SAĞLIK - 13 Kasım 2025 Perşembe 09:18

Meme kanseri olma riskini en çok onlar taşıyor

A
A
A
Meme kanseri olma riskini en çok onlar taşıyor

İmperial Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, menopoz sonrası dönemde fazla kilonun meme kanseri riskini artırabileceğine dikkat çekerek, Türkiye’de obezite oranlarının giderek artmasının kadın sağlığını da doğrudan etkilediğini söyledi.


Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, meme hacminin genel olarak vücut hacmiyle doğru orantılı olduğunu ve kilolu bireylerde meme hacminin de genellikle daha büyük olduğunu kaydederek, "Büyük meme hacmine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali normal kilodaki bireylere göre biraz daha yüksek olabilmektedir" dedi.


Meme kanserinin en önemli risk faktörünün genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Çalık, "Meme hacmi, genel olarak beden hacmiyle paralel bir durumdur. Çünkü vücut hacmi büyük olan bir bireyin meme hacminin de doğal olarak büyük olması beklenir. Türkiye’deki ortalama insan profiline baktığımızda toplumun yaklaşık üçte ikisinin kilolu, üçte birinin ise obez (vücut kitle indeksi 30’un üzerinde) olduğunu görüyoruz. Bu durumda olan hanımefendilerin meme hacimleri de genellikle daha büyük oluyor. Özellikle menopoz sonrası dönemde yumurtalıkların görevini bırakmasıyla östrojen salınımı azalır. Ancak kilolu bireylerde yağ dokusu da östrojen salgılayabildiği için bu dönemde fazla kilolu ve dolayısıyla büyük meme hacmine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali normal kilodaki bireylere göre biraz daha yüksek olabilmektedir. Meme kanserinin en önemli risk faktörü genetik yatkınlıktır. Bunu, ailevi meme kanseri öyküsü izler. Pek çok risk faktörü arasında obezite ve büyük vücut/meme hacmi de yer alır. Her ne kadar bu faktörleri en üst sıralara koymasak da insanlarımızın kilolarına dikkat etmelerini, dengeli beslenmelerini ve diyetlerine özenle uymalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Türkiye ortalamasına baktığımızda nüfusun yaklaşık üçte birinin vücut kitle indeksinin 30-35’in üzerinde olduğu görülüyor. Benim gözlemim, Karadeniz Bölgesi’nin de bu ortalamanın içinde yer aldığı yönünde" diye konuştu.


Kilo kontrolü ve kanser riskini azaltmak için dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çeken Çalık, "İnsanlar beslenmelerine dikkat etmelidir. Çoğu zaman ’sağlıklı beslenme’nin ne olduğu tam olarak bilinmez ya da pek fazla sorgulanmaz. Sağlıklı beslenme, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri yeterli miktarda almak, fazlasını almamak ve eksik bırakmamaktır. Metabolik ve biyokimyasal olarak vücudun ihtiyaç duyduğu kadarını almak sağlıklı beslenme anlamına gelir. Bu, yalnızca ’ıspanak, marul veya başka sağlıklı gıdaları yemek’ demek değildir. Sağlıklı beslenme; vücudun ihtiyaç duyduğu mineralleri, vitaminleri, kaloriyi, yağ ve proteini yeterli miktarda almak ve fazlasını almamaktır. Günlük ortalama bazal kalori ihtiyacı yaklaşık bin 200 kaloridir. Yani kişi hiçbir fiziksel aktivitede bulunmadan, sadece dinlenme hâlindeyken bu kadar kaloriye ihtiyaç duyar. Ancak normal bir birey, üç öğün yemekle ortalama 2 bin-2 bin 500 kalori alır. Bu durumda vücudun kullandığı bin 200-bin 300 kalorinin fazlası yağ olarak depolanır. Bu nedenle hareket etmek, çalışmak ya da kas aktivitesi yapmak, vücudun fazla aldığı kaloriyi yakmasını sağlar. Dolayısıyla fiziksel aktivite sağlıklı yaşam için büyük önem taşır" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Adana’da özel ihtiyaçlı çocuklar sanatçı Uğur Aslan ile buluştu Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce düzenlenen etkinlikte özel ihtiyaçlı çocuklar sanatçı Uğur Aslan ile buluştu. Adana’da kültür ve sanatın herkes için erişilebilir olması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında bir etkinlik gerçekleşti. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, özel ihtiyaçlı çocuklar Bir Arabesk Müzikali - Afara konseri önce sanatçı Uğur Aslan ile bir araya geldi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru, kültür ve sanatın toplumun her kesimi için temel bir hak olduğuna dikkat çekti. Duru, "Kültür ve sanat herkesin hakkıdır. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak her bireyin kültür ve sanata eşit şekilde erişebilmesini önceliğimiz olarak görüyoruz. Özel ihtiyaçlı bireylerin müze, tiyatro, kütüphane ve diğer kamusal alanlarda güvenli, rahat ve tam anlamıyla erişilebilir bir ortamda bulunabilmesi için çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz. Derneklerle kurduğumuz iş birlikleri sayesinde bu alanda somut ve kalıcı adımlar atmayı hedefliyoruz. Toplumda farkındalığı artırmak ve kültürel hayata engelsiz katılımı desteklemek temel sorumluluklarımızdan biridir" dedi. Düzenlenen etkinlikte, Gönüllü Anneler Topluluğu’na bağlı özel ihtiyaçlı çocuklar, sahne öncesi prova sırasında Uğur Aslan ile buluşma imkanı buldu. Samimi atmosferde gerçekleşen programda çocuklar sanatçıyla sohbet etti, birlikte şarkılar söyledi ve çeşitli oyunlar oynadı.
Kastamonu Bakan Yardımcısı Yelkenci: "Türkçeyi derinlemesine anlayan, konuşan, yazan nesiller önemli" Kastamonu’da konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, "Türkçeyi derinlemesine anlayan, konuşan, yazan nesiller önemli" dedi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli-Kastamonu Buluşması, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci’nin katılımıyla Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirildi. Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin eğitim sistemine getirdiği yaklaşım ve hedeflere değinerek, modelin sahadaki uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci ise, eğitim politikaları, öğretmen yetiştirme süreçleri ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde yürütülen çalışmalara ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Modelin uygulama süreci ile eğitim ortamlarının niteliğini geliştirmeye yönelik planlamalar hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin sahada etkili şekilde hayata geçirilebilmesi için tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesinin önemine dikkat çeken Yelkenci, bu anlayış doğrultusunda yürütülen çalışmaların öğrencilerin çok yönlü gelişimini destekleyen daha nitelikli eğitim ortamlarının oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti. "Türkçeyi derinlemesine anlayan, konuşan, yazan nesiller önemli" Programla ilgili öğretmenlerden gelecek geri dönüşlerin önemli olduğunu söyleyen Yelkenci, dil öğretiminin özellikle üzerinde durduklarını vurgulayarak, "Bağımsız ve özgür düşünmenin çok önemli olduğunu söylemek gerekir. Bizim bu programın özgün yanlarından biri dilimizi merkeze koyduk. Türkçe merkezde, her yönüyle. Türkçeyi derinlemesine anlayan, konuşan, yazan nesiller önemli. Bugün çok tartışılan bir konu var. Dil meselesi bununla doğrudan ilişkili. Türkiye’de doğurganlık hızı 2024 yılı itibariyle 1.48’e düştü. 2025 için 1.30’lu rakamları söylüyorlar. Yani bu, kültürümüzü 50 yıl sonraya taşıyamayacaksınız demek. Böyle bir dezavantaj varken kültür unsurlarını geleceğe taşımanın en etkili yolarından olan dilimizi, Türkçemizi güçlendirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızın bunu en güzel şekilde öğrenmesi gerekiyor" dedi. Eğitimin merkezinde tüm ögelerin bulunduğunu vurgulayan Yelkenci, "Eğitimin merkezinde öğrenci var ama eğitim sistemi ona hizmet etsin diye. Eğitimin merkezinde öğretmen var çünkü bunu ancak öğretmenle yapabilirsiniz. Eğitimin merkezinde müdür var, okullar iyi yönetilirse bunu yapabilirsiniz. Kuru, çıplak bir şekilde öğrenci, öğretmen ve yönetici merkezli bir eğitime hayır. Hepsi çeşitli bağlamlarda merkezde ama bütün sistem öğrenciye hizmet için var. Öğretmen, öğrenci ve yönetici üzerine düşeni yapacak, birbirini destekleyecek. Bu ekosistem evlatlarımız için işleyecek ama velilerimiz de üzerine düşeni yapacak" şeklinde konuştu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, eğitim yöneticileri, öğretmenler ve çok sayıda davetlinin katıldığı program sonunda İl Milli Eğitim Müdürü Gümüş, Yelkenci’ye hediye takdiminde bulundu.