GENEL - 02 Kasım 2012 Cuma 14:04

TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK:

A
A
A
TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, hayırsever işadamı Osman Durmaz adına yaptırılan Anadolu Öğretmen Lisesi ve 200 kişilik kız yurdunun açılışını yaptı.
Yozgat`ın Çekerek ilçesinde gerçekleştirilen törende konuşan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ``Eğitim konusu tüm ülkelerin en önemli ve en öncelikli konusudur. En gelişmiş ülkelerden tutun üçüncü dünya ülkelerine varıncaya kadar her ülkenin, her devletin en çok önem verdiği, fırsat bulursa en çok kaynak ayırdığı en temel konudur`` diyerek, Türkiye olarak bütçe imkanları içerisinde eğitime destek vermeye, eğitim gereklerini yerine getirmeye çalıştıklarını bildirdi.
Çiçek, ``20 milyon gencimizi çocuklarımızı iyi eğitebilirsek çağın şartlarına uygun ülkemizin ihtiyaçlarına uygun bilgiyle, beceriyle, kültürel ahlakla donatabilirsek bu Türkiye`nin en büyük güç ve kuvvet kaynağı olacaktır. Başka yolu da yoktur bunun onun için biz eğitime önem veriyoruz. Ben kendimden biliyorum 41 dönüm yarısı taşlı tarla lise son sınıfa gelinceye kadar soğuk kuyu lastikle okula gitmiş gelmiş, pardösü, palto denilen şeyi de üniversite birinci sınıfta zar zor bulmuş. Hayırsever insanların verdiği burslarla okumuş olan bir insanım. Eğer okumasaydım bulunduğum nokta çok farklı olacaktır. Onunu için kestirme çözüm yolu yok hayatta kolay kazanç kapısı yok, avanta gelir imkanları yok, bir siyasetçi bulup bir yere kapağı atma dönemi geride kaldı. Bir tek doğru yol var, o da okumak, adam gibi adam olmaktır. Adam gibi adam olmanın yolu okumaktan geçiyor eğitimden geçiyor, bunun herkes farkında olması lazım. Onun için diyoruz ki bu 20 milyon gencimizi iyi yetiştirirsek Türkiye`nin sırtı hiçbir zaman yere gelemeyecektir. Şunu bilmemiz gerekiyor. Dünya da 13 tane riskli bölge var. Dünyanın dengesini değiştirecek, huzurunu kaçıracak, başını belaya sokacak 13 riskli bölgenin 11`i Türkiye`nin etrafındadır. Çevremiz bir belalı coğrafyadır. Bu coğrafyanın ortasında da Türkiye var biz varız millet olarak biz varız. İnşallah burası bizim ebedi vatanımızdır. Ebediyete kadar burada anlımız açık başımız dik namerde muhtaç olmadan var olacak yaşayacaksak bu çocukların iyi eğitiminden geçiyor. Biz Türkiye olarak halen bulunduğumuz bu safhada bilgiyi kullanan toplumuz. Japonlar üretiyor, Almanlar üretiyor Amerikalılar üretiyor keşfediyor biz de o bilgiyi kullanıyoruz. Bu çok doğru bir yol değildir eksik bir yol. Biz bilgiyi kendimizin üretmesi gerekiyor. Oturduğunuz yerden de bilgi üretilmiyor işte bu okullardan yetişecek insanlarımız bilim adamları olacak, ileride devletine milletine faydalı insanlar olacak, işadamı olacak sanayici olacak ve böylece Türkiye hem bilgiyi üretene hem de bilgiyi kullanan bir toplum olduğu takdirde bugün dünyada gelişmiş 20 ülke içerisinde 16-17`inci sırasındayız 11 sene sonra dünyanın ilk on ülkesi arasına gireceksek ancak bu yolla girebiliriz. Başka çaresinde yoktur onun için eğitim bizim için hiçbir zaman vazgeçemeyeceğiz bir konudur. Devlet olarak öncelik vereceğiz, millet olarak öncelik vereceğiz. Hayırseverlerimiz destek verecek imkan verecek ve Türkiye inşallah 10-12 yıl sonra dünyanın gelişmiş şampiyonluğa oynayan ilk 10 ülkesinden birisi olmaya hak kazanacaktır. Bunu da başaracağız`` diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ise, ``Hükümet olarak Türkiye`de en fazla değer verdiğimiz konu eğitimdir. Biliyoruz ki bütün güç bilgidedir. Bugün bilgiye sahip olanlar dünyaya hükmedebiliyorlar. Zenginliği gücü ve kuvveti elinde tutabiliyorlar. Madenleri olmayan, petrolleri olmayan nice ülkeler var, bilgiyi ürettikleri bilgiye ulaştıkları için, bilgiden kaynaklı teknoloji ürettikleri için dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer alıyor. Türkiye`miz güçlü olsun, her alanda ileri gitsin, bölgesinde ve dünyasında güçlü bir aktör olsun istiyorsak bunun yolu mektepten, üniversiteden geçiyor`` dedi.
Bozdağ konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
``İlköğretim ve ortaöğretim konularında da ciddi adımlar attık. Çekerek`te öğretmen lisesi, Anadolu lisesi yoktu. Sağlık meslek lisesi kapatılmıştı yeniden açtık. Nitelikli eğitimi verecek okulları buraya kurarak burada eğitimin kalitesini artırdık. İlköğretimlerde yatırımlar yaptık. Pek çok okulu yeniden yaptık ve bazılarını restore ettik. Böylelikle eğitimin kalitesinde de büyük bir değişimin olmasına katkı verdik. 200 kişilik öğrenci yurdu büyük bir boşluğu dolduracak. 4+4+4 ile eğitim alanında tarihi bir reforma imza attık. Türkiye`nin neresinde olursa olsun bütün insanlarımız lise mezunu olacaktır. Eskiden ilköğretim mezunu olacaktı isteyenler liseyi bitire biliyordu. Biz zorunlu hale getirdik. Bütün insanlarımız köyde olsun kentte olsun en az lise mezunu olacaklar. Lise kısmına devam etme imkanı bulamayanlar açık liseye devam etmek suretiyle açık liseyi bitirecekler. Böylelikle Anadolu`nun eğitim seviyesini daha ileriye götürmek için adımlar attık. Okullarımız bilgisayar teknolojileriyle donattık. İnternet ağıyla, donattık. Kitapları masanın üzerine koyduk. İlköğretimde ortaöğretimde evlatlarını okuldan alan annelerine erkek ve kız çocuklarımız için ayrı ödemeler yaptık. İstiyoruz ki çocuklarımız okusun, insanlarımız okusun, üniversitelere gitme noktasında sıkıntılar olmasın. Hem kaliteyi artırdık hem üniversitelerimizi çoğalttık.``
Konuşmaların ardından hayırsever işadamı Osman Durmaz adına yaptırılan Anadolu Öğretmen Lisesi ve 200 kişilik kız yurdunun açılışı yapıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.