ÇEVRE - 27 Kasım 2025 Perşembe 10:47

Van-İran seferi yapan yük treni Erçek Gölü kıyısında kartpostallık görüntüler oluşturuyor

A
A
A
Van-İran seferi yapan yük treni Erçek Gölü kıyısında kartpostallık görüntüler oluşturuyor

Van-İran seferi yapan yük treni, Van’ın Erçek Gölü kıyısında kartpostallık görüntüler oluşturuyor.


Uluslararası öneme sahip olan ve Asya’ya açılan ana koridorlardan biri konumundaki demiryolu, Erçek Gölü kıyısında ilerlerken, kartpostallık görüntüler oluşturuyor.


Van ile İran arasında yolcu taşımacılığı yapan tren, Erçek Gölü çevresindeki güzergâhından geçerken seyirlik manzaralar sunuyor. Gölün mavisi, kıyıdaki doğal yaşam ve dağ siluetleriyle birleşen tren görüntüsü, hem yolculara hem de bölgeden geçenlere kartpostallık anlar yaşatıyor.



"Erçek Gölü’nün sakinliği ve trenin hüzünlü sesi"


Van’ın hemen doğusunda yer alan ve flamingoların da göç güzergahında bulunan Erçek Gölü, özellikle gün doğumu ve gün batımı saatlerinde bir tabloyu andırıyor. Van İskelesi’nden başlayarak Kapıköy’e, oradan da İran’a kadar uzanan demiryolu hattının göl kıyısındaki güzergahı, doğa fotoğrafçıları ve bölge sakinleri için vazgeçilmez bir çekim noktası haline geliyor.



Van-İran seferi yapan yük treni Erçek Gölü kıyısında kartpostallık görüntüler oluşturuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.