TEKNOLOJİ - 18 Eylül 2024 Çarşamba 16:09

Uzmanlardan çağrı cihazı uyarısı

A
A
A
Uzmanlardan çağrı cihazı uyarısı

Van’da bilişim uzmanı Bilgin Berge, İsrail’in Lübnan’a düzenlediği siber saldırıyı değerlendirerek, “Haberleşme özelliği olan her şey risklidir. Özellikle radyo frekanslarının herkes tarafından kolayca kullanılmaması gerekiyor” dedi.


İsrail’in Lübnan’a düzenlediği siber saldırıda iletişim cihazlarının patlatılması sonucu 9 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişi de yaralandı. Siber saldırı sonrası ‘Pager’ olarak adlandırılan ve Hizbullah tarafından kullanılan iletişim cihazları gündem olurken, uzmanlar bu konuda uyarılarda bulundu. Van’da 19 yıldır bilişim sektöründe hizmet veren 4B Yazılım sahibi Bilgin Berge, İsrail’in Lübnan’a düzenlediği siber saldırıyı değerlendirerek, “Herkesin dilinde bu aralar telefon patlatma olarak geçiyor ama bu bir çağrı cihazı. Öncelikle çağrı cihazı ile telefonları birbirine karıştırmakta fayda var. Günümüzdeki telefonlar sim kartla çalışır, dolayısıyla burada bir baz istasyonu vardır, çağrı cihazları ise radyo frekansları ile çalışır. Dolayısıyla burada da bir kablosuz haberleşmeden bahsediyoruz. Kablosuz haberleşme olduğu için bu baz cihazlara erişmek oldukça basittir. Böyle bir saldırı mümkün tabi, burada saldırının ne şekilde yapıldığını irdelemekte fayda var. Ben kendimce ufak bir araştırma yaptım. Öncelikle cihazları üreten firma, cihazların kendileri tarafından üretilmediği yönünde bir açıklama yapmış. Lisans verdiği bir firma tarafından üretildiği yönünde açıklama yapmış. Yine bu firmanın internet sayfasında, hakkımızda sayfası ile ürün sayfasının erişilemez olduğunu görmekteyiz. Firma, cihazın teknik özelliklerini, cihaz görsellerinin çok fazla yayılmasını istemiyor. Yüksek ihtimalle çağrı cihazlarına saldırmak isteyenler, bu çağrı cihazlarının sinyallerini tespit ettiler. Daha sonra aynı sayıda cihaz ürettirdiler. Zaten bu cihazlar 95 gram ağırlığında olduğu için en fazla 10-20 gram patlayıcı kullanabilirsiniz. Patlama riski daha fazla olan batarya yerleştirildiğini düşünüyorum. Dolayısıyla firma, sosyal mühendislik yöntemiyle tespit ettiği cihazlara sahte bir mesaj atarak cihazların değiştirilmesini istemiştir. Böylelikle kullanıcılar da cihazlarını değiştirmişlerdir ya da o an bir değiştirme noktası belirlemişlerdir. Dolayısıyla saldırı yapacakları günü beklemişlerdir. Burada da şuna dikkat etmişlerdir. Cihazlar aynı frekansa geldiler mi? Yoğunluk var mı? Ona bakmışlar. Çünkü patlatılan cihazların hepsinin benzer lokasyonlarda olduğunu görmekteyiz. Bu frekanslar birbirine yaklaştı. Arka tarafta saldırganlar bir sinyal gönderdiler. Tabi bu sinyal bir mesaj olabilir, sesli komut da olabilir. Ardından da cihazlar kendilerini patlatmışlar. Durumun böyle olduğunu düşünüyorum” dedi.


Haberleşme özelliği olan her şeyin riskli olduğuna dikkat çeken Berge, “İnsanlar bir sırrını bile başkasına anlattığında, o sırrının dahi başkalarına gittiğini görmekteyiz. Dolayısıyla riski azaltabiliriz. Bunun içinde radyo frekanslarının herkes tarafından kolayca kullanılmaması gerekiyor. Yetkililer tarafından bunun denetlenmesi gerekiyor. Otoparklarda radyo frekansları kullanılıyor ve herkeste buna çok rahat ulaşabiliyor. Bunların yetkilendirilmesi, en azından denetlenmesi gerekiyor. Çünkü saldırganlar sürekli tetiktedir ve sürekli bir yerlere saldırma peşindeler. Böyle olunca da bir şeyler ele geçiriliyor” diye konuştu.



Uzmanlardan çağrı cihazı uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çankırı Eczacılık ve sağlığın sembolü sayılan 791 yıllık kadehe sarılı yılan heykeli bu müzede sergileniyor Selçuklu dönemine ait darüşşifa geleneğini yansıtan, eczacılık ve sağlığın sembolü olarak bilinen "kadehe sarılı yılan" Çankırı Müzesinde sergileniyor. Selçuklu döneminde darüşşifa geleneğini yansıtan, tıp ve eczacılığın sembolü olarak kabul edilen "kadehe sarılı yılan" heykeli, Çankırı Müzesi’nde sergileniyor. Taş Mescit’ten (Cemaleddin Ferruh Darüşşifası) çıkartılan eser, sağlık ve tıp tarihi açısından önemli buluntular arasında bulunuyor. 1235 yılında yapılan darüşşifada işlenilen heykelde bulunan yılan şifa ve yenilenmeyi, kadeh ise ilacın ya da şifalı suyun sunumunu temsil ediyor. Orijinal haliyle sergilenen heykel, müzede en çok ziyaret edilen objeler arasında yer alıyor. "Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır" Heykelin orijinal halinin Çankırı Müzesinde sergilendiğini söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, "Çankırı Müzesi, Etnografya bölümünde eczacılığın sembolü kadehe sarılı yılan bulunmaktadır. Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır. 1235 yılında Selçuklu döneminde yapılan Çankırı Darüşşifasında işlenen heykel, eczacılığın ve sağlığın sembolüdür. Orijinali ise bu müzede sergilenmektedir. Kadehe sarılı yılan eczacılığın sembolü olduğundan dolayı ilimize gelen ziyaretçilerin müzemizde en çok ziyaret ettiği objelerin başında gelmektedir. Gelen yeri ve yabancı turistlerden ise yoğun ilgi görmektedir. Bu heykel sayesinde tıp dünyasından birçok ziyaretçimizi müzemizde ağırlama imkanı bulmaktayız" dedi.
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.