ÇEVRE - 22 Nisan 2026 Çarşamba 09:45

Van Gölü’nün mikrobiyalitleri Guinness için ön elemeyi geçti

A
A
A
Van Gölü’nün mikrobiyalitleri Guinness için ön elemeyi geçti

Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Van Gölü’nde bulunan ve ‘su altı peribacaları’ olarak adlandırılan dünyanın en büyük mikrobiyalitlerinin Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmesi için resmi sürecin başladığını duyurdu.


Dünyanın en büyük sodalı gölü olmasının yanı sıra 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla Türkiye’nin en büyük gölü unvanını elinde bulunduran Van Gölü, derinliklerinde sakladığı binlerce yıllık doğal mirasla dünya gündemine oturmaya hazırlanıyor. Gölün ekosisteminde hayati bir öneme sahip olan ve halk arasında ‘su altı peribacaları’ olarak nitelendirilen dev mikrobiyalitlerin tescillenmesi için diplomatik ve bilimsel bir atak başlatıldı.


Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Van Gölü’nün bu eşsiz jeolojik yapılarını küresel ölçekte tanıtmak amacıyla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na resmi başvuruda bulunduklarını ve dosyanın ön eleme aşamasını başarıyla tamamladığını açıkladı. Bugüne kadar keşfedilen yaklaşık 40 metrelik dev mikrobiyalitler rekor iddiasını güçlendiriyor.



"Mikrobiyolit denizlerdeki mercana eş değer"


İHA muhabirine konuşan Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nı (DAKA) ziyareti sırasında mikrobiyalitlerle ilgili çalışmalardan etkilendiğini belirtti. Büyükelçi Karagöl, "Van’a atanmamın akabinde, Dışişleri Bakanlığı temsilcisi olarak ilk ziyaret ettiğim kurumlardan biri Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’ydı. Burada gördüğüm bir kitapta Van Gölü’ne ilişkin çok güzel fotoğraflar vardı ve bunlardan bir tanesi de mikrobiyolitlerle alakalıydı. Biliyorsunuz mikrobiyolit, denizlerdeki mercana eş değer. Dünyanın en uzun ve en büyük mikrobiyolitlerinin, 40 metreye yakın boylarıyla Adilcevaz-Tatvan bölgesinde, Van Gölü’nde olduğu bilgisini aldım. Sonra Van Gölü konusundaki uzmanlarımızdan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. M. Namık Çağatay ile görüştüm. Onlar beni bilimsel akademik dergilere yönlendirdiler. Orada da 1990 yılından itibaren yapılan yayınlarda bu dev mikrobiyalitlerden bahsediliyordu" dedi.



"Ön elemeyi geçtik"


40 farklı ülkede basılan Dünya Rekorlar Kitabı ile yapılan görüşme süreciyle ilgili bilgi veren Karagöl, "Bu yayınlarla dev mikrobiyolitlerin varlığı kesinleştikten sonra, kişisel tarihimde önemli bir yeri olan, 1978 yılından beri bildiğim ve babamın bana zamanında doğum günü hediyesi olarak verdiği, 40 farklı ülkede basılan Dünya Rekorlar Kitabı ile temasa geçtim. Bana yaklaşık 8-9 sayfalık bir başvuru formu gönderdiler; formu doldurup kendilerine ilettim. Ön elemeyi geçtik; yani yaptığımız başvurunun incelemeye değer olduğu bilgisini bize yazdılar. Akabinde Dünya Rekorlar Kitabı, bilimsel olarak iddiamızın gerçekliğini araştırmaya başladı" diye konuştu.



"Van kahvaltısından sonra ikinci rekor hedefi"


Van’ın tanıtımı için bu girişimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Karagöl, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bana verilen bilgiye göre 3-4 aylık bir araştırma süreci olacak. Ondan sonra da bize ‘kitaba girmeye değer’ veya ‘hayır’ cevabını verecekler. Umarım kitaba gireceğiz. Eğer girebilirsek, Van’dan ikinci bir unsurun Rekorlar Kitabı’na dahil olmasından dolayı hep beraber mutlu olacağız. Biliyorsunuz, ilk unsur Van kahvaltısı idi. Başvurumun ve bütün girişimimin amacı; Van ve bölge kültürüne özgü bir unsurun dünya tarafından tanınması ve bilinmesidir."



Van Gölü’nün mikrobiyalitleri Guinness için ön elemeyi geçti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Yüksek riskli hematolojik kanserlerde kemoterapiyi tarihe karıştıracak tedavi: CAR-T Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, özellikle yüksek riskli hematolojik kanserlerde CAR-T tedavisi gibi hedefe yönelik tedavilerin ön plana çıktığı kemoterapisiz bir sürece önümüzdeki yıllarda gidilebileceğini söyledi. Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59. yılı dolayısıyla düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT), 16-18 Nisan tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kemik iliği nakli ve hücresel tedaviler alanında Türkiye’nin önde gelen bilimsel organizasyonları arasında yer alan kongreye 300’ü aşkın erişkin ve pediatrik hematoloğun yanı sıra temel bilimci hekimler ve araştırmacılar katıldı. CAR-T hücre tedavisi Kongrede, son yıllarda özellikle hematolojik kanserlerin tedavisinde öne çıkan CAR-T hücre tedavisi de gündeme geldi. Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, bu yönteme ilişkin, "Hastaların kanserle savaşan T hücrelerini laboratuvar ortamında genetik olarak değiştirerek tümör hücrelerini tanıyabilir hale getiriyoruz. Daha sonra çoğaltılan bu hücreler hastaya yeniden verilerek, kanser hücreleriyle mücadele sağlanıyor" dedi. Tedavinin bazı yan etkiler barındırabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Özgür Mehtap, "Özellikle nörolojik toksisite ve sitokin salınım sendromu gibi durumlarla karşılaşılabiliyor ancak dirençli hastalıklarda etkili olduğu gösterildi" ifadelerini kullandı. Türkiye’de de uygulanmaya başlanan CAR-T hücre tedavisinin önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Mehtap, tedavinin şimdilik seçilmiş hastalarda kullanıldığını belirtti. "İleride kemoterapisiz tedavi seçeneklerinin geliştiği bir döneme girilebilir" Gelecekte tedavi yaklaşımlarının değişebileceğine işaret eden Prof. Dr. Mehtap, "Özellikle yüksek riskli hastalarda kemoterapisiz tedavi seçeneklerinin geliştiği, hedefe yönelik tedavilerin ön plana çıktığı bir sürece ileride girilebilir. Bu gelişmeler hastaların sağ kalım oranlarını artıracaktır" değerlendirmesinde bulundu. Yüksek maliyetine rağmen ilerleyen dönemde tedavinin daha yaygın hale gelebileceğini kaydeden Prof. Dr. Özgür Mehtap, Türkiye’de bu alanda atılan adımların önemine dikkati çekti.
İstanbul Borsa İstanbul, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edildi Borsa İstanbul’un, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi (His Majesty’s Revenue and Customs-HMRC) tarafından ‘Tanınmış Borsa’ (Recognised Stock Exchange) olarak kabul edildiği açıklandı. Borsa İstanbul Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edildi. Borsa İstanbul’dan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Borsa İstanbul, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi (His Majesty’s Revenue and Customs - HMRC) tarafından ‘Tanınmış Borsa’ (Recognised Stock Exchange) olarak kabul edilmiştir. Tanınmış Borsa olarak özellikle Birleşik Krallık merkezli yatırımcılar nezdinde sermaye piyasalarımızın daha görünür ve erişilebilir olmasını hedefleyen Borsa İstanbul, bu adımıyla yabancı yatırımcıların piyasalarımıza olan ilgisini de artırma çalışmalarına katkı sağlamaktadır. Borsa İstanbul’un ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edilmesiyle Birleşik Krallıkta yerleşik yatırımcıların sermaye piyasalarımızda yaptıkları yatırımlardan vergi avantajı elde edebilmeleri mümkün olacaktır. Bireysel tasarruf hesabı (Individual Savings Account) sahiplerinin "Tanınmış Borsalarda" yaptıkları yatırımlarından elde ettikleri gelirler Birleşik Krallık’ta vergiden muaf tutulmaktadır. Ayrıca "Tanınmış Borsalarda" işlem gören kira sertifikaları Birleşik Krallık’ta "Alternatif Finans Yatırım Tahvili" başlığı altında değerlendirilmektedir. Bu durum, yatırımcıların karar alma ve raporlama süreçlerini basitleştirerek uyum yükünü azaltmaktadır. ‘Tanınmış Borsa" Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından belirli kriterleri karşılayan nitelikli borsalara atfedilen bir sınıflandırmadır. Herhangi bir borsanın "Tanınmış Borsa" olması, Birleşik Krallık vergi mevzuatı kapsamında resmi olarak tanındığı anlamına gelmektedir. "Tanınmış Borsalar" arasında "New York Borsası", "Nasdaq", "Euronext", "Londra Borsası", "Cboe Europe", "İsviçre Borsası", "Kore Borsası", "Singapur Borsası", "Hong Kong Borsası" ve "Japonya Borsa Grubu" gibi çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren önemli borsalar yer almaktadır.’’