SAĞLIK - 19 Haziran 2025 Perşembe 12:04

Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı

A
A
A
Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı

Tunceli’de bayramda kabir ziyaretinde koca engerek yılanı tarafından bacağından ısırılan kadının tedavisi sürüyor. Kadına ilk müdahaleyi yapan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan hastaya yapılan müdahaleyi, yılan ısırması durumunda yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda önemli bilgiler verdi.


Tunceli merkezde yaşayan 76 yaşındaki Emine Gündüz, bayramda Kutudere’deki aile mezarlığına ziyarete gitti. Bu esnada koca engerek yılanı tarafından ısırılan kadın, yanında bulunan oğlu tarafından hastaneye götürülmek üzere yola çıkarıldı. 112 ekiplerine haber verilmesi üzerine hastayı yolda karşılayan ekipteki acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, kadının engerek tarafından ısırıldığı söylemesi üzerine hemen yılan serumu yaptı. Tunceli Devlet Hastanesine kaldırılan kadının tedavisine dahiliye servisinde devam ediliyor.


Yaşadığı talihsiz olayı anlatan Emine Gündüz, "Bayramda mezar ziyaretine gittim, mum yaktım. Su getirip mezara dökecektim. Yılanı ne hissettim ne de sesini duydum. Sadece bir anda sanki bacağıma kurşun sıkıldı. Pantolonumu tutup çekince bacağımdan kocaman bir yılan düştü. Yere düştü. Bağırıp oğlumu çağırdım. Yılan oğluma da saldırmaya çalıştı. Kafasına su şişesi attı yine durmadı sonra taş vurdu yılana. Beni oğlum son sürat Kutudere’ye kadar getirdi. Bir yandan da 112 ile konuşuyordu. Oradaki doktor hızlıca gelmesini söyledi. Ben bilemedim oğlumun son sürat gelmesine mi dayanayım yoksa acıma mı dayanayım. Yolda ambulans bizi aldı. Yılanın ısırdığı yeri yıkayıp ambulansta ilk müdahaleyi yaptılar" dedi.



’’Dünyada yılda binlerce insan yılan ısırığından ölüyor’’


Tunceli Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlusu acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, yılandan kaynaklı ölümler hakkında bilgi vererek, "Literatürde 3 bin civarında yılan olduğu belirtilmektedir. Bunların bazı kaynaklarda yüzde 15 bazı kaynaklarda yüzde 25 oranında zehirli olduğu yönünde yayınlar mevcut. Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu yayınlarda yıllık yaklaşık 4 buçuk milyon ile 5 milyon 400 bin arasında değişen yılan ısırığı vakası var. Ve bu vakaların 81 bin ile 138 bin arasında ölümle sonuçlanıyor. Dolayısıyla önemli. Yaz dönemlerinde bu vakalar görülüyor. Yaz dönemiyle birlikte üreme, yavruların çıkmasıyla birlikte popülasyon artıyor. Türkiye’de yılan popülasyonu genelde en çok güney bölgesi ile Güneydoğu Anadolu bölgesi. Fakat iklim değişikliğiyle birlikte bana göre kuzeye doğru bu popülasyon gittikçe artacak" diye konuştu. Türkiye’de 59 yılın türü bulunduğunu, bunlardan 17’sinin zehirli, zehirli olan 17 türden 14’ünün ise engerek kategorisinde bulunduğunu kaydeden Dr. Doğan, "Vakamız geldiği zaman sol ayak bileğinin yaklaşık on santim kadar üst kısmında iki diş izi vardı. Hastamız hayvanı tanıyordu ve engerek yılanı olduğunu söyledi. Bu aslında tanımlama açısından önemli. Çoğunlukla bu hasta grubu panik atak ve anksiyoz tarzı bir tabloyla acil servise başvuruyor. Dolayısıyla hangi hayvanın ısırdığı yılanın türü muğlak olarak kalmakta. Genelde eskiden yılan ısırdığı zaman turnike bağlamak, veya yara yerini kesmek, ısırılan yeri emerek tükürmek gibi yöntemler artık önerilmiyor. Bunun bazı nedenleri var. Yılan ısırığının içinde bir çok enzim, proteinleri parçalayarak hastalık tablosunu veya zehirlenme tablosunu oluşturuyor. Hastamız geldiğinde ayak bileğinde lezyon giriş izi vardı, ağrı ön plandaydı. Şişlik geldiği ilk dönemde klinik olarak yansımadı. Özellikle bu tür ısırıklarda yüzde 80-90 oranında bacaklarda ısırık izi oluyor. En tehlikeli grup başında ve gövdesinde olan ısırıklar. Bunların ölümle sonlanma ihtimali biraz daha yüksek oluyor" diye konuştu.



’’Isırıklar evre evre tanımlanıyor’’


Isırıkların evreleri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Zeki Doğan, "Bazı ısırıklar evre sıfır olarak tanımlanan kuru ısırık olan geçen, ısırma olan, zehrin vücuda naklinin olmadığı evredir. Bunlar genelde acil servislerde 8 saatlik bir gözlemin ardından taburcu edilir. Evre birde ise ağrı ve kızarıklık ile kılcal damarların çatlaması, kısmen kanama dolayısıyla morluklar oluşur. Onun dışında herhangi bir bulgusu olmayan hastalar genelde 12 saatlik gözlemden sonra taburcu edilir. Evre iki ve üçte ise, kalp, böbrek, beyin fonksiyonları etkilenebiliyor. Mide, bağırsak sisteminde kanamalar olabiliyor. Dolayısıyla hastane yatırılması gerekiyor. Hastamızın evresi bir. Normalde sıfır ve birde yılan serumu verilmez. Fakat hastamızın tabiri engerek olduğu için biz direkt başladık. Takiplerinde herhangi bir problem, patoloji yoktu. Fakat uzayan süreçlerde lenf ödem tablosu ortaya çıkabiliyor. Çünkü ısırılan yerin lokalizasyonu, kanamasına bağlı olarak bazen toksinler kan vasıtasıyla bazen de lenf kanalları vasıtasıyla yayılır. Kan yoluyla yayılan vakalarda ölüm ihtimali çok daha yüksek. Bizim vakamızda ise daha sonraki süreçte lenf ödem tarzı bir klinik ortaya çıkıyor. Zehirli yılan ısırıklarında bazen el ve ayak kesilmesine kadar gidebilen patolojiler ortaya çıkabiliyor. Tehlikeli evre üç ve dördü bulan vakalarda genelde yoğun bakımda bazen yılan serumunun tekrar tekrar verilmesi gerekebilir. İlk bize başvurduğunda tansiyonu, çarpıntıları olan bir hastaydı; stabildi. Ağrı ön plandaydı. Ağrı biraz süreç gerektiren bir yapı. Bacaklarda ödem artması, morarmanın artması yani donanım bozukluğu ortaya çıkması halinde hastaneye tekrar başvurması önerisiyle hasta gönderilir. Takiplerinde bir patoloji yoktu. Ciddi bir problem yok fakat bazen damar tıkanıklığına neden olan bilmekte bu tür hastalarda. Aynı zamanda bazı hasta gruplarında şeker hastalığı veya damar hastalıkları gibi yaşa bağlı olarak damarlarda daralma olan hastalarda bu yılan ısırıkları daha patolojik bir sonuç getiriyor. Beslenmeyi sağlayan damarlarda bozulma ön planda olduğu için o hasta grubunda daha dikkat etmek gerekiyor. Tedaviyi aslında hastaya göre seçmek gerekiyor. Dolayısıyla dikkatli bir bilgi alışverişi açısından bu önemli" şeklinde konuştu.



Sahada alınması gereken önlemler


Sahada alınması gereken önlemlere ilişkin konuşan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, "Sahada çizme giyilmesi, eldiven takılması, sopa taşımak, biraz gürültü yürümek hayvanın kaçmasına yardımcı olacak. Kendi doğası içinde çok zararlı olduğunu düşündüğüm bir varlık değil. Sonuçta kemirgenleri tüketerek kendi yaşamını sürdüren bir canlı türü. Belki bizler onun yaşam alanlarına müdahale ettiğimiz için bunlarla sık karşılaşmaya başlıyoruz. Onun da yaşam alanına saygı göstererek bir biçimde yaklaşım sergilemek, önleyici olarak yaklaşmak gerekiyor. Bu tür ısırıklarda her hastanın engerek deme şansı olmayabilir. Üçgen kafa, göz bebeğinin horizontal görüntüsünün dikey seyretmesi ayırıcı tanılar içerisinde. Yine dişlerin ön tarafta ve kesin olması. Zehirsizlerin dişleri küçük ve geride oluyor. Böyle bir olayla karşılaşan bir insanın bunu tanımlaması biraz düşük olabiliyor. Acil servislere başvuran hastalara zehirli yılan ısırdı protokolü üzerinden müdahale etmek daha mantıklı geliyor bana. Evre sıfır ve birde yılan serumu yapılmıyor fakat bekleme süreci çok uzadığı zaman klinik artabiliyor. Zehir aktive olacak, etkinliği çok daha fazla olacak. Evre sıfır ve bir kitabi bir bilgidir. Kronik hastalıkları da düşünecek olursak verilmesi gerekir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.


Uzm. Dr. Doğan, bu tür vakalarda turnike yapılmaması, kesilmemesi, emilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Sadece yılanın ısırmış olduğu yerin temiz suyla yıkanması sahada yeterli bir yaklaşım tarzı olur. Ondan sonra 112 aracılığıyla direkt acile başvurmak gerekiyor" dedi.



Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Frida Kahlo Sergisi Manisa’da kapılarını açtı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen "Frida Kahlo’nun Günlükleri" sergisi, sanatseverlerle buluştu. Frida Kahlo’nun eserlerinden oluşan serginin, Ege Bölgesi’nde ilk kez Manisa’da açıldığı belirtildi. Manisa’nın köklü kültürel miraslarından biri olan Mesir Festivali, bu yıl dünya sanatına ev sahipliği yaparak dikkat çekti. Serginin açılışı, Manisa Valisi Vahdettin Özkan ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış törenine il protokolü, belediye yetkilileri, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Manisa Valisi Vahdettin Özkan konuşmasında, Mesir Festivali’nin şehrin kimliğini yansıtan önemli bir değer olduğunu belirterek, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılışta konuşan Başkan Dutlulu, festivali bu yıl "Yaşayan Festival" konseptiyle düzenlediklerini belirterek, "Asırlık geleneğimizi modern sanatla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Frida Kahlo’nun günlüklerini Ege Bölgesi’nde ilk kez Manisa’da sergilemek bizim için büyük bir heyecan" dedi. Mesir Festivali’nin sadece bir tören olmadığını vurgulayan Dutlulu, etkinliğin doğa sporlarından gastronomiye, tarihten sağlığa kadar geniş bir yelpazede kente canlılık kattığını ifade etti. Manisa’nın festival süresince 24 saat yaşayan bir şehir haline geldiğini belirten Dutlulu, kenti uluslararası sanat etkinliklerinin merkezi yapma hedefinde olduklarını söyledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri serginin açılışını gerçekleştirerek eserleri inceledi. Frida Kahlo’nun yaşamından izler taşıyan ve sanatındaki derinliği yansıtan eserlerin yer aldığı serginin, 24 Mayıs’a kadar Fatih Sergi Salonu’nda ziyaret edilebileceği bildirildi.
İstanbul Aras Kargo voleybol takımının play-off başarısı yeni reklam filmiyle yayında Aras Kargo Voleybol Takımı Play-off aşamasında sergilediği performansla Avrupa kupalarına katılma hakkı kazanarak önemli bir başarıya imza attı. İzmir’in 17 yıllık play-off ve Avrupa kupaları özlemini dindiren bu başarı, tüm dijital platformlarda ve TV kanallarında yayına giren, şehrin ritmini ve taraftarın coşkusunu odağına alan duygusal bir reklam filmiyle ekranlara taşındı. Aras Kargo Spor Kulübü (ASK), voleyboldaki yükselişini Avrupa sahnesine taşıyor. Avrupa kupaları yolundaki ilk play-off etaplarını başarıyla tamamlayarak Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı kazanan takım, bu zaferi İzmir sokaklarından tribünlere taşan coşkulu bir reklam filmiyle kutluyor. "Sen Aşk’sın" temasıyla hazırlanan film; sadece bir spor başarısını değil, bir şehrin kenetlenmesini, Aras Kargo’nun taşıdığı heyecanı ve taraftarın coşkusunu ve desteğini TV ve tüm dijital mecralar aracılığıyla izleyicilerle buluşturuyor. İzmir’in ritmi sahaya iniyor: "Play-off Çok Güzel, Sen de Gelmez Misin Canım?" Yeni reklam filmi, İzmir’in güzel manzaraları ve sokaklarında yankılanmaya başlayan ritimle açılıyor. Şehrin her köşesinde hissedilen bu heyecan, özel olarak bestelenen coşkulu bir marş eşliğinde sokaklardan voleybol sahasına doğru bir yolculuğa dönüşüyor. Filmde; İzmir esnafı, gençler ve çocuklar da dahil Aras Kargo Spor Kulübü’ne gönül veren taraftarların coşkusu ön plana çıkıyor. Kadın voleybol takımının parkedeki mücadelesinden kesitlerin yer aldığı sekanslar, İzmir’den İstanbul’a uzanan taraftar ruhu ve şirketin aracıyla taşınan ritim tüm şehirle bütünleşiyor. Bu ritim ve enerji, "Play-off çok güzel, sen de gelmez misin canım?" sözlerinin yer aldığı mizahi bir pankartla herkesi birleşmeye çağırıyor. Film, kulübün baş harflerinden doğan ve başarıya olan tutkuyu simgeleyen "Sen Aşk’sın Aşk!" mesajıyla duygusal bir finalle sona eriyor. "Şehrin ritmini, taraftarımızın coşkusunu bir araya getirdik" Aras Kargo Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Billur Burkutoğlu, kazanılan başarı ve yeni reklam filmiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Aras Kargo Spor Kulübü olarak, kadın voleyboluna verdiğimiz desteğin böylesine tarihi bir başarıyla karşılık bulmasından büyük gurur duyuyoruz. İzmir’in 17 yıllık Play-off ve Avrupa kupası hasretini dindirirken, sahada sergilediğimiz azmi yeni reklam filmimizle tüm Türkiye ile paylaşıyoruz. Bu filmde play-off ritmini, taraftarımızın coşkusunu ve spora olan tutkumuzu bir araya getirdik. Bu zafer, sadece bizim değil, bize her an destek olan tüm voleybolseverlerin ve İzmir’in zaferi."
İstanbul Çağrı merkezi dolandırıcıları, vatandaşın kişisel verilerini "panel" adı verilen platformlardan ele geçirmiş İstanbul merkezli 20 ilde düzenlenen operasyonda gözaltı sayısı 80’e yükseldi. Korsan çağrı merkezleri kurarak dolandırıcılık yapan şebekenin, vatandaşın kişisel verilerini "panel" adı verilen platformlardan ele geçirdiği ifade edildi. İstanbul ve İzmir’de dolandırıcılık merkezi kuran bir şebeke tespit edilmiş, İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 20 ilde başlatılan eş zamanlı operasyonlarda suç ağı çökertilmişti. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde, korsan çağrı merkezi kurarak vatandaşları dolandırdıkları öğrenilen 73 şüpheli yakalanmıştı. 11 lüks araç ve 2 arsaya şerh konulan soruşturmada, 114 bin 470 TL, 3 bin 88 dolar, bin 25 avro, 25 Gürcistan Larisi, 12 altın bileklik, 11 altın bilezik, 1 altın künye, 10 atın kolye, 1 altın gerdanlık, 14 altın küpe, 3 altın yüzük, 1 altın tespih, 26 gram altın, 7 ata altın, 13 çeyrek altın, 2 yarım altın ve çok sayıda dijital materyal ile doküman ve flash bellekler ele geçirilmişti. Operasyonun devamında 7 kişi daha gözaltına alındı ve gözaltı sayısı 80’e yükseldi. Kişisel verilere erişim sağlayan "panel" sistemlerinin ciddi güvenlik sorunu oluşturduğu belirtildi Suç ağına mensup dolandırıcıların, elde ettikleri bu bilgilerle İstanbul ve İzmir illerinde kurdukları çağrı merkezleri aracılığıyla faaliyet yürüttükleri, vatandaşları açık hatlar ve yurtdışından temin edilen iletişim hatları üzerinden arayarak kendilerini polis, hakim, savcı veya banka görevlisi olarak tanıttıkları belirlendi. Şebekenin, "kimlik bilgileriniz kullanıldı", "adınız terör örgütüne karıştı", "hesabınızdan para çekildi" gibi gerçeğe aykırı beyanlarla mağdurlar üzerinde psikolojik baskı ve korku oluşturdukları; bu yöntemle kişileri ikna ederek dolandırıcılık eylemlerini organize ve planlı bir şekilde gerçekleştirdikleri anlaşıldı. Siber güvenlik uzmanları, sosyal medya uygulamaları üzerinden kişisel verilere erişim sağlayan "panel" sistemlerinin uzun süredir ciddi bir güvenlik sorunu oluşturduğuna dikkat çekiyor. Tapuda satış işlemi yapan ve para sahibi olan kişilerin birkaç gün içerisinde dolandırıcılar tarafından aranması, bankada işlem yapan yüklü hesap sahiplerinin dolandırıcıların hedefi olması kamudaki panellerin ve bilgilerin nasıl ele geçirildiği sorusunu gündeme getiriyor. Vatandaşların telefon numaraları, ev adresleri, tapu ve araç bilgileri şebekenin elinde Şebekenin yürüttüğü sistematik dolandırıcılık faaliyetlerinde, vatandaşın telefon numaralarını, ev adreslerini, tapu ve araç bilgilerini, sağlık verilerini ve aile bireylerine ait detaylı kayıtları "sorgu panelleri" üzerinden satın aldıkları ortaya çıktı.
Manisa Frida Kahlo Sergisi Manisa’da kapılarını açtı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen "Frida Kahlo’nun Günlükleri" sergisi, sanatseverlerle buluştu. Frida Kahlo’nun eserlerinden oluşan serginin, Ege Bölgesi’nde ilk kez Manisa’da açıldığı belirtildi. Manisa’nın köklü kültürel miraslarından biri olan Mesir Festivali, bu yıl dünya sanatına ev sahipliği yaparak dikkat çekti. Serginin açılışı, Manisa Valisi Vahdettin Özkan ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış törenine il protokolü, belediye yetkilileri, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Manisa Valisi Vahdettin Özkan konuşmasında, Mesir Festivali’nin şehrin kimliğini yansıtan önemli bir değer olduğunu belirterek, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Açılışta konuşan Başkan Dutlulu, festivali bu yıl "Yaşayan Festival" konseptiyle düzenlediklerini belirterek, "Asırlık geleneğimizi modern sanatla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Frida Kahlo’nun günlüklerini Ege Bölgesi’nde ilk kez Manisa’da sergilemek bizim için büyük bir heyecan" dedi. Mesir Festivali’nin sadece bir tören olmadığını vurgulayan Dutlulu, etkinliğin doğa sporlarından gastronomiye, tarihten sağlığa kadar geniş bir yelpazede kente canlılık kattığını ifade etti. Manisa’nın festival süresince 24 saat yaşayan bir şehir haline geldiğini belirten Dutlulu, kenti uluslararası sanat etkinliklerinin merkezi yapma hedefinde olduklarını söyledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri serginin açılışını gerçekleştirerek eserleri inceledi. Frida Kahlo’nun yaşamından izler taşıyan ve sanatındaki derinliği yansıtan eserlerin yer aldığı serginin, 24 Mayıs’a kadar Fatih Sergi Salonu’nda ziyaret edilebileceği bildirildi.
İzmir Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nde "Küp" fotoğraf sergisi kapılarını açtı İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenen 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali çerçevesinde, kenti farklı perspektiflerden ele alan "Küp" adlı fotoğraf sergisi sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Çeşme Belediyesi Alaçatı Ek Hizmet Binası Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluşan serginin merkezinde yer alan ve üzerinde fotoğrafların bulunduğu büyük küp formu, ziyaretçilerin ilgisini çekerken ana temayı da görsel olarak yansıtıyor. İlk kişisel sergisini açmanın heyecanını yaşadığını dile getiren Fahri Bakırcı, yaklaşık iki yıldır yaşadığı Çeşme’de çektiği fotoğrafları sanatseverlerle buluşturmanın kendisi için anlamlı olduğunu ifade etti. Serginin çıkış noktasını "Kent, Üretim ve Perspektif" kavramları üzerinden şekillendirdiğini belirten Bakırcı, Çeşme’nin yalnızca bir coğrafya değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi ve üretim alanı olarak ele alındığını vurguladı. Sergi mekanının ortasında konumlandırılan küp formunun bu üç kavramın kesişimini simgelediğini aktaran sanatçı, izleyicilerin fotoğrafları farklı açılardan deneyimlemesinin amaçlandığını söyledi. Kenti tek bir açıdan değil, farklı perspektiflerden ele almayı hedeflediğinin altını çizen Bakırcı, "Bazen bir kenti görmek için durmak yetmez; etrafında dolaşmak gerekir" dedi. Kentin hafızasına farklı bir pencere Kentin gündelik yaşamından festivallere, sokak ilişkilerinden emeğin izlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sergide; geçmiş yıllara ait festival görüntüleri, kortej fotoğrafları, çocuk portreleri, bölgede yaşayan insanların günlük yaşamından kesitler ve doğal afetlere dair kareler bulunuyor. Her yaştan ziyaretçiye hitap etmeyi hedefleyen serginin, kentin hafızasına farklı bir pencereden bakma imkanı sunduğu kaydedildi. Çocukluk yıllarında fotoğrafla tanışan ve siyaset, sokak, doğa, basın ve portre fotoğrafçılığı alanlarında üretim yapan Bakırcı’nın, eğitim hayatıyla birlikte görsel anlatım dilini geliştirmeyi sürdürdüğü belirtildi.