EKONOMİ - 23 Eylül 2025 Salı 10:31

Karadeniz’de hamsi bereketi sürüyor

A
A
A

Karadeniz’de Eylül ayında son yılların en bereketli hamsi sezonu yaşanıyor. Yıllar sonra ilk kez bu sezon bol miktarda erken çıkan hamsi tezgâhları şenlendirmeye devam ediyor.

1 Eylül’de balık sezonunun başlamasıyla denize açılan tekneler sezona palamut avıyla başlamaları gerekirken şu ana kadar palamutta umduğunu bulamadı. Sezonun ilk günlerinde bol miktarda istavrit avlayan tekneler, özellikle son günlerde bol miktarda hamsi avlıyor. Karadeniz’de palamut avı ise neredeyse hiç olmadı ancak bu durum, balıkçıların ve vatandaşların yüzünü hamsiyle güldürdü. Genellikle ekim ayı ortalarında tezgâhlarda görülmeye başlanan hamsi, bu yıl beklenenden çok daha erken avlanması yüzleri güldürdü.

Karadeniz’de hamsi bereketi sürüyor

Balıkçı esnaflarından Mehmet Örseloğlu, şu ana kadar hamsi avının iyi gittiğini belirterek "Şu ana kadar hamsi avı oldukça iyi gidiyor. Bu sene hamsi erken çıktı; Eylül ayında kimse hamsiyi beklemiyordu. Palamutun olmayışından dolayı hamsi çok erken geldi. Trabzon’un yerli hamsisi genellikle Ekim ayı ortalarında çıkardı. Sezon başından bu yana istavrit, mezgit ve hamsi gibi çok güzel çeşitler çıkıyor; fiyatlar da oldukça uygun. Sezon başından beri fiyatlarda ciddi bir değişiklik yaşanmadı. Son günlerde havalar yavaş yavaş soğumaya başladı, önümüzdeki günlerde ise havanın sertleşeceği tahmin ediliyor. Bu nedenle fiyatlar ilerleyen günlerde biraz artabilir. Bu sene palamut çıkmadı, oysa geçen yıl oldukça boldu. Palamut bu yıl olmadı ama diğer balık çeşitleri açısından bolluk yaşanıyor diyebiliriz" dedi. Balıkçı esnaflarından Emin Avcı, havaların bozmasıyla birlikte hamsinin daha fazla gelmeye başladığını kaydederek "Hamsi bol gelmeye devam ediyor fiyatı ise pek değişmedi. Palamut ise bu sezon hiç görünmedi, bu yıl biraz zor. Hamsinin bu sezon bol miktarda devam edeceğini düşünüyorum. Havalar bozulunca hamsi daha çok gelmeye başladı. Son günlerde oldukça bol geliyor. Bundan sonra da bol gelmeye devam eder diye umuyoruz. Ayrıca hamsi gün geçtikçe irileşmeye başladı" şeklinde konuştu.

Karadeniz’de hamsi bereketi sürüyor

Bekir Koca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Aydın EKODOSD Başkanı Sürücü: "Söke Ovası antik dönemdeki deniz görünümüne döndü" Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, son yağışların ardından Söke Ovası’nda yaşanan taşkınlara dikkat çekerek ovanın antik dönemlerdeki deniz görünümünü andırdığını söyledi. Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri’nin binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla verimli ovalar oluşturduğunu hatırlatan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, nehrin aynı zamanda zaman zaman taşkınlara yol açtığını belirtti. Sürücü, "Nehir, tarih boyunca hem bereketin hem de taşkının kaynağı olmuştur" dedi. Yaşanan taşkınların sadece iklim değişikliğine bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Sürücü, nehir ve dere yataklarında yapılan hatalı düzenlemelerin, devrilen ağaç kütüklerinin temizlenmemesinin ve havza boyunca taşınan çöplerin köprü ayaklarını tıkamasının taşkın riskini artırdığını söyledi. Ovanın güneyi su altında kaldı Sürücü, özellikle Akçakaya, Burunköy ve Bağarası ovalarında tarım arazilerinin tamamen su altında kaldığını belirterek, "Bugün Söke Ovası’nın güneyine gidildiğinde binlerce yıl önceki coğrafi görünümü hatırlatan manzaralarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Azmaklar doğal tampon görevi görüyor Büyük Menderes’in tarih boyunca yatak değiştirmesi sonucu oluşan azmakların taşkın dönemlerinde doğal rezervuar görevi gördüğünü kaydeden Sürücü, bu alanların fazla suyu depolayarak taşkının etkisini azalttığını dile getirdi. Kurak dönemlerde ise azmakların bölgenin adeta yaşam sigortası olduğunu belirten Sürücü, bu alanların göçmen kuşlardan su samurlarına kadar birçok canlıya ev sahipliği yaptığını söyledi. "Azmaklara sahip çıkalım" çağrısı Bazı azmakların doldurulduğunu ve sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Sürücü, "Taşkın günlerinde suyu depolayan, kurak günlerde yaşamı ayakta tutan azmaklara sahip çıkalım. Onları korumak Söke Ovası’nın tarımsal geleceğini de korumaktır" dedi.