POLİTİKA - 01 Haziran 2018 Cuma 14:37

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Milletin gözünü boyamak için kılıktan kılığa giriyorlar"

A
A
A
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Milletin gözünü boyamak için kılıktan kılığa giriyorlar"

Başbakan Yardımcısı ve Hükumet Sözcüsü Bekir Bozdağ Millet İttifakı ve HDP’yi eleştirerek,"Şimdi bir araya gelmişler 4 tane parti.

Başbakan Yardımcısı ve Hükumet Sözcüsü Bekir Bozdağ Millet İttifakı ve HDP’yi eleştirerek,"Şimdi bir araya gelmişler 4 tane parti. Bir de onların görünmeyen ortakları var. Ala vere dala vere yapıyorlar. Milletin gözünü boyamak için kılıktan kılığa giriyorlar. Tek dertleri AK Parti’den oy hırsızlığı yapmak. Tek dertleri oraya oy artışı temin etmek" dedi.


Bozdağ, Yozgat’ın Şefaatli ilçesinde seçim irtibat bürosunun açılışına katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Bozdağ, Millet İttifakı ve HDP’yi eleştirerek,"Şimdi bir araya gelmişler 4 tane parti. Bir de onların görünmeyen ortakları var. Ala vere dala vere yapıyorlar. Milletin gözünü boyamak için kılıktan kılığa giriyorlar. Tek dertleri AK Parti’den oy hırsızlığı yapmak. Tek dertleri oraya oy artışı temin etmek. Olabilir bu dertleri ama bunu dürüst yapın dürüst. Bu ittifakın ortaklarından biri HDP’mi dir, HDP’dir. Ama niye koyamadılar aralarına. ’Yozgat milliyetçidir, HDP’nin olduğu bir şeye oy vermez biz isteyemeyiz ama HDP dışarıda dursun onlarla beraber olmak için biz kolay millet kandırırız’ diyorlar. Oy da isteriz diyorlar. Bak dalaverecilere yahu bu millet siz giderken geliyordu. Sizden daha akıllı bütün oyunları görüyor, bütün siyasal mühendisleri biliyor ve onların hepsinin köküne Allah’ın izni ile 24 Haziran’da ot tıkayacak. Oyunu sen değil ben kurarım diyecek. Oyunun sahibi benim diyecek ve onlara en büyük dersi en büyük cevabı verecektir" dedi.



"Muharrem İnce şirin gözükmek için her şeyi yapıyor"


Cumhuriyet Halk Partisi adayı Muharrem İnce’nin milletin gözüne şirin gözükmek için yapmadığı bir şeyin kalmadığını söyleyen Bozdağ,"CHP’nin adayı kalkmış milletin gözüne şirin gözükmek için yapmadığı şey yok. Şirin gözükmek için ne zaman yapılır seçim vakti yapıyorlar. Bunlar seçim vakti bunu yapan şirinlikler yapanlar. Halk adamı seçim vakti bisiklete binerek olunmaz. Seçim gelmeden halk adamı olmak lazım seçim dışında da halkın içinde olmak lazım. Miting meydanında konuşma platformunun üzerinden binip orada göstermelik olmaz. Sen normal vakitte yapacaksın. Biz Sayın İnce ile grup başkan vekilliği yaptık. Ben de makam arabasına bindim o da makam arabasına bindi. Bir gün meclise bisikletle geldiğini görmedim. Görende yok. Ama seçim var milleti nasıl aldatırız bisikletle gezersek aldatırız. Şimdi özel uçak tutmuşlar bütün illere özel uçakla gidiyorlar. Niye bisikletle gitmiyorsun? Traktörle git, at arabasıyla git. Bunlar tamamen gayri samimiler milletin gözünü boyamak için bunları söylüyorlar. Bunlara asla prim vermeyin ve bunları en güzel şekilde sandıkta inşallah hep beraber Allah’ın izniyle cezalandıralım. Gayrı samimiler ve milletin adamları olarak değil belli yerin adamları olarak hareket ediyorlar." şeklinde konuştu.


Bozdağ açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:


"Şimdi cumhurbaşkanımızı kullanamıyorlar. Ama bakın ABD’den bir telefon ediliyor Muharrem İnce’ye. Bak terörist başının iadesini istemediler diyor. Sonra usulüne uygun istemediler diyor. Daha bu telefonun doğru mu eğri mi olduğunu anlamadan sormadan soruşturmadan telefonu kapatıyor. Televizyona bağlanıyor. ABD’den aldığı talimatın gereğini yerine getiriyor. Adamı telefonla kullanıyorlar yüz yüze de kullanmıyorlar. Yani nasıl bu milletin adamı olacak. ABD’den telefon geliyor onlardan belge istemiyor. ABD söylerse belgeye gerek yok onlar dürüst. Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti söylüyor, ’Yalan söylüyorsun hayır sana inanmam ben belge isterim’ diyor. ABD’ye belgesiz inananlar Türkiye’ye belgeye rağmen inanmayanlar yerli ve milli bir duruş ortaya koyamazlar. Tayyip Erdoğan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçildiğinde Türkiye’yi Recep Tayyip Erdoğan yönetecektir. Bunlar seçilmez ya es kaza seçildiğini farz edelim. Türkiye’yi kim yönetecek. İnce’mi yönetecek Kılıçdaroğlu mu, Esad mı yoksa Trump mu yönetecek ? Kim yönetecek Türkiye’yi. Telefonla yönettiklerine göre başka türlüde yönetirler. Şimdi Kılıçdaroğlu gel Muharrem deyip çağırdığında saygı göstermediğine göre, asansörde bile cumhurbaşkanına değer vermediklerine göre demek ki bu yönetmeyecek. Bu orada oturacak başkaları yönetecek. Kuklacı başkaları kukla bu olacak. Türkiye’yi doğrudan yönetecek birisi yönetmelidir. İşte o da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Allah’ın izni ile milletin adamı milletin reyleriyle yeniden iktidar olacaktır"


Konuşmaların ardından AK Parti Şefaatli Seçim İrtibat Bürosu’nun açılışı gerçekleştirildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.