SAĞLIK - 09 Nisan 2025 Çarşamba 14:42

Uzmanlardan burun estetiği uyarısı

A
A
A
Uzmanlardan burun estetiği uyarısı

Van Lokman Hekim Hayat Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Ramazan Akın, son yıllarda özellikle burun estetiğine rağbetin arttığına dikkat çekerek, "Burun estetiğinde öncelik sağlık olmalıdır" dedi.


Burun estetiği ameliyatı, günümüzde en çok rağbet gören estetik operasyonları arasında yer alırken, 15-16 yaşlarındaki gençler bile daha iyi görünmek için burun estetiği yaptırmaya başladı. Estetik alanında en çok tercih edilen uygulamalardan biri olan burun estetiğine talebin her geçen gün artığını ifade eden uzmanlar, vatandaşlara tavsiyelerde bulundu.


Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Hayat Hastanesi KBB Uzmanı Operatör Dr. Ramazan Akın, hemen hemen her gün en az 5-10 kişinin burun estetiği için kliniğe başvurduğunu ifade ederek, "Sırf estetik kaygılarla burun estetiği yapılmaması gerekiyor. Önceliğimiz her zaman hastanın bir sağlık sorunu var mı? Neden hasta bize başvuruyor? Burun estetiğini isteme amacı ne? Bunları sorgulamak, hasta ile detaylıca konuşmak, bir sağlık sorununun olup olmadığını tespit etmek olmalıdır. Eğer hiçbir sağlık sorunu yoksa biz estetiği önermiyoruz. Ancak hastanın nefes problemi olmasa bile bazı durumlarda burun estetiği öneriyoruz. Hastanın burnunun yüzüne göre aşırı derecede büyük olması, özgüvenini kıracak derecede burun ucunun düşük olması ya da eğri olması durumunda estetik yapılabiliyor. Ancak öncelik sağlık olmalıdır" dedi.


Burun estetiğinde kişilerin özellikle hekim seçimini iyi yapması gerektiğinin altını çizen Akın, "Hekimini tercih ederken yetkisi olan bir hekim tercih etmeli ve bu konuda rinoplasti yapan cerrah bulmalıdır. KBB ve plastik cerrahları bu konuda yetki uzmanları olduğu için bunları öneriyoruz. Çünkü günümüzde bununla ilgili birçok merkez var. Hasta öncelikle ameliyat olacağı doktoru birebir tanımalı, görüşme yapmalı ve bu ameliyattan neler beklediğini bilmelidir. Aksi taktirde hem hasta için hem ameliyat yapan için istenmeyen durumlar olabilir" ifadelerini kullandı.


Eskiden burundan nefes almaya yönelik septoplasti ameliyatlarının çok sıklıkla yapıldığını belirten Akın, "Günümüzde artık septoplasti ihtiyacı olan hastalar, ‘Hani burnumu yaptırmışken, nefes alma problemini gidermişken, beraberinde burnumun şeklinin de biraz değişmesini istiyorum’ diye bize gelmektedir. Günümüzde artık septoplastik ameliyat sayısı azalmışken; nefes alma problemi halledilirken beraberinde estetiğin de yapıldığı ameliyatın ise çok yüksek sayılara ulaştığını görmekteyiz. Ayrıca eskiden kulak burun boğaz uzmanları tarafından estetik açısından çok önermeyen bu ameliyatlar, günümüzde bununla ilgilenen cerrah sayısının artması ve hastalar tarafından bunun çok yüksek şekilde talep edilmesi sonucu doğmuş bir şey. Biz de hastalarımızın nefes problemini çözerken, imkanlar ve olabilecek ölçüler dahilinde hastanın burun şeklini değiştirmekteyiz. Ancak şunun da bilinmesi gerekiyor ki estetiğin modası olmaz. ‘Şu an modadır, ben de gidip yapayım’ diye bir şey kesinlikle olmaması gerekiyor. Eğer hastanın bir sağlık problemi yoksa burnu da aşırı derecede büyük değilse, sırf burnu biraz kemerli, ucu biraz düşük veya hafif derecede büyük diye ameliyat yapılmaması gerekiyor. Biz bunu önermiyoruz. Çünkü her ameliyat iyiye gidebildiği gibi riskleri de var. Bir şeyi yapmaya çalışırken; daha kötüye de gidebilir, komplikasyon gerçekleşebilir. Bu işin modası olmaz. Çünkü 5 yıl geçer, bu sefer kemerli burun moda olur, gelir başka bir şey ister. Kesinlikle sağlık sorunu yoksa biz buruna dokunulmaması taraftarıyız" diye konuştu.


Ameliyat sonrası hastaların dikkat etmesi gereken noktalara da değinen Akın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ameliyat yaptım, oldu ve bitti diye bitmiyor. En az 2 yıllık süren bir iyileşme süreci var. Hasta bunun bilincinde olmalıdır. Çünkü 2 yıl içerisinde burun çeşitli değişimler geçiriyor. Hasta buna dikkat etmek zorunda. Belli şeyleri yapmayacak, önerdiğimiz takiplere gelecek. Ayda bir, 3 ayda bir ve 6 ayda bir kontrollerini yapacak, darbe almayacak, eğer hasta erkek bir hastaysa futbol hayatına ara vermek zorunda kalacak. Yani bazı şeylerden feragat edecek. Belki de bütün hayatınız etkileyecek. 6 aydan önce gözlük takmamasını, 3 ay boyunca hamam, sauna ve yüzme gibi aktivitelerde bulunmamasını, verilen masajları uygulamasını ve burun bakımını yapmasını öneriyoruz."


Hastalar ise burun estetiğinin öncelikli olarak sağlık amaçlı olması gerektiğini vurguladı.



Uzmanlardan burun estetiği uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Ömrünü adadığı 3 engelli evladına gözü gibi bakıyor Hatay’da yaşayan Edibe Koçak, akraba evliliğinden dolayı engelli doğan 3 çocuğuna 52 yıldır bıkmadan ve usanmadan gözü gibi bakıyor. Evlatlarının engelli olması nedeniyle her Anneler Günü’nü buruk geçiren Koçak, engelli evlatlarının emekleyerek kendisine çiçek verip elini öpmesinden dolayı çok mutlu olduğunu belirterek son nefesine kadar evlatları için yaşayacağını söyledi. Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan Edibe Koçak ile Kemal Koçak çiftinin çocukları; 51 yaşındaki Orhan, 48 yaşındaki Melek ve 46 yaşındaki Yusuf akraba evliliği nedeniyle zihinsel ve bedensel engelli olarak doğdu. Koçak çifti, engelli evlatlarına 52 yıldır bıkmadan usanmadan bakıyor. Evlatlarının her birini ayrı seven fedakar anne Koçak, engelli evlatlarının bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Anneler Günü’nü buruk geçiren anne Edibe Koçak, engelli evlatlarının emekleyerek kendisine çiçek verip elini öpmesinden dolayı çok mutlu olduğunu belirterek tek isteğinin ise evlatlarına son nefesine kadar kol, kanat gerebilmek olduğunu söyledi. "Bazen zorlanıyorum ama yapacak bir şey yok, onlar benim canlarım seve seve bakıyorum" Evlatlarına gözü gibi baktığını ve her şeyleriyle kendisinin ilgilendiğini ifade eden Koçak, "Benim toplamda 3’ü engelli 2’si sağlıklı 5 çocuğum var. İbrahim ve Ayhan evlatlarım sağlıklı iken Orhan, Melek ve Yusuf ise engelli evlatlarımdır. Evlatlarım sabah kalktıklarında ellerini yüzlerini yıkarlar ve dişlerini fırçalarlar. Yusuf ile Melek dişlerini kendileri fırçalayabiliyor ancak Orhan’ın temizliğini ben yapıyorum ve ona ben bakıyorum. Kahvaltılarını yaptırıyorum ve ilaçlarını içirdikten sonra kendi evimin işlerini yapıyorum. Bazen zorlanıyorum ama yapacak bir şey yok, onlar benim canlarım seve seve bakıyorum" dedi. "Rabbim bu emanetlerini teslim etmeyi nasip etsin" Akraba evliliğinden dolayı 3 evladının engelli doğduğunu ifade eden fedakar anne Koçak, "Çocuklarımın engelli olmasının sebebi akraba evliliğiydi ama çocuklarımın hepsini çok seviyorum. Çocuklarım sağlıklı veya engelli olsun fark etmez. Çocuk, çocuktur. Her zaman çocuklarımın arkasında olacağım. Evlatlarıma tam 52 senedir bakıyorum. Biri 52, biri 48, diğeri ise 46 yaşında. Allah’tan tek isteğim, evlatlarımı Rabbime emanet edene kadar yaşamak. Rabbim bu emanetlerini teslim etmeyi nasip etsin. Hayatta kaldığım müddetçe onlara bakacağım. Canlarımı bırakmayı asla düşünmedim düşünmem de. Onlar benim hayattaki en değerli hazinem ve tatlı canlarım. Bazen kendi aralarında sürekli kavga ediyorlar ama en sonunda barışıyorlar. Bana bir çiçek getirip yanıma gelseler yeter, başka bir şey istemem yeter ki çocuklarım iyi olsun" ifadelerini kullandı.
Antalya Sosyal medyayı sallayan ikili: Anne ve 7,5 aylık kızı izleyenlerin yüzünde tebessüm bırakıyor Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde yaşayan Elif Özer ile 7,5 aylık kızı Gökçe’nin günlük yaşamlarından paylaşılan görüntüler, sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Anne-kızın samimi anları izleyenlerin yüzünde tebessüm oluşturuyor. Gündoğmuş ilçesinde yaşayan Elif Özer Küçük (30) ile Hüseyin Küçük çiftinin 7,5 aylık kızları Gökçe’nin gezmeyi seven halleri sosyal medyada gündem oldu. Anne Özer’in, eşine kızını göstermek amacıyla çektiği görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından videolar kısa sürede viral oldu. Küçük Gökçe’nin sürekli dışarı çıkmak istemesiyle kızını sırtına alan anne, yeni yerler keşfetmek için sürekli geziyor. Anne-kızın doğal halleri sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlenip beğeni alıyor. "Aynı pozisyonda kalmak istemeyen bir bebek" Kızının sürekli hareket halinde olmak istediğini belirten anne Elif Özer, "Aynı pozisyonda kalmak istemeyen bir bebek. Onu sürekli gezdirmek ve yeni şeyler keşfetmek zorundayız. Bu yüzden de köye geldik. Havanın güzel olduğu günlerde sabah, öğle ve akşam dışarıya çıkarıyorum. Hiçbir anı kaçırmıyoruz" dedi. "Annelik insana doğduğu andan yüklenen bir şey" Anneliğin tarif edilmesi zor bir duygu olduğunu ifade eden Özer, Annelik insana doğduğu andan yüklenen bir şey. Onun ihtiyaçlarını anlayıp karşılık vermek durumunda kalıyorsunuz. Bu durumdan çok mutluyum. Kızımla inşallah daha güzel yerlere geliriz. Onunla birlikte güzel bir hayat yaşamayı istiyorum" diye konuştu.
İstanbul Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi İstanbul’da yaşayan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, karnındaki şişlik ve ağrının kabızlıktan olduğunu düşünerek doktora gitmeyi ihmal etti. Adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaşan Samanlı’nın karnındaki şişliği 22 kiloluk tümörden kaynaklandığı tespit edildi. Ameliyatla tümörü alınan Samanlı, "Nefes alamıyordum, taş gibi bir şeydi. Neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı, o korkuyla kendimi acile attım. Kabızlık diye düşündüm çünkü sık sık oluyordum. Hatam oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, ise "Devasa bir kitle saptadık, ameliyat 6 saat kadar sürdü. 50 cm civarında, yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi, üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz" şeklinde konuştu. İstanbul’da yaşayan 2 çocuk annesi 62 yaşındaki Şükran Samanlı, edinilen bilgiye göre bir süre önce karnında şişlik ve ağrı hissetmeye başlarken durumu zaman zaman yaşadığı kabızlık gibi problemlere bağladı. Samanlı, bu süreçte doktora gitmezken karnı adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaştı. Neredeyse nefes alamaz hale geldiğindeyse İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurdu. Hastanın devasa şişkinlikteki karnını gören hekimler büyük şaşkınlık yaşadı. 13 Mart’ta yatışı yapılan hasta tetkiklerin ardından jinekolojik onkoloji bölümüne yönlendirildi. Op. Dr. Emin Erhan Dönmez ve ekibinin yaptığı incelemelerde Samanlı’da yumurtalıktaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile oluştuğu ifade edilen yumurtalık tümörü tespit edildi. Genellikle sinsi ilerlediği belirtilen kasık ağrısı, karında şişlik gibi durumlar oluşturabildiği aktarılan hastalığa karşı Op. Dr. Dönmez ve ekibi hemen harekete geçti. Hastanın hem hareket kabiliyetini sınırlandıran hem organlarına baskı yaptığı belirlenen kitle için ameliyat kararı alındı. Yapılan tüm hazırlıkların ardından 7 Nisan’da gerçekleşen başarılı operasyonla yaklaşık 50 cm ve 22 kilo civarındaki kitleden kurtulan hasta da rahat bir nefes aldı. Samanlı, 23 Nisan’da taburcu edilirken tedavisinin devam edeceğini belirten Op. Dr. Dönmez, hastasının durumu ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. Dönmez, kişilerin bedenlerinde herhangi bir farklılık hissettiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurması gerekliliğine dikkat çekti. Öte yandan hastanın karnındaki devasa şişlik ameliyat öncesi hali ve tıbbi görüntülemelere yansıyan görüntüsüyle gözler önüne serildi. "Kabızlık diye düşündüm, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı" Yaşadıklarını anlatan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, "Korkuyla geldim, ne çıkacak ne olacak diye panik yaptım. Gücüm kalmadı, nefes alamıyordum, acile yatırıldım. Ameliyata girdim, şimdi rahatım, nefesimi çok rahat alıyorum. Çok kötü bir şeydi, karnımda ne olduğunu anlayamadım, gebelik gibi değil. Gebelikte yine bir esneklik olur, bu taş gibi bir şeydi. Midemin üstüne çıkmıştı, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı. O korkuyla kendimi acile attım, böyle bir şeyle karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmedi. 2,5-3 ay bekledim, benim de hatam oldu. Karnımı görseniz korkardınız, taşınmaz hale geldi. Yusyuvarlak, şekilsiz yamulmalar oldu, yattığım zaman alt taraflarda göçme oluyordu, sonra taşlaşıyordu. Kabızlık falandır diye düşündüm çünkü sık sık kabız oluyordum. Bende de hata oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. "Beni torunuma kavuşturun dedim" Samanlı, "Kişilerin şüphelendikleri zaman bir an önce hastaneye gitmelerini tavsiye ediyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Doktor bey ameliyata karar verince beni torunuma kavuşturun hocam diye gözlerinin içine baktım, o günü hiç unutmuyorum. Öksüz torunum var, ona bakıyorum sadece onu düşündüm. 78 kilo civarlarındaydım şimdi 57 küsurlardayım. Halimi görenler ‘Neyi bekliyorsun, doktora git, git’ diyorlardı, neyle karşılaşacağımdan o kadar korktum ki o yüzden bu duruma geldim. Kimse korkmasın hele ki böyle bir hoca ile karşılaştığı zaman çok teşekkür ederim" "Kitlenin bir anda kaldırılması hayati risk ortaya çıkarabilirdi" Hastasına ilişkin konuşan Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, "İlk acil servisimize karında son 2 aydır giderek artan şişkinlik ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. İlk tetkiklerinde karnı dolduran kitle olması üzerine bize konsülte edildi, gerçekten pelvik bölgeden diyaframa kadar hatta akciğeri itecek kadar büyük, devasa bir kitle saptadık. MR ve ultrasonografik değerlendirmelerde kitlenin yumurtalık tümörü olduğunu düşündük. Her iki akciğerin alt loblarında sönme olmuştu, kanın oksijenlenmesi bozulmuştu. Bunun sebebi de kitlenin akciğere ve diyaframa yapmış olduğu baskı. Hasta o kadar büyük bir kitleyle gündelik işlerini yapmakta, yürümede, sağa sola dönmede zorluk çekiyor hatta rahat bir uyku bile uyuyamıyordu. Bizi zorlu bir süreç bekliyordu, farkındaydık. Ameliyat 6 saat kadar sürdü, tüm karnı dolduran yaklaşık 50 cm civarında bir kitle saptadık. Kitlenin bir anda damarların üzerinden kaldırılmasıyla hastanın hemodinamisi bir anda bozulabilir, dolaşımsal ve solunumsal hastanın hayati riskini ortaya çıkarabilecek komplikasyonlar olabilirdi" dedi. "Yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz" ‘Kontrollü şekilde yaklaşık 6-7 litresini ameliyat esnasında boşalttık’ diyerek ve hastanın tedavisinin sürdüğünü aktaran Op. Dr. Dönmez, "Kitleyi çevre dokulardan, yapışmış olduğu organlardan yavaş yavaş ayırarak total olarak çıkardık. Ameliyattan önce hastamızın kilosu yaklaşık 79 kilo iken ameliyattan sonra 57 kilo civarında. Kitlenin yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Farkındalık oluşturmak istediğimiz olay; bedenlerinde herhangi bir değişiklik saptadıklarında, bu kadar büyük bir kitleye ulaşmadan sağlık kuruluşlarına bir an önce başvurmaları. 10 cm’lik ile 50 cm’lik bir kitleyi ameliyat etmek aynı zorlukta olmayacaktır. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi ilerliyor, 70-80 kadında bir gözükebiliyor. Meme ve rahim kanserine göre sıklık olarak daha az ama klinik belirti vermediği için genelde yüzde 70-75’ini ileri evrelerde saptıyoruz. Daha mortal gidebiliyor" şeklinde konuştu. "Üçüz gebelik boyutunda hatta daha büyüktü" Hastalığın sinsi olduğunu ifade ederken dikkat edilmesi gereken belirtilere yönelik bilgi veren Op. Dr. Dönmez, ‘Hastamızda olduğu gibi karında büyüme, mideye baskı yaptığı için yemek yiyememe, erken doyma, hazımsızlık, bağırsaklara baskı yaptığı için gaz deşarjında ve büyük tuvalet alışkanlıklarında değişkenlik’ diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bütün kadınlarımıza yıllık jinekolojik muayeneyi öneriyoruz. Hastamız şanslıydı çünkü tümör karın içerisine dağılmamıştı. Bazı tümörler 2 santim iken tüm karına yayılabilir, bazı tümörler de 50 santime kadar herhangi bir patlama olmadan büyüyebilir. Kitle dışarıdan görünüm olarak bir üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz. Gebelikte süreç birazcık daha uzun, yavaş yavaş karın büyüdüğü için toleransı biraz daha fazla olabiliyor. Yumurtalık tümörleri hızlı büyüdüğü, yaklaşık 2-3 ay içerisinde bu boyuta ulaştığı için toleransı biraz daha düşük oluyor"
Erzurum Down sendromlu annesinin sosyal alan ve anlayış isteği Erzurum’da yaşayan 52 yaşındaki Nuran Sağlam, 20 yaşındaki Down sendromlu oğlu Muhammet Hanifi Sağlam ile yaşadığı zorlukları anlattı. Anne sağlam, sosyal alan konusunda destek istedi. Üç çocuk annesi Sağlam, Anneler Günü’nü buruk geçirdiğini belirtirken, özel çocuk sahibi ailelerin yaşadığı sosyal sorunlara dikkat çekti. Oğlunun koyu bir Galatasaray taraftarı olduğunu söyleyen anne Sağlam, özel çocuklar için sosyal yaşam alanları yapılmasını istedi. "Çocuklarımızın aktivite yapacağı spor salonları açılsın" Anneler Günü’nde oğlunun da kendisine hediye almasını ve duygularını anlatmasını çok istediğini söyleyen Sağlam, "Konuşamadığı için, anlatamadığı için dışarı çıkaramıyorum. Haftada iki gün okula geliyoruz. Okulda da hocalarımız çok ilgileniyor. Ama çocuklarımızı götüreceğimiz yerler olsun. Oyunlar oynasınlar, toplar, havuzlar, yüzme yerleri olsun. Biz de isteriz ki öyle yerlerde çocuklarımızı da götürelim, dolandıralım. Sürekli evde oldukları için abur cubur çok yedikleri için sürekli kilo alıyorlar. Evde de sürekli oturtamıyorum. Dışarı çıkardığımda halkımız istemiyor. Parka götürüyorum, parkta diyorlar ki ‘Getirmeyin bu çocukları, içeri götürün.’ Biz bunları ne yapmalıyız? Büyüklerimiz yardımcı olsunlar. Zorluklarım, çocuğumu dışarı çıkardığımız zaman halkımızın istememesi. Parka, bir yerlere götürdüğüm zaman ‘Bunu içeri götür, içimize getirme’ diyorlar, oynatmıyorlar. Ben de büyüklerimizden benim çocuklarım ve tüm özel çocuklarımız için bir spor salonu yapılmasını rica ediyorum. Özellikle biz de serbest çocuklarımızı götürelim, oynatalım, enerjilerini atsınlar, ondan sonra da çıkıp evimize gelelim. Yoksa ben dışarı çıkaramıyorum. Çıkardığım zaman hiç kimse istemiyor parkta çocuğumu" diye konuştu. "Osimhen ve Icardi’den forma istiyorum" Çocuğunun bir Galatasaray sevdalısı olduğunu dile getiren Sağlam, "Victor Osimhen ya da Mauro Icardi forması sürekli üzerinde, hiç çıkarmıyor. Ben de onlardan imzalı forma ya da çocuğuma ulaşmalarını istiyorum" dedi.