ÇEVRE - 20 Nisan 2024 Cumartesi 09:58

Prof. Dr. Osman Bektaş: "Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini düşünmüyorum"

A
A
A
Prof. Dr. Osman Bektaş: "Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini düşünmüyorum"

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Tokat’taki fay hareketinin Türkiye’nin en büyük fay hattı olan Kuzey Anadolu Fayı’na doğrudan stres aktarımı yaptığını belirterek, "Ama bu demek değildir ki 5.7’lik bir deprem Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bir deprem oluşturacak. Orada bir deprem oluşturabilmesi için Kuzey Anadolu Fayı’nın hareket edebilecek bir deprem enerjisini biriktirmiş olması gerekir. Dolayısıyla şu anda korkulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini de düşünmüyorum" dedi.


18 Nisan tarihinde merkez üssü Tokat’ın Sulusaray ilçesinde 5.6 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Deprem yerin 5,9 kilometre derinliğinde meydana gelirken, sarsıntı, çevre illerde de hissedildi. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahil kesimlerinde hissedilen depremle ilgili Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, açıklamalarda bulundu. Doğu Karadeniz sahili yerleşkesinin kumsal alan üzerinde olduğunu dile getiren Bektaş, yaşanılan en büyük sorunun deprem yönetmenliğini ve deprem tehlikesi haritalarını tamamıyla uygulamamak olduğunu söyledi. Tokat depreminin beklenilen bir deprem olmadığını kaydeden Bektaş, "Beklenen deprem değildi ama Türkiye’de her an, her yerde bir deprem olabilir. O açıdan beklenen bir deprem diyebiliriz. Ama yer ve zaman açısından beklenen bir deprem değildi. 5.7’lik bir deprem bugün uluslararası standartlarda orta deprem sayılmasına rağmen tehlikeli değildir. Ancak bizim Türkiye’deki yapı stokçularının dikkate alırsak tehlikenin başladığı bir seviyedir. Özellikle eğer bu deprem 6 büyüklükte olsaydı çok daha fazla tahribat yapabilirdi. Ancak burada ilginç olan şu 5.7 büyüklüğündeki bir deprem tüm Doğu Karadeniz sahilinde hissedildi. Bu bize ne anlatıyor? Ne gösteriyor? Bu şu anlama geliyor; deprem enerjisinden ne kadar uzakta olursan elbette ki deprem enerjisi o kadar sömürlenir. Etkisi azalır. Ama bu tam doğru değil. Eğer fayın kırılması size doğruyorsa o zaman uzaktaki deprem enerjisi çok daha fazla olabiliyor. Buna bir yönelme diyoruz. Şimdi Kuzey Doğu istikametinde kırılma olduğu için direkt Doğu Karadeniz’e doğru olduğu için deprem enerjilerinin etkinliği o bakımdan daha fazla oldu. Peki bunun bir başka anlamı ne? Bir ilin depremden etkilenmesi için illa ki o ilden bir fay geçmiş olması gerekmiyor. Yani o ilin illaki bir fay üzerinde bulunması gerekmiyor" şeklinde konuştu.



"Trabzon bir ateş çemberi gibi 3 tane aktif deprem üreten fayın ortasındadır"


Dünyanın 7 şiddetindeki bir depremden korkmadığını vurgulayan Bektaş, "Trabzon bir ateş çemberi gibi 3 tane aktif deprem üreten fayın ortasındadır. Kuzeyimizde Karadeniz fayı var. Türkiye petrolleri Rize’den itibaren Rize, Trabzon, Ordu fayları diye faylar isimlendirildi ki bu faylar doğrudan ile uzanıyor. Yani orada olabilecek olan bir kırılmanın deprem önerisi doğrudan sahildeki illeri vuracak. Nitekim bu yaşandı. 2012’de 5.6’lık bir deprem yaşadık Batum açıklarında Trabzon fayı üzerinde. Trabzon bir haftaya yakın sallandı. Demek oluyor ki sadece deprem kaynağından uzakta olmak her şey bitti demek değildir. Bakın biz Trabzonlu olarak biz 3 büyük depremi de şaşadık. Elazığ, Maraş ve biz yine en son 5.7’lik Tokat’taki depremi yine hissettik. Neden? Demin dediğim gibi kırılma doğrultusu direkt size doğru geliyorsa deprem enerjisi o denli artı olur. Şimdi aynı zamanda depremin etkinliği sadece depremin yaydığı enerjiyle değil, zemin de önemli. Bugün şu anda bulunduğumuz zemin bir kumsal alan. Doğu Karadeniz sahili zaten yerleşkesi zaten kumsal alan üzerindedir. Dolayısıyla bu alan ne yapıyor? Depremin şiddetini büyütüyor. Buna da büyütme faktörü var. Bir diğer çekincemiz de bizim Trabzon, Rize, Ordu olarak topoğrafyamız. Yani bugün yerleşme alanları ya sahilde kumun üzerinde deprem büyütmesine maruz kalıyor. Ya da yamaçlarda denize bakan yamaçlardaki buralar heyelanlı bölgeler ve çok katlı binalar var. Burada da bir heyelan riski var. Netice olarak depre tehlikesi sadece aktif faydan kaynaklanmıyor. Bulunduğunuz zemin ve üzerinde oturulan şehrin coğrafi konumu, yani heyelanlı olması gibi bunlarda son derece etkili. Bu bakımdan yeni yapılan haritada deprem tehlikesi haritasında bütün bu riskler alınmıştır. Bizim yaşadığımız en büyük sorun deprem yönetmenliğini, deprem tehlikesi haritalarını tamamıyla uygulamamak veya uygulamamaktan kastım şu. Yönetmenliğimiz çok güzel. Kanunlarımız iyi ama sorun bunların uygulanmasında. Umarım kısa zaman içerisinde yapı stokları daha da iyi hale gelir. İnsanlar zaten deprem konusunda bilgilendirildi ama bu yönetmenlikleri daha titiz bir şekilde uygularsak depremden korkulacak bir durum söz konusu olmaz. En azından 5 ve 6’lık depremlerden korkmama durumuna gelinmemiz lazım. Bugün dünya 7’lık bir depremden hiçbir şekilde korkmuyor. Çünkü binalar ona göre yapılmış. Ancak maalesef bizim standartlarımızda 5.7 ve 6 civarındaki bir deprem özellikle Doğu Anadolu’da ve İç Anadolu’da tehlike oluşturabiliyor" diye konuştu.



"Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini de düşünmüyorum"


Korkulacak bir şey olduğunu düşünmediğini belirten Bektaş, "Tokat depremi ve 5.7’lik fay hareketi doğrudan Kuzey Anadolu Fayı’na yani Türkiye’nin en büyük fayına stres aktarımı yaptı ama bu demek değildir ki 5.7’lik bir deprem Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bir deprem oluşturacak. Orada bir deprem oluşturabilmesi için Kuzey Anadolu Fayı’nın hareket edebilecek bir deprem enerjisini biriktirmiş olması gerekir. 1942 yılında o fay hareket etti ve enerjinin büyük kısmını boşalttığını düşünüyoruz. 7 büyüklükteki depremde enerjisini önemli bir şekilde boşalttığını düşünüyoruz. Dolayısıyla burada bir tetikleme söz konusu olamaz. Tetikleme olabilmesi için muhakkak suretle o fayın bir kırılma eşiğine gelmesi, kayma eşiğine gelmesi gerekir ki küçük bir depremin yaptığı stres transferi de onu tetikleyebilsin. Dolayısıyla şu anda korkulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini de düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Aşırı tuz tüketimi sessizce öldürüyor 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında uyarılarda bulunan Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Yaşar, aşırı tuz tüketiminin toplum sağlığını tehdit eden en önemli beslenme sorunlarından biri haline geldiğini söyledi. Fazla tuz tüketiminin yüksek tansiyon başta olmak üzere kalp, damar ve böbrek hastalıklarına yol açtığını belirten Yaşar, vatandaşlara günlük tuz tüketimini azaltmaları çağrısında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı bireyler için günlük tuz tüketimini 5 gram ile sınırlandırdığını hatırlatan Dr. Mustafa Burak Yaşar, Türkiye’de ise bu miktarın çoğu zaman farkında olmadan aşıldığını ifade etti. Yaşar, "Ülkemizde yalnızca sofrada kullanılan tuz değil; ekmek, peynir, zeytin, turşu ve işlenmiş gıdalar yoluyla da yüksek miktarda tuz tüketiliyor. Bu durum ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor" dedi. Yüksek tansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Yaşar, bu nedenle hastalığın "sessiz tehlike" olarak adlandırıldığını söyledi. Tuzun uzun vadede damar yapısını bozduğunu kaydeden Yaşar, "Aşırı tuz tüketimi; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, inme ve böbrek hastalıkları riskini artırıyor. Tuz tüketimini azaltmak, kronik hastalıklarla mücadelede en etkili koruyucu adımlardan biridir" diye konuştu. Vatandaşlara günlük yaşamda uygulanabilecek basit önlemler öneren Yaşar, yemeklere tadına bakmadan tuz eklenmemesi gerektiğini belirtti. Sofradan tuzluğun kaldırılmasının farkındalık oluşturacağını ifade eden Yaşar, tuz yerine nane, kekik, karabiber, limon ve sarımsak gibi doğal aroma vericilerin kullanılmasını tavsiye etti. Paketli ürünlerde düşük sodyumlu seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Yaşar, salamura ürünler, turşu, cips, hazır soslar ve fast-food tüketiminin sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek yetmezliği bulunan bireylerin tuz tüketiminde çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Dr. Mustafa Burak Yaşar, "Sağlıklı yaşam küçük ama etkili değişikliklerle başlar. Tuzu azaltmak; kalbi, damarları ve böbrekleri korumanın en kolay yollarından biridir" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Yedi Başak’tan Filistin’e geniş kapsamlı kurban organizasyonu Yedi Başak İnsani Yardım Derneği, 2026 Kurban organizasyonu kapsamında Gazze şeridi ve bölgedeki Filistin mülteci kamplarında yaşanan gıda ihtiyacına yönelik çift yönlü bir yardım modeli hayata geçiriyor. "Kurbanım Kardeşime" kurban projesi kapsamında Gazze’de konserve et, Filistin mülteci kamplarında ise dondurulmuş et dağıtımı gerçekleştirilecek. Gazze’de süregelen abluka, altyapının büyük ölçüde zarar görmesi ve enerjiye erişimde yaşanan ciddi kesintiler nedeniyle taze etin muhafazası oldukça güçleşmiş durumda. Bu nedenle Yedi Başak, sahadaki şartlara uygun olarak geçtiğimiz yıl uyguladığı konserve et modelini bu yıl daha geniş kapsamda sürdürüyor. Gazze sınırları dışında, hijyen standartlarına sahip tesislerde İslami usullere uygun şekilde kesilen kurbanlar, özel ısıl işlem yöntemiyle sterilize edilerek konserve haline getiriliyor. Koruyucu madde içermeyen ve uygun şartlarda uzun süre muhafaza edilebilen ürünler, soğuk zincire ihtiyaç duyulmadan Gazze’deki ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılıyor. Bu yöntemle özellikle sıcak yemeğe ve düzenli protein kaynağına erişimin oldukça sınırlı olduğu bölgelerde ailelerin temel gıda ihtiyacına katkı sağlanması hedefleniyor. Filistin mülteci kamplarında dondurulmuş et dağıtımı Bu yıl Suriye başta olmak üzere çevre ülkelerde bulunan Filistin mülteci kamplarında yaşayan aileler için dondurulmuş et sevkiyatı planlandı. Hijyenik kesimhanelerde hazırlanacak olan kurban payları, parçalanıp paketlendikten sonra şoklama yöntemiyle dondurularak soğuk zincir korumasına alınacak. Ardından soğuk hava depolu araçlarla kamplara ulaştırılan etler doğrudan ihtiyaç sahibi ailelere teslim edilecek. Dernek yetkilileri, bu lojistik model sayesinde kurban bereketinin yalnızca bayram günleriyle sınırlı kalmamasını, yıl boyunca sofralara katkı sunmasını hedeflediklerini belirtti. "Şartlar ne olursa olsun kardeşlerimizin yanındayız" Yedi Başak İnsani Yardım Derneği Başkanı Av. İsmet Yıldırım, yürütülen çalışmaya ilişkin yaptığı açıklamada Gazze’de insani şartların her geçen gün daha da ağırlaştığını belirterek, "Bugün Filistin, insanlığın ortak vicdanıdır. Gazze’de yalnızca bir insani yardım krizinden değil, temel yaşam imkânlarının ciddi şekilde sınırlandığı ağır bir tablodan söz ediyoruz. Gıdaya erişim, özellikle çocuklar ve aileler açısından hayati bir mesele haline gelmiş durumda. Biz Yedi Başak olarak sahadaki şartları dikkate alarak en uygun ve sürdürülebilir yardım modellerini hayata geçiriyoruz. Kurban organizasyonumuz kapsamında bağışçılarımızın emanetlerini büyük bir titizlikle teslim alıyor, ihtiyaç sahiplerine güvenli şekilde ulaştırmak için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Şartlar ne olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Tüm hayırseverlerimizi Filistin’in yaralarına merhem olmaya, kurbanın bereketini Gazze’ye taşımaya davet ediyorum" dedi. 2026 Kurban Hisse Bedelleri Yedi Başak, 2026 kurban organizasyonu kapsamında hisse bedellerinin ise Gazze konserve kurban hisse bedeli 10 bin 500 TL, Filistin kampları dondurulmuş hisse bedeli 7 bin 500 TL, Afrika kurban hisse bedeli 5 bin 500 TL ve Türkiye kurban hisse bedeli 15 bin TL şeklinde belirlendiğini açıkladı. Bağış ve vekalet yolları Kurban vekaletini Yedi Başak’a emanet etmek isteyen bağışçıların, Yedi Başak İnsani Yardım Derneği üzerinden online bağış yada kurumsal banka hesapları aracılığıyla bağışta bulunulabilecekleri belirtildi. Detaylı bilginin ise 444 75 65 numaralı hat üzerinden alınabileceği vurgulandı.
Bursa Yıldırım Belediyesi’nden gençlere TYT desteği Bursa’da Yıldırım Belediyesi, geleceğin teminatı gençlerin eğitim yolculuğuna destek olmaya devam ediyor. Yıldırım Belediyesi, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlanan üniversite adayları için ücretsiz TYT Deneme Sınavı düzenleyecek. YKS öncesi önemli bir hazırlık niteliği taşıyan deneme sınavı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 10.00’da gerçekleştirilecek. TYT deneme sınavı; Mümine Şeremet Uyumayan Kütüphanesi, Dr. Sadık Ahmet Kütüphanesi, Mimar Sinan Kütüphanesi ve Yıldırım Gençlik Merkezi Kütüphanesi olmak üzere dört farklı noktada eş zamanlı olarak uygulanacak. Deneme sınavına girecek üniversite adayları, YKS öncesi gerçek sınav deneyimine en yakın ortamda kendilerini test etme imkanı bulacak. Tamamen ücretsiz gerçekleştirilecek TYT Deneme Sınavı için başvurular 15 Mayıs 2026 Cuma günü sona erecek. Öğrencilerin yanındayız Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, gençleri geleceğe hazırlamak için tüm imkanları seferber ettiklerini söyledi. Başkan Yılmaz, "Eğitim, bizim öncelikli alanlarımızdan biri. Her yıl olduğu gibi bu yıl da sınavlara hazırlanan gençlerimize desteğimizi sürdürüyoruz. Sunduğumuz hizmetlerle öğrencilerimizin başarılarını artırmayı hedefliyoruz. Gençlerimizin hayallerine giden yolda onların yanında oluyoruz. Onların elde edeceği başarılar, şehrimizin ve ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. Gençlerin hedeflerine ulaşabilmesi için her türlü desteği sunmaya devam edeceğiz. Üniversite sınavlarına hazırlanan gençlerimizin her zaman yanındayız. Tüm öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyorum" dedi.