GÜNDEM - 27 Kasım 2025 Perşembe 14:55

Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor

A
A
A
Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor

Irak’ın Erbil kentinde hat sanatçılığı yapan 40 yaşındaki Muhammed Necat, Van’ın Erciş ilçesindeki Hıfzı Efendi Camii duvarlarını hat sanatı ile donattı.


Osmanlı başta olmak üzere birçok İslam ülkesinin cami duvarlarını süsleyen hat sanatı, Iraklı hattat Muhammed Necat’ın elinde hayat bulmaya devam ediyor. Asıl adı Şeyh Musa Azmi olan ünlü hattat Hamid Aytaç’ın çırağı olan babasından sanatı öğrenen Iraklı hattat, ülkesinde 50’den fazla caminin duvarlarını hat sanatı ile süsledi. Türkiye’de ilk defa Van’ın Erciş ilçesinde sanatını icra eden Hattat Necat, ilçede Hıfzı Efendi Camii’nin duvarlarını hat sanatı ile donattı.


Kur’an-ı kerimden çeşitli ayetleri cami duvarlarına aşkla işleyen Muhammed Necat, "40 yaşındayım. Babamdan bu işi öğrendim. Yaklaşık 14-15 yaşından beri bu işiyle uğraşıyorum. Babam 1978’de Hamid Aytaç’ın yanına gelmiş. İcazeti ondan almış. Ben de babamdan bu mesleği aldım, öğrendim. Küçüklükten beri bu cami işleriyle uğraşıyoruz. Allah’a şükürler olsun Erbil’de, Süleymaniye’de, Duhok’ta, Bağdat’ta bir çok cami yazdık. Ama ilk defa Türkiye’ye geliyorum. Yaklaşık 9-8 tane ayet burada yazıyorum. Erciş halkını çok sevdim. Ümit ederim ki Türkiye’nin diğer şehirlerinde de böyle eserler bırakmak istiyorum. Allah nasip ederse çalışmaya devam edeceğiz" dedi.



Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.