POLİTİKA - 10 Nisan 2025 Perşembe 14:19

Bakan Kacır: "İnsansız hava aracı üretiminde dünyada lider pozisyona eriştik"

A
A
A
Bakan Kacır: "İnsansız hava aracı üretiminde dünyada lider pozisyona eriştik"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’yi kendi eğitim uçaklarını, helikopterlerini, deniz platformlarını, kara araçlarını, uydularını geliştirebilen ve üretebilen, büyük atılımlara imzasını atan bir ülke konumuna yükselttiklerini belirterek, "İnsansız hava aracı üretiminde dünyada lider pozisyona eriştik. 60 yıllık yerli ve millî otomobil rüyamızı, TOGG’la gerçeğe dönüştürdük. Artık imkânsız zannedilen Türkiye’nin girişimcileri başarıyor, Türkiye’nin mühendisleri hayalleri gerçeğe dönüştürüyor" dedi.


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin (Van YYÜ) ev sahipliğinde Doğu Anadolu Kariyer Fuarı (DAKAF’25) kapılarını açtı. Expo Fuar ve Kongre Merkezi’ndeki fuarın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleşen kariyer fuarının; bölgenin beşerî sermayesinin güçlendirilmesi, genç istihdamının artırılması ve üniversite-sanayi işbirliğinin pekiştirilmesi açısından verimli geçmesini temenni etti. Bakan Kacır, "İnsanlık, çağlar boyunca her seferinde sınırlarını aşarak yeni eşiklere ulaştı. Tarımdan sanayiye, sanayiden bilgi toplumuna evrilen bu süreçte fiziksel varlıklardan ziyade bilgi, teknoloji ve inovasyon ekonomik gücün merkezine oturdu. Bu tabloda insan kaynağının en değerli sermaye olduğu bilinciyle hareket eden ve yetenek gelişimini stratejik bir öncelik haline getiren ülkelerin, geleceğin liderleri olacağını söylememiz mümkün. Nüfusunun ortanca yaşı 34 olan bir ülke olarak birçok gelişmiş ülkeye kıyasla 10-15 yaş daha genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Biz, bu demografik avantajı ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma hedefimizin temel dayanağı olarak görüyoruz" dedi.



"Son 22 yılda büyük işler başardık"


"Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye için attığımız her adımın odağına insan kaynağımızı yerleştirerek son 22 yılda büyük işler başardık" diyen Bakan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Türkiye’yi; kendi eğitim uçaklarını, helikopterlerini, deniz platformlarını, kara araçlarını, uydularını geliştirebilen ve üretebilen, büyük atılımlara imzasını atan bir ülke konumuna yükseldik. İnsansız hava aracı üretiminde dünyada lider pozisyona eriştik. 60 yıllık yerli ve millî otomobil rüyamızı, TOGG’la gerçeğe dönüştürdük. Artık imkânsız zannedileni Türkiye’nin girişimcileri başarıyor, Türkiye’nin mühendisleri hayalleri gerçeğe dönüştürüyor. Elde ettiğimiz bu tarihi kazanımların devamını getirmek ve gençlerimizin potansiyelini ortaya çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biliyoruz ki günümüz dünyasında teknolojik dönüşüme öncülük yapan ve yön veren esasen gençlerdir. Bu anlayışla gençlerimizin hayallerini gerçeğe dönüştürebileceği ve geleceğin yetkinlikleriyle erken yaşlarda tanışabileceği iklimi inşa ediyoruz. 2018’den bu yana yurdun dört bir yanında düzenlediğimiz TEKNOFEST’ler ile gençlerimize ‘fikirden ürüne’ giden yolları açıyor, özgün ve milli teknolojiler üretme kabiliyetlerimizi daha da artırıyoruz. 81 ilimizin tamamında kurduğumuz dene yap teknoloji atölyelerimizde, gençlerimize bilim ve teknoloji dünyasının kapılarını sonuna kadar açıyoruz. Bilim merkezleri, bilim söyleşileri ve bilim fuarları, bilim olimpiyatları ve proje yarışmalarıyla bilim kültürünü güçlendiriyoruz. ‘Sektör Kampüste’ programımız ile üniversite öğrencilerine, sektör profesyonelleri tarafından güncel ve sahadan içeriklerle hazırlanarak zenginleştirilmiş dersler alma imkanı sunuyoruz. Milli Teknoloji Uzmanlık Programlarımızla; teknoloji geliştirme ve katma değerli üretim altyapımızın ihtiyaç duyduğu alanlarda, gençlerimizi geleceğin yetkinlikleriyle buluşturuyoruz. Üniversitelerimizdeki teknoloji kulüplerini güçlendirmek, yenilikçi fikirlerin önünü açmak ve gençlerimize Ar-Ge’den girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede destek sunmak amacıyla Milli Teknoloji Kulüpler Birliği Platformunu kurduk. Bu yıl sonuna kadar hayata geçireceğimiz 50 milli teknoloji atölyesi ile bilim ve teknoloji yarışmalarına katılan takımların ihtiyaç duyduğu her türlü makine, teçhizat ve sarf malzemelerini bir arada sunacağız. Bir yandan da öğrencilerin birlikte çalışarak yenilikçi projeler geliştirebileceği, işbirliği ve üretkenliği teşvik eden mekanlar oluşturacağız."



"Yürüttüğümüz eser ve hizmet siyaseti, hamdolsun meyvelerini veriyor"


Gençlerin doğru yetkinliklerle buluşması kadar önemli bir diğer hususun da, iş hayatına atıldıklarında hayalleriyle ve hedefleriyle örtüşen bir çalışma ortamına sahip olmaları olduğunu dile getiren Bakan Kacır, "Bu bakımdan kariyer fuarlarını, gençlerimizin gelecek projeksiyonlarını şekillendirmek için ilk temas noktalarından biri olarak değerlendiriyoruz. İlki 2019’da düzenlenen ve bu yıl 200’den fazla kamu ve özel sektörden paydaşla düzenlenen Doğu Anadolu Kariyer Fuarı, kısa sürede bölge gençlerimizin geleceklerini şekillendirmesi için yetkin bir adres haline geldi. Fuar, aynı zamanda bölgede yatırımları bulunan ve bölgeye yatırım planlayan öncü firmalarımız için de gençlerimizle bir tanışma vesilesi oldu. Son 22 yıldır ‘yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü’ şiarıyla bölgemizde yürüttüğümüz eser ve hizmet siyaseti, hamdolsun meyvelerini veriyor. Tarih boyunca pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapmış güzide topraklarımızı, bölgemizi hak ettiği konuma taşıdık. Yıllar yılı hizmetten mahrum bırakılmış, ötelenmiş olan Doğu Anadolu’yu yatırımın, üretimin, istihdamın çekim merkezi haline dönüştürdük" diye konuştu.



"Bölgemizin geleceğini değiştiren tüm bu atılımlara, yeni yatırımlara kararlılıkla devam edeceğiz"


"Bu dönemde bölgemizde yer alan illerimizde 4 yeni OSB kurduk ve toplam OSB sayısını 20’ye yükselttik" diyen Bakan Kacır, "Sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 2 bin 500 hektardan 6 bin 300 hektara çıkardık. OSB’lerimizde 65 binden fazla ilave istihdam sağladık. Yatırım teşvik sistemimizle 556 milyar lira yatırım tutarına sahip ve 317 bin vatandaşımıza gelir kapısı olacak 6 bin 553 yatırımı destekledik. Bölgemizin katma değerli üretim ve inovasyon altyapısının tesis edilmesinde önemli rol üstlenen 5 teknopark, 7 Ar-Ge merkezi ve 1 tasarım merkezi kurduk. Bölgemizin geleceğini değiştiren tüm bu atılımlara, yeni yatırımlara kararlılıkla devam edeceğiz. Kalkınmanın ve istihdamın odak noktası haline getirmeyi sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı Doğu’dan yükselen bir zeminin üzerine inşa edeceğiz. Bölgemizdeki her bir gencimizin potansiyelini keşfetmesi adına onlara her türlü imkânı sunmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.



"Gençlerimiz, ‘yapamazsınız’, ‘başaramazsınız’ diyenlere inat, tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi inşa edecek"


Van Valiliği ve Van Büyükşehir Belediyesiyle yapılan işbirliği doğrultusunda kentteki okulları, kütüphaneleri 758 binden fazla TÜBİTAK popüler bilim kitabıyla buluşturduklarını da dile getiren Bakan Kacır, "Az önce de 19. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasında, Van Bölge Proje sergisine katılan gençlerimizle bir araya geldik. Onların araştırmacı ruhla gerçekleştirdiği projeleri, bizzat kendilerinden dinleme imkanı elde ettik. Bu salonda yarınlarımızın umudu olarak, bir inci tanesi misali parlayan gençlerimiz de büyük ve güçlü Türkiye yolunda kilit rol oynayacak geleceğin bilim insanları, mühendisleri, teknisyenleridir. İnanıyorum ki gençlerimiz, ‘yapamazsınız’, ‘başaramazsınız’ diyenlere inat, ‘tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi inşa edecek. Türkiye Yüzyılı’nda Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın yarım kalmış hikâyelerini tamamlayarak ortaya koydukları çabayla, inanmışlık ve adanmışlıkla devralacağı mirası daha da ileriyle taşıyacak. Doğu Anadolu Kariyer Fuarı’nın tüm katılımcılarımıza, bölgemize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.


Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise 13 farklı bölgede gerçekleşen bu etkinliklerin, gençlerin kariyer yolculuğunda gerçek birer dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek, "Bu fuar, yalnızca bir kariyer etkinliği değil gençlerimizin hayallerini gerçeğe, iş dünyasının vizyonunu geleceğe taşıyacak güçlü bir köprüdür. Geçtiğimiz yıl, 2024’te, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak, beş kıymetli paydaş üniversitemizle birlikte DAKAF’24’e ilk kez ev sahipliği yaptık. 50 binden fazla gencimiz, 200’ün üzerinde kamu ve özel sektör temsilcisiyle bir araya geldi. Bu fuar, hem gençlerimizin geleceğe dair umutlarını pekiştirdi hem de iş dünyasına bölgenin potansiyelini ve yetenekli insan kaynağını daha yakından tanıma imkânı sundu. Bugün, o başarıyı DAKAF’25 ile daha da ileriye taşıyoruz" dedi.



"Van YYÜ, bu milletin evlatlarını yarınlara taşıyan bir ocak, bir medeniyet kalesidir"


"Van YYÜ, kurulduğu günden bu yana bilimin, kültürün ve yeniliğin merkezi olma misyonunu sürdürdü" diyen Şevli, "Bu misyon, sizlerin desteğiyle daha da güçlenmektedir. DAKAF’25, kamu, özel sektör ve sivil toplumun gençlerimize daha iyi bir gelecek sunma kararlılığının simgesidir. Bölgesel eşitsizlikleri kaldırmak, gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmek, hayallerine kavuşmalarını sağlamak bir görevdir, bir borçtur. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak bu şuurla hareket ediyoruz. Yeni Türkiye Yüzyılı’nda hedefimiz, sadece akademik bilgi değil, iş dünyasına uyum sağlayan, nitelikli bireyler yetiştirmektir. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisimizin Ulusal Staj Programı, Yetenek Kapısı, İŞKUR Gençlik Programı gibi imkanlarıyla, öğrencilerimizi geleceğe hazırlıyoruz. Van YYÜ, bu milletin evlatlarını yarınlara taşıyan bir ocaktır, bir medeniyet kalesidir" ifadelerine yer verdi.



"Van YYÜ, bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunmaktadır"


Bugün sadece bir üniversite olarak değil, bölgenin kalkınmasına katkı sağlayan, toplumsal gelişimi destekleyen, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir kampüs yaşamı oluşturan bir kurum olarak burada bulunduklarına vurgu yapan Rektör Şevli, konuşmasına şöyle devam etti:


"Van YYÜ, bölgesel kalkınmayı sağlamak için yaptığı önemli iş birlikleriyle, hem Van’ın hem de tüm Doğu Anadolu Bölgesi’nin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır. Van’da yürüttüğümüz kazı ve restorasyon projeleriyle, kültürel mirasımızı geleceğe taşımak için gösterdiğimiz özverili çalışmalar, her geçen gün bölgenin tarihine olan saygımızı ve bağlılığımızı pekiştirmektedir. Bu tür projeler, yalnızca eğitim değil, aynı zamanda toplum olarak birlikte daha güçlü bir gelecek inşa etme yolunda attığımız çok değerli adımlardır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, son yıllarda sağlık ve bilimde de önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Sağlık Bilimleri fakülteleri her yıl yüzlerce mezun verirken, Dursun Odabaş Tıp Merkezi, bölgenin tek 3. Basamak A.1 hastanesi olarak hizmet sunmaktadır. Van Teknokent, Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Cazibe Merkezleri Destekleme Programı kapsamında DAKA’nın destekleriyle kurulan Innovan Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla, girişimciliği ve inovasyonu teşvik ederek bölgesel kalkınmaya öncülük ediyoruz. Ayrıca, bugün burada yine Cazibe Merkezleri Destekleme Programı kapsamında Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve üniversitemiz ortaklığında hayata geçirilen Medya Uygulama ve Araştırma Merkezimiz tarafından profesyonel bir canlı yayın gerçekleştirmekteyiz. Uluslararası profesyonel TV yayını standartlarında teknik malzeme ve personelimiz aracılığıyla ülkemizde hiçbir üniversitemizin sahip olmadığı bu altyapımız için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve DAKA’ya en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sanayinin teknolojiye erişimini artırmak ve Ar-Ge inovasyonunu teşvik etmek amacıyla kurulan Van Teknokentimiz, 2022 Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi’nde Türkiye genelinde 20. sıraya yükselerek Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde lider konumuna ulaşmıştır. 2021 yılında ise genel sıralamada 16’ncı, Kuluçka Faaliyetleri kategorisinde Türkiye 3’üncüsü olan Van Teknokent, yetiştirdiği yetkinlikle fark oluşturmaktadır. Burada staj yapan üniversite öğrencilerimiz, şimdiye kadar çeşitli firmalarda istihdam edilmiş ya da kendi şirketlerini kurarak girişimcilik yolculuğuna adım atmıştır. Bugün burada bulunan genç girişimcilerimizin yenilikçi hayallerini gerçeğe dönüştürmeleri için Van Teknokent olarak her türlü desteği kararlılıkla sunmaya devam edeceğiz."


Fuarın açılışına Van Valisi ve Van Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ozan Balcı, Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli de katıldı.



Bakan Kacır: "İnsansız hava aracı üretiminde dünyada lider pozisyona eriştik"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda "kendi kendine geçer" inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki "etiketlenme" ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu "Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır" dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, "Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" diye konuştu. Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, "Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor" dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, "Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Erzurum ASKON Başkanı Turan: ’’Anneler geleceğin en güçlü güvencesidir’’ Anadolu Aslanları İş Adamları Erzurum Şube Başkanı Yavuz Selim Turan, Anneler Günü nedeniyle yayınladığı mesajda, "Bizi millet yapan değerlerin her birimizde hayat bulmasında, yaşatılmasında en çok annelerimizin payı vardır" dedi. Başkan Yavuz Selim Turan, annelerin hakkının hiç bir zaman ödenemeyeceğini ifade ederek: ’’Anne sadece insanı dünyaya getiren değil aynı zamanda insanın doğduğu andan itibaren hem koruyucusu, hem bakıcısı, hem de öğretmenidir. Sevgi ve şefkatle, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde büyük bir sorumluluk üstlenen annelerimiz, aile ve toplum hayatının temel direğini oluşturmaktadır. Bizi millet yapan değerlerin her birimizde hayat bulmasında, yaşatılmasında en çok annelerimizin payı vardır. Annelerimiz bize hayatı öğreten, bizi büyüten ve bizleri sevgisiyle ve şefkatiyle kucaklayan en değerli hazinemizdir. Onlar merhametin ve fedakarlığın vücut bulmuş halidir. Anneler günü, sadece biyolojik annelerin değil, aynı zamanda tüm anne ve annelik görevini üstlenen herkese hitap etmektedir" şeklinde konuştu. "Cennet annelerin ayakları altındadır" Toplumun temelini oluşturan aile kurumunu sevgisiyle ve fedakârlıklarıyla bir arada tutan, aile hayatını huzur ve mutluluk deryasına dönüştüren annelerin en değerli varlıklar olduğunu hatırlatan Turan, " Onların değerini kaybetmeden zamanında bilmek, başımıza taç etmek ve gönüllerini hoş tutmak bizler için bir görevdir. Yüce dinimizin "Cennet annelerin ayakları altındadır" ifadeleri ile kutsallıkları belirtilen annelerimiz, her zaman her şeyin en iyisine ve en güzeline layıktır. Bu duygu ve düşüncelerle, başta ülkemizin birlik ve beraberliği için canlarını feda eden şehitlerimizin ve gazilerimizin anneleri olmak üzere bütün annelerin Anneler Günü’nü kutluyor, huzur ve mutluluklar diliyorum. Bizleri bugünlere ulaştıran annelerimizin Mübarek Kurban Bayramını tebrik eder hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.
İzmir İzmir’de özel çocuk anneleri mutlu İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, "Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, "Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular" diye konuştu. "İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum" "Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor" diyen Okçu, anneliği "beklemek" kavramıyla tanımladı. "Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir" ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, "Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu" ifadelerini kullandı. "Artık çaresiz ve yalnız değiliz" Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, "Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum" sözlerine yer verdi. "Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik" Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, "Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi.
Erzurum Tanfer: ’’Anneler geleceğimizin mimarıdır" Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Anneler Gününedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Tanfer, "Annelerimize duyduğumuz saygı ve sevgi, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturur" ifadelerine yer verdi. Kent Konseyi Yürütme Kurulu Adına Başkan Tanfer, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi; "Annelik, insanlığın varoluşundan beri kutsal ve saygı duyulan bir kavram olmuştur. Annelerimiz, yaşamın yanı sıra sevgi, şefkat, merhamet ve insani değerleri de bizlere aşılayan, varlığımızın temelini oluşturan önemli varlıklardır. Anneler geleceğimizin mimarıdır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yetişmesinde annelerimizin rolü ve sorumluluğu unutulmayacak bir gerçektir. Toplumumuzun temel yapı taşları olan anneler, geleceğimizi şekillendiren önemli bir güçtür. Annelerimizin fedakarlıklarını ve emeğini hiçbir maddi değerle ölçmek mümkün değildir. Onlara gösterebileceğimiz en büyük saygı ve sevgi, sadece özel günlerde değil, her daim yanlarında olarak ve değer verdiğimizi göstererek hayatlarını kolaylaştırmak ve bunu içtenlikle ifade etmektir" dedi. ’Ana Gibi Yar Olmaz’ Annelere duyulan saygı ve sevginin, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturduğunu hatırlatan Tanfer, "Peygamber Efendimizin "Cennet, anaların ayakları altındadır" hadis-i şerifi, İslam dininin annelere verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. ’ana gibi yar olmaz’ atasözü ile, anneye hürmeti esas alan, anneliği dünyanın en müstesna mertebesi olarak gören kültür ve geleneğin temsilcileriyiz. Annelerimiz sabır, hoşgörü ve sevgi dolu yürekleriyle, toplumsal yaşamda huzur ve barışın tesisinde önemli rol oynamaktadır. Sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, paylaşmayı ve hoşgörüyü bizlere öğreten annelerimiz; ülkemizde mutluluğu ve huzuru tesis etmede en büyük gücümüzdür. Bu bilinçle annelerimize saygı duymak, onları sevgi ve şefkatle kucaklamak dinimizin gereğidir. Devletimiz de annelerimizin toplumda hak ettikleri değeri görmeleri ve daha iyi yaşam şartlarına sahip olmaları için yasal düzenlemeler yapmaktadır. Annelerimizin yaşam standartlarını yükseltmek ve onlara daha mutlu bir hayat sunmak toplum olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir. Bu vesileyle, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlar, Sevdiklerinizle birlikte nice mutlu ve huzurlu Kurban Bayramları geçirmenizi dileriz" şeklinde konuştu.
İzmir Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.