EKONOMİ - 05 Aralık 2022 Pazartesi 11:12

’Yalova kıvırcığı koyunu’ yetiştiricisinin yüzünü güldürüyor

A
A
A
’Yalova kıvırcığı koyunu’ yetiştiricisinin yüzünü güldürüyor

Geçtiğimiz aylarda Resmi Gazete’de yayınlanarak farklı bir koyun ırkı olduğu tescillenen ’Yalova kıvırcığı’, lezzetli eti ve süt veriminin yüksek olması nedeniyle tercih edilirken, tescille artan talep ve ilgi üreticisinin yüzünü güldürüyor.

Geçtiğimiz aylarda Resmi Gazete’de yayınlanarak farklı bir koyun ırkı olduğu tescillenen ’Yalova kıvırcığı’, lezzetli eti ve süt veriminin yüksek olması nedeniyle tercih edilirken, tescille artan talep ve ilgi üreticisinin yüzünü güldürüyor.


Mübadele zamanında Balkanlardan göç eden vatandaşların yanında getirdikleri koyun türü adapte sağladığı Yalova’da uzun yıllardır köylüler tarafından yetiştirildi. İl Özel İdaresi’nin de katkılarıyla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından koyunun genetik araştırması yaptırıldı. Çıkan sonuçta koyunun farklı bir tür olduğu tespit edildi. Resmi Gazete’de yayınlanarak "yerli hayvan ırk ve hatları listesi"ne eklenen ’Yalova kıvırcığı’, aldığı tescille değerine değer kattı.



“Artık Yalova kıvırcığımız bir marka”


Tarım ve Orman İl Müdürü Suat Parıldar, 2012 yılında başlayan ’Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi’ çerçevesinde Türkiye’de tek ırk tescilinin Yalova’dan gerçekleştirildiğini ifade etti. Projenin 2’nci 5 yılında diğer koyun türlerinden de farklı olduğunu iddia ettikleri Yalova kıvırcığının tescilini kendilerine hedef koyduklarını anlatan Parıldar, şöyle konuştu:


"Hamdolsun geldiğimiz noktada 2’nci 5 yılın son döneminde 25 Ekim’de Resmi Gazete’de yayınlanarak Yalova kıvırcığımız artık literatürde de bir ırk olarak tescil edildi. Yalova kıvırcığının tescili aşamasında 2019 yılında da İl Özel İdaresi’nden de destek alarak genetik farklılığın ortaya koyulmasına ilişkin bir proje yürüttük. Bu türün hem kıvırcık ırkından hem tahirovadan farklı bir ırk olduğunu ortaya koyduk. Bu yayınlarda da yer aldı. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’müz tarafından da ekim sonu itibariyle de tescil edildi."


Projeyi yürüten yetiştiricilere bugüne kadar 3 milyon 200 bin liranın üzerinde destek sağlandığını anlatan Parıldar, projenin son 5 yıllık bölümünde yapılacak katkılarla toplamda 4-4,5 milyona varan bir desteğe ulaşılacağını ifade ederek, “3’üncü 5 yıllık dönemde de kendimize hem et verimiyle ilgili hem süt verimiyle ilgili ve elde edilecek bu ürünlerin işlenmesi, kullanılması ve tüketiciye arzıyla ilgili de yeni çalışmaları kendimize hedef koyuyoruz. Yetiştiricilerimizle birlikte Allah nasip ederse 3’üncü 5 yılında yıl sonu itibariyle başlangıcını yapmış olacağız” dedi.



“Tescille birlikte talebimiz arttı”


Parıldar, tescillenen Yalova kıvırcığının her geçen gün değerinin artığını söyledi. Koyunun özellikle bölgede çok talep gören bir ırk olduğuna dikkati çeken Parıldar, “Tescille birlikte talebimiz arttı. Bizim burada işletmelerin damızlık üretme kapasitelerini arttırmak diğer işletmelerin damızlık ihtiyacını karşılamak adına da koyduğumuz hedef yerini buluyor. Bu hedefe de inşallah 3’üncü 5 yılda kapasitelerini daha fazla artırarak ve elde ettikleri damızlıkları daha üst seviyeye çıkararak karşılamaya devam edeceğiz” dedi.



Yalova kıvırcığı sayısı 3,5 kat arttı


Parıldar, yeni tescillenen koyun ırkının et kalitesi ve süt verimi açısından öne çıktığını belirtti. Yalova kıvırcığının popülasyonunun her geçen gün arttığına vurgu yapan Parıldar, “Biz 2012 yılında projeye başladığımız zaman Yalova kıvırcığının sayısı 12 binler civarındaydı. Şu anda projenin dördüncü yılı sonu, 2021 sonu itibariyle de 32 bin 500 Yalova kıvırcığından bahsediyoruz. Hayvan sayısında da çok ciddi bir artış olmuş. Burada projenin çok önemli katkısı ve ivmesi var. Halihazırda da yaklaşık 40 bine yakın Yalova kıvırcığımız ilimizde yetiştiricilerimiz tarafından üretilmekte” ifadesini kullandı.


Merkeze bağlı Elmalık köyünde 120 adet Yalova kıvırcığından oluşan sürüsü bulunan Gökhan Ok ise tescil alınmasında emeği geçenlere teşekkür etti. 10 yıldır proje içinde olduğunu anlatan Ok, koyun sayısını 150’nin üzerine çıkarmayı hedeflediğini kaydetti. Ok, Yalova kıvırcığının et ve süt yönünden iyi bir ırk olduğuna vurgu yaptı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da yangın: Kedilerini kurtarmak isteyen karı koca dumandan etkilendi Ordu’nun Ünye ilçesinde bir binada çıkan yangın paniğe neden olurken, evdeki kedilerini alevlerin arasından kurtarmaya çalışan çift, dumandan etkilenerek hastaneye kaldırıldı. Yangın, Kaledere Mahallesi Zincirli Sokak üzerinde bulunan 4 katlı bir binanın son katında meydana geldi. Hakan ve Gülperi Y.’ye ait olduğu öğrenilen dairenin yatak odasında yangın başladı. Kısa sürede büyüyerek tüm odayı kaplayan alevleri fark eden ev sakinleri, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Olay yerine intikal eden Ordu Büyükşehir Belediyesi Ünye İtfaiye Grup Amirliği ekipleri, yangına müdahale etmeye başladı. Kedilerini kurtarmak isterken dumandan etkilendiler Yangın sırasında evde bulunan kedilerini kurtarmak için yoğun çaba sarf eden çift, yoğun dumana maruz kaldı. İtfaiye ve sağlık ekiplerinin yardımıyla dışarı çıkarılan çift, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Ünye Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yangının paniğiyle apartman boşluğuna düştüğü anlaşılan kediler için itfaiye ekipleri seferber oldu. Alt kattaki dairenin banyo penceresinden ekiplerin titiz çalışmasıyla kurtarılan kediler güvenli bir yere alındı. Yangın sonrası evde büyük çapta maddi hasar meydana gelirken, hastaneye kaldırılan Hakan ve Gülperi Y. çiftinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Ayşe Tokyaz cinayeti davasında sanık Cemil Koç: "Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" Küçükçekmece’de eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen ve cesedi bavulla yol kenarına bırakılan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayeti davasının 2’nci duruşmasında savunma yapan sanık Koç, "Olaya ilişkin savunmamı bana tüm dosya sunulduğu zaman yapacağım. Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" dedi. Küçükçekmece’de 11 Temmuz 2025 tarihinde eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen ve cesedi bavula konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin Cemil Koç’un (38) da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 9 sanığın yargılanmasına devam edildi. Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Cemil Koç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Müşteki ikiz kardeş Esra ve anne Halime Tokyaz ile 4’ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları da salonda hazır bulundu. Müşteki kardeşler Kadir ve Kübra Tokyaz da duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada, Esra Tokyaz’ın olaydan 1 gün sonra emniyette verdiği ifadeyi Cemil Koç ile paylaştıkları iddia edilen polis memurları N.Ç. (44) ile Z.B.’nin (31) Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dosyaları, ağır ceza mahkemesindeki cinayet davasıyla birleştirildi. Böylece davadaki sanık sayısı 11’e yükseldi. "Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" Duruşmada söz alan tutuklu sanık Cemil Koç, "Öncelikle Esra’nın sosyal medyadan paylaştığı, ’ben senin ifadeni satırı satırına biliyorum’ konulu ses kayıtları kesilmiş olarak dosyaya sunuldu. Aleyhime olan delilleri kabul etmiyorum. Olay öyle bir sonuçla sonlandı ki ben suçlu oldum ama dosya kapsamında somut bir delil yok" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Sen başka kanıtlar sunulmasını istedin, biz araştırdık, tebliğ edildi ama sen kabul etmiyorsun dosyayı" dedi. Koç ise, "Esra mahkemeye girerken, Cemil sana bir sürprizim var deyip benim Ayşe ile çektiğim fotoğrafı masaya koyuyor. Olayın sonu kötü bitti, Ayşe öldü. Herkes sadece beni suçlu biliyor, kimse öncesinde yaşananlardan bahsetmiyor. Olaya ilişkin savunmamı bana tüm dosya sunulduğu zaman yapacağım. Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Cemil Koç’un işlerine yardım ettiği öne sürülen tutuklu sanık C.A. ise savunmasında, "Benim bu olayda en ufak bir eylemim olduysa suçum varsa çekmeye razıyım. Ben böyle bir şey yapmadım bu benim vicdanıma da ters benim hiçbir şeyle ilgim yok. Barış Can, ben arkadaşlarımla kahve içmek için buluştum alt tarafı bu yüzden 2 aydır tutukluyum" şeklinde konuştu. Sanık avukatları ise, Cemil Koç’un susma hakkı kullandığını düşünerek yargılamanın bu yönde yapılması gerektiğini belirtti. Üye hakimden Koç’a: "Otopside beyin kanaması diyor sen niye kalp masajı yaptın?" Duruşmada üye hakim, Cemil Koç’a, "Ayşe’nin öldüğünü gördüğünü söyledin, Ayşe’nin öldüğünü ne zaman anladın" şeklinde soru yöneltti. Soruya sanık Koç, "Birilerini aramak için telefonu arıyordum, o anki psikolojim karışıktı. O sırada vücudu morarmaya başladı. Hatta kalp masajı yapma çalıştım. Yardım çağırmadım çünkü vefat ettiğini anladım. Daha önce buna benzer bir durum yaşadığım için kimse de bana inanmayacağı için çağırmadım. Ayşe’nin burnu kırıktı ama ben kırmadım. Olaydan önce kırılmıştır. Adli Tıp Kurumundan bir talebim var. E-nabız verileri çıkarılsın, bu kırığın ölüm öncesinden olduğu ortaya çıksın" diye konuştu. Bunun üzerine üye hakim sanığa, "Otopside beyin kanaması diyor sen niye kalp masajı yaptın" dedi. Sanık ise, "Ağzından köpük geldiğinde, nefes almayınca, kalp masajı yapmaya çalıştım. Birlikte hiç uyuşturucu kullanmadık, bir yakınlaşma yaşadık ben boğazında hissedince o zaman söyledi bana" diye konuştu. Sanık Koç, kimsenin kendisine inanmayacağını düşündüğünü belirterek, "Bagajı kontrol etmedim, kan var mı yok mu diye. Olay sonrası vicdan azabı çekiyordum, annesi beni arayıp kızım diye ağlıyordu. Merdivenlerden kucağıma aldım ve koltuğa yatırdım. Valiz açıktı. Ayşe’yi aldım ve valizin içerisine koydum. Ekstra bir müdahalede bulunmadım. Ben olay günü Ayşe’nin biraz üzerine gittim ama hangi konu yüzünden üzerine gittiğimi daha sonra açıklayacağım" diye konuştu. Savcılıktan tutukluluk halinin devamı talebi Bir diğer tutuklu sanık Cemal Arslan da, olayda en ufak bir suçu varsa cezasını çekmeye razı olduğunu, bu olayın vicdanına ters olduğunu belirtti. Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, Cemil Koç’un da aralarında bulunduğu sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. Tutukluluk halinin devamına hükmedildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Cemil Koç’un da aralarında bulunduğu 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, dosyadaki delillerin incelenmesi ve savunma yapabilmesi için Cemil Koç’a gönderilmesine hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.
Antalya ALKÜ’de iki dev destan tek yürekte buluştu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) Türk tarihinin iki dönüm noktası olan "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü" ile "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü" etkinlikleri, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, bu iki tarihi değerin Türk milletinin hafızasında, ruhunda ve vicdanında kenetlendiğini belirterek, "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü kalemle yazılmış bir diriliş, 18 Mart Çanakkale Zaferi ise kanla yazılmış bir varoluşun adıdır. İstiklâl Marşı, bir milletin "Korkma!" diye başlayan en büyük cesaretidir. Çanakkale ise o cesaretin ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Bu iki büyük değer, bize sadece geçmişi anlatmaz; aynı zamanda kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye yürümemiz gerektiğini hatırlatır. İşte bu yüzden böylesi programlar oldukça önem arz etmektedir. Bunlar, bir milletin kendini yeniden hatırladığı, kökleriyle bağ kurduğu, değerlerini diri tuttuğu anların adıdır" dedi. Programın moderatörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Yavuz Uysal, açılışta yaptığı konuşmada Çanakkale’de cephede verilen mücadelenin İstiklal Marşı’nda kelimelere dönüştüğünü belirterek, "Bu iki mücadele aynı ruhun ve aynı diriliş hareketinin yansımasıdır" dedi. Akif’in ödülü reddetme hassasiyetine ve marşın bir kimlik inşası olduğuna değinen Bayram, gençlere marşın her dizesinin altındaki derin anlamı sorgulama çağrısında bulundu. Dr. Irmak Karabulut ise Çanakkale Zaferi’nin Mustafa Kemal Atatürk’ü dünya tarihine kazandıran bir deha örneği olduğunu anlattı. Siperler arasındaki mesafenin 8 metreye kadar düştüğü o anlarda Türk askerindeki sarsılmaz tevekkülü vurgulayan Karabulut, Atatürk’ün Anzak annelerine yazdığı mektubu hatırlatarak, "Çanakkale’yi kazandıran bu yüksek ruhtur" dedi. Programın devamında Dr. Öğr. Üyesi Melih Can ve Dr. Öğr. Üyesi Adem Karaca tarafından müzik dinletisi yapıldı. Program teşekkür belgelerinin verilmesiyle sona erdi. Eğitim Fakültesi Başöğretmen Atatürk Konferans Salonu’nda yapılan etkinliğe Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Işık Bayraktar, Genel Sekreter Hüseyin Er, fakülte dekanları, MYO müdürleri, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.