GÜNDEM - 24 Kasım 2025 Pazartesi 11:22

Tunceli’nin 3 ilçesinde 200’ün üstünde yapı ’yüksek riskli ve çok tehlikeli’ olarak belirlendi

A
A
A
Tunceli’nin 3 ilçesinde 200’ün üstünde yapı ’yüksek riskli ve çok tehlikeli’ olarak belirlendi

Munzur Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Mekanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Polat, Doç. Dr. Berivan Yılmazer Polat ve yüksek lisans öğrencileri yaptıkları hızlı tespit çalışmasıyla Ovacık, Nazımiye ve Pülümür ilçelerinde 200’ün üstünde yapının depreme dayanıklılık açısından yüksek riskli ve çok tehlikeli olduğunu belirledi.


Tunceli’nin deprem kuşağında yer alması nedeniyle kent genelinde yapı güvenliğine yönelik çalışmalar hızlandırılırken, Munzur Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından üç ilçede gerçekleştirilen bilimsel tarama sonucu çarpıcı veriler ortaya çıktı. Ovacık’ta 184, Nazımiye’de 186 ve Pülümür’de 172 yapının hızlı tespit yöntemiyle analiz edildiği çalışmada, yapı stokunun önemli bir bölümünün deprem açısından yüksek risk taşıdığı belirlendi. Munzur Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Mekanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Polat, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamaya göre söz konusu 3 ilçede 200’ün üzerinde yapının yüksek risk teşkil ettiği ve muhtemel deprem durumunda öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği belirlendi.


Tunceli’nin deprem kuşağında yer aldığını muhtemel bir depremde ciddi risk oluşabileceğini belirten Doç. Dr. Alper Polat, "Tunceli, diri fay hatlarının olduğu bir coğrafya üzerinde kurulu. Kuzey Anadolu Fay Zonu, Yedisu Segmenti, Ovacık Fayı ve Nazımiye Fayı, Tunceli’yi deprem riski açısından oldukça önemli bir noktaya getiriyor. Bir de bu fayların uzun yıllardır kırılmamış olması riski daha da artırıyor. Özellikle Yedisu Segmenti, jeoloji mühendisi hocalarımızın, uzmanların açıkladığına göre artık ömrünü doldurmuş durumda. 200-250 yıllık periyotlardan bahsediyorlar ve bu periyod artık tamamlanmış durumda. Yedisu segmentinin, Pülümür’ün bir kısmından da geçtiğini düşünürsek ilimizi tetikleyecek, hasara yol açabilecek bir risk durumu ile karşı karşıyayız. Benzer şekilde Ovacık fay hattı da uzmanların belirttiğine göre diri durumda ve bu da periyodunu doldurmuş durumda. Nazımiye fay hattı da aynı şekilde periyodunu doldurmuş durumda. Bu üçünün aynı anda kırıldığı senaryo, en kötü senaryo. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda oldukça büyük bir enerji açığa çıkabilir ve bu da yapılar açısından yıkıcı boyutlara ulaşabilir. Dolayısıyla bizim burada yapmamız gereken şey, hızlı bir şekilde önlemlerimizi almak. Deprem ülkemizin bir gerçeği ve bu gerçekle yaşamamız gerekiyor" dedi.


Yapılan hızlı tespit çalışmasından bahseden Doç. Dr. Polat, "Bu noktada yüksek lisans öğrencilerimizle ve Doç. Dr. Berivan Yılmazer Polat’la yapmış olduğumuz çalışmalar var. Ovacık, Nazımiye ve Pülümür’de bir akademik çalışma yaptık. Hızlı tespit yöntemleriyle yapıların risk analizini yaptık. Mevcut yapı stokunun deprem güvenliğini kısa süreli, düşük maliyetle ve gözleme dayalı olarak değerlendirmeyi amaçlayan bir bilimsel yöntem. Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanıyor. Yapmış olduğumuz çalışmada Ovacık’ta 184 tane yığma, karma ve betonarme yapı inceledik. Bunların içerisinde 14 tanesinin çok tehlikeli 17 tanesinin yüksek öncelikli 124 tanesinin orta öncelikli 52 tanesinin düşük öncelikli ve 2 tanesinin de yeterli güvenliğe sahip yapılar olduğunu tespit ettik. Pülümür’de 172 yapı inceledik. Yaklaşık yüzde 56’sının yüksek öncelikli ve çok tehlikeli olduğunu gördük. Nazımiye’de 186 yapı inceledik. Yüzde 51 yani 95 tanesini yüksek riskli ve çok tehlikeli yapı olarak önceliklendirdik ve bunları ilgili kurumlarla paylaştık" şeklinde konuştu.



Tunceli’nin 3 ilçesinde 200’ün üstünde yapı ’yüksek riskli ve çok tehlikeli’ olarak belirlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Aziziye’de ‘Pulur Çayı’ sevinci Erzurum’un Aziziye ilçesinde hayata geçirilecek "Pulur Çayı Islah Projesi" için düğmeye basıldı. Devlet Su İşleri (DSİ) 8. Bölge Müdürlüğü öncülüğünde yürütülecek olan çalışmalar kapsamında Pulur Çayı’nın ıslahı için önce beton kanallar inşa edilecek ve ardından üzerine de köprüler yapılacak. Kurumsal işbirliği ve koordinasyonun sahadaki en güzel örneklerinden birisini teşkil edecek proje ile Aziziye’nin Ilıca Mahallesi görsel bir güzelliğe kavuşmuş olacak. Projeyle ayrıca muhtemel sel ve su baskınlarının da önüne geçilmiş olunacak. Üzerinde uzun süredir çalışılan ve protokol aşamasına getirilen proje için karşılıklı imzalar atılırken, çalışmalara ise bu yaz sezonuyla birlikte başlanacak. Protokol İmzalandı "Pulur Çayı Islah Projesi" için hazırlanan protokol, DSİ 8. Bölge Müdürlüğü’nde bir araya gelinerek imzalandı. Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, DSİ 8. Bölge Müdürü Oğuzhan Yavuz ve teknik ekiplerce yapılan durum değerlendirmesinin ardından projenin startı verilirken, bu gelişme Aziziye’de şimdiden büyük bir heyecan uyandırdı. İmzalanan protokolün ardından taraflar, "Pulur Çayı Islah Projesi" için birbirleriyle karşılıklı olarak hayırlı olsun dileklerini paylaştılar. Akpunar projeyi anlattı Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, projeyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede; DSİ 8. Bölge Müdürlüğü öncülüğünde hem stratejik ve hem de estetik açıdan çok özel bir yatırımın hayata geçirileceğini söyledi. Pulur Çayı’nın geçmişte birçok kez sel ve su baskınlarıyla gündeme geldiğini hatırlatan Başkan Akpunar, "Pulur Çayı, esasen kanayan bir yaramızdı. Çayın ıslah edilmesi zorunluydu, çünkü yoğun yağışların da etkisiyle zaman zaman sel ve su baskınlarına sebep olabiliyordu. Kaldı ki, bu konuda geçmişte yaşadığımız çok acı tecrübelerimiz oldu. Ama şimdi bu yatırım sayesinde problemi tamamen ortadan kaldırmış olacağız" dedi. Doğa harikasına dönüşecek Boydan boya beton kanallarla ıslah edilecek olan Pulur Çayı’nın, atılacak bu adımla birlikte şehircilik ve mimari açıdan da görsel bir güzelliğe kavuşmuş olacağının altını çizen Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, "Islah çalışmalarına ilaveten Pulur Çayı üzerinde köprü geçişleri de olacak. Bölgede bizim de kentsel dönüşüm ve yenilenme çalışmalarımız eşzamanlı yürüyecek. Yapacağımız modern konutlar, yeni işyerleri, üstyapı, çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışmalarıyla Pulur Çayı, ilçemizde adeta bir doğa ve tabiat harikasına dönüşecek. Bu projeyle ilçemize deniz getirmiş olmayacağız belki ama Pulur Çayı sayesinde Aziziye’mize hem görsel bir güzellik ve hem de sosyal canlılık kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı. Başkan Akpunar’dan teşekkür Yatırımla ilgili olarak şükran duygularını da paylaşan Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, şunları kaydetti: "Belediyeciliğe kazandırdığı vizyoner kimliğin yanı sıra, ‘Eser Siyaseti’ yaklaşımıyla önümüzde yeni ufuklar açan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye şükran borçluyuz. Bu projenin hayat bulmasında büyük katkıları bulunan Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere; Bakanlarımıza, Erzurum Milletvekillerimize, Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve AK Parti İl Başkanımıza kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz. Devlet Su İşleri Genel Müdürümüz Mehmet Akif Balta ile Genel Müdür Yardımcımız ve aynı zamanda hemşehrimiz Faruk Fıratoğlu ile sahada omuz omuza verip çalışacağımız DSİ 8. Bölge Müdürümüz Oğuzhan Yavuz ve değerli ekibine ise, hususen teşekkür ediyoruz"
Bayburt 76 yaşındaki Bayburtlu üretici ata tohumları için zirai don nöbetinde Bayburt’un Aslandede köyünde sebze ve meyve yetiştiriciliği yapan 76 yaşındaki çiftçi İsmail Öksüz, sıfırın altına düşen hava sıcaklıkları nedeniyle serasındaki ata tohumu fidelerini korumak için ikinci örtü, dumanlama ve ısıtıcıyla önlem aldı. Gerekirse geceyi serada geçireceğini belirten Öksüz, yerli ve ata tohumu fideleri zarar görmesin diye tüm imkanlarını devreye soktu. Geçen yıl mart ayında etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle seraları çöken Öksüz, bu kez zirai don tehlikesine karşı ata tohumlarını korumak için harekete geçti. Yılların emeğini verdiği seralarında büyük zarar yaşayan üretici, aynı kaybı yeniden yaşamamak için fidelerin başında nöbete hazırlanıyor. Daha önceki uygulamalarından edindiği tecrübeye göre seranın belli bir seviyeye kadar koruma sağladığını, ikinci örtülerin de soğuğa karşı ek koruma sunduğunu anlatan Öksüz, bu gece beklenen hava şartlarında bunların yeterli olamayacağını söyledi. "Üçüncü bir tedbire başvuruyorum" Ata tohumu fidelerini korumak için ikinci bir aşama olarak seraya duman vereceğini anlatan Öksüz, ateş ve odun yakarak içerideki sıcaklığı dengelemeye çalışacağını dile getirdi. Bu yöntemin de yetersiz kalması halinde serada kalacağını ve üflemeli ısıtıcıyı kurarak fideleri kurtarmaya çalışacağını belirten Öksüz, "Zirai dona karşı önlem almamız gerekiyor. Bu sera belli bir dereceye kadar ürünleri koruyor o yüzden ikinci örtüleri örtüyoruz. Daha önce yaptığım uygulamalardan bunu biliyorum. Görünüyor ki bu geceki soğuğa ikinci örtülerimiz de yetmeyecek. Bunun için ikinci bir tedbire başvuruyorum. O da seraya duman vermek. Ateş yakarak, odun yakarak inşallah önlemimizi alacağız. Eğer o da yetmezse bu gece burada kalmayı düşünüyorum. Isıtıcı kullanacağım. Üflemeli ısıtıcı var, onu da kuracağım" dedi. "Amacım para kazanmak değil" Verdiği mücadelenin ticari kazançtan çok ata tohumlarını yaşatma düşüncesine dayandığını vurgulayan Öksüz, bu yaşta serada nöbet tutmasının sebebinin memlekete faydalı olmak olduğunu ifade etti. Öksüz, söz konusu olanın yerli, ince kabuklu ve lezzetiyle öne çıkan ata tohumları olduğunu dile getirerek, "Bir şekilde bu tohumları, fideleri kurtarmaya çalışacağım. Bu yaşta bu mücadeleyi vermemin bir amacı var. Amacım para kazanmak değil. Vatana, millete hayırlı bir iş yapmak istiyorum. Bu tohumlar çok özel. Eğer sıradan bir tohum olsaydı bu kadar da önem vermezdim. Burada olmasa Antalya’da olur, fazla bir zarar olmazdı derdim ama bunlar çok özel tohumlar, ata tohumları. Yerli, kabuğu ince, çok lezzetli tohum bunlar" diye konuştu. "Tarım bakanının benden isteği var" Ata tohumlarının yaşatılması ve yaygınlaştırılması için çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Öksüz, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın kendisinden bu üretimi bir süre daha devam ettirmesini, uygulamaları çevresindekilere öğretmesini ve tohumları dağıtmasını istediğini söyledi. Bu konuda söz verdiğini belirten Öksüz, yaşı ilerlemesine rağmen üretimden vazgeçmeyeceğini dile getirerek, "Tarım ve Orman Bakanımızın benden isteği var. 1-2 sene daha bu işi devam ettir, uygulamaları etrafındaki insanlara öğret, tohumları dağıt diye istekte bulundu. Ben de yapacağıma söz verdim . Bu yaşta biraz zorlansam da bunu yapmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı. "Ata tohumlarını üşütmemiz çok büyük zarar demek" Serasında 6 çeşit biber ile 4 çeşit ata tohumu ve yerli domates bulunduğunu ifade eden Öksüz, fidelerin henüz 3-5 santimetre boya ulaştığını, bu dönemde yaşanacak donun, büyük kayıp anlamına geldiğini söyledi. Tohumları korumak için elinden geleni yaptığını, aynı işi yapan kişilere de tecrübelerini aktarmaya çalıştığını vurgulayan Öksüz, "Çok değerli tohumlar. Bunları üşütürsek yazık olur. Burada 6 çeşit biber, 4 çeşit ata tohumlardan, yerli tohumlardan domates var. Şu an 3-5 santim boyuna geldiler. Bunları üşütmemiz demek çok büyük bir zarar bana göre. O yüzden tohumları korumak için elimden geleni yapıyorum ve bu işi yapan insanlara öğretmeye çalışıyorum" dedi. "Bu işi canım sağ oldukça yapmaya çalışacağım" Yıllardır üretimin içinde olduğunu söyleyen Öksüz, çiftçiliğin artık hayatının bir parçası haline geldiğini belirtti. Üretmeden rahat edemediğini kaydeden Öksüz, sağlığı el verdiği sürece ata tohumları için çalışmayı sürdüreceğini ifade ederek, "Bu mesleğe alışmışım, bunu yapmadan da pek rahat edemiyorum. Bu işi canım sağ oldukça yapmaya çalışacağım" şeklinde konuştu. Geçen yıl yaşadığı büyük kayba rağmen üretimden vazgeçmeyen Öksüz, bu kez zirai don tehlikesine karşı ata tohumu fidelerini korumak için serasında yeniden mücadele veriyor.