GENEL - 24 Ekim 2018 Çarşamba 15:53

İstenmeyen SMS ve e-mail atan firmalara ciddi cezalar geldi

A
A
A
İstenmeyen SMS ve e-mail atan firmalara ciddi cezalar geldi

TÜKODER Genel Başkanı Haşmet Atahan, tüketici istemediği halde telefonlara SMS ya da maillere elektronik posta atan firmaların 35 bin TL ile 1 milyon TL arasında değişen para cezasına çarptırılacağını duyurdu.

TÜKODER Genel Başkanı Haşmet Atahan, tüketici istemediği halde telefonlara SMS ya da maillere elektronik posta atan firmaların 35 bin TL ile 1 milyon TL arasında değişen para cezasına çarptırılacağını duyurdu.


Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki bir konferansa katılmak için Yalova’ya gelen TÜKODER Genel Başkanı Haşmet Atahan, TÜKODER Yalova Şubesi’ni ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Atahan, özellikle vatandaşlara istenmeyen SMS ve email atan firmalarla ilgili alınan son karara işaret ederek, “Yıllardır telefonlarımıza istemediğimiz halde birçok mesaj ve mail gelmekte. Biz uzun süredir bunun kamuoyuna bilgisini versek de çok da etkili önlemler alınamadı. Son zamanlarda Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından ciddi tedbirler alınmaya başlandı. Şahsî verileri koruma kurulu kuruldu. Bu kurul kişisel verilerin korunması kanunu dahilinde bu tür SMS’lerin değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi. Bu tip firmalar bir ihtar alarak tekrar tüketicileri rahatsız ediyorsa bu kurul hem savcılığa suç duyurusunda bulunacak hem de 35 bin TL’den 1 milyon TL’ye kadar para cezası kesilecek. Biz bu kararı mühim buluyoruz. Burada tüketici istemediği bu mesajları almak istemiyorlarsa hem kişisel verilerin koruma kuruluna hem de bulundukları şehrin il ticaret müdürlüklerine şikayette bulunmalarıdır” dedi.


“Devre mülk şirketleri suç işliyor”


Devre mülk satışı yapan firmaların çeşitli yöntemlerle tüketiciyi mağdur ettiğini de hatırlatan TÜKODER Genel Başkanı Haşmet Atahan, “Yalova denince ilk akla gelen devre mülk meselesi. Devre mülk satışları 6502 sayılı kanunun özüne aykırı olarak yapılıyor. Gerçi bu konuda Türkiye’nin her yerinde tüketiciler, bedava yemek, bedava gezi vaatleri ile kandırılıyor. Tüketici götürüldüğü bir yemekte yapılan baskı ile bu devre mülkü adeta almak zorunda bırakılıyor. Özellikle ön ödemeli devre mülk satışlarında hisseli devre mülk sözleşmesi imzalatılıyor. Bu yasaya aykırıdır. Bunu yapanlar suç işlemektedir. Temmuz ayında Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu devre mülk şirketlerine ciddi oranda ceza verdi. Bundan sonra bu tip şikayetler çoğalacağından devre mülk şirketlerini ayaklarını denk almak zorunda kalacaklardır” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.