POLİTİKA - 02 Eylül 2017 Cumartesi 12:51

Bozdağ: "CHP, Türk adaletine büyük saygısızlık yapmakta"

A
A
A
Bozdağ: "CHP, Türk adaletine büyük saygısızlık yapmakta"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Çanakkale’deki Adalet Kurultayı’na ilişkin, "Adalet Kurultayı ve Adalet Yürüyüşüyle Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türk yargısına, Türk adaletine, mahkemelerimize, devletimize ve milletimize hem büyük bir saygısızlık yapmakta hem de büyük bir zarar vermektedir" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Çanakkale’deki Adalet Kurultayı’na ilişkin, "Adalet Kurultayı ve Adalet Yürüyüşüyle Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türk yargısına, Türk adaletine, mahkemelerimize, devletimize ve milletimize hem büyük bir saygısızlık yapmakta hem de büyük bir zarar vermektedir" dedi.


Kurban Bayramı’nı memleketi Yozgat’ta geçiren Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yerköy’de AK Parti İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen bayram programına katıldı. Programda CHP’nin Adalet Yürüyüşü ve Adalet Kurultayı ile ilgili açıklamalarda bulunan Bozdağ, Adalet Yürüyüşünün planlı bir istismar yürüyüşü olduğunu belirterek, "Bu planlı bir mühendislik hareketidir. Tamamen dünya kamuoyunu Türkiye’nin aleyhine yönlendirmek ve Kılıçdaroğlu’nun 2019’a cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde adaylık taşlarını döşemek, onun adaylığını sağlamak maksadıyla yapılan bir siyasal çalışmadır. Türkiye’de hak ve adalet konusu milletimizin tamamı tarafından önemsenen, değer verilen bir konudur. Bütün dünyada da değer verilen bir konudur. Adalet yüce bir değerdir, bu yüce değeri yüceltmek hepimizin ortak görevidir. AK Parti hükümetleri döneminde toplumun devlet imkanlarından aldığı pay, sosyal hukuk devleti olmanın gereği olarak adil bir şekilde Türkiye’nin dört bir yanına dağıtılmıştır. Baktığınız zaman bizim hükümetlerimizin yatırımlarına Türkiye’nin sadece bir iline, bir ilçesinde veya bölgesine değil her yerde eş zamanlı aynı anlayış içerisinde adımlar atılmıştır" dedi.



"Adaletsizliğe son veren AK Parti’dir"


Bozdağ, başörtülü birinin öğretmenlik yapması, üniversitede çalışmasının zamanında mümkün olmadığını bunu adalet olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin savunduğunu ifade ederek, "Şimdi Türkiye’de baktığınızda bütün haksızlıklar kaldı mı, kalmadı. Üniversiteler giriş sınavında meslek liselerinin önündeki katsayı engeli adalet diye yıllar yılı savunuldu. Bu milletin evlatlarının neredeyse yarısına haksızlık yapıldı. Yarısına hakkı olmadığı halde fazla bir takım puanlar verildi. Bu da eşitlik adına, adalet adına savunuldu ve CHP tarafından savunuldu. Onların adalet anlayışı bu haksızlıktı. Parlamentoda başörtülü bir milletvekili yoktu. Onların birisi Sayın Merve Kavakçı hanımefendi başörtülü seçildi meclise girdi. Onların adalet anlayışında başörtülü milletvekili meclise giremez, girdiği zaman ona haddini bildirmek lazımdı. Dönemin Başbakanı merhum Ecevit, meclis kürsüsünden ’Bura devlete meydan okunacak yer değildir, Bu kadına haddini bildirin’ diye kükredi. CHP deyince, adalet deyince benim aklıma bunlar geliyor. Her zaman haksızlığa adalet diyen ve haksızlığı savunan mahkeme kararlarıyla da bunun tescilini adalet diye millete anlatan hastalıklı bir anlayış benim aklıma geliyor. Şimdi çalışma hayatında başı örtülü, başı açık ayrımı var mı? Yok. Yüksek öğrenimde ve orta öğretimde başı örtülü, başı açık ayrımı var mı? Yok. Üniversiteye giriş sınavında insanlara haksız engeller ve ayrımcılık var mı. Yok. Geçmişin adalet duygularını rencide eden insanların devlete olan güvenini yok eden ne kadar haksız, eşitsiz gayri adil uygulama varsa tamamına son veren yaklaşımı AK Parti hükümetleri ortaya koymuştur ve adaleti hem hizmetlerde, hem de hayatın her alanında tesis eden adımları hükümetlerimiz atmıştır" şeklinde konuştu



"CHP, Türk yargısını karalıyor"


Türk yargısının bağımsız ve tarafsız bir yargı olduğunu ifade eden Bozdağ, "Yargının içerisinde Fetullahçı Terör Örgütü’nün bazı hakim ve savcıları örgüte katması ve bunların tarafsız bağımsız hakim ve savcılık yapma vasfını yitirmeleri nedeniyle yaklaşık 4 bin 500 civarında hakim ve savcı bağımsız ve tarafsız görev yapamayacağı kabul edilerek Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından meslekten uzaklaştırılmıştır. Bunu yaparken amaç yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı hak üzerine düşen gölgeleri ortadan kaldırmaktır ve tarafsız, bağımsız yargıyı korumaktır. Örgütü tarafından son vermektir. Bunu yapmıştır ve Cumhuriyet Halk Partisi, geçmişin alışkanlıklarıyla siyaset üretemediği alanlarda yargı desteği ile yol alan bir anlayışı yeniden hayata geçirmek istiyor. Onu görüyoruz. Geçmişte Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiler siyaset üretmekte, hükümete karşı mücadele etmekte aciz kalınca Yargıtay bir açıklama yapardı, Danıştay bir açıklama yapardı, Anayasa Mahkemesi başkanı bir açıklama yapardı. Onların adına esasında sol siyaseti onlar üretirlerdi. Ama şimdi siyasete karışmayan, anayasa ve hukukun gereğini yapan bir Türk yargısı var. Ama sürekli yargıdan destek alarak siyaset yapma alışkanlığını kazanmış olan CHP son yıllarda bu desteği göremeyince ’yargı tarafsız, bağımsız vasfını yitirdi’ diye Türk yargısına büyük bir iftirayı dillendirmektedir. Bu doğru değildir. Esasında taraflı ve adil olmayan bir yargı uygulaması Türkiye’nin gündeminde şu anda yoktur. Tamamen siyasal bir bakışla CHP’nin Türk yargısını karalaması söz konusudur" diye konuştu.



"Türk yargısına ve hakimlerine haksızlık yapıyorlar"


Adalet Kurultayı ve Adalet Yürüyüşü’yle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumunu da eleştiren Bozdağ, "Maalesef Türk yargısına da Türk adaletine de, mahkemelerimize de, devletimize de, milletimize de hem büyük bir saygısızlık yapmakta hem de büyük bir zarar vermektedir. Türkiye’de adaletin olmadığına dair argümanları kimler dile getiriyor. Bakıyorsun, PKK, FETÖ, DHKP-C dile getiriyor. Batılı ülkeler bunu dile getiriyor. Türkiye’ye haksızlık yapıyor. Türkiye’nin yargısına, hakimlerine ve savcılarına haksızlık yapmaktadır. Bu haksızlığı da milletimiz de yakinen görmektedir" dedi.



"Şehitlerimizin yattığı yerde alkol kullanıyorlar"


Kurultayın yapıldığı yeri manevi değerinin yüksek olan bir yer olduğunu aktaran Bozdağ, "O toprakların her bir karışı şehitlerimizin kanı ile sulanmıştır. Ben oraları çok iyi bilen, tarihi bilen dostlarıma sorduğumda, ’tarihi bilenler orada her adımı atarken, besmele çekerek adımı atarlar çünkü adım attığımız yerde bir şehidimizin, şehit düştüğü yer olabilir veya onun altında şehitlerimizin herhangi birisi bulunabilir. Onun manevi sorumluluğu içerisinde adım atmak ve orada besmele ile adım atmak edep gereğidir’ diye değerlendirme yapmıştı. Gördük ki kurultayda şehitlerimizin metfun bulunduğu bu büyük alanın içerisinde o manevi bakımdan değer verdiğimiz yerin içerisinde çiftetelli atan, göbek atan, alkol kullanan bir edepsizliğe, bir saygısızlığa, bir terbiyesizliğe de bazı Cumhuriyet Halk Partililer imza attılar. Bazı gazeteler atletli fotoğraflı halk adamlığı, vatandaşlık çıkarmaya çalışıyorlar. Onlara buradan ifade etmek isterim. Siz Türk halkına sorun bakalım, hangi Türk vatandaşı şehitlerimizin manevi huzurunda içki içip, çiftetelli oynayıp, göbek atıyor. Halk adamı, halkını bilen, halkın değerlerine saygılı olan birisi bunu yapar mı, yapamaz. Türkiye’nin dört bir yanında hangi mezarlıkta veya mezarlık çevresinde içki içilip, göbek atılabilir, oynanabilir ve bunu halk hoş görebilir. Çok büyük bir terbiyesizlik, çok büyük bir edepsizlik, çok büyük bir saygısızlık ve hakaret var burada. Şehitlerimize saygısızlık vardır. Gazilerimize saygısızlık vardır. Milletimize saygısızlık vardır. Tarihimize saygısızlık vardır. İnancımıza saygısızlık vardır. Şimdi bu saygısızlığın üzerini örtmeye gayret ediyorlar. Saygısızlığı yaptıktan sonra üzerini örtmek için çaba yanlıştır. Doğru olan saygısızlığı yapmamaktır, yaptırmamaktır. Hem yapacaklar, hem de bu saygısızlıktan özür dilemeden, bu saygısızlığı yapanlara haddini bildirmeden sıyrılacaklar. Böyle bir şey olmaz. Bu saygısızlığı yapanlar hem disiplin cezalarına, hem de ceza hukuku bakımından suç oluşturan bir eylem varsa buradan ceza görmeleri hem de milletten özür dilemeleri lazım. Sadece onların değil Sayın Kılıçdaroğlu’nun da ’Türk milletinden özür diliyorum’ demesi şehitlerimizin manevi hatırasını zedeleyen bu saygısızlar nedeniyle şehitlerimizin manevi huzurlarında bizzat onlardan ’özür diliyorum’ demesi lazım" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.
Kastamonu Çocukları için memurluğu bıraktı, kursta tanıştığı sanatla şimdi kadınlara umut oluyor Kastamonu’da yıllar önce çocuklarını büyütmek için memurluğu bırakan Seval Bahadır Koç’un kursta tanıştığı coğrafi işaretli taş baskı sanatı mesleği oldu. Kurduğu atölyede asırlardır devam eden geleneği yaşatan Koç, bir yandan da sanatını öğrettiği kadınları meslek sahibi yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 53 yaşındaki Seval Bahadır Koç, yıllar önce memur olarak atandığı mesleğini çocuklarını büyütmek için bıraktı. Çocuklarını büyüten Seval Bahadır Koç, 10 yıl önce farklı bir şeyler öğrenmek için Halk Eğitim Merkezi’ne gitti. Merkezde Kastamonu’nun coğrafi işaretli sanatı olan taş baskıyla tanışan Seval Bahadır Koç, çok sevdiği bu sanatı mesleği haline getirdi. Önce evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Seval Bahadır Koç, taş baskı sanatıyla masa örtüsünden kıyafete, çantadan çeyizlik ürünlere kadar çeşitli ürünler yapmaya başladı. Kısa süre sonra eve sığmayan sanatını daha profesyonel hale getirmek isteyen kadın girişimci, Tarihi Yakup Ağa Külliyesi’nin karşısındaki eski sübyan mektebinde atölye açtı. Yıllardır atölyesinde asırlardır devam eden taş baskı geleneğini yaşatan Seval Bahadır Koç, bir yandan da farklı şehirlerden gelen kadınlara taş baskı sanatını öğreterek meslek sahibi olmalarını sağlıyor. "Kursun ardından bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim" Taş baskı sanatıyla tanışma hikayesini anlatan Seval Bahadır Koç, "Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı bir kursa katıldım. Kursun ardından da bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim. Önce evimde küçük bir atölye kurdum. Malzemeleri yavaş yavaş temin ettim. Daha sonra dükkan kadar malzeme birikince dükkan açtım. Dükkanımda satışlarımı ve imalatımı yapıyorum. Şehir dışında gelenlere de bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum" dedi. "Baskı yapmak çok hoşuma gitti" ? Çocukları için mesleğini bıraktığını ve şimdiki işini çok sevdiğini dile getiren Seval Bahadır Koç, "Aslında ben memur olarak atanmıştım, oğlumu büyütmek için mesleğe başlamadım. Daha sonra çocuklar büyüyünce bir meşgale aradım kendim için. Tesadüfen Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursa katıldı. O zaman taş baskı ilgimi çekmemişti. Ama baskı yapmak çok hoşuma gitti. Ayrı bir terapi. Baskıyı yaparken üretim moduna giriyorsunuz. Bir örtü yaparken kafanızda ikinci örtüyü tasarlıyorsunuz. Çok zevkli bir iş. Onun için dedim ki ben bu işi ileride sürdürebilirim. O şekilde başladım, şimdi de çok memnunum. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu için birilerine aktarmak, bir yerlerde yapıldığını görmek çok iyi bir şey" diye konuştu. "Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor" Çok sayıda ilden kursiyerlerin geldiğini kaydeden Koç, "Kursiyerlerim var. Özel kurslar veriyorum. Değişik illerden kursiyerler geliyor. Öğrendikten sonra gidip memleketlerinde bu işi yapıyorlar, dükkanı olanlar var. Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor. Hem bir kadının emekçi olup para kazanması beni mutlu ediyor hem de Kastamonu’nun bir kültürünü başka şehirlere tanıtmak sevindiriyor" şeklinde konuştu. "Bine yakın kalıbım var" Sanatla ilgili bilgi veren Koç, yaptığı desenlerin kullandığı boya sebebiyle asla silinmediğini kaydederek, "Kalıpların her biri farklı bir desendir. Bir yerde çiçek deseni ya da geometrik bir desen gördüğümüzde hemen onun kalıbını yaptırıyoruz. Gördüğümüz her şeyin kalıbını yaptırmak zorunda hissediyorum. Şu an ne kadar kalıbım olduğunun sayısını bilmiyorum. Belki bine yakın kalıbım vardır. Çok kullandığım kalıplarımı göz önünde tutuyorum. Az kullandığım kalıplarımı ise kaldırıyorum, lazım olduğunda tekrar alıyorum. Bir örtüyü yapmam yarım saat, bir buçuk saat arasında tutuyor" ifadelerini kullandı.