ÇEVRE - 05 Mayıs 2025 Pazartesi 11:58

İnci kefalinin gece yolculuğu başladı

A
A
A
İnci kefalinin gece yolculuğu başladı

Van Gölü’nde yaşayan ve mayıs ayından itibaren suyun akışının tersine yüzerek tatlı sulara göç eden inci kefalinin muhteşem gece yolculuğu başladı.


Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan ve üreme döneminde suyun akışının tersine yüzerek tatlı sulara göç eden inci kefalinin engel tanımayan zorlu yolculuğu devam ediyor. Neslinin korunması için 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında avlanması yasaklanan inci kefali, Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyundan çıkarak 12 ayrı noktadan göle dökülen akarsulara yumurtalarını bırakmak için yaklaşık 15 gün önce başlattığı göçünü sürdürüyor. Önüne çıkan engelleri adeta uçarcasına aşan inci kefali, izleyenlere görsel şölen, dere kenarlarına akın eden martılara ise ziyafet sunuyor. İnci kefali, yoğun olarak göç ettiği yaklaşık 5 kilometre mesafedeki Erciş ilçesindeki Deli Çay ile 23 kilometre yol kat ederek Muradiye ilçesi balık bendine geliyor.



"İnci kefali yaklaşık 2 haftalık bir fizyolojik sürecini tamamladıktan sonra akarsulara göç ediyor"


Üç ay boyunca balıkların üreme yolculuğunu takip eden Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "İnci kefalinin Van Gölü’ne akarsulara göçmesi hem fevkalade hemde zorlu bir yolculuk. Çünkü Van Gölü Karadeniz’nden daha tuzlu binde 21 tuzluluğa sahip. Akarsular ise tatlı su. Dolayısıyla balık gölden hemen akarsuya giremiyor. Yaklaşık 2 haftalık bir fizyolojik sürecini tamamlıyor ve daha sonra yavaş yavaş akarsulara girmeye başlıyor" dedi.



"İnci kefalinin yenemediği tek bir düşman var o da insanoğlu"


Her bir balığın göç süresi yaklaşık 2 hafta sürdüğü ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "İki hafta boyunca balık hiç bir şekilde yem almıyor. 20 santimlik bir balık düşünelim devasa kayaları aşıyor. Balık ortalama 20 santimetre ama 2-3 metrelik kayaları zıplayarak geçiyor. Akıntıya karşı, martılara karşı, yılanlara karşı, büyük bir var oluş mücadelesi veriyor. İnci kefali bunların hepsini yeniyor, fakat yenemediği tek bir düşman var o da insanoğlu. İnci kefalinin bizim yardımımıza ihtiyacı var. Bunca zorluğu aşan inci kefalini kaçak avcılara yem etmemiz gerekiyor.



İnci kefalinin gece yolculuğu başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.