ÇEVRE - 13 Nisan 2025 Pazar 11:00

Türkiye’nin en önemli dut merkezini zirai don vurdu

A
A
A
Türkiye’nin en önemli dut merkezini zirai don vurdu

Türkiye’deki en önemli dut üretim merkezlerinden olan Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde coğrafi işaretli Ulukale dutu, kar yağışı ve don sebebiyle büyük zarar gördü. Bölgede inceleme yapan ekipler, bölgedeki ağaçlarda yaklaşık yüzde 100 oranında bir zarar oluştuğunu tespit etti.


Meteorolojinin günlerdir uyarı yaptığı kar yağışı ve zirai don, Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde de etkili oldu. Yaşanan kar yağışı ve don, coğrafi işaretli Ulukale dutunu vurdu. Üreticiler, ürünlerini kurtarmak için ağaçların altında ateş, saman ve ot yaktı fakat başarılı olamadı.


Geçtiğimiz yıl ani sıcaklık değişimleri dolayısıyla zarar gören Ulukale dutu, bu yıl da kar ve dondan dolayı ciddi zarar gördü. Çemişgezek ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, günün ilk ışıklarıyla birlikte zirai dondan zarar gören bölgede incelemelerde bulundu. Yetkililer bölgedeki ağaçlarda yaklaşık yüzde 100 oranında bir zarar oluştuğunu tespit etti.



"Hasarımız çok büyük"


Ürünlerin büyük bir don darbesi yediğini belirten dut üreticilerinden Tarkan Altınoluk, "Hasarımız çok büyük. Bu dutumuz coğrafi işaretli olup, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Köyümüzün geçim kaynağı dut olduğundan dolayı ne yapacağımızı biz üreticiler olarak bilemiyoruz. Ürünümüzün coğrafi işaretli olması ve sadece bu bölgede yetişmesi değerli bir ürün olduğunu gösteriyor. Ekonomik katkı değeri yüksek olan bu üründen bu sene hiçbir şey alamayacağız. Üreticiler olarak çaresiz bir durumdayız. Ne yapacağımızı da bilemiyoruz. Sağ olsunlar yetkililerimiz ilçe tarımdan gelip bizim bu şikayetlerimizi göz önünde bulunduruyor ve bizimle ilgileniyorlar. Tarım Bakanlığımızın da bu konuda bize destek olmasını istiyoruz" diye konuştu.



"Sabaha doğru kar yağdı, ürünlerin hepsini aldı gitti"


Zararlarının sigorta kapsamına alınması gerektiğini aktaran Altınoluk, "15 yıldan beri dut üreticiliği yapıyorum. Hemen hemen her yıl bu sorunları yaşıyoruz. Geçen sene aynı durumu yine yaşadık. Bu sene yine aynı şekilde ağaçlarımızın hepsi dondu. Büyük bir ihtimalle bu sene hiç ürün alamayacağız. Köylülerimizin tamamı dut üretimi yapıyor ve geçim kaynakları dut. İnsanlar mağdur. 2-3 gün öncesinden meteoroloji don olacağını duyurdu. Biz bir faydası olmayacağını biliyoruz ama imkanlarımızı zorlayarak ağaçların dibinde ateş, saman, ağaç ve ot yaktık ama nafile. Bir faydası olmadı. Sabaha doğru kar yağdı, ürünlerin hepsini aldı gitti" dedi.


Dut üreticilerinden Güner Altınoluk, "Dut üreticisiyiz. Bu sene çok mağdur olduk. Geçim kaynağımız olan dutlarımızı don vurdu. Yetkililerden yardım bekliyoruz" şeklinde konuştu.



"Yüzde 100’e yakın verim kaybına uğramıştır"


Çemişgezek İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli ziraat mühendisi Ramazan Görgüç, "Dün gece saat 7-8 saatlerinden itibaren bölgemizde kar yağışı, rüzgar, tipi ve don etkili oldu. Bölgemizde özellikle Ulukale köyünde, dut ağaçlarında çok ciddi anlamda don zararı oluşmuştur. Bugün sabah saatlerinden itibaren bölgemizdeki çiftçileri yalnız bırakmayarak bölgede incelemeler başlattık. Bölgedeki bahçelere birer birer girip hepsini inceledik. Genel olarak ağaçlarda açılmış olan tomurcuklarda kararmalar meydana gelmiştir. Soğuktan bölgemizdeki ağaçlarda yaklaşık yüzde 90, yüzde 100 oranında bir zarar oluşmuştur. Bu sene ne yazık ki bölgemizde dut verimi tamamen düşmüştür. Yani yüzde 100’e yakın verim kaybına uğramıştır. Sadece dut ağaçlarında değil, genel itibariyle ceviz, özellikle de yerli cevizler de ciddi anlamda zarar oluşmuştur. Diğer meyve ağaçlarımız da dün gece aynı şekilde zarar görmüşlerdir. Bugün yapmış olduğumuz incelemelerde görmüş olduğumuz zararlar, bir iki gün sonra daha da kendini belirgin bir hale getirecektir. Kararmalar meydana gelecektir. Tüm üreticilerimize geçmiş olsun diyoruz" ifadelerini kullandı.



Türkiye’nin en önemli dut merkezini zirai don vurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Göktaş: "Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde pekiştirdik" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’da iki gün süren ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ zirvesine ilişkin, "Zirvede, pek çok bakandan ortak bir irade ortaya çıktı. Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde bir kere daha pekiştirmiş olduk" dedi. Bakan Göktaş, Bakanlığın ev sahipliğinde UNICEF ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle düzenlenen ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ zirvesini değerlendirdi. Zirveye, 21 ülkeden üst katılımcıyla beraber 13 farklı ülkeden bakanlar katıldığını belirten Göktaş, 2 günlük zirvenin en önemli tarafının çocukların sürece dahil edilmesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın zirveye teşrif etmesinin, çocuk odaklı politikalarındaki güçlü iradeyi ortaya koyduğunu aktaran Göktaş, "Zirvede, pek çok bakandan ortak bir irade ortaya çıktı. Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde bir kere daha pekiştirmiş olduk" dedi. Bakan Göktaş, dünyada pek çok ülkenin benzer sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, "Çocuklarımız ve gençlerimiz dijital dünyada bilgiye kolayca erişebildiği gibi risklerle de maalesef karşı karşıya kalabiliyor. Özellikle akran zorbalığı, uygun olmayan içerikler, psikolojik, fiziksel ve zihinsel olarak olumsuz etkileyen içeriklere çok sık maruz kalabiliyorlar" ifadelerini kullandı. "Çocuklarımızı dijital dünyanın risklerine karşı yalnız bırakmamalıyız" Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı Zirvesi’nde katılımcı bakanların, akademisyenlerin, uzmanların, politika yapıcıların ve çocukların benzer konuları dile getirdiğini bildiren Göktaş, "Çocukların bu zirvede yer alması bizler için çok kıymetliydi. Çünkü çocuklara yönelik karar aldığımız politikalara onları da dahil etmemiz, fikirlerini, önerilerini almak oldukça önemli" diye konuştu. Göktaş, 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya düzenlemesinde veya çocukları dijital dünyada korunmasında sürecin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Teknik ve mevzuat düzeyinde pek çok güçlendirmeyi yapmamız gerekiyor. Çocukları ve gençleri sürece dahil etmeliyiz. Diğer yandan, ailelere, öğretmenlere ve çocuklara dijital okuryazarlık konusunda eğitim vererek güçlendirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızı sosyal medyanın, dijital dünyanın risklerine karşı yalnız bırakmamalıyız. Teknoloji şirketlerinin, özellikle teknoloji üretirken çocuklarımızı risklerden koruyacak şekilde yapılandırmasını özellikle önemsiyoruz. Bu kapsamda ülke olarak pek çok çalışmayı hayata geçirdik. Hâlihazırda TBMM Genel Kurulu’nda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlememiz görüşülüyor." "Bu zirvemiz, uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu" Çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik eylem planı hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, aynı zamanda dijital dünyada çocuk hakları sözleşmesini hayata geçirerek, bu konuda uluslararası boyutta farkındalık oluşturduklarını söyledi. Amaçlarının, çocukları dijital dünyada faydalarından istifade etmelerini sağlarken, risklere karşıda tedbirler almak olduğunu aktaran Bakan Göktaş, yarının dünyasının bunu gerektirdiğini, bu kapsamda çocukları ve ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Değişen ve dönüşen dünyada teknolojiye karşı aileleri ve çocukları güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve regülasyonları sağlamak zorunda olduklarını ifade eden Göktaş, "Bu zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Bu zirvemiz, gerçekten uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu. Türkiye olarak bu konularda öncüyüz. Pek çok ülkeden olumlu geri dönüşler oldu. Katılamayan ülkeler ‘keşke burada olsaydık’ diyerek önerilerini iletti" dedi. Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Riskler eskiden sokaktaydı. Kapılarımızı kapattığımızda çocuklarımızı koruyabiliyorduk. Fakat maalesef artık çocuklarımıza yönelik tehditler doğrudan yan odamızda, hatta taşıdıkları cihazlarda. Biz politika yapıcıları olarak, bu konuda güçlü bir iş birliği zemini oluşturmaya karar verdik. Ülke olarak yürüttüğümüz öncü çalışmaların, farklı ülkelere de ilham olduğunu görmek bizlere mutluluk veriyor. Bu iş birliğimizi daha da güçlendirmemiz lazım. Zira bu konularla tek başına bir ülkenin mücadele etmesi mümkün değil. Küresel şirketler, teknolojilerini hızla geliştirirken zaman zaman aileler, politika yapıcıları bu süreçlerde yalnız kalabiliyor. Bu ortak zemin bizler için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemlerde de farklı alanlarda bir araya geleceğiz ve dijital dünyada çocukları korumaya yönelik pek çok tedbiri, güçlendirme mekanizmalarını hayata geçirmeye devam edeceğiz."
Muş Muş’ta "Gençliğine İyi Bak 3: Ailene Sahip Ol" projesi hayata geçirildi Muş Gençliği Uyuşturucu ile Mücadele Derneği tarafından hazırlanan proje, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından kabul edildi. Muş Gençliği Uyuşturucu ile Mücadele Derneği tarafından hazırlanan "Gençliğine İyi Bak 3: Ailene Sahip Ol" projesi, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından onaylanarak hayata geçirildi. Proje kapsamında Muş İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Asliye Kılıç başkanlığında dernek ile iş birliği protokolü imzalandı. Projenin gençlerin uyuşturucu ile mücadele konusunda bilinçlendirilmesi ve aile bağlarının güçlendirilmesini hedefleniyor. İmzalanan protokol ile birlikte proje resmen uygulamaya alınırken, çalışmalar Muş genelinde çeşitli etkinliklerle sürdürülecek. Projenin özellikle gençlerin sosyal farkındalığını artırmayı ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlamayı amaçladığını ifade eden Muş Gençliği Uyuşturucu ile Mücadele Derneği başkanı Alparslan Bingöl, "Aile temelli önleme ve bilinçlendirme stratejilerine odaklanan proje; aileyi merkeze alan, kadını ve anneyi güçlendiren, toplumu bütüncül bir yaklaşımla sürece dahil eden ve bilimsel ile kültürel temellere dayanan bir model ortaya koymayı amaçlıyor. Öte yandan proje kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar, ‘Maddeden Manaya Yolculuk’ mottosu ile sahaya yansıtılıyor. Bu yaklaşım, gençlerin içe dönük dünyasına dokunmayı ve toplumsal farkındalık oluşturmayı hedeflerken; yürütülen faaliyetlerin yalnızca bir sosyal sorumluluk çerçevesinde kalmayıp, zorluklarla mücadele eden gençler ve aileler için umut olmasını hedefliyoruz. Projelerin hayata geçirilmesinde devlet desteği önemli bir rol oynuyor. Başta Valimiz Sayın Avni Çakır olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ederim" dedi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 5 sanık tahliye edildi Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Mahkeme heyeti, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın da aralarında bulunduğu 5 sanığın tahliyesine karar verdi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik davada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın aralarında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16’sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan salonda görülen duruşmada tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat savunma yaptı. İddianamenin, "Rıza Akpolat 2019 yılına kadar hiçbir ticari iş yapmamış, geliri, kazancı olmamış, tüm geliri başkanlıktan sonra kazanmış" iddiası üzerine kurulduğunu dile getiren Akpolat, "Bu varsayım üzerinden suçlamalar yöneltilmiştir. 2 gün önce avukatlarım mahkemeye 500 sayfalık rapor sundular. 2019 yılından önceki 20 seneye dair benim ve ailemin yapmış olduğu tüm işler mevcut. Belgelerin hepsini bulabilirsiniz. Sözde Beşiktaş’ta rüşvet havuzu kurulmuş otel ve rezervasyon biletlerini bu havuzdan almışım. Bu ödemelerin tamamı, benim yaptığım projedeki bir daire parası etmez. Bunu söylemekten hicap duyuyorum. Ben neden ailemin malvarlığını açıklamak zorunda kalıyorum? Adalete olan inancımızdan burada sağlam duruyoruz" dedi. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ise savunmasında, "Yerel seçimlere 39 gün kala adaylığım açıklandı ve açıklanana kadar hangi ilçeye aday olacağımı bilmiyordum. Açıklandıktan sonra sahaya indim. Tek bir amacım vardı, seçim kazanmak. Sadece tek başıma aday değilim, 34 meclis üyesi arkadaşım var benim. Yüzlerce partili arkadaşım var. Ne rüşvet aldım, ne icbarın bir parçası oldum. Soruşturma süreci yaşadık. Hakkımda toplanacak delil kalmamıştır, 12 aydır tutukluyum. Türkiye’nin bir elin parmağını geçmeyen en genç belediye başkanlarındanım. Güzel hayallerle yola çıktım. 13 ay belediye başkanlığı yaptım, 12 aydır tutukluyum. Sizden sadece adalet ve tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu. Duruşmada tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın da bulunduğu tutuklu sanıkların avukatları tahliye talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, tutukluluk değerlendirmesi yapmak üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından mahkeme, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi Personeli Gülşah Ocak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi ve Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri eski müdürü Gülal Erdovan Anıl hakkında tahliye kararı verdi. Diğer 11 sanığın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma tanıkların dinlenmesi ile devam edilmek üzere 27 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.