SAĞLIK - 22 Nisan 2026 Çarşamba 10:39

Prof. Dr. Yüksel Çiçek: "Kalp krizinde ilk 1 dakika hayat kurtarıyor"

A
A
A
Prof. Dr. Yüksel Çiçek: "Kalp krizinde ilk 1 dakika hayat kurtarıyor"

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizinde ilk 1 dakikanın çok önemli olduğunu belirterek "İlk 1 dakika hayat kurtarıyor. Dakikalar ilerledikçe ölüm riski artıyor. Özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarı başlıyor" dedi.


İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizi nedeniyle yaşanan ölümlerin doğru tanımlanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. "Bütün ölümlerin kalp krizinden kaynaklı gibi lanse edilmesi doğru değil" diyen Çiçek "Bu durumları ani kardiyak ölüm olarak tanımlıyoruz" diye konuştu.


Ani kardiyak ölümün daha önce bilinen bir kalp hastalığı olmayan kişilerde, belirtilerin başlamasından itibaren bir saat içerisinde kalbin durması ve ölümle sonuçlanması olarak ifade edildiğini belirten Çiçek, bu ayrımın doğru yapılmasının hem farkındalık hem de müdahale açısından kritik olduğunu dile getirdi.



Ani kardiyak ölümleri


Ani kardiyak ölümlerin yaşa göre farklı nedenlere dayandığını söyleyen Çiçek, "35 yaş altı ile 35-40 yaş üzerindeki vakaları ayırmak gerekiyor. Sebepler birbirinden tamamen farklı. Gençlerdeki her ölümün kalp krizi olarak sunulması doğru değil" ifadelerini kullandı.


Bu ayrımın özellikle teşhis ve önleyici yaklaşımlar açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çiçek, yanlış genellemelerin hem toplumda yanlış algı oluşturduğunu hem de risklerin doğru değerlendirilmesini zorlaştırdığını söyledi.


35 yaş altındaki bireylerde ani ölümlerin en sık nedeninin hipertrofik kardiyomiyopati olduğunu belirten Çiçek, kalp kası sorununun genetik bir hastalığı olduğunu ve özellikle egzersiz sırasında ani ölümlere yol açabildiğini ifade etti.


Bunun yanı sıra doğumsal kalp damar çıkış anomalileri ve genetik ritim bozukluklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyleyen Çiçek, uzun QT, kısa QT ve Brugada sendromu gibi hastalıkların bu grupta öne çıktığını dile getirdi. Çiçek, bu tür ritim bozukluklarının bazı kişilerde uykuda, bazılarında efor sırasında, bazılarında ise ani korku ve stres sonrası ortaya çıkabildiğini belirtti.



"Ani ölümün yüzde 90’ı ritim bozukluğu kaynaklı"


Çiçek, hangi yaş grubunda olursa olsun ani ölümlerin büyük bölümünün ritim bozukluklarından kaynaklandığını vurgulayarak, "Sonuçta hangi hastalık olursa olsun ani ölümün kaynağı yüzde 90 ventriküler fibrilasyondur" dedi. Kalbin bu durumda normal kasılma düzenini kaybettiğini ve kan pompalayamaz hale geldiğini ifade eden Çiçek, bu nedenle ritim bozukluklarının ani ölümlerde belirleyici rol oynadığını söyledi.



35 yaş üstünde damar tıkanıklığı öne çıkıyor


İleri yaş grubunda ise tablonun değiştiğini belirten Çiçek, "35 yaş üzerindeki ani ölümlerin en sık sebebi kalp damar tıkanıklıklarının tetiklediği ritim bozukluklarıdır" ifadelerini kullandı.


Bu nedenle özellikle bu yaş grubunda düzenli kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, göğüs ağrısı gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi.



"Bu ölümleri tamamen önlemek mümkün değil"


Tüm önlemlere rağmen ani kardiyak ölümlerin tamamen engellenemeyeceğini ifade eden Çiçek, "Yüzde 100 önlemek mümkün değil ancak bazı hastalarda ICD dediğimiz şoklama cihazları ile bu risk azaltılabiliyor" diye konuştu. Bu cihazların ritim bozukluğu geliştiğinde otomatik olarak elektrik şoku vererek kalbi yeniden normal ritmine döndürdüğünü belirtti.



"Her kalp hastasına uygulanmaz"


Şoklama özelliği bulunan kalp pillerinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Çiçek, bu cihazların belirli kriterlere göre değerlendirildiğini ifade etti. Hastanın risk durumuna göre karar verildiğini belirten Çiçek, bu nedenle kişiye özel değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.



Kontroller ve taramalar hayati önem taşıyor


Prof. Dr. Yüksel Çiçek, özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde damar tıkanıklığına yönelik düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını söyledi.


Genç bireylerde ise genetik nedenlerin ön planda olduğunu belirten Çiçek, bir kez yapılacak detaylı kardiyolojik değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olabileceğini ifade etti.


Riskli durumların erken tespit edilmesi halinde gerekli tedavi ve takiplerin yapılabileceğini vurguladı.



"Herkes potansiyel aday"


Çiçek, ani kardiyak ölümlerin herhangi bir belirti olmadan da ortaya çıkabileceğini belirterek "Ne yaparsak yapalım bu durumu tamamen ortadan kaldıramayız. Hepimiz potansiyel adayız" dedi.


Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Çiçek, erken müdahalenin hayati rol oynadığını ifade etti. Ani kalp durması durumunda ilk müdahalenin kritik olduğunu söyleyen Çiçek, "İlk 30 saniye ile 1 dakika içerisinde müdahale edilirse yüzde 99 geri dönüş sağlanır" dedi.


Dakikalar ilerledikçe riskin hızla arttığını belirten Çiçek, özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarının başladığını ifade etti.



"Defibrilatör her yerde olmalı"


Toplumda defibrilatör kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Çiçek, bu cihazların yalnızca hastanelerde değil, AVM’lerde, statlarda ve iş yerlerinde de bulunması gerektiğini söyledi.


Cihazların kullanımının oldukça basit olduğunu ifade eden Çiçek, "Cihaz ritmi tanıyor ve elektrik şoku vererek kalbi yeniden çalıştırıyor" dedi.


İlk müdahalenin ardından profesyonel sağlık desteğinin şart olduğunu belirten Çiçek, "Mutlaka 112 aranmalı ve hasta hastaneye ulaştırılmalıdır" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep SANKO Üniversitesinde "Ameliyathanede güvenli cerrahi" konferansı düzenlendi SANKO Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Ameliyathane Hizmetleri Programı tarafından "Ameliyathanede Güvenli Cerrahi" konulu konferans düzenlendi. Sağlık alanında eğitim gören öğrenciler ile akademisyenleri bir araya getiren etkinlikte, cerrahi süreçlerde hasta güvenliğinin önemi ve enfeksiyon kontrolüne yönelik güncel yaklaşımlar ele alındı. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı konferansta yaptığı konuşmada, "Serviste veya yoğun bakımda yatan hastalarda, hatta poliklinik hastalarında dahi asepsi ve antisepsi kurallarına hem hastalarımızın sağlığı hem de kendi sağlığımız için mutlaka riayet etmemiz gerekmektedir" dedi. Hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde alınması gereken önlemler ve sağlık çalışanlarının bu konudaki sorumluluklarını dadetaylı şekilde değerlendiren Prof. Dr. Dağlı, konferansın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve SHMYO Müdürü Prof. Dr. M.Metin Bayram ise cerrahi alan enfeksiyonlarının sağlık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Prof. Dr. Bayram, "Elimizdeki bilimsel veriler, cerrahi alan enfeksiyonlarının hasta güvenliği, morbidite ve mortalite oranları ile sağlık hizmetlerinin maliyeti üzerinde ciddi ve çok yönlü bir etkiye sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, ameliyathane giriş çıkışları dahil olmak üzere tüm cerrahi süreçlerin, Enfeksiyon Kontrol Komiteleri tarafından belirlenen standartlara titizlikle uygun şekilde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı. Ameliyathanede güvenli cerrahi SANKO Üniversitesi Tıp FakültesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı BaşkanıDoç. Dr. Mustafa Tanrıverdi de konferansa konuşmacı olarak katılarak "Asepsi ve Antisepsi İlkeleri" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Tanrıverdi, sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde temel ilkelerin önemine vurgu yaptı. Asepsi ve antisepsi ilkelerinin önemine değinenDoç. Dr. Tanrıverdi,bu kurallara uyulduğu takdirde hastalık ve ölüm oranlarında belirgin bir azalma sağlanabileceğini söyledi. SANKO Üniversitesi SHMYO Ameliyathane Hizmetleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Melik ise "Cerrahi Alan Enfeksiyonları" başlıklı sunumu ile cerrahi alan enfeksiyonlarının hasta üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Cerrahi alan enfeksiyonları, ameliyat sonrası dönemde hasta güvenliğini ciddi şekilde tehdit eden ve hastanede yatış süresini uzatan önemli komplikasyonlar arasında yer almaktadır" diye konuştu. Ayrıca, bu enfeksiyonların gelişim mekanizmaları ve risk faktörlerinin doğru anlaşılmasının önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Melik, ameliyathane ve anestezi teknikerlerinin sorumluluklarına dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Melik, öğrencilerde farkındalık oluşturmanın gerekliliğini dile getirerek, güvenli cerrahi uygulamalarının temel ilkelerinin eğitim sürecinde etkin şekilde aktarılması gerektiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Sorumlu Uzm. Hemşiresi Songül Karakuzulu da "Ameliyathane Giriş-Çıkış Kuralları" başlıklı sunum ileameliyathane kurallarına uyumun hayati önem taşıdığını anlattı. Karakuzulu, "Güvenli cerrahinin sağlanmasında ameliyathane giriş ve çıkış kurallarına eksiksiz uyum büyük önem taşımaktadır. Enfeksiyon riskinin azaltılması, ancak bu kuralların tüm ekip tarafından bilinçle ve titizlikle uygulanmasıyla mümkün olacaktır" şeklinde konuştu.
Ankara 2 çocuğun yaralandığı "pitbull" davasında sanığın annesine de suç duyurusu Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 2 çocuğu yaralayan ’pitbull’ cinsi köpeğin sahibi, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan hakim karşısına çıktı. Mahkeme, sanığın annesi hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ve yürütülecek soruşturma sonucunda iddianame düzenlenmesi halinde dosyaların birleştirilip birleştirilmeyeceğinin değerlendirilmesine karar verdi. Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol ile taraf avukatları ve müşteki baba Adem Öztürk katıldı. Hakim, kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından tutuklu sanığa söz verdi. Erol, yaşanan talihsiz olay nedeniyle üzüntü duyduğunu, olay sırasında evde bulunmadığını, annesinin araması üzerine durumu öğrendiğini iddia etti. "Ben köpeğimi eğittim, hep ağızlıkla gezdiriyorum" Duruşmada söz alan sanık Erol, "Ben sadece köpeğimin patisiyle yaraladığını biliyorum. Karşı taraf marketten geliyor, çocukların elinde poşet ya da oyuncak olduğu için böyle tepki vermiş olabilir. Ben köpeğimi eğittim, hep ağızlıkla gezdiriyorum. Hiçbir zaman cezai yaptırım uygulanmadı" dedi. Annesinin olayın yaşandığı esnada köpeği içeriye almak için çabaladığını iddia eden sanık, "Bu olay sebebiyle yaşadığım üzüntü, tutukluluk süreme üzülmemin önüne geçti. Beni affetmeseler bile çocuklar ve ailesi için ömrüm boyunca her şeyi yapmaya razıyım. Ailemin geçimini de ben sağlıyorum" ifadelerini kullandı. "Köpek, daha küçük olan diğer çocuğumu yaralamıştır" Baba Adem Öztürk ise olay esnasında otoparkta bulunduğunu, pazardan geldikten sonra çocuklarını eşiyle birlikte yukarı gönderdiğini, bu sırada kapı arasından köpeğin aniden dışarı çıkarak çocuklarına saldırdığını söyledi. Öztürk, "Kızım geri çekilince köpek, daha küçük olan diğer çocuğumu yaralamıştır. Zaten küçük çocuğum konuşmayı bilmeyen yaştadır. Çocuğu köpeğin elinden almak için sanığın annesi de, benim eşim de uğraşmışlar. Çocuğun yaralanma şekli dosyadaki fotoğraflar ve raporlardan bellidir. Söz dinleyen bir köpek olsaydı o kadar uğraşmazlardı" diye konuştu. Sanık, müşteki ve avukat beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın annesi Ayşe Ö. hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ve yürütülecek soruşturma sonucunda iddianame düzenlenmesi halinde dosyaların birleştirilip birleştirilmeyeceğinin değerlendirilmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 11 Mayıs’a erteledi.