GÜNDEM - 05 Mart 2026 Perşembe 12:42

Vanlı anne: "Artık çocuklarımızı gömmeyelim, silahlarımızı gömelim"

A
A
A
Vanlı anne: "Artık çocuklarımızı gömmeyelim, silahlarımızı gömelim"

Vanlı anne Nazlı Sancar, bayramın yaklaştığını belirterek, "Bayram geliyor, içimiz buruk, gözlerimiz yaş, bir yanımız eksik. Artık çocuklarımızı gömmeyelim, silahlarımızı gömelim" dedi.


Van’da terör örgütü PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan ailelerin başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerindeki Türk bayraklarıyla DEM Parti İl Başkanlığı önüne kadar sessiz bir şekilde yürüyen ve tek amaçlarının evlatlarına kavuşmak olduğunu belirten aileler, çocuklarına ‘teslim olun’ çağrısında bulundu.


Eyleme kızı Şeyma için katılan Nazlı Sancar, 14-15 yıldır evladından ayrı olduğunu belirterek, "Artık yeter diyoruz. Bayram geliyor, içimiz buruk, gözlerimiz yaş, bir yanımız eksik. Artık çocuklarımızı gömmeyelim, silahlarımızı gömelim. Yeter diyoruz artık. Bir kardeşlik olsun. Artık anneler ağlamasın. Babalar ağlamasın. Bu ülkeye artık şehit gelmesin. Artık çocuklar dağa gitmesin. Bütün dağdaki çocuklara da sesleniyorum. Gelsin devlet güçlerimize teslim olsunlar. Devlet onlara kucak açmış. Cezaevi yok, bir şey yok. Hiç ceza yok, hiçbir şey yok. Gelin kaldığı yerden yine hayatınızı devam edin" dedi.



Kızı Şeyma’ya da seslenen Nazlı Sancar, açıklamasını şöyle sürdürdü:


"Şeyma kızım eğer beni duyuyorsan, beni görüyorsan yıllardır ben senin peşindeyim. Ben senin peşini bırakmamışım. Bırakmam da kızım. Seni zorla götürmüşler kızım. Ne olur geri dön kızım. Bu senin yerin değil. Gel kaldığın yerde yine hayatına devam et kızım. Yeter artık, ben artık hastayım, ben kör oldum. Seni o katilere bırakmam kızım. Ne olur onların silahını, onların o kirli kıyafetini onların yüzüne fırlat. Gel kızım, gel devlet güçlerimize teslim ol. Sen bu bayrağın altına doğmuşsun, bu bayrağın altına yine öl. Ölüm Allah’ın emridir kızım ama katilin elinde ölmeyin kızım. Ne olur gelin devlet güçlerimize teslim olun. Bu katilleri niye dinliyorsun kızım? Kendi çocuklarını özel okullarda okutuyorlar, sizin kaleminizi kırıyorlar. Kalemin yerine sizin elinize silah veriyorlar. Ne olur Şeyma; hasretle, özlemle seni bekliyorum" diye konuştu.



Vanlı anne: "Artık çocuklarımızı gömmeyelim, silahlarımızı gömelim"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’nın tarihe meydan okuyan 1500 yıllık değirmeni Sakarya’nın Erenler ilçesinde 6 kuşaktır aynı aile tarafından işletilen yaklaşık bin 500 yıllık tarihi su değirmeni, sadece doğal üretimiyle değil, öğütme bedelinin nakit yerine un veya buğdayla ödendiği asırlık hak usulü sistemiyle de Anadolu’nun köklü geleneklerini günümüze taşıyor. Değirmendere Mahallesi’nde bulunan tarihi yapıda, 3 kilometre mesafeden su kanallarıyla getirilen suyun gücüyle dönen dev taşların arasında mısır ve buğday geleneksel yöntemlerle öğütülüyor. Fabrikasyon üretime direnerek doğallığını koruyan değirmende, unun kalitesini artırmak için yaklaşık 300 kilogram ağırlığındaki taşlara 3 ayda bir el işçiliğiyle bakım yapılıyor. Anadolu’nun eski geleneği "hak" sistemi sürüyor Değirmende ödeme yöntemi olarak nakdin yanı sıra Anadolu’nun eski geleneklerinden olan "hak" sistemi de uygulanmaya devam ediyor. Vatandaşlar, öğüttükleri ürünün karşılığında dilerlerse belirli bir miktar un veya buğdayı değirmenciye emek bedeli olarak bırakabiliyor. Güncel rakamlara göre 15 kilogramlık bir teneke mısırın öğütme bedeli ise 75 lira olarak uygulanıyor. "Biz işletiyoruz" Değirmenin 6. kuşak işletmecisi Menderes Satıroğlu, Rumlardan kaldığı bilinen tarihi yapıyı 40 yıldır çalıştırdığını anlattı. Değirmenin 1920’li yılların sonunda dedesi tarafından devralındığını belirten Satıroğlu, "1925-1930 yıllarında dedem burayı devraldı. Ondan da bize geçti. Şimdi de biz işletiyoruz. Değirmenin dışını da biraz yeniledik. Zaman içinde yapının ahşap olan zeminini betonla yeniledik. Burası su ve taş değirmeni olduğu için unun lezzeti ve kalitesi normalden çok daha güzel oluyor" dedi. "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz" Eşine 20 yıldır yardım eden Sevgi Satıroğlu ise bir çuval mısırı yaklaşık bir saatte un haline getirebildiklerini aktararak, "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz. Su değirmeni her zaman bulunmadığı için müşterilerimiz çok memnun. Geleneksel üretimin tadını bilenler özellikle burayı tercih ediyor" diye konuştu.
Trabzon Başkan Genç’ten İran’ın Trabzon Başkonsolosluğu’na taziye ziyareti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlılar ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney için Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati’ye taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarette Başkonsolos Naser Mohebati’ye başsağlığı dileklerini ileten Başkan Genç, "Amerika ve İsrail’in saldırılarını en başından bu yana kesinlikle kabul edilemez buluyoruz, şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bölgenin jeostratejik konumu maalesef tarihten bu yana emperyal güçlerin odağı olmuştur. Türkiye, İran ve Gürcistan bu kadim coğrafyanın halklarıdır. Bu toprakların hukukunu korumaya kararlılıkla devam edeceğiz. Yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü duyduk. Bu haksız ve hukuksuz saldırıların bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin başından itibaren diplomatik girişimlerde bulunduğunu da vurgulayan Başkan Genç, "Sayın Cumhurbaşkanımız, bu saldırıların yaşanmaması ve bölgede barışın sağlanması adına yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymuştur. Ne yazık ki bugün uluslararası hukukun ciddi şekilde zedelendiğini görüyoruz. Türkiye olarak bölgede barışın, istikrarın ve bağımsız devletlerin egemenliğinin korunmasını önemsiyoruz. Şu ana kadar binin üzerinde İranlı kardeşimizin hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Ali Hamaney ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, kardeş İran halkına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" diye konuştu. Ziyaretin sonunda Başkan Genç, Ali Hamaney ve savaşta ölen İranlılar için açılan taziye defterini imzaladı.
Eskişehir Anksiyete ve depresyon sorunları artıyor Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Sıdıka Oksay, psikiyatri polikliniğinde en sık karşılaşılan başvuruların anksiyete ve depresif yakınmalar olduğunu söyledi. Oksay, özellikle kaygı temelli rahatsızlıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirtti. Oksay, "Polikliniğimizde en sık anksiyete ve depresif yakınmalarla, ayrıca insan ilişkilerinde yaşanan sorunlarla karşılaşıyoruz. En sık tedavi ettiğimiz rahatsızlık kaygı bozukluklarıdır diyebiliriz" dedi. Kaygı bozukluğu ve panik atak Kaygı bozukluklarının tek bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB), sosyal fobi ve özgül fobilerin bu başlık altında değerlendirildiğini ifade etti. En sık görülen tabloların ise yaygın kaygı bozukluğu ve panik atak olduğunu söyledi. Kaygının aslında insanın hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlatan Oksay, "Kaygı tehlikelere karşı bizi tetikte tutan doğal bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehdit yokken alarm sistemi sürekli devredeyse, bu durum hastalık halini alır" diye konuştu. Belirtiler neler? Anksiyete bozukluklarında sık görülen belirtileri ise Dr. Sıdıka Oksay şöyle sıraladı: "Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, terleme ve titreme, uyku bozuklukları, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü" Oksay, kaygının günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilemeye başladığı noktada mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı. Tedavide psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte planlandığını belirten Oksay, erken başvurunun iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtti.