GENEL - 08 Mayıs 2016 Pazar 10:08

16 Yıldır Engelli Oğlunun "Eli Ayağı" Oldu

A
A
A
16 Yıldır Engelli Oğlunun "Eli Ayağı" Oldu

Yozgatlı fedakar anne Tekmile İbiş, 16 yıldır zihinsel ve bedensel engelli oğlu İbrahim’i bir an olsun yalnız bırakmıyor. Anne Tekmile İbiş, sadece ‘anne’ diyebilen oğlu ile göz temasıyla anlaşıyor.
Yozgat’ta yaşayan Tekmile İbiş, doğuştan zihinsel ve bedensel engelli 16 yaşındaki İbrahim’i biran olsun yalnız bırakmıyor. Hiçbir sosyal hayatı olmayan anne Tekmile İbiş, oğlu İbrahim’in eli, ayağı, olup bütün ihtiyaçlarını karşılıyor.
Oğlu İbrahim’in doğumdan 6 aydan sonra nöbet geçirmeye başladığını belirten Anne İbiş, “Daha sonra ağırlaştı beyninde kitle oluştu, büyüdükçe nöbetleri daha da arttı, hastalığı arttı. Sürekli yattığından skolyoz oluştu, skolyoz ameliyatı oldu. Daha sonra ilaçlardan dolayı midesi delindi. Midesine peg takıldı. Ağızdan beslenemediği için dışarıdan tüpten mama ile besliyorum. Yine ilaçlarını buradan veriyorum. Yıllardır İbrahim ile hayat mücadelesi veriyoruz. Eşim asgari ücretle çalışıyor, evim kira. Durumumuz o kadar iyi değil ama Rabbim bir kolaylığını da veriyor. Sabrediyoruz, Rabbim de güzellikler yaşatıyor bu dünyada inşallah ahiretimiz de güzel olur” dedi.
İbrahim’i tuvaletine kucağında götürüp getirdiğini ifade eden Anne Tekmile İbiş, “Oğlumun rahat etmesi için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Tuvaletine götürüyorum, altını değiştiriyorum, karnını doyuruyorum, sıkıldığı zaman dışarı çıkartıp gezdiriyorum. Fizik tedaviye götürüp getiriyorum. Büyüdükçe zor oluyor, ama evladımız mecburen bakmak zorundayız. Kayseri’ye tedaviye götürüyorum. Hafta sonlarında İbrahim neşelensin hava alsın diye köye götürüyoruz. Zor oluyor ama evladımız, bakmak zorundayız” diye konuştu.
En çok tedavi için Kayseri’ye gittiği zaman zorlandığını vurgulayan Anne Tekmile, “Eşim çalışıyor iki çocuğum daha var o çocuklarıma da bakmak zorundayım. Ben bir anneyim, Rabbim bana güç kuvvet versin, ömür verdiği müddetçe İbrahime bakarım, Kayseri’ye gittiğimde çok zorlanıyorum. Orada hastane ortamı beni çok yoruyor. Evde de gücümün yettiği kadar İbrahim’e bakıyorum. Annelik farklı bir şey Allah, anne olmayı herkese yaşatsın, evladı olmayanlara versin. Her anne bakar evladına. Biz de İbrahim’e bakıyoruz, Rabbim ömür verdiği müddetçe de bakarız inşallah yani annelik farklı bir duygu, anlatılmaz yaşanır” şeklinde konuştu.
İbrahim ile göz temasıyla anlaştıklarını anlatan Anne İbiş, “Kendi başına yemeğini yiyemiyor, her işini ben yapıyorum. Tuvaletine ben götürüyorum, karnını doyuruyorum, banyosunu yaptırıyorum, İbrahim’in eli ayağı, dili her şeyi benim. İbrahim ile göz temasıyla anlaşıyoruz. Sadece ‘anne’ diyebiliyor. İbrahim anne dediği zaman ben bütün sıkıntılarımı unutuyorum, onun bana anne demesi dünyalara değer. Hiçbir şey demiyorum, Rabbimden çocuğumun sağlığını sıhhatini diliyorum, Allah bütün annelere benim gibi olan annelere sabır versin. Mükafatını versin, böyle bir çocuğa bakmak çok güzel bir duygu” ifadelerini kullandı.
İbrahim’e bakım ücreti aldığını dile getiren Tekmile İbiş, “Aldığım o ücret de oğlumun tedavisinde kullanıyorum. İbrahim’in ilaçları yurt dışından geliyor ve ilaçların yüzde 50’sini ben ödüyorum. İlaçlar nörolojik ilaçlar olduğu için ücretleri yüksek, eczanelere borcumun birini kapatıp, birine başlıyorum. Sadece aldığım bakım ücreti İbrahim’in masrafına gidiyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden yardım almıyorum. Eşim sigortalı olduğu için sosyal hizmetler bana yardım vermiyor. İki çocuğum daha var evim kira, İbrahim kucağımda götürmek, otobüsle gidip getirmek zor olduğu için kredi ile İbrahim adına bir otomobil aldık, eşimin maaşının yarısından fazlası bu krediye gidiyor. Yetiştiremiyorum, ama sonuçta o benim evladım, İbrahim’e bakıyorum ve de gurur duyuyorum. Rabbim iyi ki İbrahim’i bana verdi diyorum. Gerçekten kendimi özel hissediyorum. Rabbim sevdiği kullarına verirmiş, böyle çocuklara bakmak ayrı bir duygu, Rabbim onun da güzelliklerini veriyor bize” dedi.
İbiş, “Benim hiçbir sosyal hayatım yoktur, gündür, gezmedir, düğün, bayramdır, çünkü ben çocuğumu yalnız bırakamıyorum. Ben bir anneyim ve sorumluluklarım var. İbrahim’i en fazla bir saat yalnız bırakabiliyorum o da ilaçlarını yazdırmak için hastaneye gittiğimde oluyor. İbrahim ile bu şekilde ilgileniyoruz. İbrahim beni göremediği zaman huysuzlanıyor, sesimi duyunca sakinliyor, beni göremeyince üzülüyor. Dışarı fazla çıkartamıyoruz. İbrahim çok üşüdüğü için doğalgazın yanında ayrıca evimi soba ile de ısıtıyorum” şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Ziraat Türkiye Kupası: Trabzonspor: 1 - Konyaspor 0 (İlk yarı) Ziraat Türkiye Kupası finalinde Trabzonspor ile Konyaspor, Antalya’da karşı karşıya geliyor. Mücadelenin ilk yarısı Trabzonspor’un 1-0 üstünlüğü ile tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 1. dakikada Konyaspor tribünlerinden sahaya atılan meşaleler nedeniyle hakem Halil Umut Meler, oyunu kısa süreli durdurdu. 6. dakikada Konyaspor’da Gonçalves’in savunma arkasına gönderdiği topta Bardhi, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bardhi’nin şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 10. dakikada Trabzonspor’da Zubkov’un pasında ceza sahası dışında topla buluşan Muçi’nin şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 18. dakikada Trabzonspor, sağ kanattan gelişen atakta Pina’nın ortasında Onuachu’nun kale alanı önünden yaptığı vuruşla golü buldu. 1-0 25. dakikada Konyaspor atağında Uğurcan’ın sağ taraftan ortasında Bardhi’nin uzak direk dibinden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak az farkla üstten auta çıktı. 36. dakikada Trabzonspor’da Onuachu’nun kafa vuruşunda kaleci Bahadır gole izin vermedi. Stat: Corendon Airlines Park Hakem: Halil Umut Meler, Çağlar Uyarcan, Bersan Duran Trabzonspor: Onana, Pina, Nwaiwu, Savic, Mustafa Eskihellaç, Folcarelli, Bouchouari, Zubkov, Muçi, Augusto, Onuachu Yedekler: Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Anthony Nwakaeme, Ozan Tufan, Lovik, Onuralp Çakıroğlu, Umut Nayir, Oulai, Salih Malkoçoğlu, Boran Başkan Teknik Direktör: Fatih Tekke Konyaspor: Bahadır, Uğurcan, Adil, Nagalo, Berkan, Jevtovic, Melih, Deniz, Gönçalves, Bardhi, Muleka Yedekler: Deniz Ertaş, Yasir Subaşı, Jo Jin-Ho, Rayyan Baniya, Yusuf Andzouana, Arif Boşluk, Sondre Svendsen, Bjorlo, Olaigbe, Kramer Teknik Direktör: İlhan Palut Gol: Onuachu (dk. 18) (Trabzonspor) Sarı kartlar: Bouchouar, Savic (Trabzonspor), Uğurcan Yazğılı, Jevtovic (Konyaspor)
Ankara Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, konfederasyon tarafından karşılandı Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, Türkiye’ye dönüşlerinin ardından HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından karşılandı. Gazze’ye insani yardım götürmek için Global Sumud Filosu ile çıktığı yolculuğunda İsrail saldırısıyl alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, diplomatik girişimler sonucunda Türkiye’ye getirildi. HAK-İŞ’e bağlı sendika başkanları ve üyeleri tarafından karşılanan Arslan, yaptığı konuşmada, dünyanın Sumud Filosu’nda yaşananları bilmesi gerektiğinin altını çizdi. Arslan, "Bunu teşkilatlarımızın dünyanın bilmesi gerekiyor. Gerçekten Sumud için Siyonist devletinin yapmış olduğu hazırlıklar bir plan dahilinde yapılmış. Gemilere müdahaleden başlayarak sınır dışı edildiğimiz saate kadar her şey planlanmıştı. Bir dakikası bile boş geçmeyen işkenceler, hakaretler, aşağılanmalar, bir insana yapılmaması gereken ne varsa hepimize uygulandığı bir süreç yaşadık. Bunların böyle olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar olduğunu bilmiyorduk. Geçen yıl Sumud 1’de yaşananların on katı değil yüz katını yaşattılar. Neden? Sumud onlar için büyük bir baş belası. Sumud bir ateşkesin kısmen de olsa sağlanmasını gerçekleştirmişti. Yardımların kısmen de olsa gitmesini sağlamıştı. Uluslararası toplumun Filistin konusunda inanılmaz duyarlılık oluşturmuştu. Ve bütün dünya ayağa kalkmıştı" dedi. "Amacımız, bir duruş ortaya koymak ve bunun karşılığında onurumuzu, yerlere süründürmeden dik durabilmekti" Sumud’un İsrail güçlerine karşı olan duruşuna değinen Arslan, "Ama Sumud’un ilkesi şu; ‘asla karşılık vermeyeceğiz, asla şiddete eğilim göstermeyeceğiz, asla gözlerine bakmayacağız, asla onlarla bir münakaşaya girmeyeceğiz’. Çünkü bunları yaparsanız Fatma gibi daha çok dayak yiyorsunuz. Daha fazla hakaret görüyorsunuz. Daha fazla işkence görüyorsunuz. Bizim oradaki amacımız, bir duruş ortaya koymak, o duruşumuzun karşılığında onurumuzu, haysiyetimizi, kişiliğimizi asla yerlere süründürmeden dik durabilmekti" ifadelerine yer verdi. Sumud 2 misyonunun daha Gazze’ye ulaşamadan uluslararası kamuoyunda büyük etki oluşturduğunu ifade eden Arslan, dünyanın birçok ülkesinde halkların Filistin için meydanlara çıktığını söyledi. Arslan, Batılı halkların hükümetlerinin baskılarına rağmen Filistin için ses yükselttiğini belirterek, Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığına dikkati çekti. "Şov yapmak için değil, Filistin için gittik" Arslan, Sumud yolculuğunun herhangi bir gösteri amacı taşımadığını ve kamuoyuyla önceden paylaşmadığını söyleyerek, "Amacımız Filistinli kardeşlerimizin acılarını dindirmek. Onların yaşadığı zorlukları görüp bunu sizinle paylaşıp daha fazlasını yapmayı istemek. Derdimiz bu, şov yapmak değil. Şov yapmak istesek bir ay önceden propaganda yapardık. Ailemin dışında kimseye paylaşmadık. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza son gün söyledim. Neden? Çünkü bu istismar edilsin istemedik" diye konuştu. "Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" Filistin halkının yaşadığı zulmün tüm insanlığın ortak meselesi olduğunun altını çizen Arslan, "Filistin için kim bir tuğla koymuşsa kendimizi ondan ayrı görmüyoruz. Ama HAK-İŞ herkesten daha fazlasını yapmak zorunda. Herkesten daha fazla fedakarlık, herkesten daha fazla mücadele etmek zorunda. Çünkü konfederasyonumuzun bu konuda kararları var. Bulunduğumuz illerde, il başkanlıklarımızda, şube başkanlıklarımızda, sendikalarımızda Filistin’i ve Gazze’yi girinti gündeminiz yapın. Gazze tamamen düşerse biliniz İstanbul düşer arkadaşlar. Bu siyonist katillerin esas hedefi Türkiye. O yüzden Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arslan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının yalnızca konuşularak geçiştirilemeyeceğini belirterek, herkesin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Gazze’de yaşananların yerinde görüldüğünde çok daha derinden hissedilebildiğini söyleyen Arslan, "Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı acıları yerinde görünce daha fazlasını yapmamız gerektiğini anladık. Lafla değil, bizzat mücadele ederek Filistin davasının yanında olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Filistin konusunda dünyanın birçok ülkesinde büyük bir vicdani uyanış yaşandığını kaydeden Arslan, özellikle Batı toplumlarında Filistin’e destek gösterilerinin giderek büyüdüğünü ifade etti. Arslan, Avrupa’dan Amerika’ya, Kanada’dan Latin Amerika’ya kadar milyonlarca insanın Filistin için meydanlara çıktığını ve Batılı halkların kendi hükümetlerinin baskılarına rağmen Gazze halkının yanında durduğunu söyledi. Ayrıca Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığını ifade eden Arslan, farklı inanç ve kültürlerden insanların Gazze için ortak vicdanda buluştuğunu belirtti. Arslan, Gazze halkının Türkiye’ye büyük umut bağladığını belirterek, "Türkiye bu sorumluluğunun farkında olmak zorunda. Biz farkındayız çok şükür. Devletimiz farkında, milletimiz farkında daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Onun için biz Sumud’a katılarak bu hainlerin, bu katillerin Gazzeli, Filistinli kardeşlerimize 80 yıldır neler yaptıklarını deneyimledik. Bizi iki gün dayanamayan arkadaşlarımız iki üç gün sabredemeyen arkadaşlarımızın yerinde 80 yıllık Gazze’de yaşayan biri olsanız nasıl olur?" dedi. Arslan, süreç boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu diplomatik irade ve dayanışmanın uluslararası aktivistler açısından büyük anlam taşıdığını belirtti. Ketziot Hapishanesi’nden çıkarıldıktan sonra havalimanında ilk olarak Türk Hava Yolları uçaklarını gördüklerini ifade eden Arslan, bu tablonun kendileri için büyük gurur kaynağı olduğunu söyledi. Türk Hava Yolları’nın yalnızca Türkiye vatandaşlarını değil yüzlerce aktivisti ülkelerine ulaştırdığını belirten Arslan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türk Hava Yolları’na bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. Türkiye’nin Filistin meselesindeki tarihi sorumluluğuna dikkat çeken Arslan, Türkiye’nin hem diplomatik hem de insani anlamda daha güçlü olması gerektiğini ifade etti. HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin ise, yaklaşık 40 gün önce İtalya’dan yola çıktığını belirterek, Sumud misyonunun sabır, direniş ve kararlılık üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistle birlikte Filistin halkına destek olmak için mücadele ettiklerini söyleyen Zengin, bu süreçte vicdan sahibi insanların din, dil, ırk ayrımı gözetmeden ortak bir dayanışma ortaya koyduğunu belirtti. Zengin, süreç boyunca uluslararası aktivistlerin en büyük güvencesinin Türkiye olduğunu belirterek, Türkiye’nin Filistin meselesindeki duruşunun dünya kamuoyunda büyük bir karşılık bulduğunu söyledi. Zengin, farklı ülkelerden aktivistlerin, "Ne olursa olsun Türkiye bizi kurtarır" diyerek Türkiye’ye duydukları güveni dile getirdiklerini ifade etti. Türk Hava Yolları uçaklarını gördükleri an büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Zengin, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devlet yetkililerine ve Türk milletine teşekkür etti.