GENEL - 23 Haziran 2018 Cumartesi 14:09

Bozdağ: “Umarım ABD Türkiye’nin dostluğunu ABD’nin dostluğuna tercih eder”

A
A
A
Bozdağ: “Umarım ABD Türkiye’nin dostluğunu ABD’nin dostluğuna tercih eder”

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, FETÖ soruşturması kapsamında ele geçirilen yeni deliler sonrasında, ABD’nin Türkiye’nin dostluğunu terör örgütünün dostluğuna tercih etmesini umduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, FETÖ soruşturması kapsamında ele geçirilen yeni deliler sonrasında, ABD’nin Türkiye’nin dostluğunu terör örgütünün dostluğuna tercih etmesini umduğunu söyledi.


Yozgat’ta seçim çalışmalarını sürdüren Bozdağ, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bozdağ, FETÖ soruşturması kapsamında, Kemal Batmaz ve Hakan Çiçek’in yeni ortaya çıkan telefon görüşme detaylarının kendisine hatırlatılması üzerine, “15 Temmuz darbe teşebbüsünün FETÖ, PDY terör örgütünün ele başı, terörist başı Fetullah Gülen’in talimatları ile yapıldığı ve organizasyon aşamasında FETÖ’nün onayının alındığı çok nettir. Şu anda ki kovuşturmalar ve soruşturma dosyalarındaki delillerin tamamı bunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açık bir durum söz konusudur. Bu yeni delil, açık ve net olan bu hususu ayrıca teyit etmektedir. FETÖ’nun bu darbe girişiminin içerisinde olduğunu gösteren onlarca değil, yüzlerce değil binlerce delil vardır. FETÖ’nin ordu içerisinde, emniyet içerisinde ve sivilde ki teröristleri el birliği ile bu darbe teşebbüsünün içerisinde yer aldılar. Vatandaşımıza, devletimize, milletimize, hukukumuza, cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve demokrasimize kastettiler. Tüm Türk milleti de bunun şahididir. Dosyalarda bunu çok net bir şekilde ortaya koyan yetirince delil vardır. Türkiye’nin ABD’ye gönderdiği geçici tutuklama ve FETÖ’nün Türkiye’ye iade talebinde bu delillerin tamamı vardır. Bu delilerin tamamı da bu darbeyi FETÖ’nün talimatı ile FETÖ’nün teröristleri tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. Bu yeni delil bu husustaki delilleri teyit eden yeni bir delildir. Pensilvanya ile darbe girişimine katılanlar arasında ki görüşmeleri ortaya koyuyor. Buda son derece önemlidir. ABD’den bizim beklediğimiz şey FETÖ’nün darbe teşebbüsü yaptığı ve yaptırdığı ve bunun bir numaralı faili olduğu gerçeğini artık tüm dosya ve verilen ortaya konuyor. Son delilde net bir şekilde FETÖ ile yazışmaları ortaya koyuyor. Daha önce de Genel Kurmay Başkanımız sayın Hulusi Akar, darbeci askerlerin kendisini darbeci başı Fetullah Gülen ile telefonda görüştürmek istediğini ve kendisi görüşmeyi reddettiğini açıkça ortaya koydu, ifade etti. Kemal Batmaz ve diğer darbeci teröristlerin toplantı yaptıkları yerler, ABD’ye gidiş gelişleri, uçak biletleri, tüm bunlar çok net bir şekilde gösteriyor. Bu son delil bu gerçekliği bir kez daha ispat etmektedir. Esasında herkesin bildiğini somut bir şekilde ortaya koymaktadır. ABD’de Türkiye’de bu darbeyi FETÖ’nün yaptığını çok çok net bir şekilde biliyor. Elinde ki bilgi ve belgeler çok net. ABD maalesef bu güne kadar FETÖ’yü iade etmeme konusunda bir ısrarın içerisinde ve FETÖ’yü himaye eden destekleyen bir tutumun içerisinde. Umarım yeni çıkan bu belge sonrasında ABD tutumunu gözden geçirir. Çünkü ABD’nin kaçacağı yer yok burada. Bu son delilde kaçacağı bir yer bırakmadı. Umarım ABD Türkiye’nin dostluğunu terör örgütünün dostluğuna tercih eder. “dedi.


“Seçim sonuçlarının üzerine gölge düşürmek isteyenlerin tamamı yalan söylüyorlar”


Bozdağ, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin YSK’nın önünde oturacağı yönündeki açıklamasının kendisine hatırlatılması üzerine, seçim sonuçlarına gölge düşürmek isteyenlerin yalan söylediğini belirtti. Bozdağ açıklamasında şunları söyledi. “Her seçim öncesi kaybedeceğini anlayan partiler, adaylar seçime gölge düşürmek için seçime günler kala tempoyu arttırıyorlar. Esasında seçim takvimi başlayınca benzer açıklamayı yapıyorlar. ’Sandığa sahip çıkacağız’, ’Hakkımızı yedirmeyiz’ gibi benzer açıklamalar yaparak bunu kademe kademe çoğaltıyorlar ve seçime gelirken seçime bir kaç güne kala bu tempoyu artırıyorlar. Bunun tek nedeni var. Nedeni de şu? Başarısızlıklarına kılıf bulmadır. Seçimi kaybedeceğini görüyor. Kaybetmeyi kendisinin bir başarısızlığı olarak görmektense, kabul etmektense bunu Yüksek Seçim Kurulu’na yüklemek ve kazandığı bir şeyi kendi eliyle aldığını iddia etmek işlerine geliyor. O nedenle Yüksek Seçim Kurulu’na iftira ediyorlar. Geçmişte de seçimi kirletmek, seçimin üzerine şaibe düşürmek, Türkiye’nin doğru yaptığı bir işi yanlış göstermek için gayretleri oldu. Bunu başaramadılar. Ben bir kez daha ifade ediyorum ki Türkiye’de seçimleri siyasi partiler kendileri beraber yapıyorlar. Birbiriyle demokratik rekabet içerisinde olan partilerin o yerdeki en son seçimde en fazla oyu alan 5 partisinin sandık kurulunda temsilcileri var. Ayrıca partilerin müşahitleri var. Ayrıca vatandaşlarda oy verme işlemini oyların sayım ve dökümünü isterlerse takip hakları var. Bütün bunlar birlikte yapılıyor. Şimdi vatandaş giriyor içeri 5 partinin sandık temsilcisi hepsi beraber gelen vatandaş aynı kişi mi kimliğini beraber kontrol ediyorlar. İmzasını beraber alıyorlar. Oy pusulasını, zarfı ve mührü beraber veriyorlar. Oyunu kullanan vatandaşlar oyları onların gözü önünde oy sandığına atıyor. Sonra sandığı birlikte açıyorlar. Zarfları ve içerisindeki oyları birlikte sayıyorlar. Sonra partiler göre adaylara göre tasnifini beraber yapıyorlar. Sonuçlarını da birlikte tanzim ettikleri tutanakla imza altına alıyorlar her tutanağın bir örneğini de aynı anda parti temsilcilerine veriliyor ve birlikte de seçim kuruluna götürülüyor. İlçe Seçim Kurulunda da yine bütün partilerin temsilcileri var. YSK’da da partilerin temsilcileri var. Ayrıca YSK bir link vasıtasıyla her sandığın sonucunu bir de parti genel merkezlerine doğrudan iletiyor. Böyle bir sistemde sandıkta hile olabilir mi? Sandıkta şaibe olabilir mi? Rekabet içerisinde olan partiler sandığa beraber sahip çıkıyorlar. Sandıktaki süreci beraber takip ediyorlar ve imzalarıyla işlemlerin doğruluğunu tasdik ediyorlar böyle bir ortamda sandıkta yanlış yapılamaz. YSK itirazları inceliyor. Yapılan işlerle ilgili usulsüzlük varsa onları inceliyor ve onları karara bağlıyor. YSK’da bu noktada işin kitaba uygun olmasını denetliyor ve süreci organize ediyor. Esasında sürecin içerisindeki asıl aktörler partilerdir. Türkiye’de seçim sonuçlarının üzerine gölge düşürmek isteyenlerin tamamı yalan söylüyorlar. Bilinçli iftira ediyorlar ve Türkiye’de bir provokasyon yapmak istiyorlar. Biz onu görüyoruz. Sayın Muharrem İnce seçim kurulunun önün gelip niye oturacak? Yüksek Seçim Kurulu ne yapıyor sandıklar Yüksek Seçim Kurulu’nda değil sandıklar bütün belde, mahalle ve köylerde birleştirmeler İlçe Seçim Kurulu’nda yapılıyor. Sonuçları sadece Ankara ilan ediyor. Orada YSK’nın bir şey yaptığı yok. Seçim sonucunun arkasında Türkiye’de halkı tahrik ediyor. Kendi aleyhine çıkacak sonuç nedeniyle şimdiden kendisine bir alan açmaya çalışıyor. Bunu Türkiye’de insanların kabul etmesi mümkün değildir. Sayın İnce ’Millete gittim, derdimi anlattım, projelerimi anlattım vatandaş beni değil Tayyip Erdoğan’ı seçti. Milletime ve verdiği karara saygım sonsuzdur’ diyerek o kararı içine sindirmesi lazımdır. Doğru olan odur. Ama belli ki bunların başka hesapları var. Evdeki hesap çarşıya uymaz. Hiçbir hesap Türkiye’nin demokratik olduğuna gölge düşüremez. Türkiye demokrasi mücadelesini bundan sonra da başarıyla yürütecektir. Seçimlerimize de ne Muharrem İnce ne de onun gibi düşünenler gölge düşüremeyecektir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."