ASAYİŞ - 15 Ocak 2026 Perşembe 13:52

Tunceli’de AFAD’dan peş peşe iki kurtarma operasyonu: 12 yaşındaki çocuk ve yaşlı adam hastaneye ulaştırıldı

A
A
A
Tunceli’de AFAD’dan peş peşe iki kurtarma operasyonu: 12 yaşındaki çocuk ve yaşlı adam hastaneye ulaştırıldı

Tunceli’de sarp arazi yapısı ve ulaşımı güç mezralarda görev yapan AFAD ekipleri, aynı gün içerisinde peş peşe iki acil vakaya müdahale etti.


4x4 arazi aracıyla beldelerden alınan 12 yaşındaki çocuk ve 70 yaşındaki vatandaş hastaneye ulaştırıldı.


Tunceli’de AFAD ve sağlık ekipleri, zorlu arazi şartlarına rağmen bir kurtarma operasyonunu tamamladıktan hemen sonra ikinci vakaya yönelerek, 12 yaşındaki çocuk ve 70 yaşındaki vatandaşı hastaneye ulaştırdı. İlk ihbar, Pertek ilçesine bağlı Göztepe mezrasından geldi. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 12 yaşındaki bir çocuğun yüksek ateş, baş dönmesi ve kusma şikayeti yaşadığı ihbarı geldi. Bölgenin zorlu arazi şartları göz önünde bulundurularak Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) bünyesindeki 4 kişilik uzman arama kurtarma ekibi, tam donanımlı 4x4 arazi aracıyla hızla mezraya sevk edildi. 112 Acil Sağlık ekipleriyle koordinasyon içinde hareket eden ekipler, mezraya ulaşarak, hasta çocuğa ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Çocuk, AFAD ekiplerince güvenli bir noktada sağlık ekiplerine teslim edilerek, hastaneye sevk edildi.


AFAD ekibi, bu müdahalenin hemen ardından merkeze bağlı Huzan mezrasından gelen ikinci ihbar üzerine yeniden yola çıktı. Yüksek tansiyon şikayetiyle fenalaşan 70 yaşındaki bir vatandaş için bölgeye yönlendirilen ekip, yol ve hava şartlarının güçlüğüne rağmen kısa sürede mezraya ulaştı. Mezrada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, AFAD ekiplerince 4x4 arazi aracıyla güvenli bir noktaya taşınarak, 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edildi.


Her iki hasta da sağlık ekiplerince en yakın hastaneye sevk edilerek tedavi altına alınırken, AFAD ekiplerinin zorlu coğrafyada koordineli çalışması bir kez daha takdir topladı.



Tunceli’de AFAD’dan peş peşe iki kurtarma operasyonu: 12 yaşındaki çocuk ve yaşlı adam hastaneye ulaştırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Fabrika önünde kız arkadaşını öldüren sanığa indirim uygulanmadı Kayseri’de tartıştığı sevgilisi H.G.’yi çalıştığı fabrikanın önünde av tüfeği ile öldüren M.B., istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından ikinci kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti sanığa yine indirim uygulamayarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kayseri’de 6 ay Eylül 2024 tarihinde meydana gelen olayda Kayseri Mimarsinan OSB’de faaliyet gösteren bir fabrikada işçi olarak çalışan üç çocuk annesi H.G.’yi çalıştığı fabrikanın önünde av tüfeği ile öldüren eski sevgilisi M.B, istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından ikinci kez Kayseri 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Görülen duruşmaya tutuklu sanık M.B. ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen M.B.’nin oğulları H.G. ile babalarının sürekli kavga ettiğini, H.G.’nin sosyal medyadan M.B.’ye küfürlü mesajlar attığını söyledi. H.G.’nin oğlu ise "Söylenen sözler ölümü gerektirmiyordu. Şikayette bulunabilirdi. En ağır şekilde cezalandırılasını istiyorum" dedi. H.G. adına duruşmaya katılan Avukat Neşe Katırcıoğlu, istinaf mahkemesinin haksız tahrik indirimi uygulanmadığını için bozmasını kabul etmediklerini belirterek, kadın cinayetlerinde uygulanan indirimlerin başkaları için de özendirici olduğu mahkemenin ilk kararında olduğu gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermesini talep ettiklerini dile getirdi. H.G.’nin avukatları kadınların canının bu kadar ucuz olmaması gerektiğini belirterek, "Erkeklerin evlenme tekliflerini reddetmek öldürme nedeni olamaz" diye konuştu. Sanık M.B., olaydan bir gün önce H.G.’nin kendisini telefonla arayarak hakaret ettiğini söyledi. Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nin hakaret, tehdit ve ısrarlı takipten dolayı verdiği ceza için de konuşan M.B., birbirlerinden birçok kez şikayetçi olduklarını, uzaklaştırma kararına ikisinin de uymadığını belirterek, H.G. ile bir kez nişanlandıklarını ve bir kez de tatile gittiklerini söyledi. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti ilk kararında tekrar ederek, hiçbir indirim uygulamadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti.
Ankara Hakan Çakır cinayeti davasında 2’si çocuk 8 sanık hakim karşısında Ankara’nın Keçiören ilçesinde 23 yaşındaki Hakan Çakır’ın hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin açılan davada, 2’si çocuk 8 sanık hakim karşısına çıktı. Ara kararda tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmedildi. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ahmet Emir Zeynal, Cemal Zeynal, suça sürüklenen çocuk B.S.Z, suça sürüklenen çocuk T.Y.Z. ve tutuksuz sanıklar Eyyüp Demir, Şahin Çakır, Hakkı Can Çakır ve Umut Kılınç ile taraf avukatları katıldı. İzleyici ve basın mensupları duruşmanın kapalı olması gerekçesiyle salona alınmadı. Kimlik tespitinin ardından mahkeme başkanı yargılamanın başladığını bildirdi. Duruşma başlamasıyla sanık çocukların annesi ağlayarak salondan polis ekiplerinin yardımıyla çıkartıldı. Sanıklar savunmalarında yaşanan olayın hengame esnasında meydana geldiğini, kendilerinin bir şey yapmadığını iddia ettiler. Mahkeme başkanının suça sürüklenen çocuklar T.Y.Z. ve B.S.Z.’nin üzerindeki ve ayakkabılarındaki kan lekelerini sorması üzerine sanıklar "nedenini bilmiyoruz" şeklinde yanıt verdiler. Sanık Cemal Zeynal ise olay yerine bıçakla gittiği yönündeki iddiayı reddederek, bıçağı olay yerine getiren kişinin Umut Kılınç olduğunu iddia etti. Sanık beyanların ardından mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuklara ait telefonların incelenmesini ve HTS kayıtlarının dosyaya kazandırılmasını, sanık Umut Kılınç’ın ise tutuklanmasını talep etti. Sonrasında ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, suça sürüklenen çocuklara ait telefon incelemeleri ile HTS kayıtlarının istenmesine karar verdi. Heyet, tutuksuz sanık Umut Kılınç yönünden tutuklama talebini reddederek hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin devamına hükmetti. Sonraki duruşma 4 Mart’ta görülecek. ‘Olayın geçmişi’ Keçiören’de 10 Ağustos’ta dükkan işleten Hakan Çakır’ın annesi S.Ö. ve kız kardeşi M.N.Ç., dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal (19) ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesinden tartıştı. M.N.Ç.’nin haber vermesi üzerine gelen Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen olayda Hakan Çakır, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olaya karışan Cemal Zeynal (45) ile çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. (17), T.Y.Z. (14) çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak, iki iddianame hazırlandı. İddianamenin birinde tutuklu sanıklar Ahmet Emir Zeynal, babası Cemal Zeynal ve arkadaşı Umut Kılınç hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, 2 kişiyi ‘öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 45’er yıla kadar hapis cezası istendi. Bu sanıklar hakkında ayrıca ‘yaralama’, ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlarından da cezalar talep edildi. Aynı dosyada yer alan, maktul Hakan Çakır’ın babası Şahin Çakır (53), ağabeyi Hakkı Can Çakır (27) ve akrabası Eyyüp Demir (44) hakkında da ‘basit yaralama’ suçundan 5’er yıl hapis talep edildi. İkinci iddianamede ise yaşı küçük B.S.Z. ve T.Y.Z. hakkında ‘kasten öldürme’, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘silahla yaralama’ suçlarından hapis cezaları talep edildi. 17 yaşındaki B.S.Z. için 41 yıla kadar, 14 yaşındaki T.Y.Z. için ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.
Ankara Altındağlı gençlere kariyer semineri Altındağ Belediyesi Gençlik Merkezlerine üye gençler, ‘Kariyerde yön belirleme ve meslek seçimi’ konulu seminerde bir araya geldi. Altındağ Belediyesi ve İŞKUR Altındağ Hizmet Merkezi iş birliğiyle düzenlenen seminerde, İŞKUR İş ve Meslek Danışmanı Tuğba Güç, Altındağlı öğrencilerin kariyer yolculuğuna ışık tuttu. Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen seminerde gençlere, ‘meslek nedir, meslek neden önemlidir, yanlış meslek seçiminin sonuçları, uygun meslek seçimi nasıl yapılır, kendini tanıma’ gibi konular hakkında bilgiler verildi. "Kısa yoldan para kazanma fikri önceliğimiz olmamalı" İş hayatı denilen sürecin yaklaşık 40 sene kadar süren uzun bir süreç olduğunu söyleyen İŞKUR İş ve Meslek Danışmanı Tuğba Güç, "Meslek seçiminde daha kısa yoldan para kazanma fikri önceliğimiz olmamalı. Günü kurtaracak şeylerden ziyade, bir kariyer planlaması yapmak, bir yol haritası çizmek ve buna göre hareket etmek gerekir. Bu sebeple hayattan ne beklediğimizi, ne istediğimizi bilmeli, neyi başaracağımızın, yapmak istediğimiz şeylerin ne olduğunun gerçekten farkında olmalıyız. Buna göre mesleklerin kazançlarını, çalışma ortamlarını, o meslekten beklentileri önümüze koyup yapılabilirliğini değerlendirip, ona göre bir meslekte ilerlemeliyiz. Ben bir işe gireyim, beğenmezsem çıkarım gibi bir durum söz konusu olmamalı" dedi. "Doğru zamanda verilen bilgi, bir gencin tüm hayatını değiştirebilir" Altındağlı gençlere meslek seçimi ve kariyer yolculuklarında başarılar dileyen Altındağ Belediye Başkanı Dr. Veysel Tiryaki, "Bugün burada sadece bir seminer verilmedi, aynı zamanda gençlerimizin hayallerine dokunuldu. Doğru zamanda verilen bilgi, bir gencin tüm hayatını değiştirebilir. Meslek seçimi sadece bir iş tercihi değil; insanın kendini tanıması, neyi sevdiğini keşfetmesi ve geleceğini cesaretle inşa etmesidir" ifadelerini kullandı. Tiryaki, "Gençlik Merkezlerimizden gelen gençlerimizin gözlerindeki heyecan, bizim en büyük motivasyonumuz. İnşallah uzmanlarımızla birlikte yeni seminerler düzenlemeye devam edecek, Altındağlı öğrencilerimizi geleceğin mesleklerine daha güçlü hazırlayacağız" şeklinde konuştu.
Ankara "Farklı görüşlerin gündeme getirilmesi ve yorumların yapılması gayet doğaldır" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile gerçekleştirilen Müşterek Kurul Toplantısı’nın sorunlu geçtiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, toplantının samimi bir ortamda yapıldığını duyurdu. TOBB’un resmi sosyal medya hesabından Hazine ve Maliye Bakanı Şimsek ile yapılan ‘Müşterek Kurul Toplantısı’nın samimi bir atmosferde ve soru-cevap formatında gerçekleştiğini açıklandı. Toplantının yaklaşık 5 saat sürdüğü, reel sektörün sıkıntıları ve taleplerinin dile getirildiği belirtildi. Aynı zamanda, Bakan Şimşek’in gündeme getirilen konuları değerlendirdiği ve 2026 yılı dezenflasyon programı hakkında bilgi verildiği bildirildi. Öte yandan, toplantıda katılımcılar tarafından konulara ilişkin farklı görüşlerin gündeme getirilmesinin ve yorumların yapılmasının gayet doğal olduğu vurgulandı. "Farklı görüşlerin gündeme getirilmesi ve yorumların yapılması gayet doğaldır" TOBB, tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "6 Ocak tarihinde Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek ile yapılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Müşterek Kurul Toplantısı her zamanki gibi samimi bir atmosferde, soru-cevap formatında gerçekleşmiştir. Basına kapalı yaklaşık 5 saat süren toplantıda reel sektörün sıkıntıları ve talepleri dile getirilmiştir. Bakanımız da gündeme getirilen konular hakkında değerlendirmeler yaparak, 2026 yılı dezenflasyon programı hakkında bilgi vermiştir. Elbette, toplantıda katılımcılar tarafından konulara ilişkin farklı görüşlerin gündeme getirilmesi ve yorumların yapılması gayet doğaldır. Önemli olan kamu ve özel sektör arasındaki istişare mekanizmasının etkin olarak işletilmesidir. Bu toplantı, bunun güzel bir örneği olmuştur."
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da yaşanan su sorunu hakkında, "Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen TRT Genç kanalının açılışına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, "İslam aleminin leyle-i miracını tebrik ediyor, bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm insanlığa hayırlar getirmesini, huzura vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" diyerek İslam aleminin Miraç Kandili’ni kutladı. "TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canı gönülden tebrik ediyorum" TRT Genç’in yayına hazır hale gelmesine katkı sunan herkesi tebrik eden Erdoğan, "Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Yine bu vesileyle 31 Ocak’ta yayın hayatına başlamasının 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT televizyonunu da tebrik ediyor, tüm TRT çalışanlarımıza başarılarla dolu daha nice yıllar diliyorum" diye konuştu. "TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe nostalji ile beraber Türkiye’nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de tekrar hatırlıyoruz" TRT’nin Türkiye’nin hem belleği hem de geleceği olduğunu söyleyen Erdoğan, "TRT muhabirleri, TRT kameramanları kimi zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye’yi dünyadan, dünyayı Türkiye’den haberdar ettiler. Babalarımızın kulakları her akşam ajanslardaydı. Biz de Türkiye’yi ve dünyayı uzun yıllar TRT’den takip ettik. Sadece habercilikte değil, diziden belgesele, sinema filmlerinden spora, kültüre, sanata, müzeye kadar her alanda TRT hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldu. Bizim kuşak ve bizden sonraki nesil TRT ile büyüdü. Eğer böyle dersek herhalde abartılı bir cümle kurmuş olmayız. Zaman zaman TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe nostalji ile beraber Türkiye’nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de tekrar hatırlıyoruz. Kamu yayıncısı kimliği ile TRT bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken iyiyi, doğruyu, hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlendirmelerimizin özellikle bir seti olarak karşımızda bulunuyor. Bugün açılan TRT Genç kanalımızı bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum. TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor" Konuşmasında kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile olduğunun altını çizen Erdoğan, "Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. TRT’nin gerek geleneksel gerekse Tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız: Bizim için TRT’nin başarısı ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır. Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum. Bilimden teknolojiye, kültür, sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır" diye konuştu. "Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır" Bağımlılığın çağın vebası olduğunu ve TRT Genç’in bu bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol oynayacağını belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi. Eğlence için vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte. Gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor. Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim, meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur" ifadelerine yer verdi. "Bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor" Toplumu saran bağımlılık gibi tehlikelerin farkında olduklarını ve bununla mücadele için gerekli her türlü adımı atacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Şüphesiz medyada asıl görev kamu yayıncımız olan TRT’mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz. Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT’mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum." "Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi" Türkiye’de yapılan her iyi işi taşlayan ve bundan keyif alan bir kitlenin var olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fil dişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT’miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT’mizin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor. Bakınız buna en son Ankara’nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026’nın Türkiye’sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar" diye konuştu. "Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu?" Ankara’daki su sorununu haberleştiren basın kuruluşlarına yönelik yapılan eleştirileri gündemine alan Erdoğan, "Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış. Kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi suçluyor, Anadolu Ajansımızı suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, şıracının şahidi bozacı. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korusuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlar da mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlar da mı? Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi layıkıyla yapsanıza" ifadelerine yer verdi. Muhalefetin basına bakış açısının tutarlı olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor, bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Onlar ne derse desin biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. TRT’mizde, Anadolu Ajansımızda, İletişim Başkanlığımızda ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz. TRT’mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın katıldığı programda yerli ve milli üretim olan ‘Robogenç’ isimli robot, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TRT Genç’in kumandasını takdim etti. Erdoğan’ın tuşa basmasının ardından TRT Genç, ’Gelecek Sensin’ sloganıyla yayın hayatına başladı.