GÜNDEM - 29 Şubat 2024 Perşembe 16:20

Erken yaşlanma hastası kız kardeşler yaşama sıkı sıkı tutunuyor

A
A
A
Erken yaşlanma hastası kız kardeşler yaşama sıkı sıkı tutunuyor

8 milyonda 1 kişide görülen erken yaşlanma hastalığına yakalanan 5 ve 13 yaşındaki Zeynep ve İremsu kardeşler tedavisi olmayan hastalıklarına rağmen yaşam sevinçleriyle hayata sıkı sıkı sarılıyor.


Bayraktepe Mahallesi’ndeki evinde erken yaşlanma hastası 2 kız çocuğuna bakan Tülay Arslan, çocuklarını üzerine adeta titriyor. 3 çocuk annesi Arslan’ın 17 yaşındaki kızı Rümeysa sağlıklıyken diğer 2 çocuğuna ise Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu tanısı konuldu. Şehit Kübra Doğanay İmam Hatip Ortaokulu’nda 8’inci sınıf öğrencisi olan İremsu ve aynı okulda 5’inci sınıfa giden Zeynep, bir süre sonra sağlık sorunları nedeniyle artık evde eğitim alamaya başladı.


Anne Tülay Arslan, kızlarının yaşadığı hastalık süreciyle ilgili, “3 kızım var. 17 yaşında gayet sağlıklı bir kızım var. İremsu ve Zeynep progeria dediğimiz yaşlılık hastalığına yakalandılar. İremsu ilk doğduğunda vücudu kup kuru şekilde doğdu. Çatlaklarla doğduktan sonra tehkikler yapıldı, herhangi bir şey söylenmedi. Cildiyeden bize kremler verildi. Bu süreçte çatlaklardan kurtuldu, gelişimi güzel bir bebekti. Ta ki 10 aylığa kadar. 10 aylıkken ateşli bir havale geçirdi, havale sonucunda, nöbet geçirdi. Yoğun bakım sürecinde bize çocuğun dolaşım bozukluğu var, biz gerekli bilgileri doktoruna verdik. Gideceksiniz orada tedavisine devam edeceksiniz denildi. Doktor sonra bizi Bursa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk etti. Uzun bir süreç sonrasında bize progeria, yaşlılık hastalığı tanısı konuldu” dedi.


Daha sonra bir çok testlerin yapıldığını anlatan Arslan, “2-3 yıl boyunca hep devam ettik hastaneye gitmeye. Herhangi bir sonuç alınamadı. Artık bu çocuklar için yapılacak hiçbir şey yok. Getirmenize gerek yok dediler. Tabi ben umudumu kesmedim. Epikrizimi alıp birkaç doktor arayışına girdikten sonra Çapa Tıp Fakültesi’nden takibe başladık. Orada da bize aynı şekilde progeria yaşlanma hastalığı tanısı konuldu. Uzun uğraşlar sonucunda tedavilerimize bir şekilde devam etmeye başladık. Farklı farklı tedavi yöntemleri uygulanmaya başladı. Büyüme hormonları kullanıldı, yurtdışından gelen ilaçlar kullanıldı. Herhangi bir sonuç da alınamadık oradan. 2019 yılında yurtdışına gönderilmek üzerine kollarından deri parçası alındı ama hala sonuçları gelmedi” dedi.


Arslan, 10 yıldır özel eğitim kurumuna da giden çocuklarının burada da bedensel eğitimleri için de çalışma yapıldığını kaydetti.



“İlk başlarda toplumdan çok fazla soyutlanıyorduk”


Arslan, bir çok olumsuzluğu da yaşadıklarını anlatarak şöyle konuştu:


“Biz ilk başlarda toplumdan çok fazla soyutlanıyorduk. Bakma kızım, korkmasınlar, bu çocukların bu oyun alanlarında ne işi var gibi sözler duyuyorduk. Okulda akran zorbalığına maruz kalıyorlardı. Meleklerin Abisi İnsanı Yardım Derneği, Yasin Kirazlı bizim videomuzu çekti sosyal medyada paylaştı. Çok güzel tepkiler aldık. Onun dışında art niyetli yorum yapanlar. Çocukların fotoğraflarını kötü amaçlı kullanıp saçma sapan algı oluşturmaya çalışanlar, akraba evliliğinden vurup ne anneliğim ne caniliğim kaldı. Bunun dışında çok güzel tepkiler de aldım. Çok güzel yaklaşımlar da oldu. Kızların bir Galatasaray futbol takımı takıntıları vardı. Orada futbolcularla tanışma imkanımız oldu. Metin Oktay Tesisleri’nde, statta ağırlandık. Çok güzel bir şekilde futbolcularla tanıştılar. Sosyal medya çok gündem oldu. Bu sefer kızlara algı değişti bu benim çok hoşuma gitti. Daha önce kızlarımı hor görenler fotoğraf çektiriyor. Daha önce onları istemeyen arkadaşları onlarla arkadaşlık kurmak için çaba harcıyorlar. Bizim için çok güzel oldu. Dezavantajları kadar güzel geri dönüşleri oldu. Bizim paylaşımlarımızdan sonra progeria çok daha bilinir hale gelmeye başladı. Progeria hastaların da norma bir çocuk olduğunu, toplumda yeri olduğunu, herkes gibi hareket edip düşünebilip hayatlarını idame ettirebilecek duruma geldiler. Sonuçta zihinsel bir problemleri yok. Herhangi bir sıkıntıları yok. Kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar, kendilerini ifade edebiliyorlar.”


Toplumda kızlarımın ‘Kızım bakma korkarsın’ diyenlere inat, bu çocukları niye oyun parklarına getiriyorlar diyenlere inat biz daha güçlüyüz. Onlar istese de istemese de varız. Sadece biz değil bütün engelli bireyler için söyleyebilir. Onlara acıyarak bakmayın. Onları dışlamayın, hoş görmeyin. Sonuçta insan, onlar da birey sadece empati kurun. Kendinizi o çocukların yerine koyun.”


Resim çizmekten hoşlandığını anlatan İremsu ise Galatasaray’ı ziyaret ettiklerinde Mario İcardi’nin olmadığını ve onu da çok görmek istediklerini ifade etti.



Erken yaşlanma hastası kız kardeşler yaşama sıkı sıkı tutunuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çankırı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan: "Türkiye turizmde dünyada 4’üncü ülke" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4’üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4’üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye’nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.
Bitlis Ahlat’taki Ahıska Türkleri iftar sofrasında bir araya geldi Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Ahıska Türkleri, düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan programa çok sayıda davetli katıldı. Ahlat Belediyesi’ne ait bir alışveriş merkezinde düzenlenen program öncesinde Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türkleri ile kısa bir toplantı yaparak sorun ve taleplerini dinledi. Daha sonra iftar programına geçildi. Kadir Koçak tarafından yapılan duanın ardından oruçlar açıldı. İftar sonrası konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türklerinin tarih boyunca büyük zorluklar yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı; "Siz kıymetli Ahıskalı Türkler vatan kavramının ne demek olduğunu en iyi bilenlersiniz. 1944 sürgününden beri bir sürü sıkıntılar çektiniz, bir sürü zulümler gördünüz, zorluklar yaşadınız. Ama hiçbir zaman ümidinizi kaybetmediniz. Öz yurdunuza, öz vatanınıza bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle gelerek burayı kendinize vatan edindiniz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın iskan kararnamesi ile yaklaşık 300’e yakın, 280 civarında hanemiz şu an Kubbet-ül İslam, şehitler diyarı Ahlat’tasınız. Siz de artık birer Ahlatlısınız. Siz de artık birer Bitlislisiniz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız, Türk vatandaşısınız. Elbette daha önceden ayrıldığınız topraklarınızı özlediğiniz konular olacaktır. Bu insani bir şey. Ama şunu bilin ki bu topraklar da sizin öz vatanınız. Ve biz Ahlatlı hemşerilerimizle sizleri hiçbir zaman ayrı görmüyoruz. Onlar da çok güzel bir kaynaşma içerisindesiniz. Bundan dolayı da çok büyük memnuniyet duyuyoruz. Çünkü sizlerin çalışkanlığını, sizlerin vatan sevgisini ben çok iyi biliyorum. Sizler, Ahıskalı Türkler bulundukları coğrafyaya her daim sadakatle bağlanmıştır. Her daim hizmet etmeyi prensip edinmiştir ve her zaman oraya en güzel şekilde uyum sağlamıştır." Programda konuşan Yavuz Gülmez ise bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek Ahıska Türklerinin yaşadığı zorluklara değindi. Gülmez, "Etrafımız ateş çemberi. Dün Suriye’de olanları gördük. Ondan önceki günlerde Afganistan’da olanları gördük. Şimdi de İran’da olanları görmekteyiz. Bu acıları en fazla yaşayan halk da aslında sizlersiniz. Ben bazen bazı ortamlarda Ahıskalı kardeşlerimizi eleştiren bazı kesimlere şu cevabı veriyorum: Bunlar sınır boylarında bizim namus bekçiliğimizi yaptılar. Ve bu vatanı hakkıyla müdafaa eden çok kıymetli değerlerimizdir diyorum. Biz de Ahlatlılar ve Türkiye vatandaşları olarak ensar vazifemizi yerine getirip bu muhacir kardeşlerimize gönül soframızı, yüreğimizi, kalbimizi açmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu. Son olarak konuşan Dünya Ahıska Türkleri Birliği Genel Sekreteri Fuat Uçar ise Ramazan ayının huzur ortamında geçirilmesinin önemine değindi. Uçar sözlerini şöyle sürdürdü; "Değerli halkımız Allah’a şükürler olsun ki yine böyle mübarek bir ayda dünyanın gözbebeği huzurlu bir ülkede vatanımızda bir Ramazan ayını daha idrak ediyoruz. Bu hakikaten de şükredilmesi, her zaman akıldan çıkarılmaması gereken bir durumdur. Bayrağın altında huzurla yaşamak, dünyadaki en lüks yerlerden daha güzeldir. Çünkü vatansızlığın ne kadar acı bir şey olduğunu en iyi bilen Ahıskalı Türklerdir. Bu sebeple böyle güzel bir yerde, hele hele Ahlat gibi kutlu şehirde yaşamak ayrı bir gurur vesilesidir. Aslında bizim Ahıskalı Türklerin buraya yerleşenleri şanslı. Ahlat gibi Türk’ün, dedelerimizin ilk birinci vatanı olan yerde yaşamak bir ayrıcalık. Hakikaten de bunun farkındalığını anlamak lazım. Bu sebeple her zaman bizimle beraber olan, bize gerçekten gönülden her türlü çalışmamıza destek veren devletimizdir. Allah bu devlete zeval vermesin. Ve bunun da arkasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin olmasıyla bu işler olmuştur. Allah razı olsun." Yapılan konuşmaların ardından toplu hatıra fotoğrafıyla birlikte program sona erdi. İftar programına; Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Türk Akraba Toplulukları Daire Başkanı Anıl Gündüç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, İl Özel İdare Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) Genel Sekreteri Fuat Uçar, Göç İdaresi Başkanlığı Basın Müşaviri Ömer Çetin, İl Göç İdaresi Müdürü Cihan Cavli ve ilgili kurum amirleri yer aldı.
İstanbul Virgil van Dijk: "Kaybettik ama tur daha bitmedi" Liverpool’un Kaptanı Virgil van Dijk, Galatasaray mağlubiyeti sonrası yaptığı açıklamada, "Burada olmak güzeldi. Ne yazık ki kaybettik ama tur daha bitmedi. Haftaya çarşamba günü oynanacak maça hazır olmalıyız" dedi. UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool, deplasmanda karşılaştığı Galatasaray’a 1-0 mağlup oldu. Müsabakanın ardından İngiliz ekibinin Hollandalı savunmacısı Virgil Van Dijk, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Van Dijk, "İyi başladık. Gol atmamız gerekiyordu. Gol atabilirdik ve atmalıydık. Sonuçta duran toptan gol yedik. Bu, sahada fark oluşturdu. Yine de Anfield’da oynanacak bir maç daha var. Önümüzdeki bu maçı heyecanla bekliyoruz" şeklinde konuştu. "Kaybettik ama tur daha bitmedi" Stadyumdaki atmosferi de değerlendiren tecrübeli futbolcu, "Taraftarlar, takımını çok iyi destekledi. Özellikle başlangıçta buna ihtiyaçları vardı. Burada olmak güzeldi. Ne yazık ki kaybettik ama tur daha bitmedi. Haftaya çarşamba günü oynanacak maça hazır olmalıyız" açıklamasında bulundu. "Turda 1-0 gerideyiz ve bunu tersine çevirmemiz lazım" Rövanşta daha iyisini yapmaları gerektiğini aktaran Virgil van Dijk, "Bu maçta pozisyonlara girdik ama golü atamadık. Turda 1-0 gerideyiz ve bunu tersine çevirmemiz lazım" ifadelerini kullandı. Son olarak "Ömer Bayram ile son zamanlarda konuştun mu?" sorusunu yanıtlayan Van Dijk, "Bu iyi bir soru değil" cevabını vererek sözlerini tamamladı.