POLİTİKA - 15 Mart 2025 Cumartesi 22:32

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Hedef terörsüz Türkiye hedefine ulaşmaktır"

A
A
A
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Hedef terörsüz Türkiye hedefine ulaşmaktır"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda herhangi bir pazarlık yoktur. Bir al ver süreci yoktur. Herhangi bir müzakere yoktur. Hedef terörsüz Türkiye hedefine ulaşmaktır" dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, AK Parti Yalova İl Başkanlığı Vefa İftarı’na katıldı. Altan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen iftar sonrasında konuşma yapan Çelik, Türkiye ve çevresindeki gelişmelere bakıldığında AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın ülke ve bölge için ne kadar büyük kıymet ifade ettiğinin bir kere daha görüldüğünü belirtti. Son dönemlerde Türkiye’nin öneminin daha da ortaya çıktığını anlatan Çelik, "Yukarımızda Rusya-Ukrayna Savaşı, aşağımızda, güneyimizde Gazze’deki soykırım, Suriye’deki gelişmeler, bütün bunlara baktığımızda Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli yönetiminin Türkiye için ne kadar kıymetli olduğu, vazgeçilmez olduğu bütün dünya tarafından takdir ediliyor. Bugün Avrupa gazetelerine baktığımda, dünyada takip ettiğim medya organlarına baktığımda gördüğüm birinci haber Türkiye’dir. Ve birinci haber önümüzdeki gelişmelerde Trump’la Avrupa arasındaki tartışmalar, Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sayın Cumhurbaşkanımızın nasıl bir yol izleyeceğidir. Düne kadar bizi eleştirenler bugün Türkiye’nin ne kadar önemli olduğundan, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinin ne kadar kıymetli olduğundan bahsediyor. Biz onlara aslında her zaman diyorduk. Bu sadece zor zamanlara düştüğünüzde anlamayın. Bunu normal zamanlarda da anlayın. Eğer normal zamanlarda anlamış olsaydınız, bu zor zamanlara düşmezdiniz. Daha önce de defalarca ifade ettik" diye konuştu.

Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı olduğuna değinen Çelik, şöyle konuştu:

"Avrupa Birliği küresel bir güç olmak istiyorsa bunun yolun Türkiye ile kurabileceği en yakın ilişkiyi kurmasından geçer ama maalesef bunu zamanında anlamadılar. Zamanında anlamadıkları gibi bu zor zamanda anlayarak aslında kendileri açısından büyük zararlar ortaya çıktıktan sonra meseleyi toparlamaya çalışıyorlar ama şunu herkesin bilmesi lazım ki, Türkiye’nin gücü, Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye’de gerçekleştirdiği büyük devrimlerle, büyük dönüşümlerle Türkiye’nin geldiği nokta bütün dünya için göz kamaştırıcı. Bu kadar çok merkezli krizi, bu kadar dirayetle yöneten lidere sahip olmamız, ülkemizin dünya siyasetinin en önemli 10 meselesinde görüşü muhakkak sorulması gereken ülke konumuna gelmiş olması işte bu büyük mücadelenin neticesidir. Biz şunu biliyoruz ki, bu büyük mücadelede bu zaferlerin kazanılması sizler sayesinde, sizlerden önce teşkilatlarımıza kıymet, değer, destek vermiş büyüklerimiz sayesinde olmuştur. Onun için bizin en önemli gücümüz teşkilatımızdır. En önemli gücümüz teşkilat mensuplarımızın ev ev, mahalle mahalle gerçekleştirdiği bu önemli toplantılardır."

"Siyasi mezhepçilik zehirdir"

Çelik, geçtiğimiz günlerde CHP milletvekilleri tarafından önemli bir provokasyona imza altığını belirterek, şunları kaydetti:

"Suriye’de bir Esad rejiminin artığı olan birtakım unsurların Suriye’yi istikrarsızlaştırmak için oradaki meşru yönetime karşı silahlı kalkışma yapmasının ardından meşru güvenlik güçlerinin olayı raporlamaya çalışırken maalesef hepimizi çok üzen meşru güvenlik güçlerinin dışında, ya da kontrolsüz bazı güçlerin Suriye’deki Alevi kardeşlerimize dönük olarak, oradaki kardeşlerimizin ölümüne yol açan, yaralanmasına yol açan birtakım eylemler ortaya çıktı. Biz bunun neticesinde şöyle bir tavır koyduk, dedik ki Suriye’deki Sünniler, Aleviler, Kürtler, Şiiler, Nusayriler, Dürziler kardeşimizdir. Ve yine şu cümleyi ekledik. Dedik ki, DEAŞ’ın yaptığı katliamlar Sünnilere mal edilemez. YPG’nin yaptığı katliamlar Kürtlere mal edilemez. Esad rejiminin yaptığı katliamlar da Nusayri ve Alevi kardeşlerimize mal edilemez. Bu kadar açık cümleler kurmamıza rağmen yine ekledik. Mezheplerin hepsi saygı değerdir ama siyasi mezhepçilik zehirdir. Bu kadar açık cümleler kurmamıza rağmen maalesef bir takım CHP milletvekilleri Hatay’ımıza giderek orada bizim Alevi, Nusayri kardeşlerimize Esad artığı dediğimiz gibisinden cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir iftira attılar, yalan söylediler."

"CHP’nin tek gündemi var"

İftira, yalan siyasetine karşı son derece deneyimli olduklarını anlatan Çelik, "Oradaki Nusayri kardeşlerimize, Şii, Alevi, Kürt, Dürzi, Sünni bütün kardeşlerimizle biz sürekli olarak temas halindeyiz. Birileri gibi meseleyi sadece siyasi mezhepçilik üzerinden almıyoruz. Başından beri de söylüyoruz. Suriye Suriyelilerindir ama enteresan olan şu, oraya giden bir CHP milletvekili diyor ki, ‘Samandağ’ın, Hatay’ın kaderiyle Lazkiye’nin kaderi budur.’ Biz bunu 10-15 yıldır söylediğimizde karşımıza çıkıp ‘Suriye’de ne işiniz vardı’ diyordunuz. Suriye’de ne işimiz vardı diye Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyi eleştiriyordunuz. Bunu ne zaman anladınız, 15 sene sonra anladınız. Demek ki şöyle bir ortalama var, CHP’nin iç politikada bizim partimizin, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyi anlaması için minimum 10 seneye ihtiyacı var. Yine CHP’nin Cumhurbaşkanımızın, partimizin, Cumhur İttifakı’mızın dış politikada koyduğu iradeyi anlaması için de minimum 15 seneye ihtiyacı var. Mevzu şu ki, aynı anda 3-4 krizi yönetirken Sayın Cumhurbaşkanımız CHP’nin tek gündemi var, aynı anda 3-4 tane genel başkan adayını yönetmek oldu. Onun için biz işimize bakacağız. Türkiye’nin geleceği için yapacağımız çalışmaları yapmaya devam edeceğiz" dedi.

"Hedef terörsüz Türkiye hedefine ulaşmaktır"

Terörsüz bir Türkiye için de büyük bir iradenin ortaya koyulduğunu anlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi de terörsüz Türkiye diyoruz. Türkiye’yi terör belasından kurtarmak için Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı tarihi çağrı, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yüksek irade Türkiye’yi 50 yıllık terör belasından kurtarmak için, Türkiye’nin önüne yepyeni pencereler açmaktadır. Bu Kürt kardeşlerimiz üzerindeki terör vesayetinin kaldırılması, her şeyin demokrasiyle, siyasetin imkanları içinde çözülmesi için de büyük bir fırsat oluşturacaktır. Vesayetin en karanlık dönemlerinde Cumhurbaşkanımız 2006’da, 2005’te Diyarbakır’a giderek ‘Türkiye’nin bütün meseleleri, başörtüsü meselesi benim meselemdir. Kürt meselesi menim meselemdir’ diyerek o zaman ki vesayet odaklarına karşı en güçlü mesajı vermiştir. İşte o günden bugüne teşkilatlarımızın sarsılmaz birlikteliği, gücü, kuvveti sayesinde karşımızdaki bütün şer şebekelerini alt ettik. Şimdi Türkiye Yüzyılı’ndayız ve Türkiye Yüzyılı’nda, terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmek için büyük bir iradeyle yolumuza devam ediyoruz. Zaman zaman bazı açıklamalar yapılıyor. Bunlarla ilgili daha önce ifade ettim. Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda herhangi bir pazarlık yoktur. Bir al ver süreci yoktur. Herhangi bir müzakere yoktur. Hedef terörsüz Türkiye hedefine ulaşmaktır. Bunun için de kararlı bir şekilde bunların gerçekleşmesi için yolumuza devam edeceğiz ve önümüzü açmaya devam edeceğiz."

"Sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan diyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yurtdışındaki faşistlerden, içerideki hadsizlere kadar kem söz söyleyen çok olduğunu ifade ederek, "Allah’ın izniyle milletimizin desteğiyle, teşkilatlarımızın gayretiyle hepsini sandıkta yendik. Siyasette hepsine tarihi en sıkıntılı zamanlarında bile kapıyı göstermeyi bildik. Onun için bir kere daha Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı çirkin söz kullananları, kem söz kullananları söylediklerine karşı bir kere daha şunu söylüyoruz, Yalova’dan da söylüyoruz, Türkiye’nin her tarafından da söylüyoruz sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan diyoruz" açıklamasında bulundu.

Programda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, Yalova Milletvekili Meliha Akyol ve İl Başkanı Umut Güçlü de birer konuşma yaptı.

Erhan Erdoğan



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.