POLİTİKA - 10 Nisan 2016 Pazar 16:15

Bozdağ: "Paralel Yapı Ülkemize İhanet Etti"

A
A
A
Bozdağ: "Paralel Yapı Ülkemize İhanet Etti"

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Paralel Devlet Yapılanması (PDY)’nın, eğitim ve din ile ilgili konularla ilgilenen bir görüntü oluşturduğunu belirterek, gelinen noktada eğitim ve dinle alakası olmayan her şeyle ilgilenmiş olduklarının görüldüğünü söyledi.
AK Parti Yozgat İl Başkanlığı tarafından Yozgat Büyük Sinema Salonunda düzenlenen il danışma toplantısına katılan Adalet Bakanı Bozdağ, Paralel Devlet Yapılanmasının eğitim ve din maskesi altında başka işlerle uğraştığını anlattı.
Bakan Bozdağ, Parelel Devlet Yapılanmasıyla ilgili şu bilgileri verdi:
"Paralel dediğimiz bu yapılanma yıllar yılı hepimizin önünde eğitim ve din ile ilgili konularla ilgilenen bir görüntü oluşturdu, hepimiz öyle gördük. Eğitime bakıyorlar, dine bakıyorlar ama gelinen noktada eğitim ve din maske ve o maskenin arkasında gerçekten eğitimle dinle alakası olmayan her şeyle ilgilenmişler. Bu ülkenin cumhurbaşkanının, başbakanın telefonlarını dinlemeyi kim emrediyor, hangi cemaatin, hangi tarikatın, hangi dini hassasiyeti olan gurubu işine yarar, başbakan, bakan ne konuşuyor. Tefsiri daha iyi yazmak için mi lazım, hadisi daha iyi anlatmak için mi lazım, yoksa okulda daha iyi eğitim vermek için mi lazım."
Paralel yapının her alana girmeye çalıştığını belirten Bozdağ, şunları söyledi: "Savunma sanayinin işinde çalışan mühendisleri, teknisyenleri, uzmanları dinlemenin kime ne faydası var. Hangi sivil toplum örgütün işine yarayacaktır. Bir vatandaşın işine yarar mı, yaramaz. MİT TIR’ları hem de büyükelçilerin toplandığı bir dönemde orada çevirip arattırıp bu memleketin evlatlarını, sanki düşman devletlerin evlatları gibi yere yatırıp orada bunları yaptırtmak kimin ne menfaatinedir. Paralel devlet yapılanmasının işine mi yarıyor, yoksa başkalarının işine mi yarıyor. Yoksa dini, eğitimi daha iyi yapmak için onların işine mi yarıyor. Kimin işine yarıyor."
Türkiye’nin, DEAŞ terör örgütüne veya başka terör örgütlerine yardım yapan destek veren bir ülke gibi gösterilmek istendiğini belirten Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "hangi dini hassasiyeti olan kişinin kişilerin veya eğitim hassasiyeti olan kişilerin sivil toplum örgütlerinin işine yarar. Ne menfaatiniz var burada. Dışişleri bakanının mit müsteşarının ve diğer devletin önemli yerlerinde görev yapanların konuşmalarının size ne faydası var. Devletin içine sızmış bu yapılar devletten edindikleri bilgileri ağabeylerine ötekilerine, berikilerine ulaştırınca o ağabeyler bu bilgilerle ne iş yapıyor o bilgiler ne işine yarar.”
Bozdağ, konuşmasında paralel yapıyı eleştirilerine devam ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletin içine sızmış bu yapılar bu bilgileri kime veriyor. İldeki imamın Yozgat’taki alayın çalışmaları ile ne alakası var ne işi var ne işine yarar. Bu ülkenin MİT müsteşarının çalışmaları ne işine yarar. Başka bir ülkenin Türkiye’nin herhangi bir yerinden bilgi alması bu bilgileri kendi ülkelerine kullanması çabaları ve kolay kolay başaramıyorlar. Ama bir yapının içerisinde olup devletin imkan verdiği kişiler oradan ibadet aşkıyla bir yerlere oradan başka yerlere gittiği zaman bu nereye gidiyor. Kozmik odaya girildi. Yargı yoluyla girildi, akıl var, bir devlet herhangi bir konuda suç işleyecek, delillerin tamamını kozmik odaya ben şu kişiye karşı suç işledim diye oraya koyacak. Herkes bu kadar saf mı."
"BUNLARIN SİZE NE FAYDASI VAR"
Memleketimizin aleyhine ihanet edildiğini belirten Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu işin içerisinde tepede olanlar bu ülkenin aleyhine her türlü çalışmayı şuan yapıyor. Pensilvanya’dan sürekli beddua seansları yapılıyor. Onun dediklerini yapmayı Allah rızası için ibadet kabul eden kendini cennete götürecek anahtar gibi görenler var. Pensilvanya’daki zat ‘Bana haber geldi Türkiye’de bir bakanla bir kadın bir yerde buluşacak, böyle bir tuzak var hemen bir yakınını arayarak haber verdik bir felaketin önüne geçtik’ diyor. Allah aşkına Türkiye’nin MİT’i yok mu istihbaratı yok mu. Böyle bir bilgi varda bu ülkenin cumhurbaşkanına başbakanına MİT’e gitmiyor da taa Pensilvanya’ya gidiyor. Bu senin vazifen mi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika seyahatinde bu hareketin nasıl bir noktaya geldiğini göstermesi bakımından çok önemli olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Bozdağ, “PKK’lılar cumhurbaşkanını protesto ediyor, ASALA terör örgütü mensupları ve paralel devlet yapılanması mensupları el ele Türkiye’nin cumhurbaşkanına küfrediyor, hakaret ediyorlar. Samimi olanlar ‘biz Allah rızası için çalışıyoruz’ diyor. Ben de onlara diyorum ki, bazıları da ‘Fethullah Gülen, Peygamber Efendimizle konuşuyor ona göre hareket ediyor” diyor. Ben de onlara diyorum, sorsanız ya Peygamber Efendimiz kendisine talimat verip bakanlar yatak odasında ne yapıyor görüntüle diye talimatı var mı. Peygamber Efendimizin bu ülkenin savunma sanayinin uzmanları ne yapıyor, bunları dinleyin diye talimatı var mı. Böyle bir şey var mı. İslam’a aykırı şeyleri peygamberimiz söyleyecek bunlar yapacak, böyle bir saçmalık olabilir mi. Onun için de paralel devlet yapılanması şuanda Türkiye’nin aleyhine dünyanın dört bir yanında büyük iftiralar, büyük yalanlar, büyük çalışmalar yapıyor. Bunlara karşı milli duruşumuzu manevi duruşumuzu da çok net oraya koymamız lazım. Yaptıklarını şuan hiç ülkenin hayrıyla uzaktan yakından alakası yok.”
Devletin, bu millet büyük millet, büyük bir devlet olduğunu ifade eden Adalet Bakanı Bozdağ, şunları söyledi: “Bu güne kadar pek çok olayla baş etti bundan sonra da baş edecektir. PDY dahil hiçbir paralel yapılanma Türkiye’de güç ve kudret sahibi bundan sonra olamayacaktır. Sadece milletine, sadece devletine, sadece anayasasına ve yasalarına sadakatle bağlı olanlar bu devletin içinde her türlü şerefli görevli şerefle onurla yaptıkları gibi bundan sonra da yapmaya devam edecektir.”
HAKİM KARAR VERECEK ABİYE SORUYOR PENSİLVANYA’DAN TALİMAT GELİYOR
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yargıdaki hukuksuzluklara kulak tıkayamayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi düşünün bir hakim karar verecek, dosyada karar vermek için mahallede veya ilde şuna sorsam diye soruyor veya Pensilvanya’dan talimat geliyor yasa böyle diyor, onların tamamını çöpe atıp böyle karar veriyor diye iddialar olursa, bütün halk bunu yaygın şekilde konuşursa, Adalet Bakanı olarak benim bunlara kulağımı, gözümü kapamam mümkün olabilir mi. Bu ülkenin anayasası ve yasalarına göre faaliyet yapan hükümeti olarak bizim böylesi bir yapı içerisinde olanlara karşı aman kör, sağır, dilsizi oynama lüksümüz olabilir mi. Eğer onu yaparsak biz o zaman bu ülkede bu millete gerçek anlamda ihanet etmiş oluruz. Yargı bağımsızlığı sadece hakimlerin, savcıların yasalara uyması değil, aynı zamanda yasalara uyarken, başka bağlılıklarını da karar verirken reddetmesi anlamına gelir. Şimdi bir yere bağlılığı olacak, o bağlılıkla yasayı çiğneyecek bu karar hakim kararı bunu veren mahkeme diyecek, siz de devlet olarak diyeceksiniz ki talimatla karar çıkıyor, o talimatı veren kararı veren belli, bunu yapan mahkemedir diyeceksin yok öyle bir şey. Yargının bağımsızlığını korumak hukuk devletini korumak bizim vazifemizdir. Bu ülkenin adalet politikalarının doğru bir şekilde yürümesi için yasal ve diğer altyapıları oluşturmak bizim vazifemizdir. Gerekli tedbirleri almak uygulamak bizim vazifemizdir. Bu ülkenin neresinde olursa olsun, bu ülkenin resmi, anayasal otoritesi dışında başka otoritelere bağlı kim hareket ediyorsa etsin o karşısında anayasa ve hukuku olacaktır. Anayasa ve hukuka mutlaka hesabını verecektir, bugün olmaz yarın olur ama mutlaka olacaktır."
Devlet içinde iki otorite olamayacağını anlatan Bozdağ, şunları söyledi: "Devlet içinde tek otorite olur başka otorite olmaz. Biz devletimizin içindeki milletin kurduğu otoriteyi korumak, milletin tesis ettiği iktidarı korumak ve millete anayasa ve yasalar doğrultusunda hizmet etme konusunda gayret ve çabamızı bundan sonra da devam ettireceğiz. İnşallah ülkemizin yaşadığı çözmek için bugüne kadar yaptığımız çalışmalara daha büyük gayretle devam edeceğiz.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Gökçeada’da bayram tedbirleri masaya yatırıldı Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yaklaşan bayram tatili öncesinde adaya gelecek misafirlerin huzur ve güvenliği için alınacak tedbirler, Kaymakam Osman Acar başkanlığında gerçekleştirilen ‘İlçe Güvenlik ve Asayiş Toplantısı’nda ele alındı. Gökçeada ‘İlçe Güvenlik ve Asayiş Toplantısı’na İlçe Emniyet Amiri Başkomiser Serdar Kurt, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Kemal Yavaş ve Sahil Güvenlik 903 Bot Komutanı Sahil Güvenlik Güverte Astsubay Üstçavuş Resul Altuntaş katılırken, 9 günlük bayram tatili süresince yaşanması öngörülen yoğunluk kapsamında güvenlik, trafik, denetim, asayiş, sahil güvenliği ve kamu düzenine ilişkin alınacak önlemler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplantıda konuşan Gökçeada Kaymakamı Osman Acar, bayram süresince adada önemli ölçüde ziyaretçi ağırlayacağını belirterek, tüm kurumlarla koordinasyon içerisinde gerekli hazırlıkların tamamlandığını ifade etti. Kaymakam Acar, "9 günlük bayram tatili vesilesiyle adamıza gelecek kıymetli misafirlerimizin ve vatandaşlarımızın huzur, güven ve esenliği için tüm tedbirlerimizi aldık. Bayram boyunca emniyetimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ve ilgili tüm kurumlarımızla birlikte sahada olacağız. Misafirlerimizi adamıza yakışır bir misafirperverlikle ağırlayacak, huzurlu ve güvenli bir bayram geçirmeleri adına tüm imkânlarımızı seferber edeceğiz" ifadelerini kullandı. Gökçeada Kaymakamlığı koordinesinde yürütülecek çalışmalar kapsamında, bayram süresince güvenlik ve asayiş tedbirlerinin artırılarak vatandaşların ve misafirlerin huzur içerisinde bir bayram geçirmesi hedefleniyor.
Ankara MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu Milli İstihbarat Teşkilatı, sınır ötesinde DEAŞ’a yönelik bir operasyona imza attı. MİT’in Suriye’de Suriye İstihbarat Servisi ile koordineli gerçekleştirdiği operasyon sonucu Kırmızı Bülten ile aranan 10 DEAŞ’lı yakalanarak Türkiye’ye getirildi. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda 10 DEAŞ mensubunun 9’u tutuklandı, birinin ise gözaltı süreci uzatıldı.Yakalananlardan biri Ankara Gar saldırısı ile bağlantılıMİT’in istihbari çalışmaları sonucunda, Türkiye’den Suriye’ye geçerek DEAŞ terör örgütüne katılan Türk kökenli şahıslar tespit edildi. Yapılan istihbari çalışmalar sonucu bu şahısların DEAŞ bünyesinde faaliyet gösterdiği ortaya çıkarıldı. Ayrıca söz konusu şahısların geçmişte Türkiye’de gerçekleştirilen birçok terör eylemi içerisinde yer aldığı da belirlendi.Yakalanan DEAŞ’lı 10 teröristten birinin, 109 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Garı saldırısının failleri ile bağlantılı olduğu da ortaya çıktı.Suriye’de sınır ötesi operasyonMİT, DEAŞ mensubu 10 şahsın Suriye’de olduğunu tespit etmesi üzerine Suriye İstihbarat Servisi ile iletişime geçti. Kurulan koordine sonucu sahada çalışmalar yürütülmeye başlandı. Yürütülen çalışmalar neticesinde şahısların yerleri tespit edildi. Teröristlerin hareketleri adım adım izlendi.Düzenlenen operasyon ile DEAŞ’lı 10 terörist Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirildi. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda 9 DEAŞ mensubu sorgularının ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, birinin ise gözaltı süreci uzatıldı.DEAŞ’lı 10 terörist Emniyet’te verdikleri ifadelerinde;- DEAŞ tarafından verilen eylem talimatlarına,- DEAŞ bünyesinde aldıkları silahlı ve dini eğitimlere,- DEAŞ adına gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetlerine,ilişkin hususları aktardı.DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüten 10 şahısların Kırmızı Bülten ile aranan şahıslar:DEAŞ’ın Türkiye’den Sorumlu İstihbarat sözde emiri Ali Bora; 2014’te DEAŞ’a katılmak amacıyla Suriye’ye geçti. DEAŞ içerisinde farklı birimlerde görev aldı. Pek çok çatışmaya katıldı. Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde görev aldı. Sözde Türkiye Vilayeti unsurlarınca TSK güçlerine yönelik düzenlenen 3 ayrı eylemin planlayıcıları arasında yer aldı.2015’te 109 kişinin ölümüyle ve yüzlerce insanın yaralanması ile sonuçlanan Ankara Gar saldırısını düzenleyen DEAŞ’lı teröristlerle irtibatlı olan Ömer Deniz Dündar; 2014’te DEAŞ’a katılmak için Suriye tarafına geçti. DEAŞ içinde farklı birimlerde görev aldı. Pek çok çatışmaya katıldı. DEAŞ’ın Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde görev aldı. DEAŞ’ın 2015’te düzenlediği Ankara Garı saldırısı failleri ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Ayrıca, terör örgütünün Türkiye’ye yönelik gerçekleştirdiği birçok saldırı ile de bağlantılı olduğu ortaya çıktı.2017 yılında Türkiye’de olası eylemlerin önüne geçilmesi için düzenlenen operasyonlar sırasında yakalanan, intihar kemerli 2 saldırganın üzerlerinde yer alan bomba düzeneklerine yönelik yapılan parmak izi tespitinde Ömer Deniz Dündar’ın da parmak izine rastlandı.Hüseyin Peri; 2014 yılında DEAŞ’a katılmak için Suriye’ye geçti. DEAŞ içerisinde sağlık birimde faaliyet yürüttü. 2015’te PYD/YPG unsurları tarafından yakalanarak cezaevinde kaldı. PYD/YPG ile DEAŞ arasında gerçekleştirilen esir takısında serbest bırakıldı. Serbest bırakılması sonrasında 2019’a kadar DEAŞ’ın sağlık biriminde faaliyetlerine devam etti.Kadir Gözükara; DEAŞ’a bağlı faaliyet yürüten DOKUMACI Grubu lideri Mustafa Dokumacı’nın yönlendirmesi ile 2015’te DEAŞ’a katılmak amacıyla Suriye’ye geçti. Engelli olmasından dolayı DEAŞ içerinde silahlı faaliyetlerde bulunmadı ama Suriye’ye gelen DEAŞ unsurlarının lojistik ihtiyaçlarını karşılamada görev aldı. M. Dokumacı’nın yönlendirmesi ile 2021’e kadar medya faaliyetlerini yürüttü.Abdullah Çobanoğlu; çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek üzere 2016’da Suriye’ye geçti. Suriye alanında selefi/tekfiri görüşü benimseyen gruplar içerisinde silahlı olarak faaliyet gösterdi. Bulunduğu araca yönelik gerçekleştirilen EYP’li saldırıda bacağını kaybetti. 2020’de DEAŞ’a biat ederek Faruk Ofisine bağlı şekilde medya biriminde görev aldı.Hakkı Yüksek; DEAŞ’a katılmak için 2016’da Suriye’ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde silahlı olarak faaliyetlere ve çatışmalara katıldı. DEAŞ’ın kontrol sahasını kaybetmesi üzerine örgütün hücre yapılanması içerisinde faaliyetlerini sürdürdü. Bir dönem Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde faaliyetlerine devam etti. DOKUMACI Grubu lideri Mustafa Dokumacı’nın yardımcılığını yaptı, özel işlerini dahi yürüttü.Kadir Demir; çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek üzere 2016’te Şanlıurfa’dan Suriye’ye geçiş yaptı. İdlib ve mücaviri alanlarda selefi/tekfiri gruplar ile birlikte faaliyet gösterdi. 2017’de DEAŞ’a biat ederek Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde idari sorumlu olarak faaliyet gösterdi. Faruk Ofisi tarafından gerçekleştirilen eylemler ile bağlantılı olduğu tespit edildi.Çekdar Yılmaz; DEAŞ’a katılmak amacıyla 2017’de Suriye’ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde aldığı askeri eğitimler akabinde silahlı unsur olarak İdlib bölgesinde faaliyet gösterdi. 2018’de DEAŞ Faruk Ketibesi’ne katılarak medya biriminde faaliyetlerine devam etti.Murat Özdemir; DEAŞ’a katılma amacıyla 2017’de Suriye’ye geçiş yaptı. İdlib bölgesinde DEAŞ içerisinde silahlı eylemlere katıldı. Örgütün kontrol sahasını kaybetmesi akabinde Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde faaliyetlerine devam etti. Ayrıca Esad Rejimine karşı DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttü.İshak Günci; DEAŞ’a katılmak üzere 2017’de Suriye’ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde silahlı unsur olarak çatışmalara katıldı. Faruk Ofisi içerinde görev aldı. Esad Rejimine karşı havan atışlarına katıldı. DEAŞ içindeki faaliyetlerini yakalanana kadar sürdürdü. (BC -
Bursa Genç sanatçılar eserlerini karekodla dijitale taşıdı Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin yıl boyunca hazırladığı eserler, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Sergide yer alan çalışmalar, karekod uygulamasıyla dijital ortama taşınarak ziyaretçilere teknolojik bir deneyim sundu. Sanatsal başarılarıyla adından söz ettiren Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi, yıl sonu sergisinde teknoloji ile sanatı bir araya getirdi. Öğrencilerin bir yıl boyunca hazırladığı eserler, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılan sergide beğeniye sunulurken, çalışmalar karekod sistemi sayesinde dijital ortamda da erişilebilir hale getirildi. Yağlı boya, kara kalem, grafik, desen ve toz pastel teknikleriyle hazırlanan eserlerin yer aldığı sergi, sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Daha çok ticari alanlarda kullanılan karekod uygulamasının sergide kullanılması ise etkinliğe farklı bir boyut kazandırdı. Ziyaretçiler, eserlerin yanında bulunan karekodları akıllı telefonlarıyla okutarak çalışmalara dijital ortamdan da ulaşma imkanı buldu. Hayal güçlerini teknolojiyle buluşturdular Serginin açılışında yapılan konuşmalarda, etkinliğin yalnızca bir sergi açılışı olmadığı, aynı zamanda genç sanatçıların emek, sabır ve hayal gücüyle şekillenen sanat yolculuğunun bir yansıması olduğu vurgulandı. Öğrencilerin eserlerinde teknik becerilerinin yanı sıra karakterlerini, hayal dünyalarını ve sanat anlayışlarını da ortaya koydukları ifade edildi. Okul Müdürü Remzi Ayaz, öğrencilerin yıl boyunca önemli başarılara imza attığını belirterek, "Öğrencilerimiz eğitim öğretim dönemi boyunca birçok başarılı çalışmaya ve projeye imza attı. Bursa’da, yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen uluslararası sanat yarışmaları ile organizasyonlarda okulumuzu ve ülkemizi başarıyla temsil ettiler. Okul olarak birçok ilki gerçekleştirdik. Bugün de eğitim camiasında ilklerden biri olan, eserlerin karekod uygulamasıyla dijitale taşındığı sergideyiz. Sanatseverler sergimizi gezip akıllı telefonları aracılığıyla karekodları okutarak eserlere kolaylıkla ulaşabiliyor. Öğrencilerimizi, onların yeteneklerini teknolojiyle buluşturan öğretmenlerimizi ve ailelerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi. Mezuniyet öncesi duygu dolu anlar Dijital ve görsel olarak hazırlanan sergi, okuldan mezun olmaya hazırlanan öğrenciler için de özel anlara sahne oldu. Bir yıl boyunca emek vererek hazırladıkları çalışmaların sanatseverlerle buluşmasının mutluluğunu yaşayan genç sanatçılar, sergide hem gurur hem de duygusal anlar yaşadı. Sergi, sanat ile teknolojiyi bir araya getiren yapısıyla ziyaretçilerden tam not aldı.
Eskişehir Hobi olarak başladı, şimdi el emeği takı sergiliyor Eskişehir’de 2012 yılından bu yana el emeği takı sanatıyla uğraşan Nurgül Bozkurt, hobi olarak başladığı bu tutkusunu ticarete dönüştürdü. Kristal ve çelik takıların yoğun ilgi gördüğünü belirten Bozkurt, "Ürünlerimiz genellikle özel günlerde hediyelik olarak tercih ediliyor" dedi. Eskişehir’de el sanatlarına olan ilgi her geçen gün artarken, kadın girişimciler de ürettikleri eserlerle hem sanata katkıda bulunuyor hem de ekonomiye can veriyor. Yaklaşık 14 yıldır takı tasarımı yapan 53 yaşındaki Nurgül Bozkurt, açtığı stantta el emeği göz nuru takılarını vatandaşların beğenisine sunuyor. "Boncuklarla başlayan serüven işe dönüştü" Takı tasarımına başlama hikayesini anlatan Bozkurt, "2012 yılında sadece vakit geçirmek için hobi amaçlı başladım. İlk başlarda evdeki boncuklarla ufak tefek takılar yapıyordum, daha sonra kendimi geliştirerek işleri renklendirdim ve farklı tasarımlar ortaya çıkardım" ifadelerini kullandı. Kristal ve çelik takılar revaçta Ürün yelpazesinin oldukça geniş olduğunu vurgulayan Nurgül Bozkurt, tasarımlarında kullandığı malzemeler hakkında şu bilgileri verdi: "Standımızda çelik, kristal ve çiçek takılarımız bulunuyor. Ayrıca normal boncuklarla yaptığım özel işlerim de var. Bunların hepsi tamamen benim kendi el emeğimdir". "Hediyelik eşya olarak çok tercih ediliyor" Takıların fiyatları ve müşteri tercihlerine de değinen Bozkurt, "Ürün fiyatlarımız 100 liradan başlıyor, emeğine ve malzemesine göre 200-250 liraya kadar çıkabiliyor. Genellikle kristal ve çiçek takılarımız daha çok rağbet görüyor. İnsanlar genelde sevdiklerine hediye almak için bizi tercih ediyorlar" dedi. Nurgül Bozkurt, Eskişehirlileri ve şehri ziyarete gelen turistleri, el emeği takıların sergilendiği stantlara davet etti.
Malatya 35 bin kamyon moloz kaldırıldı, enkaz alanı yeşil alana dönüşüyor Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, 6 Şubat depremlerinin ardından kent genelinde yürütülen moloz kaldırma çalışmalarında 35 bin kamyon molozun şehir dışına taşındığını belirterek, enkaz döküm alanının ise ilerleyen süreçte saha alanına dönüştürüleceğini söyledi. 6 Şubat depremlerinde Malatya’nın en fazla hasar alan illerden biri olduğunu ifade eden Başkan Sami Er, kentte yaklaşık 130 bin bağımsız bölümün hasar gördüğünü kaydetti. Depremlerin ardından AFAD koordinesinde yıkım çalışmalarının gerçekleştirildiğini belirten Er, gelişigüzel dökülen molozların kent genelinde ciddi görüntü oluşturduğunu söyledi. Göreve geldiklerinde şehrin birçok noktasının moloz yığınlarıyla dolu olduğunu ifade eden Er, "Hem kendi imkanlarımızla hem de sahada çalışan diğer kurumlardan destek alarak yoğun bir çalışma yürüttük. Belediyemizin imkanlarıyla 35 bin kamyon molozu şehir dışına çıkardık. Şu anda Malatya’da şehir merkezinde moloz görüntüsü kalmadı" dedi Kentte yaklaşık 800 bin metrekarelik bir enkaz döküm alanı bulunduğunu kaydeden Başkan Er, AFAD tarafından taşınan enkazların yanı sıra belediye ekiplerince toplanan molozların da burada depolandığını belirtti. Enkaz döküm alanının bertaraf edilmesine yönelik Fransa Kalkınma Ajansı’ndan yaklaşık 10 milyon euro fon sağlandığını ifade eden Er, "Burada enkaz ayrıştırma çalışmalarımız başladı. Ayrıştırma işlemlerinin ardından alanın üzeri tamamen toprakla kapatılarak bitkisel toprak serilecek. Daha sonra ise burayı millet bahçesi, saha alanı ya da yeşil alan olarak Malatya’ya kazandırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Enkaz kaldırma çalışmalarında görev alan itfaiye personeline teşekkür eden Başkan Er, çalışmaların 7 gün 24 saat esasına göre yaklaşık 3 ay boyunca aralıksız sürdürüldüğünü söyledi.