ASAYİŞ - 28 Nisan 2026 Salı 11:38

Kırmızı bültenle aranan Umut’un babasıyla mesajlaşmaları ortaya çıktı

A
A
A
Kırmızı bültenle aranan Umut’un babasıyla mesajlaşmaları ortaya çıktı

Gülistan Doku soruşturmasında kırmızı bültenle aranan firari Umut Altaş’ın tutuklu olan babası Celal Altaş ile WhatsApp konuşmaları ortaya çıktı. 9 Ocak 2026 tarihindeki konuşmalarda, Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’tan para istediği, paranın gelmemesi halinde ise ’Savcı hanımı arar anlatırım her şeyi’ dediği görüldü.


Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı.


Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’nın olayla ilgili soruşturması sürerken, kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın tutuklu babası Celal Altaş ile 9 Ocak 2026 tarihinde WhatsApp konuşmaları ortaya çıktı. Konuşmalarda Umut Altaş’ın "Sen öyle kolay sanıyorsun demi. Yaptıklarınızın bir bedeli olmayacak. Bugün hesabıma 9 bin dolar bekliyorum" dediği babası Celal Altaş’ın da, "Oldu, dedim ya ne halin varsa gör. Size daha önce gönderdiğim 15 bin doları geri gönderin’ dediği görüldü. Umut’un ise ardından ’Bugün hesabıma 9 bin dolar gelmezse savcı hanımı arar anlatırım her şeyi’ ifadeleri yer aldı.


Yine mesajlaşmalarda Umut Altaş’ın, "Ah Celal’im ah bir de mağdur üzgün baba rolüne giriyor. Ulan kendi oğlunu satmışsın, başkasının çocuğuna üzülecek yürek mi var sende? Bırak rol yapmayı sen susturuyordun ya, kim yer bu numaraları, sen herkesi kendin gibi salak görüyorsun, öteceğim her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak" cümlelerini kaydettiği görüldü.



Kırmızı bültenle aranan Umut’un babasıyla mesajlaşmaları ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından, ‘Orta Doğu’daki Çatışmaların Türkiye Ekonomisi ve Plastik Hammadde Piyasasına Etkileri’ Konferansı gerçekleştirildi. Sektör sanayicilerinin katıldığı, TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya tarafından verilen konferansta, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları ile plastik hammadde piyasasında oluşan riskler, fırsatlar ve beklentiler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Konuşmasında petrol ve hammadde fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, "Bu savaşta 84 enerji tesisi hasar gördü. Bunlardan yaklaşık 50 tanesi petrokimya tesisiydi. Geçmişteki kriz dönemlerinde petrol fiyatları yüzde 25-30 yükselişin ardından, 5 ay sonra normal seyrine dönüyordu. Ancak bugün yaşanan İran, ABD-İsrail savaşında tesisler vurulduğu için petrol fiyatları 10 günde yüzde 60’a yakın arttı. Bu savaştan sonra fiyatların normale dönmesi 18 aya kadar sürebilir" dedi. Yaşanan savaşın küresel tedarik zincirlerinin kırılmasına sebep olduğunu belirten Çetinkaya, Suudi Arabistan’daki tesislere yapılan saldırıların da tedarik riski oluşturduğunu ifade etti. Savaşın plastik hammaddeler üzerinden tüm sanayi sektörlerini etkilediğini kaydeden Çetinkaya, "Petrokimya hammaddeleri ve plastik ara girdileri bakımından Körfez bölgesi, küresel sistemde çok yüksek bir ağırlığa sahip. Orta Doğu’nun Polietilen (PE) ihracatı 2025’te 12,5 milyon ton ile dünya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Ayrıca, Orta Doğu’daki polietilen kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ü, denizyolu ihracatı için doğrudan Hürmüz geçişine bağımlıdır. Polietilen, gıda ambalajı, otomotiv, beyaz eşya, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biridir. Akıştaki bir kesinti, geniş bir sanayi ekosisteminde maliyet baskısı oluşturuyor. Hürmüz’ün kapanması, yalnızca enerji piyasasını değil, plastik hammaddelere dayalı üretimi ve küresel arzı baskılamaktadır" diye konuştu. "Türkiye enerji merkezi haline gelebilir" Türkiye’nin bölgede yaşanan savaşı kendi lehine çevirebileceğini ve buradaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye yeniden hızlı tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir. Türkiye, enerjide hem transit ülkelerden birisi hem de Körfez-Avrupa-Asya arasında bir ticaret köprüsü. Kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon alanlarında bir rol üstlenebilir. Enerji üretim ve dağıtım merkezi Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde savaşın yaptığı tahribat nedeniyle Türkiye, Doğu Akdeniz enerji merkezi haline gelebilir. Bu kapsamda Irak’ın petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ve oradan dünyaya ulaştırılmasına başlanması bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye, savaşta tahrip olan Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin savaş sonrası imarında etkin bir rol alabilir." Çetinkaya, konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Bolu Bolu’da ilkokulda "kartlı turnike" sistemi beğeni topluyor Bolu’da 100. Yıl İlkokulu’nda kurulan kartlı turnike sistemi sayesinde veliler, çocuklarının okula giriş ve çıkış saatlerini cep telefonlarına gelen anlık mesajlarla takip edebiliyor. Merkez 100. Yıl İlkokulu idaresi ve okul aile birliğinin girişimiyle geçen yıl ekim ayında hayata geçirilen uygulama, okuldaki güvenlik standartlarını yükseltti. Sistem kapsamında öğrenciler, okula gelirken ve ayrılırken kendilerine tanımlanan kartları turnikelere okutuyor. Öğrencilerin turnikeden geçiş anları, eş zamanlı olarak anne ve babaların cep telefonlarına kısa mesaj (SMS) ile bildiriliyor. Derse geç kalan veya okula gelmeyen öğrenciler için de saat 09.00 itibarıyla velilere uyarı mesajı gönderilen sistem, "ziyaretçi kartı" uygulamasıyla dışarıdan yabancı kişilerin izinsiz girişini de engelliyor. "Oğlumu bu sistem sayesinde güvenle tek başına okula gönderebiliyorum" Uygulamadan yararlanan velilerden Nilgün Aydın, sistem sayesinde çocuklarını okula güvenle gönderdiklerini belirtti. Çocuğunun geliş gidişinden anında haberdar olduğunu ve takibini rahatça yapabildiklerini aktaran Aydın, "Mesaj sadece bana değil, aynı zamanda babasına da gidiyor. Okulda 08.45 - 08.50 gibi zil çalıyor. Saat 09.00 oldu mu, oğlumuz okula geç gelmişse ya da hiç gelmemişse anında mesajla bilgilendiriliyoruz. Benim küçük bir bebeğim daha var ve her zaman oğlumun peşinden okula kadar gidemiyorum. Evim yakın, onu bu sistem sayesinde güvenle tek başına okula gönderebiliyorum. Yaklaşık bir senedir bu sistem var ve içimiz çok rahat etti. Bu sistemin Türkiye’deki bütün okullara gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece son dönemdeki olaylardan kaynaklı değil, genel anlamda okulu dışarıdan ayıran çok güzel bir sistem. Mesela kapıya gelip ’Ben şu çocuğun dayısıyım’ diyen biri elini kolunu sallayarak içeri giremiyor. Bizler de veli olarak geldiğimizde ziyaretçi kartı alarak içeri giriyoruz. Biz haber vermediğimiz sürece babaannesi veya anneannesi dahi gelse çocuk okuldan çıkamıyor. Okul yönetimine ve okul aile birliğine hepsini düşünerek yaptıkları bu çalışma için teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. "Saniyesinde mesaj geliyor" Veli Mustafa Kırgöz de uygulamadan son derece memnun olduklarını dile getirerek, "Öğrencimiz okuldan çıkarken kartını okutuyor ve bize saniyesinde mesaj geliyor. Son zamanlarda yaşanan üzücü olaylardan sonra okullarda böyle sistemlerin kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum. Kesinlikle çok iyi düşünülmüş bir sistem" şeklinde konuştu.