ÇEVRE - 26 Aralık 2024 Perşembe 13:50

Köftesi ile bilinen Akçaabat’ın eşsiz yöresel lezzetleri tanıtıldı

A
A
A
Köftesi ile bilinen Akçaabat’ın eşsiz yöresel lezzetleri tanıtıldı

Türkiye’de köftesi ile bilinen Trabzon’un Akçaabat ilçesinde yöresel lezzetler tanıtıldı.


Trabzon’un Akçaabat ilçesinin eşsiz yöresel tatlarını ve kültürel zenginlikleri tanıtmak amacıyla “Akçaabat’ın lezzetleri” etkinliği düzenlendi. Akçaabat Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli’nde gerçekleştirilen etkinliğe Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim ve basın mensupları katıldı. Etkinlikte Akçaabat’ın meşhur köftesi, kuymağı, haşlaması, tereyağı, güz fasulyesi, aronyası, çileği ve zeytini katılımcılara sunulurken, uluslararası mutfak yarışmasında 3 altın ve 1 gümüş madalya kazanan lise öğrencilerine belgeleri verildi.


Etkinlikte bir konuşma yapan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, Akçaabat’ın kültürü, spor başarıları ve eşsiz doğal güzellikleriyle dikkat çeken, birçok özelliği içerisinde barındıran bir şehir olduğuna dikkat çekerek, “Bunlardan Akçaabat yöresi horon, Akçaabat Sebat Spor ve Akçaabat Tütünü bu güzel ilçemize mal olmuş üç önemli unsurdur. Şehrimize çok katkıları olmuştur. Trabzon’un bu şirin ilçesi, yüzlerce yıllık bir yaşam ve kültür merkezi olarak tarih boyunca öne çıkmış, zengin mutfak kültürüyle de adını duyurmuştur. Akçaabat denince akla ilk gelen lezzet, elbette ki ünü dünya çapında yayılan Akçaabat Köftesi’dir. Bu efsanevi tat, özenle seçilen etlerin, Akçaabat’ın tertemiz havasında yetişen ürünlerin buluşmasıyla ortaya çıkar. 1945 yılında ilçemizin üretken insanları tarafından Akçaabat Orta Cadde de doğmuştur. Ancak Akçaabat mutfağı sadece köfteyle sınırlı değildir. Akçaabat Haşlama, lezzet ve sağlığı bir araya getiren geleneksel bir yemektir.1930 yılında Akçaabat İstiklal caddesinde ilk sunumu yapılmıştır. Akçaabat Tereyağı kahvaltı sofralarından tatlılara kadar her yemeğin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bölgenin en çok tercih edilen ürünüdür” dedi.



"Akçaabat zeytini ilk olarak 1486 yılında resmi kayıtlarda yer almıştır"


Bölgeye has tarım ürünlerinin de Akçaabat’ın mutfak zenginliğini tamamladığını kaydeden Başkan Ekim, “Akçaabat Güz Fasulyesi, şehrin bereketli topraklarında yetişen, hem besleyici hem de çok lezzetli bir sebzedir. Yeni çıktığında iki ay gibi evlere misafir olur. En bol görüldüğü dönem Ekim ve Kasım aylarıdır. Hem yerel halkın mutfağında hem de çevre pazarlarında önemli bir yere sahiptir. Yine Akçaabat Zeytini, sofraların vazgeçilmez tadı olarak bilinir. Bu şehrin doğal tatları arasındadır. Akçaabat zeytini ilk olarak 1486 yılında resmi kayıtlarda yer almıştır. Akçaabat Kuymağı da ayrı bir yer tutar; tereyağı ve mısır ununun enfes uyumuyla ortaya çıkan bu lezzet, köklü bir gelenek olarak nesilden nesile aktarılır. Tatları kadar tatlılarıyla da öne çıkan Akçaabat, Akçaabat Un Helvası misafirlere şölen havası yaşatır. 1870 yılında Ali Efendi tarafından (sonradan bu sülale Gerigelmez soyadını almıştır. Tarihçesi bugünden 4 kuşak öncesine dayanır. Helvamız 4 çeşit malzemeden oluşur. Bunlar Un, Şeker, Su ve Tereyağ’dır. Akçaabat Aronyası ve Akçaabat Çileği, Aronya, hem taze tüketimde hem de çeşitli tatlılarda kullanılarak damaklarda unutulmaz izler bırakır. Akçaabat Belediyemizin üretim ve işleme konusunda öncülük ettiği bu yeni ürün ilçede çığ gibi artmaya başladı. Çilek, Trabzon’da fındık ve çayın yanı sıra çilek üretimi son yıllarda özellikle 2013 ve 2014’ten sonra artmaya başladı. Akçaabat’ta proje kapsamında yürütülen çilek yetiştiriciliği projesi 2015 yılında Çınarlık Mahallesi’nde başlatılmış, 2016 ve 2017 yıllarında Kaleönü, Darıca, Söğütlü ve Akçakale mahalleleri de projeye dahil edilmişti” ifadelerini kullandı.



Köftesi ile bilinen Akçaabat’ın eşsiz yöresel lezzetleri tanıtıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."