GÜNDEM - 14 Ekim 2025 Salı 09:14

Karadeniz usulü cabrio

A
A
A

Trabzonlu Sabri Yavuz, tamamen kendi imkanlarıyla tasarladığı üstü açılabilir iki kişilik otomobiliyle Karadeniz insanının pratik zekasını ve azmini bir kez daha ortaya koydu. İstanbul'da uzun yıllar şoförlük yapan Yavuz, 20 yıl önce hayalini kurduğu cabrio tarzı aracı, mühendislik eğitimi almadan, yalnızca el becerisiyle kendi atölyesinde adım adım hayata geçirdi.

Trabzonlu olan Sabri Yavuz, yıllarca İstanbul'da şoförlük yaptıktan sonra, çocukluk hayali olan otomobili kendi imkânlarıyla kendisi yaptı. Teknik ya da mühendislik eğitimi almayan Yavuz, 2005 yılında, İstanbul'daki atölyesinde el emeğiyle tasarlayıp ürettiği araca "Zigana" adını verdi. İki kişilik kapasiteye sahip olan araç, polyester gövde, Lombardın motor ve şanzıman sistemi ile donatıldı. Üstü açılıp kapanabilen yapısıyla dikkat çeken otomobilin zemininde ise kalorifer sacı kullanıldı. Aracın fren sistemi kurmalı olarak tasarlandı. Tüm montaj, kaynak ve kaporta işlemleri Yavuz kendi elleriyle yaptı.

Karadeniz usulü cabrio

Sarı renge boyanan otomobilin üzerinde "Milli ve Yerli" ibaresi yer alırken, özel olarak seçilen 34 SY 1461 plakası ise sahibinin baş harflerini ve Trabzon'un fetih yılını simgeledi. Yavuz, aracı 2005 yılında yaklaşık 50 bin TL maliyetle tamamladı. Emekliliğinin ardından otomobilini memleketi Trabzon'un Yomra ilçesine getiren Yavuz, burada yoğun ilgiyle karşılaştı. Vatandaşların sık sık fotoğraf çektirdiği 'Zigana' için bazı otomobil tutkunları 1 milyon 500 bin TL teklif etti. Ancak Yavuz, tüm teklifleri geri çevirdi. El yapımı Zigana, yalnızca işlevselliğiyle değil, Karadeniz insanının azmini ve becerisini simgeleyen bir sembol olarak da dikkat çekiyor.

Karadeniz usulü cabrio

"Cumartesi ve Pazar günleri atölyede sabaha kadar çalıştım"

20 beygirlik motorlu ‘Zigana' ile dağ tepe demeden gezen Sabri Yavuz, "Ömrümün yarısı İstanbul'da geçti. Orada şoförlük yapıyordum. Kafamda hayallerim vardı. O zaman Formula pisti yapılmıştı. Bende ona uygun bir araç yapmak istedim. Cumartesi ve Pazar günleri atölyede sabaha kadar çalışmaya başladım. Ortaya böyle bir araç çıktı. Her bir farklı aracın parçasını aldım. Tamamen kendi el işçiliğim. Polyester ve tentesini hediye ettiler. Bazı arkadaşlarım bu şekilde yardımcı oldu. Çizerek bu aracı planlayamadım. Yapmaya başlayınca böyle oldu. Zeminini kalorifer saçından yaptım, paslanmıyor. İlk önce akıllı vidalarla yapmaya başladım. Bir arkadaşım bu yolda giderken sallanır cıvatalar hep dökülüyor dedi. Sonrasında bana polyester verdi. Biraz da anlıyordum bu işlerden böylece tamamladım. Kurmalı bir fren sistemi var. Motor olarak 20 beygirlik tek silindirli Lombardın motoru kullandım. Biraz sesi fazla o yüzden değiştirmeyi düşünüyorum. Sadece motorun ruhsatı var. Başka bir şeyin ruhsatı yok" dedi.

Karadeniz usulü cabrio

"1,5 milyon teklif ettiler ama satmadım"

Aracın 2005 yılında 50 bin TL maliyetini olduğunu kaydeden Yavuz, "Çok ilgi gösteren var. Çok teklifler geliyor. Bunu bir başkasının kullanması sakıncalı ve yasak. 2005 model aracım o zaman 50 bin TL'ye yakın bir maliyeti oldu. Bayiden sıfır bir otomobil alabilirdim. O dönem arabam olduğu için yeni bir araç almayı tercih etmedim. Değişik bir araba yapmak istedim. Bunun deposunu bir kere dolduruyorum 1 ay bana yetiyor. Yaylalara bile çıkıyorum. Plakası özel. Tabi resmiyette plakası yok. Arkasına bir römork yaptım. Kömürümü, odunumu onunla taşıyorum. Satın almak isteyenle oldu. 1,5 milyon teklif etti ama satmadım. Bundan sonrası ise hedeflerim var ama araç düşünmüyorum. Artık havadan gidecek bir planör planlıyorum. Uçmak istiyorum ama bölgemizde aradığım parçaları bulamıyorum" şeklinde konuştu.

Karadeniz usulü cabrio

"Karadeniz insanı gerçekten bambaşka"

Trabzon'u Sürmene ilçesinden arkadaşı ile birlikte Yomra ilçesinin Özdil mahallesine gelen Hamdi Eski ise arabayı incelediğini ve çok beğendiğini dile getirerek, "Aracı gördüğümde tuhafıma gitti. Arabayı park ettiğimde yukarıdan geldiğini görünce arkadaşıma bu nedir diye sordum. Arabayı inceledim. Araç tamircisi olduğum için merak ettim. Hoşuma gitti. Köyde çok ideal. Her türlü ihtiyacını görebilir. El emeği çok güzel. Karadeniz insanı gerçekten bambaşka. Aracın hikayesini dinleyince çok hoşuma gitti. Bende böyle bir arabam olsun isterim. Satarsa alırım" diye konuştu.
Mustafa Adanur ise "Bu aracı daha öncede görmüştüm. Çok enteresan işleri var. Sabri ağabeyime rica edeceğim bana da bir engelli arabası yapsın. Hikayesini dinlemiştim el yapımı olduğunu biliyorum. Devletinde destek vermesi gerekiyor. Karadeniz insanı her türlü yapar" ifadelerini kullandı.

Karadeniz usulü cabrio

Ozan Köse - Tolga Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Başkan Kul: "Üreten kadınların yanında olmaya devam edeceğiz" Samsun’un Terme ilçesinde kadın girişimcilerin öncülüğünde yürütülen istiridye mantarı üretimi, hem istihdama hem de yerel kalkınmaya katkı sunuyor. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, üretim çadırlarında incelemelerde bulunarak, "Kadınlarımızın emeğiyle büyüyen her üretim, ilçemizin geleceğine atılmış güçlü bir imzadır. Üreten kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Terme Belediyesi öncülüğünde kurulan istiridye mantarı üretim çadırlarında faaliyet gösteren kadın girişimciler Leyla Orman ve Dilek Peçe, üretim süreçleri ve geliştirdikleri katma değerli ürünler hakkında Başkan Kul’a bilgi verdi. Üretim alanlarını gezen Kul, mantar yetiştiriciliği süreci, hasat dönemleri ve pazarlama faaliyetlerine ilişkin çalışmaları yerinde inceledi. Ziyarette konuşan Başkan Kul, kadın emeğinin üretime dönüşmesinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Terme’nin tarihsel kimliğine vurgu yapan Kul, ilçenin Amazonların başkenti olarak bilindiğini hatırlatarak, bugün Termeli kadınların girişimci ruhunu sahada görmekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Alternatif Tarım ile İstihdamın Artırılması Projesi’nin Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı koordinasyonunda yürütüldüğünü ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında finanse edildiğini belirten Kul, projenin kadın istihdamını güçlendirdiğini söyledi. Kadınlar öncülüğünde kurulan kooperatif yapısıyla üretim kapasitesinin artırıldığını dile getiren Kul, istiridye mantarını Terme’nin önemli markalarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Vatandaşların tesisleri ziyaret ederek ürünleri doğrudan üretim yerinden temin edebileceğini belirten Kul, kadın girişimcilerin hem üretim hem de markalaşma süreçlerinde destekçisi olmaya devam edeceklerini ifade etti. Dört yıldır istiridye mantarı üretimi yaptıklarını belirten girişimci Leyla Orman ise üretim sürecinin bir ay kuluçka ve bir ay hasat olmak üzere iki ay sürdüğünü söyledi. Belediye bünyesinde aktif olarak kullanılan 5 üretim çadırının her birine 8 ton kompost yerleştirildiğini aktaran Orman, yaklaşık 2 ton ürün elde ettiklerini, ilk 10 günde ortalama 1500 kilogram, ikinci hasatta ise yaklaşık 500 kilogram mantar topladıklarını dile getirdi. Ürünleri Ordu, Ankara, İstanbul ve Trabzon başta olmak üzere birçok ile gönderdiklerini ifade eden Orman, istiridye mantarından turşu, salamura ve köfte gibi katma değerli ürünler geliştirdiklerini kaydetti. Kadın girişimciler, satışları kurumsal bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Terme Mantar Leydi Gurme Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi"ni kurduklarını ve gerekli izinleri aldıklarını belirtti. Kooperatif bünyesinde yöresel reçel, acı domates sosu ve konsantre kara üzüm suyu üretiminin de yapıldığı bildirildi. Kadın girişimciler, hedeflerinin üretimi büyüterek ilçedeki diğer kadınları da sürece dahil etmek, sosyal dayanışmayı güçlendirmek ve sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmak olduğunu ifade etti.
Muğla Fethiye’de aracın çarptığı kurt bilim projesine ışık tutacak Fethiye-Antalya karayolunda gece saatlerinde bir aracın çarpması sonucu ölen genç erkek kurt, Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı genetik araştırma projesine dahil edildi. Uzmanlar, yerleşim yerlerine yaklaşan kurtların genetik bütünlüğünün korunması için kritik veriler topluyor. Fethiye-Antalya karayolu Karaçulha Mahallesi mevkii yakınlarında, gece saat 03.00 sıralarında meydana gelen trafik kazasında bir kurt (Canis lupus) telef oldu. Yapılan incelemelerde, kurtun yayılma ve alan arayışı dönemindeki genç bir erkek olduğu belirlendi. Ölen hayvandan genetik analizlerde kullanılmak üzere doku örnekleri alınarak kayıt altına alındı. Söz konusu vaka, Sakarya Üniversitesi yürütücülüğünde ve geniş bir uzman ekibin katılımıyla gerçekleştirilen "Ülke Çapında Kurtlara Dair Kapsamlı Bir Araştırma: Mekansal Genetiği, Ekoloji ve Hibridizasyonu" başlıklı bilim projesi kapsamına alındı. Proje ile Türkiye genelindeki kurtların genetik yapısı, köpeklerle melezleşme düzeyleri ve popülasyonun genetik dayanıklılığının ortaya konulması hedefleniyor. "Yaban domuzlarını takip ederek şehre iniyorlar" Konuyla ilgili teknik açıklamalarda bulunan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, kurtların yerleşim alanlarına yönelmesinin temel nedenlerine değindi. İlemin; "Kurtlar, son yıllarda özellikle kış aylarında Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerine kadar yaklaşabilmektedir. Bunun başlıca nedeni, insanlar tarafından beslenmeye alıştırılan yaban domuzlarını (Sus scrofa) takip ederek yerleşim alanlarının çevresine gelmeleridir. Yaban domuzlarının şehir kenarlarında artan varlığı, kurtların da bu alanlara yönelmesine ve maalesef trafik kazalarıyla karşılaşmalarına yol açmaktadır" dedi. "Melezleşme ciddi bir tehdit" Kurtların ekosistem için "sigorta tür" olduğunu vurgulayan Dr. İlemin, melezleşme riskine karşı uyarılarda bulunarak "Şehir çevresine yaklaşan kurtların sahipsiz sokak köpekleri ile melezleştiği bilinmektedir. Bu durum, kurtların genetik bütünlüğünde bozulmalara, insandan daha az kaçınma gibi davranışsal değişimlere ve ekolojik rollerinde zayıflamalara neden olmaktadır. ’Girişimsel melezleşme’ dediğimiz bu süreç, saf kurt popülasyonlarını uzun vadede yok olma girdabına sürükleyebilecek ciddi bir tehdittir. Bu projemizle, kurtların genetik bütünlüğünü koruyarak ekolojik bozulmanın önüne geçmeyi amaçlıyoruz" şeklinde konuştu.