KÜLTÜR SANAT - 12 Temmuz 2024 Cuma 15:20

Antik çağ ekmekleri Yozgat’ta fırına girdi

A
A
A
Antik çağ ekmekleri Yozgat’ta fırına girdi

Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biri olan ve tarih boyu birçok medeniyete ev sahipliği yapan Yozgat’ta, Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce arkeolojik kazılarda bulunan 3 bin 500 yıllık tabletlerden faydalanılarak Hitit, Sümer ve Roma dönemine ait 8 çeşit ekmek üretildi.


Yozgat Bozok Üniversitesi, “Antik Çağ Ekmekleri Yeniden Hayat Buluyor” projesi çerçevesinde 3 bin 500 yıllık Hitit çivi yazılı tabletlerden faydalanarak 8 bin 600 yıl öncesine ait ekmeleri yeniden gün yüzüne çıkardı. Arkeoloji Bölümü tarafından antik çağ döneminde pişirilen ekmeklerin bazılarına yönelik araştırma yapıldı. Hitit çivi yazılı metinlerde bulunan tariflerden yola çıkılarak Konya Çatalhöyük’te bulunan 8 bin 600 yıllık ekmeğin yanı sıra Hitit, Sümer ve Roma dönemine ait 8 ekmek çeşidi üretildi. Yozgat Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Erdoğan danışmanlığında Arkeoloji Bölümü öğrencisi Davut Hatip, bitirme tezi olarak seçtiği antik çağ ekmeklerini uygulamalı olarak hazırladı. Ekmeklerin unları taş değirmende öğütülerek elde edildi. İçinde peynir, bal, incir, bezelye, kuru üzüm, kuru elma, tam buğday unu, ekşi maya ve fındık bulunan ekmeklerin tanıtımı gerçekleştirildi.



“3 bin 500 yıllık Hitit çivi yazılı tabletlerden yola çıktık”


Arkeoloji Bölümü öğrencisi Davut Hatip, ekmek tariflerine 3 bin 500 yıllık Hitit çivi yazılı tabletlerden ulaşıldığını söyleyerek, “Bu tabletlerde ekmeğin tarifi verilmiyor ama içerisine katılan malzemelerden bahsediliyor ve biz bu bilgilerden yola çıkarak bu tarifi oluşturduk. Lisans bitirme tezimde yaptığım araştırmalarda bu ekmeklerin tok tuttuğu, özellikle Roma askerlerinin uzun yollara, savaşa giderken bu ekmekleri tercih ettiği ve onlar için üretildiği belirtilmekte. Ayrıca Hitit askerleri için de bu ekmeklerin besleyici ve sağlıklı olduğu için üretildiğine ulaştık. Şu an 8 çeşit ekmek ürettik. Bunlardan en eskisi 8 bin 600 yıllık Çatalhöyük ekmeğidir. Daha sonra Sümer ekmeği ürettik; bunlar iki çeşit olup, tapınaktaki rahipler tarafından tüketiliyordu. Roma ekmeğini ürettik iki çeşit. Daha sonra da üç çeşit Hitit ekmeğini ürettik. Yıllar sonrasında bu ekmek kültürünün tekrardan gün yüzüne çıkarılması bizi Bozok Üniversitesi olarak gerçekten mutlu etti” dedi.



“Asırlar öncesine ait ekmek kültürünü gün yüzüne çıkardık”


Doç. Dr. Serkan Erdoğan ise, Yozgat’ın tarih öncesinde değişik kültürlere ev sahipliği yaptığını söyleyerek, “Yozgat coğrafyası bilindiği üzere pek çok kültüre ev sahipliği yapmış olan bir coğrafyadır. Bu coğrafyada hüküm sürmüş Hititler ve Romalıların ekmek kültürünü tanıtmak ve bugünü ile olan bağlantılarını ortaya koymak amacıyla bu sunumu gerçekleştirdik. Böylelikle o döneme ait ekmek kültürüne ait lezzetlerin gün yüzüne çıkarılması hedeflendi. Hitit ve Mezopotamya çivi yazılı kaynakları esas alınarak buradaki ekmeklerin önemli bir bölümü üretildi. Bununla beraber tarih öncesine giden Çatalhöyük ekmeğimiz de mevcut. Aynı zamanda Roma dönemine ait bir ekmek çeşidimiz de burada üretilmektedir. Bu çalışma ile asırlar öncesindeki ekmek kültürü gün yüzüne çıkarılmış oldu” şeklinde konuştu.



Antik çağ ekmekleri Yozgat’ta fırına girdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Başkan Çetindağ: "2026 yılında su sıkıntısı yaşanmayacak" Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, karların büyük bölümünün eridiğini ve kalan kısmını da baharda barajları dolduracağını ifade ederek, "Mevcut verilere göre bu yıl su sıkıntısı yaşanmayacak" dedi. İklim değişikliği ve kuraklığın vurduğu barajlardaki doluluk oranları, bu yıl yağışların artmasıyla yeniden gündeme geldi. Özellikle kış aylarında etkili olan kar yağışı ve sonrasında yağan yağmurların, barajları ne ölçüde dolduracağı merak konusu oldu. Bu yıl kent genelinde etkili olan yağışlar, su kaynaklarına da olumlu yansıdı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, kış aylarında yağan karın önemli bir bölümünün erimesiyle birlikte barajlara ciddi miktarda su girişi olduğu belirterek, kalan kar kütlesinin de erimesiyle baraj doluluk oranlarının daha da artmasını beklediğini ifade etti. Çetindağ, bu yıl yağışların oldukça verimli geçtiğini belirterek, "İklim değişikliklerinden dolayı son yıllarda en çok konuşulan konulardan bir tanesi barajların doluluk oranıydı. Barajlarda su bittiği zaman ne olacak diye çok konuşuluyordu. 2026 yılında şu anda aldığımız verilere göre barajlarımızın doluluk oranı yaklaşık yüzde 90 civarında. Baharda karların tamamen erimesiyle birlikte barajlarımızın taşacak seviyeye geleceğini düşünüyoruz" dedi. "2026 yılından su sıkıntı yaşanmayacak" Bu sene yağışların güzel olduğunu söyleyen Hacı Çetindağ, "Şu anda Sivas’taki barajlarda herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah bu sene dolu dolu geçecek. Karların yüzde 60’ı eridi ve yüzde 40’ı duruyor. Bunlarda yine barajlarımıza doğru gelecek. Yani 2026 yılında barajlarımızda su sıkıntısı yaşanmayacak ve bu şu anda öyle görünüyor. Aynı zamanda Kızılırmak üzerindeki kurulan diğer barajların da onların da dolu olduğunu biliyoruz. Çünkü Kızılırmak, bu sene dolu dolu akıyor. 2026 yılında vatandaşımız ve çiftçimiz herhangi bir sıkıntı yaşamayacak inşallah. Bu yağışlar, çok hızlı bir şekilde yağmadı. 11’inci ayda çok güzel yağışlar oldu ve toprak suya doydu. Toprak tamamen suya doyduktan sonra yavaş yavaş kendini dışarıya bırakıyor. Tabii ki bizim barajlarımıza ve göletlerimizde bu şekilde doluyor. Bunun yanında arazilerde sel baskınları yani taşkın su baskınları da oluyor. Şu ana kadar da Sivas’ta da 6 bin dönüm civarında bir su taşkını olduğunu biliyoruz. O suların hiçbir bir damlası dahi devletimiz tarafından boşa gönderilmiyor. Çünkü Kızılırmak üzerine barajlar yapıldı. Bu da ülke ekonomisine hem elektrik hem sulama hem de içme suyu olarak tüm vatandaşımıza geri dönüyor" diye konuştu.
Çanakkale Çanakkale’de 111 yıllık ’Zafer’ coşkusu Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü kutlamaları ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü içeren ’Zafer Haftası’ etkinlikleri başladı. Çimenlik Kalesi içindeki açılış töreninde büyük coşku yaşandı. ’Zafer Haftası’ açılış töreni, Çanakkale’de 111 yıl önce, 8 Mart gecesi boğaza döktüğü mayınlarla Deniz Savaşları’nın gidişatını değiştiren Nusret Mayın Gemisi’nin aslına uygun olarak yapılan TCG Nusret’in bağlı bulunduğu Çimenlik Kalesi’nde yapıldı. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Av. Muharrem Erkek, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanı Yarbay Orhan Öğrenci, askeri erkan, gaziler, şehit aileleri ve öğrenciler katıldı. Şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı eşliğinde, Türk bayrağı göndere çekildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman törende yaptığı konuşmada, "Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü hep beraber idrak ediyoruz. Çanakkale Savaşı hem mahiyeti itibariyle hem de neticeleri itibariyle dünya harp tarihinin çok müstesna örneklerinden bir tanesi oluşturmaktadır. Bu savaşta yenilmez orduların kesin mağlubiyeti, Türk ordusunun da kesin zaferiyle neticelenmiştir. Hem deniz savaşı safhası hem kara savaşı safhası aynı zaferle neticelenmiştir. Bugüne kadar yenilmez olarak görülen orduların ve donanmaların çaresizliğinin sahnelendiği yerdir. Bu bütün dünyaya örnek teşkil etmiş ve bu güçlü orduların, donanmaların yenilebileceğini bütün dünyaya Türk ordusu göstermiştir. Bunu mümkün kılan şüphesiz Mehmetçiğin direnci, kararlılığı, kahramanlığı ve vatan sevgisidir" dedi. Konuşmanın ardından Vali Ömer Toraman tarafından Kıbrıs Gazisi İzzet Küçük’e Milli Mücadele Madalyası’nın tevcihi yapıldı. Kutsal emanetler yola çıktı Daha sonra halk oyunları ve mehter gösterisi sergilendi. Şehitler diyarı Gelibolu Yarımadası’ndan alınan toprak, zaferin kazanıldığı Çanakkale Boğazı’ndan alınan deniz suyu ve rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağından oluşan kutsal emanetler, Vali Ömer Toraman tarafından bu yıl Ankara’ya götürecek olan atletler Hüseyin Ege Arslan ve Şimal Alkan’a teslim edildi. Çimenlik Kalesi’ndeki programın ardından, protokol üyeleri ve katılımcılar, Çanakkale Valiliği önüne kadar ’Halk Yürüyüşü’ gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılanlar, ellerindeki Türk bayrakları ile Zafer coşkusunu yaşadı. Valilik önünde düzenlenen törende ise, atletler, emanetleri Ankara’ya götürmek için 29’uncu ’Zafer Koşusu’na başladı. Kutsal emanetler sırasıyla Balıkesir, Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Ankara illerinin sınırlarından geçirilerek, 18 Mart günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edilecek. Şehitleri Anma Günü ile Çanakkale Deniz Zaferi kutlamaları, hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek.
Bayburt Vali Eldivan: "İstiklal Marşı milli şuurun ve ortak değerlerimizin en önemli sembollerinden biridir" Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık iradesini ve vatan sevgisini nesilden nesile taşıyan en önemli değerlerden biri olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünün milletçe gururla idrak edildiğini belirten Eldivan, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Milli Mücadelemizin ruhunu, milletimizin bağımsızlık azmini ve vatan sevgisini en güçlü şekilde ifade eden İstiklal Marşı’mızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünü milletçe gurur ve derin bir hissiyatla anıyoruz. Aziz milletimizin Kurtuluş Savaşı yıllarında verdiği destansı mücadelenin en güçlü nişanelerinden biri olan İstiklal Marşı, milletimizin imanını, cesaretini ve bağımsızlık uğruna gösterdiği sarsılmaz iradeyi yürekten gelen dizelerle ebediyete taşımıştır. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu ölümsüz eserle tarih boyunca hür yaşamış bir milletin karakterini, vatan sevgisini ve istiklal uğruna ortaya koyduğu büyük fedakârlıkları destansı bir anlatımla milletimizin ortak hafızasına kazımıştır. ’Korkma!’ hitabıyla başlayan bu kutlu marş; milletimizin hiçbir şart altında esareti kabul etmeyeceğinin, bağımsızlık ve istiklalinden asla vazgeçmeyeceğinin en güçlü ifadesi olmuştur. Her mısrasında vatan sevgisini, fedakârlığı, inancı ve millet olma bilincini barındıran İstiklal Marşı, nesilden nesile aktarılan milli şuurun ve ortak değerlerimizin en önemli sembollerinden biridir. Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; ecdadımızın büyük fedakârlıklarla emanet ettiği bu aziz vatanı aynı kararlılık ve inançla korumak, birlik ve beraberliğimizi daima güçlü tutmak ve ay yıldızlı bayrağımızı ilelebet göklerde gururla dalgalandırmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum."