımızı uygun tasarlarsak; deprem, yapı ve zemin ilişkisini doğru kurarsak bir zarar görmeyiz. Trabzon risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge değil. Buna artık alışmamız lazım" şeklinde konuştu.



"Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda (KAFZ) meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir"


Bingöl Yedisu’da beklenen 7’den büyük bir depremin Trabzon’u oldukça olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Akın, "Deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak deprem açısından daha önemli olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAFZ). Çok büyük depremler üretebilen bir fay hattı. Bizim buna uzaklığımız yaklaşık 150 kilometre. Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir. Türkiye’nin en büyük depremi olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminde Trabzon’da can kayıpları yaşandı. Yedisu bölgesinde 7’den büyük deprem bekliyoruz. Burada meydana gelebilecek deprem Trabzon için büyük bir problem oluşturabilir. Deniz içerisindeki faylar alüvyal alanlarda daha çok hissedilir. Meydana gelen deprem aslında çok yıkıcı bir deprem değildi, küçük büyüklükte ve düşük şiddetli bir depremdi" diye konuştu.



"Trabzon ve çevresinde tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum"


Alüvyal alanlarda deprem enerjisinin yükseldiğini kaydeden Akın, "Özellikle sosyal medyada kullanıcıları ‘avizeler hiç sallanmadı’ dediler. Çok doğrudur, avizeler sallanmadı. Bunun nedeni bizim depreme çok yakın, yaklaşık 20 kilometre uzakta olmamızdı. Biz sadece ’P dalgası’nı hissedebildik. Daha çok sallama şeklinde değil de alttan vurma etkisi oluşturan bir dalgadır. Dolayısıyla avizeler sallanmadı. Sadece binaların altından bir vurma etkisi meydana geldi. Trabzon ve çevresinde hayatı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum. Kuzey Anadolu Fay Hattı bizim için daha önemli. Dikkate alınması gereken en büyük tehlike budur" ifadelerini kullandı.



"Çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum"


Artçı depremleri tahmin etmenin zor olduğunu belirten Akın, "Genellikle artçılar 1-2 derece düşük olur. Eğer bu öncü depremse daha büyük deprem olması beklenir. Fakat biz öyle bir deprem beklemiyoruz. Düşük bir ihtimal de olsa artçı olarak 1.5-2 büyüklüğünde depremler de meydana gelebilir. Bu tamamen fayın yüklendiği stres ve fayın geometrisine göre değişecektir. Bu deprem özelinde çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum" dedi.



Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Nevşehir’de İlginç Olay: Kaza sonrası, Arkadaşı aracı kaçırdı Nevşehir’de meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının ardından yaşananlar dikkat çekti. Kazaya karışan kadın sürücü araçtan indikten sonra, yanında bulunan kişi otomobili alarak olay yerinden kaçtı. Olay yerinde kalan kadın ise polis ekiplerine aracı kendisinin kullanmadığını iddia etti. Kendisini görüntüleyen gazeteciye de küfür ve tehditler savurdu. Kaza, 20 Temmuz Mahallesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Nevşehir Adliyesi önünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 50 DL 799 plakalı otomobilin sürücüsü K.Ç., seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çarptı. Kazayı gören, adliyede görevli bekçilerin ihbarı üzerine olay yerine trafik ekipleri sevk edildi. İddiaya göre, alkollü olduğu belirlenen sürücü K.Ç., araçtan indikten sonra yanında bulunan Y.D., aracı "müsait bir yere çekeceğim" diyerek alıp olay yerinden uzaklaştı. Kaza yerinde tek başına kalan K.Ç., polis ekiplerine aracı kendisinin kullanmadığını öne sürdü. Bu sırada kendisini görüntüleyen basın mensuplarına tepki göstererek hakaret ve tehditlerde bulundu. Polis ekiplerinin çalışması sonucu kaçan sürücü Y.D., Sümer Mahallesi Şehit Er Cevdet Şimşek Sokak’ta araçla birlikte yakalanarak olay yerine getirildi. Burada da K.Ç., aracı kendisinin kullanmadığını öne sürerek alkolmetreyi üflemek istemedi. Yapılan alkol ölçümünde K.Ç.’nin 239 promil, Y.D.’nin ise 179 promil alkollü olduğu tespit edildi. Kaza yapan sürücü K.Ç.’ye ikinci kez alkollü araç kullanmaktan 50 bin lira idari para cezası uygulanırken, ehliyetine 2 yıl süreyle el konuldu. Olay yerinden araçla kaçan Y.D.’ye ise çeşitli ihlallerden toplam 230 bin lira idari para cezası kesildi ve ehliyetine 2 yıl süreyle el konuldu. Her iki şüpheli polis ekiplerince gözaltına alınarak emniyete götürülürken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Ankara Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan açıklamaları kamuoyunda büyük tepki uyandırdı İsrail Devlet Başkanı Benjamin Netanyahu’nun Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamaları kamuoyunda büyük tepki uyandırdı. İsrail Devlet Başkanı Netanyahu’nun Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamaları kamuoyunda büyük tepki uyandırdı. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla tepki çeken Netanyahu’ya, Türkiye’den resmi kurumlardan ve siyasi isimlerden art arda açıklamalar geldi. Dışişleri Bakanlığı ve İletişim Başkanlığı başta olmak üzere birçok kurum, söz konusu ifadeleri kınadı. Tepkiler yalnızca resmi açıklamalarla sınırlı kalmazken, sosyal medyada da kısa sürede geniş bir karşılık buldu. Kullanıcılar, "GenocidalNetanyahu" etiketi altında binlerce paylaşım yaparak Netanyahu’nun açıklamalarına tepki gösterdi. Söz konusu etiketin Türkiye’nin yanı sıra dünya genelinde de gündeme girdiği, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok konuşulan başlıklar arasında ilk sıraya yükseldiği görüldü. Uluslararası kamuoyunda da yankı bulan gelişmeler kapsamında, çok sayıda kullanıcı Erdoğan’a destek mesajları paylaşırken, Netanyahu’ya yönelik eleştirilerin yoğunlaştığı dikkat çekti. Uzmanlar, sosyal medyada oluşan bu geniş çaplı etkileşimin, kamuoyunun bölgedeki gelişmelere ilişkin hassasiyetini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor.