ÇEVRE - 25 Mart 2026 Çarşamba 12:24

Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları

A
A
A
Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları

Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü’ne bakıldığı zaman durgun, uçsuz bucaksız bir su kütlesi göründüğünü fakat işin aslının daha farklı olduğunun altını çizerek, "Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikanın çarklarının dönmesi, çalışması gibi devasa bir fabrika çalışıyor. Van Gölü aslında geceleri uyumuyor. Aksine gün boyu fotosentez yaparak, besin üreterek içerisinde mikroskopik binlerce canlıyı besliyor" dedi.


Van Gölü 3 bin 712 kilometrekare alan ile Türkiye’nin ve dünyanın en büyük tuzlu ve sodalı gölü. Nemrut Dağı’nın patlamasıyla oluşan volkanik set gölü olan Van Gölü’nün derinliği 451 metre olarak ölçülürken sodalı ve tuzlu bir su yapısına sahip. Çok sayıda koyu bulunan Van Gölü, ortalama olarak denizden yüksekliği bin 646 metre. Gölün ortalama derinliği 171 metre, en derin yeri ise 451 metre. Gölün tarihi ve turistik özelliğe sahip 4 adası, 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi.



"Van Gölü’nde 2 tür balık yaşıyor"


Van Gölü’nde 2 tür balık yaşıyor. Bunlar; inci kefali ve 2018 yılında Van İl Jandarma Komutanlığı Su Altı Timinin, Van Gölü’ndeki dalış eğitimi sırasında 13 metre yükseklikteki bir mikrobiyalitlerin içerisinde yaşadığını tespit ettiği siyah benekli küçük mercan balığı. Bu yeni balık türü ile ilgili araştırmalar devam ediyor.



"İnci kefali 20 bin kişiye geçim kapısı oldu"


Dünyada sadece Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan endemik balık türü olan inci kefali, kentin ekonomisine sağladığı gelirle de dikkat çekiyor. Sadece üreme dönemlerinde tatlı sulara göç ederek yumurtalarını bırakan inci kefalinin neslinin sürekliliği için her yıl 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında av yasağı uygulanıyor. Ekonomik değeri yüksek olan bu balık, bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı. Şu anda yaklaşık 20 bin kişi, inci kefali sayesinde geçimini sağlıyor.



"Göl sularının altında devasa bir fabrika çalışıyor"


Van Gölü’nün 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla beraber ülkemizin en büyük gölü ve aynı zamanda sodalı yapısıyla beraber dünyanın en büyük sodalı gölünü oluşturduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Kıyıdan Van Gölü’ne baktığımız zaman aslında durgun, uçsuz bucaksız bir su kütlesini görüyoruz. Fakat işin aslı bu zannettiğimizden daha farklı. Göl sularının altında adeta büyük bir fabrikanın çarklarının dönmesi, çalışması gibi devasa bir fabrika çalışıyor. Van Gölü aslında geceleri uyumuyor. Aksine gün boyu fotosentez yapıp besin üreterek içerisinde mikroskopik binlerce canlıyı besliyor. Gölün endemik türü olan ve önemli bir ekonomik, ekolojik değere sahip olan inci kefallerinin yaşamı için uygun bir zemin hazırlıyor. Şu andaki haritada gördüğümüz Van Gölü’ndeki klorofil-a yoğunluğunu gösteren Van Gölü Van Gölü’ne ait Sentinel uydu haritaları. Burada yeşilden kırmızıya doğru dönüşen renkler adeta Van Gölü’nün kan değerleri gibi. Buradaki renklerin bize söylediği aslında çok önemli anlamlar yüklü. Kırmızı renkler klorofiller konsantrasyonunun çok çok yüksek olduğu noktaları gösteriyor. Sarı biraz daha düşük, yeşil ise klorofiller konsantrasyonunun en düşük olduğu değerleri gösteriyor. Erciş körfezi şu gördüğümüz bölge. Van Gölü’ne en büyük su girdisi buralardan oluyor. Suların getirmiş olduğu besin tuzları burada güneş ışıklarıyla buluşarak biyolojik döngü başlıyor. Bu döngünün sonucunda inci kefallerinin gölde yaşayan inci kefallerinin ana besin kaynağı olan planktonları besini aslında üretmiş oluyoruz. Dolayısıyla Van Gölü aslında 7/24 çalışan koca bir fabrika gibi. Bu çalışması Van Gölü’nü ayakta tutuyor. Kendisini sürekli deniliyor" diye konuştu.



"Van Gölü’nün suyu sürekli hareket halinde bir yerden bir yere gidiyor"


Göldeki kirliliğe değinen Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "Ta ki üzerine gelen kirlilik, besin yükü belli bir seviyede kalana kadar. Şayet bu seviyeler aşıldığı zaman Van Gölü’nün geleceğinden bahsetmemiz mümkün değil. İşte Van Gölü aslında kendi kendini yenileyen, sürekli her gün yeniden var olan canlı bir ekosistem. Şu andaki gördüğümüz bu şekiller aslında biz akıntıları da ifade ediyor. Yani Van Körfezi’nde saat yönünde dönen bir akıntıyı görüyoruz. Yine Erciş körfezindeki akıntıları görüyoruz. Yani Van Gölü’nün suyu sürekli hareket halinde bir yerden bir yere gidiyor. Bu da gölün canlı ve sağlıklı kalmasına imkan tanıyor. Şayet içerisindeki bu su döngüsü olmasa yani yüzeydeki sular dibe, dipteki sular yüzeye veyahut da yatay bir karışım olmasa göl daha hızlı yaşlanıp ölüme gider. İşte bu hareketle beraber Van Gölü kendini canlı tutuyor" dedi.



"Çoğu kişi gölü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi zannediyor"


Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü’ne kıyıdan baktığınızda gördüğünüz o uçsuz bucaksız durgun mavi, aslında büyük bir sırrı gizliyor. Çoğu kişi gölü cansız, sadece sodalı bir su kütlesi zannediyor. Ancak işin aslı sanıldığından çok daha farklı hikaye saklıyor. Göl aslında nefes alıyor. Haritadaki o canlı renkler, gölün "kan değerleri" gibi. Yeşilden kırmızıya dönen her ton, suyun içindeki mikroskobik yaşamın, yani klorofilin nerede yoğunlaştığını gösteriyor. Bu demek oluyor ki; dışarıdan sakin ve hareketsiz görünen bu devasa yapı, aslında kendi içinde muazzam bir biyolojik mesai harcıyor. Van Gölü uyumuyor; aksine, fotosentez yaparak, besin üreterek ve binlerce canlıya zemin hazırlayarak sürekli nefes alıyor. Bilimin penceresinden yaşayan bir organizma klorofil-a verileri bizim için sadece teknik bir ölçüm değil, gölün sağlığının bir karnesidir. Akarsu ağızlarından gelen besinlerin suyla nasıl harmanlandığını, inci kefalinin besin zincirinin nerede başladığını bu haritalar sayesinde net bir şekilde görebiliyoruz. Gölün bir köşesi diğerinden farklı tepki veriyor, sıcaklıkla beraber biyolojik tempo değişiyor. Yani karşımızda statik bir su kütlesi değil, her hücresiyle etkileşimde olan, dinamik ve yaşayan bir ekosistem var. Bu bir miras çağrısı. Bu veriler bize şunu söylüyor: Van Gölü sadece izlenecek bir manzara değil, korunması gereken canlı bir organizmadır. Suyun altındaki bu görünmez döngü bozulduğunda, gölün kalbi de durur. Bizim görevimiz, bu "yaşayan ekosistemi" anlamak ve o sessiz görünen ama aslında gürül gürül işleyen yaşam döngüsüne sahip çıkmaktır" şeklinde sözlerini tamamladı.



Van Gölü’nün derinliklerindeki sırları

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yenidoğan çetesi davasında yarın ara kararın açıklanması bekleniyor İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan ’yenidoğan çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı dava yarına ertelendi. İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan ’yenidoğan çetesi’ne yönelik düzenlenen 2’inci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61’e yükselmişti. Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen 8’inci duruşmada, aralarında Fırat Sarı’nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Sanık avukatları savunmalarına devam edecek Bugün görülen duruşma, sanık avukatlarının savunmaları ile devam etti. Avukatlar, sanıkların bir suç işlemediğini belirterek, müvekkillerinin tahliyelerini talep etti. Savunmaların ardından mahkeme heyeti, duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi. Yarın görülecek olan oturumda, sanık avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme heyetinin ara kararını açıklaması bekleniyor.
İstanbul Eyüpsultan’da parkta yan bakma kavgası cinayetle bitti İstanbul Eyüpsultan’da parkta alkol alan iki grup arasında yan bakma ve küfürleşme nedeniyle çıkan kavgada 34 yaşındaki adam, kırık cam şişenin böbreğine saplanması sonucu hayatını kaybetti. Olayla ilgili 5 kişi gözaltına alınırken, şüpheli olay sırasında alkollü olduğunu söyledi. Olay, 1 Mart akşamı Eyüpsultan Alibeyköy’de yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Hüseyin Koç (34) ve arkadaşları Hüseyin Ö. ve Ahmet A. akşam saatlerinde bir parkta alkol almaya başladı. Arkadaş grubunun yakınına gelen başka bir grup da alkol almaya başladı. Ardından iki grup arasında yan bakma ve küfürleşme nedeniyle tartışma çıktı. Çıkan tartışmada Hüseyin Koç, karşı taraftan birisiyle kavga etmeye başladı. Muhammet K, elindeki cam alkol şişesini yere vurup kırdıktan sonra Koç’un karnına sapladı. Ağır yaralanan Hüseyin Koç kanlar içinde yere yığılırken, iki arkadaşı da yaralandı. Şüpheli ve yanındakiler ise olay yerinden kaçtı. Ambulansla hastaneye kaldırılan yaralılardan Hüseyin Koç, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetin ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Yapılan çalışmalarda şüpheli 5 kişinin kimliği tespit edildi. Yakalanarak gözaltına alınan 4 şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildikleri mahkemece adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Polis, ifadeler doğrultusunda olayda cam şişeyi kullanan şahsın Muhammet K. olduğunu belirledi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, yaptığı çalışmada firari Muhammet K.’yı da Kağıthane’de saklandığı adreste yakalayarak gözaltına aldı. Şüpheli, Asayiş Şube’deki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelinin emniyette verdiği ilk beyanında alkollü olduğunu ve olayın nasıl olduğunu hatırlamadığını söylediği öğrenildi.