GENEL - 17 Nisan 2020 Cuma 16:45

Kenevir katkılı antibakteriyel sıvı el sabunu üretildi

A
A
A
Kenevir katkılı antibakteriyel sıvı el sabunu üretildi

Yozgat Bozok Üniversitesi, korona virüs (Covid-19) ile mücadele kapsamında kenevir yağı katkılı, cildi koruyup kurumasını engelleyen, cildin esnekliğini artıran ve tırnaklar için faydalı olan cilt dostu antibakteriyel köpük ve sıvı el sabunu üretti.

Yozgat Bozok Üniversitesi, korona virüs (Covid-19) ile mücadele kapsamında kenevir yağı katkılı, cildi koruyup kurumasını engelleyen, cildin esnekliğini artıran ve tırnaklar için faydalı olan cilt dostu antibakteriyel köpük ve sıvı el sabunu üretti.


Endüstriyel kenevir alanında bölgesel kalkınma odaklı ihtisaslaşan Yozgat Bozok Üniversitesi, "YOBÜ" isimli kenevir katkılı Antibakteriyel köpük ve sıvı el sabunu üretti. Fen Edebiyat Fakültesi laboratuvarlarında Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Hazer öncülüğünde üretimi gerçekleştirilen kenevir katkılı antibakteriyel köpük ve sıvı el sabunu, Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, rektör yardımcıları Prof. Dr. Güngör Yılmaz, Prof. Dr. Şenol Akın, üniversite Genel Sekreteri Prof. Dr. Uğur Kölemen’in katılım ile basın mensuplarına tanıtıldı.


Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Hazer, kenevir yağı katkılı köpük ve sıvı el sabununun üretimi hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi.



“2 gün önce üretime başladık”


Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ, kenevir yağı katkılı üretilen köpük ve sıvı el sabununun cilt dostu olduğunu söyleyerek “Özellikle virüs ile mücadele kapsamında ortaya çıkan tablo temizlik maddelerine çok ciddi bir rağbetin oluşması ve son zamanlarda marketlerde temizlik maddelerinin antibakteriyel sabun başta olmak üzere bulunmaması dolayısıyla kimya bölümünün potansiyelini biz harekete geçirmek istedik. İçinde bulunduğumuz bu laboratuvarı üretim tesisini 15 gün içerisinde hazırladık ve iki gün öncede üretime başladık. Amacımız var olan potansiyelin hareket geçmesi, temizlik maddelerine olan rağbetin artması ve ihtiyacın bölgemiz özelinde de zorunlu hale gelmesi dolaysıyla bunu biz harekete geçirmek istedik” dedi.



“Hem köpük hem de sıvı formda sabun ürettik”


Rektör Karadağ sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Şu anda günlük kapasitesi bir tona varabilecek bir üretimin olabileceği antibakteriyel ve aynı zamanda bizim ihtisas alanımız olan kenevir yağının da kullanıldığı ve kenevirin özelliklerinin sabuna taşındığı ve hem köpük formunda hem köpük forumunda hem de sıvı formunda sıvı sabun üretimini gerçekleştirdik. Biz günlük bazda bu kadar büyük ölçekte bir üretim yaparak bölgemiz ve talep olursa şehir dışına Yozgat Bozok üniversitesinin bir ürünü olarak kenevir esaslı kenevir içeren antibakteriyel ve kaliteli nitelikli bir ürün olarak insanımızın kullanımına sunacağız”



“Kozmetik ile ilgili kenevir esaslı bütün ürünler yapılabilecek”


Sadece sabun değil tüm temizlik malzemelerini yapmaya da hazır olduklarını anlatan Rektör Karadağ, “Burada sadece sıvı sabun değil temizlik malzemeleri ile ilgili aklınıza gelebilecek kenevir esaslı ürünleri yapmaya hazırız. Sıvı sabun ilki krem yapımından tutun cilt ve kozmetik ile ilgili kenevir esaslı bütün ürünlerin yapılabileceği bir süreci kastediyorum. Bunu da önümüzdeki aylarda yeni ürünlerle kenevirin ekonomiye kazandırılması temelinde kozmetik alanında da iddialı olduğumuzu ihtisas üniversitesi olarak göstermiş olacağız. Antibakteriyel sabuna kenevir yağını eklememizin sebebi tırnak bakımından cilt tahrişlerini önlemeye kadar artı özellik katıyor. Sıvı sabunlar bazen cildi tahriş edebiliyor. Bizim sabunumuzda bu özellik yok ve tam tersi cildi koruyan ve cilde yararı olan bir sabundan bahsediyoruz. Ürünümüz doğal bir esasa kattık ve insanlarımızın ellerini yıkadıktan sonra ellerine hoş koku bırakacak tropikal meyve dediğimiz bir esans kattık. Daha doğal ve insan sağlığını ön plana çıkaran bir ürün yapmaya çalıştık” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.