POLİTİKA - 20 Haziran 2025 Cuma 18:57

Hak-İş Genel Başkanı Arslan: "Çifte standarttan ve ikiyüzlü yaklaşımlardan vazgeçin"

A
A
A
Hak-İş Genel Başkanı Arslan: "Çifte standarttan ve ikiyüzlü yaklaşımlardan vazgeçin"

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) Genel Başkanı Mahmut Arslan, DEM Parti’ye çağrıda bulunarak, "Bu çifte standarttan ve ikiyüzlü yaklaşımlardan vazgeçin. Hak-İş olarak dün olduğu gibi bugün de bu topraklarda barışın, kardeşliğin ve birlikteliğin savunucusu olduk" dedi.


Van’daki belediyelerden çıkarılan çok sayıda işçinin DEM Parti’li İpekyolu Belediyesi önündeki eylemi 413 gündür sürüyor. Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Van’da bazı belediyeler tarafından işten çıkarılan işçilere destek ziyaretinde bulundu. İpekyolu Belediyesi önüne kurdukları çadırda eylemlerini sürdüren işçilerle görüşen Arslan, daha sonra kalabalığa seslendi. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra, ülke genelinde birçok işyerinde yaşanan işten çıkarmalara, sürgünlere, baskılara, tehditlere ve sendikalarından zorla istifa ettirme girişimlerine rağmen büyük bir direniş başlattıklarını ifade eden Arslan, "431 gündür büyük bir kararlılıkla sürdürdüğünüz bu onurlu mücadele, yalnızca Van’a ya da bölgeye değil; tüm Türkiye’ye ve başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyaya duyuruldu. Bu direnişiniz dünya kamuoyu tarafından bilindi, takdir edildi ve desteklendi. Yaşadığınız zorlukları yüreğimizde hissediyor, biliyor ve sizler için elimizden gelenin fazlasını yapmaya gayret ediyoruz. Burada yaptığımız her etkinliğin, yürüttüğümüz her çalışmanın amacı sizlerin haklarını savunmaktır. Hem Van’da, hem Türkiye’nin dört bir yanında hem de Ankara’da hukuki girişimlerde bulunduk. Gereken davaları açtık ve çok şükür, şimdiye kadar hiçbirini kaybetmedik. Açtığınız işe iade davaları tek tek olumlu sonuçlanıyor. İnşallah bu davaların tamamını kazanacağız. Kazanılan davaların gereğinin yerine getirilmesi için başta Van Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olmak üzere ilgili tüm belediyelere çağrımız nettir: Mahkeme kararıyla işe iade edilen arkadaşlarımız işlerine dönene kadar mücadelemiz sürecektir" diye konuştu.



"Çözüm zamanı yaklaştı"


Bölgeye gelmeden önce İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile bir görüşme yaptığını söyleyen Arslan, "Kendisi sizlere selamlarını iletti. Sorunun çözümü konusunda sorumluluğunun farkında olduğunu ve artık çözüm zamanının yaklaştığını ifade etti. Umuyoruz ki kısa süre içinde yargı kararlarının uygulanacağı bir çözüme ulaşacağız. Ayrıca Valimizi ve Belediye Başkan Vekilimizi de ziyaret edeceğiz. Bütün bu görüşmelerin tek amacı vardır: Sizlerin bir an önce işinize dönmesini sağlamak. Tek mücadelemiz, tek isteğimiz budur" şeklinde konuştu.



"İkiyüzlülüğü buradan kınıyoruz"


’Terörsüz Türkiye’ projesinin sadece ülkenin değil bölgenin de geleceğini yakından ilgilendirdiğini ifade eden Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu sürecin başarıya ulaşmasını, herkes gibi biz Hak-İş olarak da samimiyetle istiyoruz. Bu kapsamda, 413 gündür çeşitli etkinliklerle mücadele verdiğimiz belediyeler önünde, DEM Parti’den konfederasyonumuza bir görüşme talebi iletildi. Önümüzdeki hafta bu talebe yanıt vererek, yaşadığınız sorunları, baskıları ve zorlukları bizzat kendilerine aktaracağız. Ancak üzülerek ifade ediyoruz ki; bir yandan PKK’nın silah bırakması yönünde çağrılar yapılırken, diğer yandan bölgemizde DEM Partili belediyeler üyelerimize yönelik baskılarını artırmakta, arkadaşlarımız tehdit edilerek sendikamızdan koparılmaya çalışılmaktadır. Bu ikiyüzlülüğü buradan kınıyoruz. Bir taraftan barış, kardeşlik, ortak gelecek iddialarında bulunurken, diğer taraftan eski alışkanlıklara devam edemezsiniz. Bu çifte standarttan ve ikiyüzlü yaklaşımlardan vazgeçin. Hak-İş olarak dün olduğu gibi bugün de bu topraklarda barışın, kardeşliğin ve birlikteliğin savunucusu olduk. Bu bölgede kalmaya devam ettik ve en çok fedakârlığı yapan biz olduk. Bizim samimiyetimizi sorgulamak kimsenin hakkı değildir; ama biz bu samimiyetin karşısında ikiyüzlülüğü sorgularız. Bu topraklarda kardeşliğe, dayanışmaya, birliğe zarar verecek anlayışları terk edin. Artık anlayın ki; bu ülkenin birlik ve beraberliği çok güçlüdür ve bunu kimse bozamayacaktır."


Hizmet-İş Van Şube Başkanı Fatih Akdeniz ise ilk günden bu yana kendilerine destek veren ve her zaman yanlarında olan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’a teşekkür etti.



Hak-İş Genel Başkanı Arslan: "Çifte standarttan ve ikiyüzlü yaklaşımlardan vazgeçin"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."