EKONOMİ - 09 Kasım 2020 Pazartesi 11:18

Gedik Piliç, Çin’e ilk kez tavuk ihraç etti

A
A
A
Gedik Piliç, Çin’e ilk kez tavuk ihraç etti

Türkiye’de kanatlı eti sektörünün öncü firmalarından olan Gedik Piliç, 2018 yılından bu yana devam eden görüşmelerin sonucunda Çin’e ilk kez tavuk ihraç etti.

Türkiye’de kanatlı eti sektörünün öncü firmalarından olan Gedik Piliç, 2018 yılından bu yana devam eden görüşmelerin sonucunda Çin’e ilk kez tavuk ihraç etti. Çin’e ayda 40 konteyner tavuk ihraç edeceklerini açıklayan Gedik Piliç Yönetim Kurulu Başkanı Osman Gedik, bu sayede 25 milyon dolar gelir elde edeceklerini belirtti.


1968 yılından bu yanana kanatlı sektörünün lider beyaz et üreticilerinden birisi olan Gedik Piliç, Türkiye’de birçok teknolojik yeniliği ilk kullanan entegre tesis olarak başarılarına bir yenisini daha ekledi. Sürekli teknolojik alt yapısını geliştiren Gedik Piliç, 2 yıldan uzun süredir yaptığı çalışmalarla ihracat alanını genişleterek Çin’e ilk kez tavuk ihraç etmeye başladı. Türk ve Çin bayrakları asılan tırlar, düzenlenen törenle yola çıktı.



"Çin’e ihracat yapmak gurur verici"


Gedik Piliç olarak 2018 yılının Temmuz ayından itibaren görüşme halinde olduğu Çin’e ilk sevkiyatı gerçekleştirdiklerini kaydeden Gedik Piliç Yönetim Kurulu Başkanı Osman Gedik, dünya nüfusunun yüzde 20’lik bir kısmı olan Çin’e ihracat yapmanın kendilerine gurur verdiğini söyledi. Çin’e yapılan ihracatın sektör için büyük anlam taşının altını çizen Osman Gedik, önümüzdeki süreçte diğer firmaların da çok kısa sürede Çin’e ihracata başlamalarını temenni etti. Aylık 40 konteynerle yaklaşık olarak bin ton tavuk ihracat edeceklerini ifade eden eden Gedik, “Aylık bin ton gibi bir bağlantımız var. Öncelikle tercih edilen ayak. Onun sonrasında, bu bağlantının içerisinde diğer tavuk ürünleri de var. İnşallah ilerleyen zamanlarda kaplamalı ve pişmiş ürünleri de ihracat yapacağımızı düşünüyoruz. İlk etapta aylık 40 konteynerle başladığımız ihracatı geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi.



"Denetimleri geçen Gedik Piliç oldu"


Tarım ve Orman Bakanlığının kanatlı sektörünün Çin’e olan ihracatı artırabilmesi için uzun süredir gayret ettiğinin altını çizen Osman Gedik, şöyle konuştu:


“Gedik Piliç olarak Çin’e yaptığımız bu ihracata Tarım ve Orman Bakanlığımız öncülük etti. Yıllardır sektörden Çin’e ihracat yapılması için Bakanlığımızın gayreti vardı. Bakanlığın isteği ile Çin’den gelen heyet, biz Gedik Piliç ve birkaç tane daha firmayı denetledi. Bu denetimlerden geçen biz olduk. Öncülüğü biz yapıyoruz, arkasından diğer meslektaşlarımızın da çok kısa zamanda ihracata başlayacaklarını düşünüyorum”


Gedik Piliç olarak Çin’e ilk kez gerçekleştirdikleri bu ihracattan yaklaşık 24-25 milyon dolar gelir elde edeceklerini açıklayan Osman Gedik, diğer firmaların da Çin’e açılarak Türkiye’ye ciddi bir döviz girdisi getirmeleri temennisinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.