GENEL - 23 Mayıs 2019 Perşembe 13:12

Yurt dışına kaçırılmak istenen Ters Lale bu tesiste çoğaltıldı

A
A
A
Yurt dışına kaçırılmak istenen Ters Lale bu tesiste çoğaltıldı

Türkiye ve dünyanın en büyük Geofit Bahçesi’nde ülkede yok olmaya yüz tutan yüzlerce tür koruma altına alınıyor.

Türkiye ve dünyanın en büyük Geofit Bahçesi’nde ülkede yok olmaya yüz tutan yüzlerce tür koruma altına alınıyor. Burada çoğaltılan türler yeniden doğayla buluşuyorlar. Tesis bitkiler için adeta Nuh’un Gemisi oldu.


2014 yılında Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü içerisinde hayata geçirilen Dünya’nın ve Türkiye’nin en büyük Geofit Bahçesinde yok olmaya yüz tutan 450’si endemik olan toplam 950 adet bitki türü koruma altında tutuluyor. Bu türler 350 bin kilometrekare alanda ve 8 sene süren çalışmayla toplandı. Aralarında bir dönem Hollanda’ya kaçırılırken yakalanan Ters Lale’nin de olduğu yok olmaya yüz tutan türler burada çoğaltılıyor. Çoğaltılan ve ıslah edilen bu bitkilerin soğanları pilot il olarak belirlenen 26 ile gönderilerek buralarda da ticari olarak üretilmeleri sağlanıyor. Bu sayede doğadan toplanmayan türler de hızla yaygınlaşmaya başlıyor. Yok olmak üzere olan bazı türler ise doğaya ekilerek bu türlerin yeniden hayata döndürülmesi de sağlanıyor.


Geofit Bahçesinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Yalova Atatürk Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Yılmaz Boz, “Geofit soğanlı ve yumrulu bitkilerin ortak adıdır. Bu proje 2000’li yıllarda başlamış ve 2014 yılında da hayata geçmiştir. Burada toplamda bin 100 türü muhafaza ediyoruz. Bu kapasite ılıman iklim kuşağındaki Dünya’nın en büyük kapasitesi. Burada korumanın yanısıra nasıl üretilip üretime kazandırılabileceği konusunda da çalışmalar yapıyoruz. Burada sadece Türkiye’de yetişen türleri toplamanın yanısıra ülkemizden kaçırılmak istenen veya başka ülkelerden kaçırılırken ülkemizden geçerken yakalanan bazı türleri de merkez olarak burada koruma altına alıyoruz. Bu tipte yaklaşık 200 tür bulunuyor. Bu bitkiler süs bitkilerinin, ilaç hammaddelerinin de gen kaynağı olma özelliğini taşıyorlar. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve bazı diğer enstitülerinde içerisinde olduğu ama etkin olarak Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün üzerinde çalıştığı bazı türler var. Mesela Mis Zambağı, Çakar Nergis, Ters Lale ve Kardelen gibi bazı türlerin üretimini de yapıp il müdürlükleri vasıtasıyla çiftçilere veriyoruz. Onlar daha da büyük çapta üretip bunun ticaretini yapan kişilere satıyorlar” şeklinde konuştu.



Türkiye’nin gen kaynağı


Burada muhafaza altına alınan türlerin Türkiye’nin gen kaynağını oluşturduğunu da dile getiren Boz, “Bu proje ile doğada olmayan bazı türleri bile burada görme şansımız var. Bu proje kapsamında daha önce Dünya literatüründe olmayan 30 adet yeni tür teşhis edildi. 3 cilt olarak Geofit kataloğunu da oluşturduk. Bu noktadan sonra başka ülkelere bu türlerin gitmesinin bir önemi yok zira ana kaynağı artık bizde. Bu türler gelecek kuşaklara da geçişini sağlayacağız” dedi.



China Expo 2019’da Türkiye’yi temsil edecek


Yalova’da yer alan Geofit Bahçesi sadece muhafaza altında tutulan tür sayısı ile değil mimarisi ile de dünyadaki ilk yapı olarak göze çarpıyor. Yalova Geofit Bahçesi bu yıl Çin’de gerçekleşecek ve alanında Dünyanın en büyük fuarlarından birisi olan China Expo 2019’da ülkemizi temsil edecek. Bu konu hakkında da bilgi paylaşan Boz, “Yalova Geofit Bahçesi benzer mimarilerde yarışmaya katılmış ve ödül almış bir yapıdır. Bu özelliğiyle de bu yıl düzenlenecek Chına Expo’da ülkemizi bu yapı temsil edecek. Burada ilgili çalışmalar yapıldı. Görselleri alındı. Çin’de burasının aynısının küçük ebatlısı oluşturulacak ve Chına Expo’da yer alacak.


Özel iklimlendirmesinden gece ve gündüz ışıklandırmasına kadar tüm detayları titizlikle düşünülen Geofit Bahçesi birçok endemik ve soğanlı bitkilerin diğer kuşaklara ulaşmasına imkan tanıyor. 2 bin 150 metre karesi yetiştirme ve araştırma alanı, 480 metre karesi sergi alanı olmak üzere toplamda 2 bin 630 metre karelik kapalı alan üzerinde yer alan bahçe 4 milyon 014 bin TL’ye mal edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta akademisyenler lalelerle buluştu "Matematik Öğretiminde Örnek Uygulamalar Kongresi" için Muş’a gelen 60 akademisyen, program sonrası Muş Ovası’nda açan laleleri ziyaret etti. Muş’ta 1071 Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Matematik Öğretiminde Örnek Uygulamalar Kongresi’ne katılan 60 akademisyen, yoğun geçen programın ardından Muş Ovası’nda açan laleleri ziyaret etti. Başta Trabzon olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerinden kongreye katılım sağlayan akademisyenler, baharın gelişiyle birlikte Muş Ovası’nı renklendiren laleleri yerinde görme fırsatı buldu. Doğanın sunduğu görsel şölen karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen akademisyenler, bol bol fotoğraf çekerek anı ölümsüzleştirdi. Kongrenin yoğun temposunun ardından lale tarlasında vakit geçiren katılımcılar hem dinlenme hem de doğayla iç içe olma imkânı buldu. Lale tarlasını ziyaret eden Trabzon Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Baki, "Biz aslında Matematik Derneği olarak iki yılda bir düzenlediğimiz kongreler kapsamında öğretmenler ve öğrencilerle bir araya geliyoruz. Bunun hem bilimsel hem de kültürel bir yönü bulunuyor. Bu kapsamda Muş’u da uzun zamandır merak ediyorduk ve ziyaret etme fırsatı bulduk. Burada bizleri çok güzel ağırladılar. Muş’u tanıdıkça sürprizlerle karşılaştık ve şehrin doğal güzelliklerini daha yakından görme imkânı bulduk. Şu anda bulunduğumuz endemik lale bahçesi gerçekten çok etkileyici. Bu lalelerin tamamen doğal ortamda yetişmesi oldukça değerli bir durum. Bizim için çok güzel bir deneyim oldu. Muş’un güzelliklerini keşfettikçe ülkemiz adına da mutluluk duyuyoruz" dedi. Lale tarlasına düzenlenen gezide gördüğü manzara karşısında hayran kaldığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Öztürk, "Yoğun bir programın ardından buraya geldik. İki günlük kongre için Muş’a geldik. Muş’un ev sahipliğinde gerçekleşen bu akademik buluşmanın ardından, böyle ferah ve güzel bir atmosfere gelmek bizim için oldukça iyi geldi. Burada endemik ve kendiliğinden yetişen laleleri görmek ayrıca bizi cezbetti. Doğal ortamda böylesine özel bitkilerin varlığını görmek gerçekten etkileyici. Muş’a geldiğimizde daha temiz ve daha ferah bir hava aldığımızı da hissettik. Gayet güzel bir deneyim oldu" şeklinde konuştu.
Van Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, 2026 yılı başında gerçekleşen yoğun kar yağışının yer altı su sistemlerini besleyerek sadece bu yılı değil, 2027 yılını da olumlu etkileyeceğini söyledi. Van Gölü Havzası’nda uzun süredir etkili olan kuraklık ve buna bağlı su çekilmesi, 2026 yılının ilk aylarında kaydedilen rekor yağışlarla birlikte yerini toparlanma sürecine bıraktı. Bölgede son yıllarda kış aylarının yağışsız geçmesi hem içme suyu hem de tarımsal sulama açısından ciddi riskler oluştururken, bu yılın başından itibaren etkili olan kar yağışı havzanın su bilançosuna nefes aldırdı. Özellikle yer altı su kaynaklarının beslenmesi noktasında hayati önem taşıyan bu yağışlar, göl seviyesindeki düşüşün durması ve ekosistemin yeniden canlanması adına stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu yılki karın sadece yüzey sularını değil, toprağın derinliklerindeki su depolarını da uzun vadeli olarak desteklediğini belirtiyor. "Yağışlarda ciddi bir sapma var" İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, geçmiş yıllara oranla yağış takviminde ciddi sapmalar yaşandığını belirtti. Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Havzayı ilgilendiren iki ekstrem değer var; bunlardan biri kasım, diğeri nisan ayıydı. Havza, geçmişte özellikle kasım ve nisan aylarında yoğun yağış alırdı. Kış aylarında da yağış görülürdü ancak en çok yağış bahar aylarında, özellikle de kasım ve nisan aylarında düşerdi. Ancak günümüzde bu yağışlarda ciddi bir sapma var. Sonbaharda düşen o yağışlar artık maalesef gerçekleşmiyor; burada radikal bir değişiklik söz konusu" dedi. "Yoğun kar yağışının etkisi 2027 yılına da sarkacak" Kar yağışının yağmurdan farklı olarak ekosisteme daha kalıcı fayda sağladığını dile getiren Alaeddinoğlu, "Özellikle havza, bölge ve ülke açısından kar yağışı büyük önem taşıyor. Çünkü kar yağışı, yağmurda olduğu gibi hemen eğim doğrultusunda akışa geçerek akarsular vasıtasıyla denizlere veya göllere dökülmüyor; aksine büyük ölçüde yer altı su sistemlerini besliyor. Böylece yaz aylarındaki ekstrem sıcaklıklarda dahi yer altı su sistemleri korunmuş, yani buharlaşmamış oluyor. Yer altı su sistemleri zayıf noktalardan yüzeye çıkarak kaynak sularını oluşturuyor, bu kaynak suları da akarsuları besliyor. Bu sayede akarsular yıl boyunca akışını sürdürme şansına sahip oluyor. Bu yıl gerçekleşen kar yağışı, havzanın 2026 yılını büyük ölçüde kurtardı. Bu veriler ışığında sorunsuz bir yaz geçireceğimizi söylemek mümkün. Dahası, yer altı su sistemlerini besleyen bu yağışların topraktaki yolculuğu akarsulardaki gibi hızlı değildir. Suyun yer altındaki hareketi toprağın yapısına bağlı olarak günde bir metre ilerleyebilir; bu yolculuk toprak yapısına bağlı olarak bazen 1, bazen 2, bazen de 10 yıl sürebilir. Suyun hemen akışa geçmeyip alt katmanlardaki yolculuğuna devam etmesi nedeniyle, bu yoğun kar yağışının etkisinin aslında 2027 yılına da sarkacağını söyleyebiliriz. Kaynak suları 2027’de de yer altı su sistemlerini ve akarsuları beslemeye devam edecek, dolayısıyla havzanın ihtiyaç duyduğu suyun en azından bir kısmını karşılayacaktır. Yani önümüzdeki yıl alacağımız yağışlar bir yana, bu yıl kar şeklinde düşen yağışları aslında 2027 için de bir fırsat ve avantaj olarak değerlendirmek gerekir" diye konuştu. Dağlık alanlardaki kar örtüsünün henüz tamamen erimediğini ve bunun da bir avantaj olduğunu değerlendiren Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sıcaklığın çok yüksek değerlere çıkmayışı, dağlık sahalardaki karların henüz tam erime safhasına geçmediğini gösteriyor. Bu karların erimesiyle beraber hem akarsu sistemlerinde hem baraj doluluk oranlarında hem de Van Gölü başta olmak üzere tüm göllerde bir iyileşme yaşanacak. Bu yılın, halkımızın arzu ettiği o manzaranın tekrar görünür olmasını sağlayacak bir dönem olacağını değerlendirebiliriz."
İstanbul Galatasaray, Samsun’da şampiyonluk maçına çıkacak Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında yarın deplasmanda oynayacağı Samsunspor maçından galip ayrılması durumunda şampiyonluğunu ilan edecek. Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında Galatasaray, yarın saat 20.00’de Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda Samsunspor ile karşılaşacak. Ligde sarı-kırmızılılar 23 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyetle aldığı 74 puanla liderlik koltuğunda bulunuyor. Kırmızı-beyazlılar ise 11 galibiyet, 12 beraberlik ve 8 mağlubiyet sonucunda topladığı 45 puanla 7. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe’yi 3-0 mağlup ederek şampiyonluk yarışında avantaj elde den Galatasaray, RAMS Park’ta geçtiğimiz çarşamba günü taraftarlara açık olarak yaptığı antrenmanla da motivasyonunu daha yukarıya çekti. Şampiyonluğunu ilan edebilir Ligde son 3 haftaya girilirken, Galatasaray, Samsunspor maçında şampiyonluğunu ilan edebilir. Sarı-kırmızılılar, rakibini mağlup etmesi durumunda diğer maçların sonucuna bakılmaksızın şampiyonluğunu ilan edecek. Aslan, kırmızı-beyazlılarla berabere kalır ya da yenilirse, en yakın rakipleri Fenerbahçe ve Trabzonspor’un alacağı sonuçlara göre yine şampiyonluğunu garantileyebilir. 66. randevu Samsunspor ile Galatasaray, bugüne kadar Süper Lig’de 65 kez mücadele etti. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 44 kez sahadan galip ayrılırken, kırmızı-beyazlılar ise 7 kez rakibini mağlup etti. 14 maç ise berabere sona erdi. Aslan’ın 141 golüne, Samsun ekibi 50 golle karşılık verdi. İki takım arasında ligin ilk yarısında İstanbul’da oynana maçı Galatasaray, 3-2’lik skorla kazandı. Deplasman karnesi Galatasaray, Süper Lig’de bu sezon deplasmanda 15 karşılaşmaya çıktı. Sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 11 galibiyet, 1 beraberlik ve 3 mağlubiyetle 34 puan topladı. Aslan dış sahada son olarak Gençlerbirliği ile karşılaştı ve 2-1’lik skorla yendi. Samsunspor’a karşı son mağlubiyet 2005’te Galatasaray, Samsunspor’a uzun süredir kaybetmiyor. Son olarak 26 Şubat 2005 tarihinde Samsun’da oynanan maçı ev sahibi 2-1’lik skorla kazanırken, daha sonraki 9 mücadeleden de sarı-kırmızılılar galip ayrıldı. Hücum ve savunma istatistiklerinde zirvede Galatasaray, ligde bu sezon hücumda ve savunmada da gösterdiği iyi performansla istatistiklerde zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılılar, ligde 72 kez gol sevinci yaşarken, ligin en golcü takımı konumunda bulunuyor. Aslan ayrıca kalesinde gördüğü 23 golle de ligin en az gol yiyen takımı. 15 farklı futbolcu gol attı Galatasaray’da ligde 15 farklı futbolcu rakip fileleri havalandırmayı başardı. Sarı-kırmızılılarda Mauro Icardi 14, Victor Osimhen 13, Barış Alper Yılmaz 8, Leroy Sane 7, Yunus Akgün 6, Gabriel Sara 5, Lucas Torreira ve Eren Elmalı 3’er, İlkay Gündoğan ve Wifried Singo 2’şer, Mario Lemina, Sacha Boey, Davinson Sanchez, Roland Sallai ve Renato Nhaga da 1’er gol attı. Ayrıca Fatih Karagümrük’ten Fatih Kurucuk, Kayserispor’dan Aaron Opoku, Eyüpspor’dan Jerome Onguene ve Göztepe’den de Allan, Galatasaray maçlarında kendi kalesine gol attı. Uğurcan Çakır cezalı Galatasaray, Samsunspor karşılaşmasında kaleci Uğurcan Çakır cezası nedeniyle forma giyemeyecek. Uğurcan geçtiğimiz hafta RAMS Park’ta oynanan Fenerbahçe derbisinde gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşmüştü. Aslan’da Uğurcan Çakır’ın yerine kalede Günay Güvenç yer alacak. Osimhen, Barış Alper ve Eren sarı kart sınırında Sarı-kırmızılılarda, Samsunspor maçı öncesinde 3 futbolcu sarı kart sınırında yer alıyor. Victor Osimhen, Barış Alper Yılmaz ve Eren Elmalı, müsabakada sarı kart görmesi durumunda gelecek hafta Antalyaspor karşısında forma giyemeyecek. Reşat Onur Coşkunses düdük çalacak Samsunspor ile Galatasaray arasında oynanacak karşılaşmayı hakem Reşat Onur Coşkunses yönetecek. Coşkunses’in yardımcılıklarını Bersan Duran ile Hüseyin Aylak yapacak. Maçin dördüncü hakemi Alper Akarsu olacak.