GÜNDEM - 18 Şubat 2026 Çarşamba 13:15

Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık: "Hilalin tespitinde yetkili mercilerin kararı esastır"

A
A
A
Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık: "Hilalin tespitinde yetkili mercilerin kararı esastır"

Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık, Ramazan ayının başlangıcında hilalin görülmesine ilişkin değerlendirme yaptı. Şık, İslamiyet’e göre ayın farklı bölgelerde farklı zamanlarda görülebileceğini belirterek, bu konuda yetkili mercilerin verdiği kararın esas alınması gerektiğini söyledi.


Diyanet İşleri Başkanlığı açıklamasına göre, On Bir Ayın Sultanı Ramazan 19 Şubat’ta başlayacak. Bazı kesimlerin "hilal göründü" yönündeki söylemleri üzerine Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık açıklamalarda bulundu. Konuya ilişkin konuşan İl Müftüsü Şık, hilalin tespiti meselesinin hem fıkhi hem de bilimsel yönü bulunduğunu belirtti. Ayın hareketlerinin uzman heyetler tarafından takip edildiğine dikkat çeken İl Müftüsü Şık, "Dolayısıyla bulunduğumuz bölge itibarıyla yetkililerimiz, bu işin uzmanları olan kişiler, ayın hareketlerini gözetleyerek; bir taraftan şer’i kriterleri göz önünde bulundurup diğer taraftan bilimsel verilerden yola çıkarak bir karar vermişler ya da bir tespitte bulunmuşlarsa, o bölge halkının bu tespite uymasında herhangi bir sakınca yoktur. Hatta olması gereken de budur. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konudaki yetkili uzmanları tarafından oluşturulan heyet marifetiyle zaman zaman rasathanelerle yapılan görüşmeler çerçevesinde; hem bilimsel veriler hem de şer’i kaynaklar esas alınarak Ramazan ayının bu yıl ayın 19’unda başlayacağına dair bir tespit yapılmıştır. Dolayısıyla Türkiye olarak bu tespite uygun hareket etmemizde herhangi bir sakınca yoktur. Olması gereken budur" dedi.



"Yetkili mercilerin vereceği hüküm ve karar herkesi bağlar"


Dini konularda ihtilaf yaşanmasının toplumda kafa karışıklığına yol açabileceğini dile getiren Şık, "Diğer taraftan şu hususun altını çizmekte fayda var, eğer bir memlekette sadece bu konuda değil, herhangi bir dini meselede ihtilaf ve tartışma söz konusuysa, her ağızdan farklı bir söz çıkıyorsa, bu tür ihtilaflı meselelerde yetkili mercilerin vereceği hüküm ve karar herkesi bağlar. Bu nedenle böyle bir karar verilmişse, istisnai olarak kendi görüşünü sosyal medya mecralarında ya da kişisel hesaplarında ortaya koyan kimselere itibar etmekten ziyade, yetkili mercilere göre hareket etmek daha isabetli bir davranış olacaktır" diye konuştu.



"Ramazan’a dair güzel faaliyetler gerçekleştirilecektir"


Bu sene Ramazan’ın canlılığını artırabilmek adına farklı etkinliklerin planlandığını da sözlerine ekleyen Şık, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde özellikle anaokullarında Ramazan şuurunu çocuklara hissettirebilmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleneceğini kaydetti. Şık, "Yavrularımıza Ramazan’a ilişkin eğlenceli oyunlar ve aktiviteler sunularak dikkatleri bu mübarek aya çekilecektir. Diğer taraftan pansiyonlarda görevlendirilecek kardeşlerimiz vasıtasıyla hem teravih namazlarının kılınması sağlanacak hem de teravih sonrasında çay ve sohbet ortamları oluşturularak Ramazan’a dair güzel faaliyetler gerçekleştirilecektir. Ramazan ayının bir manevi kamp olduğunu herkesin bilmesinde fayda vardır. Bu kampa girerek bir taraftan takva derecesine ulaşmayı hedefleyecek, diğer taraftan hem Rabbimize hem de halkımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirme gayreti içinde olacağız" şeklinde konuştu.



"Ramazan’ı en güzel şekilde idrak etmenin yollarını arayacağız"


Ramazan ayının sadece yemeden içmeden kesilmek olmadığına dikkat çeken Şık, bu ayda ruhla, kalple, zihinle, gözle kulluk şuuruna ulaşmayı hedeflemek gereltiğini kaydederek, "Çünkü biz orucu tuttuğumuzu zannediyoruz. Oysa asıl olması gereken, orucun bizi tutmasıdır. Yani kalbimize hâkim olacağız, gözümüze hâkim olacağız, dilimize hâkim olacağız. Hatta zihnimizden geçenlere dahi hâkim olacağız ki biz orucu tutalım ve o da bizi tutsun."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Uygulama yapan polise çarpan sürücünün yargılanmasına başlandı Samsun’da uygulama noktasında görev yapan polise çarparak yaralanmasına neden olduğu iddia edilen sürücünün yargılanmasına başlandı. Atakum ilçesi Adnan Menderes Bulvarı Kızılay Kampı yanında 29 Kasım 2025 tarihinde, Y.E.Ç. (19) idaresindeki 60 TB 272 plakalı otomobil, narkotik polisinin "dur" ihtarına uymayarak kaçmıştı. Kaçan araç, yunus polislerinin uygulama yaptığı noktada da durmayarak görevli polis memuru Ö.K.’ye çarparar yaralanmasına neden olmuştu. Olay sonrası gözaltına alınan sürücü, çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılmış, savcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Hakkında "olası kasıtla yaralama", ayrıca yakalandığı sırada polislere hakaret ve tehditte bulunduğu iddiasıyla dava açılan tutuklu sanık, Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanık Y.E.Ç., ile taraf avukatları katıldı. Müşteki polis memurları E.İ., M.E. ve Ö.K. ile tanık polis F.E. de mahkemede hazır bulundu. Tutuklu sanık Y.E.Ç. savunmasında suçlamaları kabul etmeyerek, "Kasıtlı yapmadım. Kimseyi bilerek yaralamadım. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum" dedi. Sanık avukatı Cihan Şahin ise müvekkilinin sabıkasız olduğunu belirterek, "Müvekkilim hayatında sigara bile içmemiştir, karakolluk olmamıştır. Olay anında alkol ya da uyuşturucu yoktur. Kasten olan bir durum yoktur. İddianame olası kasıtla yaralama değil, taksirle yaralama kapsamındadır. Üzerine atılı suçlardan beraatine ve tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz" diye konuştu. Olayda yaralanan polis memuru Ö.K. ise beyanında, uygulama sırasında kimlik kontrolü yaptıklarını belirterek, "Şahıs fren yapabileceği mesafedeydi. Ancak yolun dışına çıkarak aracı üzerime sürdü. Çok hızlı geliyordu. 10 saniye önce gelseydi 3-4 kişi ölebilirdi. Bu basit bir trafik kazası değildir. Vücudumda kırıklar oluştu. Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. Polis memuru E.İ. de aracın hızlı şekilde geldiğini, Ö.K.’ye çarptıktan sonra duvara vurduğunu ve lastiğinin patladığını söyledi. Sanığın yakalandıktan sonra direndiğini ve hakarette bulunduğunu ileri süren E.İ, şikayetçi olduğunu belirtti. Polis memuru M.E. ise üzerlerinde flaşörlü üniforma bulunduğunu, fren sesi duymadıklarını ve sanığın olay sonrası hakaret ettiğini iddia ederek şikayetçi oldu. Tanık polis F.E. de aracın çok hızlı geldiğini, meslektaşının son anda kurtulduğunu, havaya iki el ateş ettiklerini ve sanığın hakarette bulunduğunu söyledi. Yaralı polisin avukatı Alperen Duran ise sanığın cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri tarihine erteledi.
Bitlis Japonya Büyükelçiliği’nden Ahlat’ta kadın istihdamına destek Bitlis’in Ahlat Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından hazırlanarak Japonya Büyükelçiliği Yerel Projelere Hibe Programına sunulan ve 115 bin 959 dolar hibe almaya hak kazanan "Kadınlara Yönelik Mesleki Eğitim Merkezi için Ekipman Sağlanması Projesi"nin açılışı gerçekleştirildi. Proje kapsamında Ahlat Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde 45 dikiş makinası ve çeşitli ekipmanlardan oluşturulan atölyenin açılış programına Japonya Büyükelçisi Masami Tamura, Bitlis Vali Vekili Göksel Yüksel, Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, kurum amirleri katıldı. Ahlat Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde hayata geçirilen proje ile 200 kadının nitelikli eğitim kapsamında mesleki eğitim faaliyetlerine katılarak mesleki beceri kazanması, kişisel gelişiminin ve toplumsal entegrasyonunun sağlanması, tekstil iş gücü piyasasında kalifiye eleman olarak istihdamlarının sağlanması planlanıyor. Programda konuşma yapan Bitlis Vali Vekili Göksel Yüksel, Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğun, Ertuğrul Fırkateyni’ne kadar uzanan derin bir gönül birliğine dayandığını belirterek, "Coğrafi mesafelere rağmen zor zamanlarda sergilenen dayanışma, milletlerimizi sarsılmaz bağlarla kenetlemiştir. Bugün bu köklü dostluğu, yerel kalkınma ile taçlandıran anlamlı bir işbirliği için buradayız. Japonya Hükümeti Yerel Projelere Hibe Programı desteğiyle, Ahlat Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yürütülen "Ahlat’ta Kadınlara Mesleki Eğitim için Ekipman Sağlanması Projesi"ni başarıyla tamamlamış bulunmaktayız. Hibe edilen modern tekstil makineleriyle donatılan bu merkez; başta Ahıskalı Türk soydaşlarımızın toplumsal uyumuna ve istihdamına katkı sağlayacak, bölgedeki tekstil atölyeleri için kalifiye iş gücü yetiştirecek, 200 kadın kursiyerimizin mesleki eğitim alarak üretim sürecine ve ekonomik hayata aktif katılımını destekleyecektir. Bu proje, sadece bir ekipman desteği değil; aile yapısını güçlendiren ve yerel kalkınmayı tetikleyen stratejik bir adımdır. Ahıskalı kardeşlerimizin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarına vesile olmak bizler için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Tarihin ve kültürün harmanlandığı bu topraklarda bıraktığınız bu iz, dostluğumuzun unutulmaz bir nişanesi olacaktır. Desteklerinizden dolayı Japonya Hükümeti’ne ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu eğitim atölyesinin ülkemize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor; Kubbet’ül-İslam Ahlat’ımıza ve ilimize tekrar hoş geldiniz diyerek sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyorum" dedi. Japonya Büyükelçisi Masami Tamura da, köklü bir geçmişe sahip olan Ahlat’ı ziyaret etmekten büyük memnuniyet duyduğunu dile getirerek, "Geçtiğimiz ekim ayında Türkiye’de görevime başlamamdan bu yana ilk kez Doğu Anadolu Bölgesi’ni ziyaret ediyorum. Van Gölü’nün görkemli manzarasından son derece etkilendim. Aynı şekilde köklü bir geçmişe sahip olan Ahlat’ı ziyaret etmekten de büyük memnuniyet duydum. Bu vesileyle, kadınlara yönelik mesleki eğitimlerde kullanılmak üzere dikiş makinesi ve ekipmanı hibe edebilmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sağlanan bu ekipman sayesinde kadınların kendi emekleriyle gelir elde edebilmelerini ve toplum içinde daha aktif rol almalarını temenni ediyorum. Kadınların toplumsal hayatta daha etkin rol almalarının, bölgenin genel kalkınmasına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Japonya ile Türkiye, 1890 yılında meydana gelen Ertuğrul Fırkateyni faciasından bu yana uzun yıllardır dostluk bağlarını güçlendirmektedir. Bu desteğin iki ülke arasındaki dostluğu daha da pekiştirmesini diliyorum. Japonya, bundan sonra da Türk halkıyla işbirliği içinde, yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınma ve birlikte yaşamın güçlendirilmesi için destek vermeye devam edecektir. Sözlerime son verirken, başlayacak mesleki eğitim programının başarıyla tamamlanmasını diliyor, tüm katılımcılara başarı ve esenlikler temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Yapılan konuşmaların ardından Büyükelçi Tamura, merkezdeki kadınlarla sohbet ederek çalışmaları inceledi ve hibe edilen dikiş makinalarından birine oturarak dikiş yaptı. Program sonrası Büyükelçi Tamura’ya kadınlar tarafından merkezde hazırlanan ve üzerinde Türk-Japon bayrağının bulunduğu bir tablo hediye edildi. Buradaki programın ardından Büyükelçi Tamura ve beraberindekiler Ahlat’taki tarihi mekanları da gezdi.