SAĞLIK - 23 Mayıs 2023 Salı 10:58

Kene ile mücadelede tedbir, erken tanı ve tedavi önemli

A
A
A
Kene ile mücadelede tedbir, erken tanı ve tedavi önemli

Kene ısırmaları ile birlikte görülmeye başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne (KKKA) karşı uyarılarda bulunan Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mkrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.

Kene ısırmaları ile birlikte görülmeye başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne (KKKA) karşı uyarılarda bulunan Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mkrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader, kene ile mücadelede en etkili yöntemin tedbir, erken tanı ve tedavi olduğunu söyledi.


İlk olarak Kongo’da görülen daha sonra ise Birinci Dünya Savaşı sonlarında da Kırım’da rastlanmasından dolayı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi adını alan kene ısırması sonucu meydana gelen hastalıkla ilgili Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mkrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader açıklamalarda bulundu. Kader, havaların ısınmasıyla keneye bağlı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış yaşanacağını söyledi. Türkiye’de ilk vakaların Kelkit Vadisi’nde görüldüğünü ve hastaların birçoğunun Tokat’tan geldiği için ilk başta “Tokat Hastalığı” adının verildiği Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tanısının Türkiye’de ilk kez 2003 yılından sonra konulduğunu belirten Kader, vakalara en fazla Tokat, Sivas, Yozgat ve Gümüşhane gibi illerde rastlanıldığına değindi.



Çıplak elle keneyi çıkarmayın


Yozgat’ta mutlak tanısı konulmayan ancak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının belirtilerini taşıyan iki vakanın tedavi gördüğünü ifade eden Kader, “Spesifik bir tedavisi olmayan bir hastalık olan Kırım Kongo kanamalı ateşi vakaların yüzde 95’i kurtulabiliyor. Hastaların yüzde 5’i ise tedavisi olmadığı için ölümle sonuçlanarak kaybedilebiliyor. Özellikle erken vakalarda ve destek tedavisi yapılan vakalarda kurtulma şansı var, Bunun için kırsal kesim dönüşlerinde kişilerin kendilerini, vücutlarında kene tutunup tutunmamalarına karşı kontrol etmeleri çok önemli. Vücutlarında herhangi bir kene tutunması fark ettikleri ilk anda öncelikle kendileri keneyi vücutlarından uzaklaştırmaları gerekiyor. Fakat çıplak elle değil, mümkünse bir eldivenle keneyi vücuttan uzaklaştırmalarını öneriyoruz. Eldiven bulunamadığı durumlarda bir bez parçası, bir kağıt veya naylon parçası ile keneye temas etmeden vücuttan kısa sürede uzaklaştırmaları çok önemli. Burada önemli olan en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurup gerekli tetkiklerin yapılması gerekiyor.” dedi.



En ufak belirtide sağlık kuruluşuna başvurun


Kene ile temas eden kişiler de meydana gelen belirtileri de sıralayan Kader, “Bu hastalığın belirtileri ilk olarak herhangi bir gribal enfeksiyon gibi halsizlik, yorgunluk, vücut kırgınlığı, ateş yüksekliği ile başlıyor. Daha sonra tanı konulmadan ilerlerse herhangi bir destek tedavisi olmadan ilerlerse kanamalarla seyredip organ yetmezlikleriyle ölümle sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla kene temas etmiş kişilerin kendi kendilerini 7 ile 10 gün süreyle takip etmeleri gerekiyor. En ufak bir halsizlik, kırgınlık, kas güçsüzlüğü, üşüme, titremeyle yükselen ateş, bulantı, kusma, ishal gibi rahatsızlıkların herhangi birisi olması dahilinde en yakın sağlık kuruluşuna en kısa sürede başvurmaları çok önemli.” şeklinde konuştu.



Kırsalda açık renkli giysiler giyinin


Keneden korunmak için kırsalda korunma yöntemlerini de anlatan Kader, “Keneler daha çok vücuda bacaklarımız ve ellerimiz aracılığıyla ulaştığı için yerle temas eden bacaklarımızı korumak için pantolonların üzerine çoraplarımızı çekmek önemli. Ve açık renkli giyinmek önemli. Uzun kollu gömlek ya da tişört giyiyoruz mümkünse. Ve kırsal alandan, tarladan, bahçeden, çalışmadan evimize döndükten sonra mutlaka tüm vücudumuzu çok dikkatli bir şekilde kontrol etmemiz gerekiyor. Özellikle keneler kasıklar, koltukaltı gibi nemli ve sıcak olan bölgelerimizi daha çok seviyor ve gidip o bölgelerde yerleşebiliyorlar. Ayrıca sırtımız, ensemiz, gözümüzle görmeyeceğimiz vücudumuzun noktalarını da evde bulunan bir aile bireyiyle kontrol ederek mutlaka vücudumuzun her bölgesine bakmamız gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Küslerin barıştığı bayramlaşma halkası geleneği yaşatıldı Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de küslerin barışması ve herkesin birbirine sarılması için her bayram sabahı sürdürülen ‘bayramlaşma halkası’ geleneği bu yıl olumsuz hava koşuları nedeniyle caminin içerisinde oluşturuldu. Tavas’a bağlı Yeni Mahalle’de yılla önce köyün ileri gelenleri tarafından kırgınlıkların unutulması ve küslüklerin sona erdirilmesi için başlatılan ‘Bayramlaşma Halkası’ geleneği bu yılda yaşatıldı. Her yıl Taşbaşı Camisinin avlusunda yaşatılan gelenek, bu yıl soğuk ve yağışlı hava nedeniyle caminin içinde gerçekleştirildi. Caminin dışında bayramlaşmak için halka oluşturan cemaat, 7’den 77’ye tüm erkeklerin katıldığı bayramlaşma zincirini bu sene cami içinde kurdu. Yıllardır devam eden bayramlaşma geleneği sayesinde, herkes birbiriyle tokalaşıp sarıldığı için kimse küs veya kırgın kalmadı. Birlik ve beraberlik için bir fırsat olarak gördükleri geleneği yaşatmaya devam ettiklerini ifade eden Yeni Mahalle eski muhtarlarından Hacı Ahmet Şen, "Mahallemizde yıllardır yaşattığımız bir bayramlaşma halkası geleneğimiz var. Bayram namazını kıldıktan sonra hocalarımız sürekli ikazda bulunur ve caminin avlusunda oluşturduğumuz halkada mahallenin 7’den 77’ye tüm erkekleri hep birlikte bayramlaşırdı. Fakat bu yıl havanın çok soğuk olması nedeniyle bayramlaşma halkamızı camimizin içerisinde oluşturduk. Bu bizim yıllardır hem gelenek göreneğimiz hem de küslerin barışması için bir fırsatımız. Adam aynı safta namaz kılıyor ama küs. Bayramlaşmak için birbirlerine el uzattıklarında, bu sayede barışmalarına vesile olunuyor. Bu gelenek göreneği ayakta tutmak için biz bayramlaşma halkasını oluşturmaya devam ediyoruz" dedi. Bayramların toplumsal dayanışma içi önemli bir fırsat olduğunun altını çizen cam cemaatinden Mehmet İnce ise "Geleneksel olarak her bayramda caminin avlusunda hep birlikte bayramlaşıyoruz. Komşularımız ve cami cemaatimiz bayram sabahı burada buluşuyor. Hiçbir şekilde küskünlüklerin devam etmesini istemiyoruz. Herkes birbiriyle sarılsın, dostluk, kardeşlik ve beraberlik olsun diye bu geleneğimizi sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.