ÇEVRE - 26 Haziran 2024 Çarşamba 19:00

Şiddetli rüzgar feribot seferlerini de vurdu

A
A
A
Şiddetli rüzgar feribot seferlerini de vurdu

Elazığ-Çemişgezek arasındaki feribot seferleri, şiddetli rüzgar nedeniyle geçici olarak iptal edildi.


İl ve ilçe merkezinde kuvvetli rüzgar ve fırtına Çemişgezek ile Elazığ arasında ulaşımı sağlayan feribotları etkiledi. Şiddetli rüzgar nedeniyle ulaşım sağlanamadığı için feribot seferlerinin iptal edildiği bildirildi. Rüzgarın etkisinin yitirmesinin ardından seferlerin tekrar başlayacağı aktarıldı.



Şiddetli rüzgar feribot seferlerini de vurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına grup toplantısının Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesi temennisiyle başlayan Erdoğan, Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe değinerek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen ’Susarsak eğer taşları sıkacağız. Acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz, mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda’ diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır" Kut’ül Amare Zaferi’nin 110’uncu yılının idrak edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini ’Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum’ diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şunları emrediyordu; ’18. Kolordu’nun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut’ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum’" dedi. "Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir" Kut’ül Amare Zaferi’nin tarihe şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yazıldığını ve milli hafızada bu zaferin yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi’ yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenci ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut’ül Amare’de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale’de de şahit oluyoruz. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür" diye konuştu. "Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız kenetlenmektir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının bir duvarın tuğlaları misali kenetlenmekten geçtiğini vurgulayarak, "Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz" açıklamasında bulundu. "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması, ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit değil, takdir edilecek bir politika olduğunu söyleyen Erdoğan, "Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz" Erdoğan, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak projeye halkın yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, "500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız" dedi. "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz" Bu projenin yanı sıra İstanbul’da uygulanacak olan kiralık konut uygulamasını da hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz" diye konuştu. "Her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer olmadığını belirterek, "23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız ve hepinizden hesap soracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik" ifadelerine yer verdi. "Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seviyesiz ifadelerle AK Parti’yi hedef aldığını söyleyen Erdoğan, "İçinde zerre kadar vizyonun, projenin ve nezaketin olmadığı, Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensupları karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz" değerlendirmesinde bulundu. "CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor" "Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. ‘Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım’ gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin." "Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır" Bir taraftan 500 bin sosyal konut için kura çekildiğini, diğer taraftan Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezine haline getirecek adımların atıldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi ise ‘Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte on sekizinci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık" dedi. "Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız" Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar gerçeklerle değil, tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir ve süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla samimiyette ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Trabzon DMD hastası Berkay ve Eren kardeşlere Futsal Turnuvası ile umut oldular Trabzonlu DMD hastası Yavuz Berkay ve Muhammed Eren Sansar kardeşler yararına İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi tarafından düzenlenen bağış ve farkındalık amaçlı Futsal Turnuvası bugün yapılan final karşılaşmasıyla tamamlandı. Özellikle erkek çocuklarda görülen bir kas erimesi hastalığı olarak kendini gösteren Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası Yavuz Berkay (11) ve Muhammed Eren Sansar (7) kardeşler yararına düzenlenen Futsal Turnuvası final karşılaşmasıyla sona erdi. İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi tarafından organize edilen, bağış ve farkındalık amaçlı turnuva yoğun katılım ve ilgi gördü. Final müsabakası, DMD hastası Yavuz Berkay’ın düdük çalmasıyla başladı. Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim’in başlama vuruşunu yaptığı karşılaşmayı, kardeşlerin babası Ferhat Sansar ve annesi Nuray Sansar da çocuklarıyla birlikte takip etti. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği final müsabakası çekişmeli anlara sahne olurken, karşılaşma 3-2’lik skorla tamamlandı. Turnuvayı birinci olarak tamamlayan takımın kaptanı, organizasyon kapsamında toplanan bağışı Sansar ailesine teslim etti. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte, hem farkındalık oluşturuldu hem de DMD hastası kardeşler için önemli bir destek sağlandı. Final karşılaşmasını tribünden takip eden Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, yaptığı açıklamada "Hastalıkla mücadele eden iki tane yavrumuz var. Onların sağlığına kavuşabilmesi için güzel bir organizasyon oldu. Çocuklarımız bu organizasyonda bir bağış kampanyası da düzenlemişler. Bu yaşta hasta çocuklarımıza destek veriyorlar. Rabbim Berkay ve Eren kardeşlerin şifasını versin" dedi. İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni Yalçın İnan ise "Bu organizasyon başlığı DMD hastası çocuklarımıza katkı sağlamak. Her takımımızda en az iki tane kadın futbolcu olmasını istedik. Her sınıftan bir tane öğrenci bulunmak zorunda. Burada aynı zamanda sınıflarımız arasında kaynaşmayı da sağlamak istedik. Akademi dersi öğretmenlerimizi de sahaya indirdik. Herkese ayrı ayrı görevler verdik. Elimize taşın altına koymak istedik. Asıl amacımız ortak bir şey yapabilmekti. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Çok zor durumda olan ailelerimiz var. Farkındalık oluşturarak kampanyalara katkı sağlamak istedik" diye konuştu. Anne Nuray Sansar ise "Yavrularım için bu iyilik hareketini başlatanlara teşekkür ederim. Allah hepsinden razı olsun. Valilik onaylı kampanyamızda şuanda 8. aydayız. Maalesef yüzde 5’lik bir dilimdeyiz. Hızlı olmamız gereken bir sürece girdik. Doktorlar kas yıkımının arttığını söylüyorlar. Yavuz Berkay parmak ucunda yürüyor. Bir an önce bu meblağı toplayıp yavrumuzu Dubai’ye getirerek ilacına kavuşturmak istiyoruz. Yavuz Berkay şuanda 11 yaşında. Yürüme yetisini kaybetmeden bu ilaca ulaşmamız gerekiyor. Kardeşi Muhammed Eren de aynı hastalıkla mücadele ediyor. O 7 yaşında. Kas kaybı yeni yeni başladı. Ağabeyi tedavisini alınca sıra ona da gelecek. Gençlerimiz böyle yardım sever sosyal etkinliklerde bulunması çok önemliydi. Çok duygulandım. Mutlu olduk. Yavuz Berkay gençliğe doğru gidiyor. İnşallah gençlerimizin sayesinde Yavuz Berkay gençliğini daha güzel yaşayacak. İki kardeş futbolu çok seviyorlar. Bu organizasyonu duyunca çok mutlu oldular. Mutlu olmak bu hastalığı yavaşlatıyor. O yüzden mutlu oldular. İnşallah hastalık daha yavaş ilerler ve bu sürede zaman kazanıp ilaca kavuşuruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul "Şirketler artık sadece poliçe değil, çözüm arıyor" Son yıllarda yaşanan doğal afetlerin, siber saldırıların, tedarik zincirindeki aksamaların, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların ve bölgesel gerilimlerin risk kavramını tamamen değiştirdiğini söyleyen Sigorta Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Yüksekbilgili, "Eskiden risk denince daha çok yangın, deprem ya da fiziksel hasar akla gelirdi. Bugün ise bir fabrikanın üretiminin durması, bilgisayar sistemlerinin çökmesi, ihracat yapılan pazarların kapanması ya da önemli bir tedarikçinin devre dışı kalması da en az bunlar kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Sigorta artık sadece poliçe yaptırmak anlamına gelmiyor. Sigorta, şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güvence ve risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor" dedi. Dünya, artık daha belirsiz bir dönemden geçiyor. Son yıllarda yaşanan depremler, seller, büyük yangınlar, siber saldırılar, tedarik zincirindeki aksamalar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve bölgesel gerilimler, risk kavramını tamamen değiştirdi. Eskiden risk denince daha çok yangın, deprem ya da fiziksel hasar akla gelirdi. Bugün ise bir fabrikanın üretiminin durması, bilgisayar sistemlerinin çökmesi, ihracat yapılan pazarların aniden kapanması ya da önemli bir tedarikçinin devre dışı kalması da en az bunlar kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Sigortanın artık sadece poliçe yaptırmak anlamına gelmediğini söyleyen Sigorta Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Yüksekbilgili, "Sigorta, şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güvence ve risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor" dedi. Tam da burada sigorta ve reasürans brokerlerinin öneminin ortaya çıktığını belirten Yüksekbilgili, "Brokerlik hizmeti çoğu zaman sadece fiyat almak veya teklif karşılaştırmak gibi görülüyor. Oysa brokerler bunun çok ötesinde bir görev üstleniyor. Şirketlerin karşı karşıya olduğu riskleri analiz ediyor, eksikleri tespit ediyor, doğru teminatları belirliyor ve en uygun çözümleri bulmalarına yardımcı oluyor. Özellikle Türkiye gibi deprem riski yüksek, üretim gücü güçlü ve dış ticaretle iç içe olan bir ülkede bu konu daha da önem kazanıyor. Çünkü birçok şirket sigortalı olsa da bazen varlık değerleri güncel olmayabiliyor, limitler yetersiz kalabiliyor veya yeni nesil riskler gözden kaçabiliyor. Böyle durumlarda hasar anında beklenmeyen sorunlar ortaya çıkabiliyor. Brokerlerin en büyük katkısı da burada başlıyor. Doğru hazırlanmış bir sigorta programı sadece hasar sonrası ödeme almak anlamına gelmez. Aynı zamanda şirketin işine devam etmesini sağlar, çalışanlarını korur, nakit akışını rahatlatır ve geleceğe daha güvenle bakmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı. Öte yandan bazı büyük risklerde sadece yerel piyasadan çözüm bulmanın yeterli olmayabildiğinin altını çizen Yüksekbilgili, sözlerine şöyle devam etti: "Büyük sanayi tesisleri, enerji projeleri, altyapı yatırımları ve yurtdışında faaliyet gösteren şirketler için uluslararası sigorta ve reasürans kapasitesi büyük önem taşıyor. Brokerler de sahip oldukları bilgi birikimi ve global bağlantılarla Türk şirketlerine dünya piyasalarının kapısını açıyor." "Önümüzdeki dönemde iklim değişikliği, siber riskler, ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler daha fazla konuşulacak gibi görünüyor" diyen Yüksekbilgili, bu nedenle şirketlerin sadece hasar olduktan sonra değil, hasar olmadan önce de hazırlıklı olması gerektiğini kaydetti. Yüksekbilgili, "Riskleri önceden görmek, doğru önlemleri almak ve sağlam bir koruma yapısı kurmak artık bir tercih değil, ihtiyaçtır. Sigorta ve reasürans brokerleri de bu süreçte sadece aracı değil; şirketlerin yol arkadaşı, danışmanı ve çözüm ortağıdır. Sonuç olarak güçlü risk yönetimi güçlü şirketler oluşturur. Güçlü şirketler de güçlü ekonomi demektir. Bugün işletmelerin ihtiyacı sadece poliçe değil; doğru bilgi, doğru yönlendirme ve doğru çözümdür" dedi.
Konya Konya Sanayi Odası, 8. kez otomotiv paydaşlarını buluşturdu Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından otomotiv sektörüne kazandırılan marka konferans OSEG, 8. kez sektör paydaşlarını ve otomotiv sektörünün duayen isimlerini bir araya getirdi. Konferansın açılışında konuşan KSO Başkanı Mustafa Büyükeğen, otomotiv sektörünün yaşadığı dönüşüme dikkat çekerek, "Sektörde büyük başarılara imza atan Konyalı sanayicilerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayacağına ve geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacağına yürekten inanıyorum" dedi. Konya Sanayi Odası tarafından 2010 yılından bu yana düzenlenen ve otomotiv sektöründe marka haline geline Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği (OSEG) Konferansı’nın 8.’si ‘Otomotiv Ekosisteminde Küresel Dönüşüm ve Yeni Dengeler’ teması ile gerçekleştirildi. Otomotiv sektör sanayicilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen konferansta, otomotiv sanayindeki dönüşüm dinamikleri ve sektörün geleceği kapsamlı şekilde ele alındı. Konya otomotivde Türkiye’nin 7’nci büyük ihracatçısı Konferansın açılışında konuşan Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü üretim altyapısı ve ihracat kapasitesiyle Türk sanayisinin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Makine, savunma sanayi, plastik, metalürji, gıda ve kimya gibi birçok alanda güçlü üretim altyapısına sahip Konya için, otomotiv sektörünün ayrı bir stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Başkan Büyükeğen, şehrin otomotiv sektöründe 7. büyük ihracatçı konumunda olduğu bilgisini paylaşarak, "Yarım asır önce ustalarımızın alın teri ve bilek gücüyle, küçük atölyelerde başlayan otomotiv bakım ve onarım yolculuğu, bugün küresel ölçekte söz sahibi olan güçlü bir sanayi yapısına dönüştü. Şu anda, otomotiv sektöründe Türkiye’nin 7. büyük ihracatçısıyız. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 900 milyon dolar ihracat yapan Konyalı otomotivcilerimiz, bu yılın Ocak-Mart döneminde 208 milyon doları aşarak, Konya ihracatında lider olmayı başardı. 550’ye yakın firmamızın üretim yaptığı otomotiv sektöründe, 30 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz. OEM-ana sanayi ile çalışma kabiliyetimiz her geçen gün gelişiyor" dedi. KSO, otomotiv sektörüne yön veren projeler geliştiriyor Ülkelerin üretim kabiliyeti, teknolojik derinliği ve rekabet gücünü ölçen stratejik gelişim endekslerine göre savunma ve otomotiv sektörlerinin öne çıkan iki kritik sektör olduğunu kaydeden Başkan Büyükeğen, her iki sektöründe teknoloji geliştiren, yüksek katma değer oluşturan birer ekosistem olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin hem savunma sanayi hem de otomotiv tarafında güçlü konumda olduğunu vurgulayan Büyükeğen, Konya’nın da bu dönüşümün sadece takipçisi değil, güçlü paydaşlarından biri olduğunun altını çizdi. Büyükeğen, sektörün gelişmesine yönelik Konya Sanayi Odası olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak, "Oda olarak, otomotiv sektöründeki Türkiye’nin ilk kümelenmelerden biri olan Konya Otomotiv Yan Sanayi İş Kümesi’ni hayata geçirdik. Sektörün ihracat potansiyelini artırmak için yurtdışı fuar organizasyonlarına teknik inceleme gezileri düzenliyor, alım heyetleriyle sanayicilerimizi buluşturuyoruz. Sektörde bir Ur-Ge projemizi başarıyla tamamladık. Yine otomotiv sektöründe marka haline gelen Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği -OSEG Konferanslarımızı da 2010 yılından bu yana, iki yılda bir gerçekleştiriyoruz. Her konferansta belirlediğimiz temalarla sektöre adeta yön veriyoruz" şeklinde konuştu. Konya, geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacak Konuşmasında otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüme ve Konyalı sanayicilerin bu dönüşüme adapte olabilmesinin önemine dikkat çeken Büyükeğen, OSEG Konferansları’nın bu kapsamda yol gösterici nitelikte olduğunu vurguladı. Büyükeğen, şöyle devam etti: "Otomotiv sektörü artık dönüşümün eşiğinde değil, dönüşümün tam merkezindedir. İçten yanmalı araçların yerini elektrikli, bağlantılı ve akıllı mobilite çözümleri alıyor. Bu durum, Konya gibi önemli tedarik merkezlerinde yeni üretim alanlarını ve yeni dönüşüm fırsatlarını beraberinde getiriyor. Sanayicilerimizin geleneksel üretim gücünü korurken, bu yeni trendlere uyum sağlayacak teknolojik yatırımları yapması artık kaçınılmaz hale geldi. Ben, büyük başarılara imza atan Konyalı sanayicilerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayacağına ve geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacağına yürekten inanıyorum. Dünyada rekabetin yeniden şekillendiği, teknolojinin oyunun kurallarını değiştirdiği böylesi bir dönemde; otomotiv ekosistemindeki yeni dengeleri doğru okumak, sektörümüzün yarınlarına yön vermek açısından büyük önem taşıyor." Otomotiv sektöründeki dönüşüm, iki farklı panelde masaya yatırıldı 8. OSEG Konferansı’nın ilk oturumu, Otomotivde Küresel Rekabet: AB Politikaları ve "Made in EU", Çin Etkisi ve Türkiye’nin Stratejik Rolü teması ile gerçekleştirildi. İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Eski Büyükelçi Prof. Dr. Kerem Alkin’in Moderatörlüğünde yapılan panelde, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Çağrı Koray Öztopçu ve Aselsan Önceki Dönem UGES Sektör Başkanı ve KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik sunumlarını gerçekleştirdi. Mevlana Kalkınma Ajansı Uzmanı İsmail Ünver’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen Otomotiv Yan Sanayinin Geleceği: Elektrikli Dönüşüm, Finansman ve Tedarik Zinciri temalı ikinci oturumda da, Yıldız Teknik Üniversitesi Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri ile Ticaret Bakanlığı AB Tek Pazar ve Yeşil Mutabakatı Dairesi Uzmanı Yeşim Piri sunumlarını gerçekleştirerek, katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Balıkesir Edremit’te stratejik zirve Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) ve Edremit Ticaret Odası (ETO) iş birliğinde düzenlenen Turizm Sektör Toplantısı, bölgenin önde gelen turizm paydaşlarını bir araya getirdi. Kuzey Ege’nin tanıtımı ve uluslararası pazardaki payının artırılması için hazırlanan yeni tur paketleri ve Almanya’dan gelecek turizm heyetlerine yönelik programlar masaya yatırıldı. Edremit’te bölge turizminin rotasını belirlemek amacıyla düzenlenen Edremit Turizm Sektör Toplantısı, Hattuşa Kazdağları Termal Otel’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Güney Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Onur Adıyaman ve Edremit Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin’in başkanlığında yapılan toplantıya; Turizm Destinasyon Yönetimi Birim Başkanı Esra Karakoç, ETO yönetim ve meclis üyeleri ile TÜRSAB Çanakkale-Balıkesir Bölge Temsil Kurulu (BTK) adına Fatih Ergün katıldı. Zirvenin özel konukları arasında ise Türk Hava Yolları bölge pazarlama yetkilileri yer alarak ulaşım ve destinasyon yönetimi konusunda stratejik bilgiler paylaştı. Toplantının ana gündem maddesini "Kuzey Ege" başlığı altında turizm paydaşları tarafından hazırlanan yeni paket programların analizi oluşturdu. Bölgenin doğal ve kültürel zenginliklerini ön plana çıkaran paketlerin ortak akıl çalışmasıyla daha rekabetçi hale getirilmesi için iyileştirme ve geliştirme önerileri değerlendirildi. Toplantıda ayrıca, bölge turizmine uluslararası hareketlilik kazandıracak önemli organizasyonların takvimi netleştirildi. Mayıs ayında TÜRSAB Çanakkale-Balıkesir BTK ve Avrupa Türk Acentacılar Birliği iş birliğinde Almanya’dan Edremit Körfezi’ne gelecek olan geniş katılımlı turizm heyeti için yapılacak tanıtım programının detayları titizlikle planlandı. Turizm hamlesinin haziran ayında da hız kesmeden devam edeceği vurgulanan toplantıda, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ve SunExpress Hava Yolları ortaklığıyla Almanya’dan bölgeye getirilecek tur operatörleri heyeti için yürütülen organizasyon çalışmaları ele alındı. Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, körfezin turizm potansiyelini dünya vitrinine taşımak için tüm paydaşlarla uyum içerisinde çalıştıklarını belirterek bu tür stratejik buluşmaların meyvelerini önümüzdeki sezonlarda toplayacaklarını ifade etti. GMKA Genel Sekreteri Onur Adıyaman da kalkınma ajansı olarak bölge turizminin katma değerini artıracak projelere her türlü teknik desteği sağlamaya devam edeceklerini kaydetti.